Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.539.577

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Geçim Darlığı Çekiyorsan Istigfâra Devam Etmelisin

Karamânî İshak Çelebi Osmanlı alimlerindendir. O zamanki Karaman iline bağlı Aksaray'da doğdu. İlk tahsîlini Aksaray'da yaptı. Konya'ya giderek, Kâdızâde, Molla Muslihuddîn Kastalânî ve Kestelli gibi zâtlardan ilim öğrendi. Tasavvufta Halvetiyye yolu büyüklerinden Molla Yahyâ Şirvânî'nin halîfelerinden Habîb Ömer-i Karamânî'ye bağlandı. İcâzet aldıktan sona İstanbul'a geldi. Pîrî Mehmed Paşa Dergâhında talebe yetiştirmekle meşgûl oldu. 1526 (H.933) senesinde vazîfe yaptığı İstanbul'da Koruklu Dergâhında vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Diş Kirasi Rekoru

Eski Ramazan iftarlarının bize mahsus güzel âdetlerinden biri de "diş kirası"dır. Misafirler, hane sahibine veda ederken bir miktar para veya hediye verilerek uğurlanırlar. Diş kirası denilen bu hediyenin zarif gerekçesi, ağzınızı iftar sahibinin damak zevkine kiralamış olmanızdır. Tabii işin doğrusu, Ramazan ayının cömertlik ve hayır duygularını şahlandırması dır.Sultan Abdülaziz'in sadrazamlarından Yusuf Kamil Paşa, cömertliği ile ünlüydü. 1868 yılı Ramazan ayının 8. gününe rastlayan 3 Ocak günü, bugün Edebiyat ve Fen fakültelerinin bulunduğu yerdeki konağında verdiği iftar yemeğine, Sultan Abdülaziz teşrif ettiler. Sadece kuş sütünün eksik olduğu ziyafetten sonra, diş kirası olarak, altın bir tepsiye tepeleme yığılmış kağıt tomarları padişaha takdim olundu. Bunlar, Kamil Paşanın sahip olduğu bütün mam ve emlakin senet ve tapularıydı. Ancak bu diş kirası tekliften öteye geçmedi. Çünkü Sultan Abdülaziz, "Bunlar makbulüm oldu. Yine size veriyorum. Her hali niz ve ef'âl ü akvaliniz mahzuziyetimi mucib olmaktadır" sözleriyle tepsiyi ve içindekileri iade etti.

Vehbi Tülek

Yarasina Bir Avuç Ot Tikamişti

Vehbi Tülek

Minare Eğri Mi?

Vehbi Tülek

37 - Sultanhisar Torpidobotunun Zaferi

Vehbi Tülek

18 Mart 1915 Perşembe günü sayısız İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan muazzam bir armada, bütün gayretlerine rağmen Çanakkale boğazını geçememiş, Türk'ün azmi karşısında boyun eğmek zorunda kalmıştı. Bu kesin yenilgiye rağmen İngiliz amirali Robek, hâlâ ümidini kesmemişti. -Çanakkale'yi geçebiliriz! Diyordu. Batan ve hasara uğrayan gemilerin yerine başka zırhlılar koyarak talihini bir kez daha denemek istiyordu. Fakat Akdeniz kuvvetleri kumandanlığına atanan General Hamilton böyle düşünmüyordu. O, "Yeni bir maceraya gerek yok" diyordu. 18 Mart savaşını Featon harp gemisinden, yerinde takibetmiş ve o müthiş manzarayı yerinde görmüştü. Hamilton'a göre, donanmanın geçişini sağlamak için karaya asker çıkarılması mecburi idi. Londra deniz meclisi, onun bu planını tasdik etti.

Sultanim Özür Dileriz

Vehbi Tülek

Belgraddan Bağdada

Vehbi Tülek

Hediye Baston

Vehbi Tülek

Yakişani Yapmak

Vehbi Tülek

Osmanli Paşasinin Siyaseti

Vehbi Tülek

Bu Ecel Teridir

Vehbi Tülek

Şeyh EdebÂli’nin Vasiyeti

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İbadeti Terk Edenin Vay Hâline

Mehmed Efendizade Hamid Efendi Osmanlı Devleti'nin onbeşinci şeyhülislâmıdır. Konya'da 900 (m. 1494) senesinde doğdu. 995 (m. 1587) senesinde İstanbul'da vefât etti. Hâmid Efendi'nin, "Fetâvâ-i Hâmidiyye" adında dört cildlik bir eseri vardır. Bu eseri, senelerce medreselerde okunmuştur. Bu eserinde buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

kâ­dıl-­kudât ­ibn­-i Hâ­restânî

Vehbi Tülek

Asıl adı "Ab­düs­sa­med" olan İbn-i Hâ­res­tâ­ni'nin ba­ba­sı, Hâ­res­tâ'dan Şam'a ge­lip, Bâb-ı Tû­mâ'da­ki evi­ne yer­leş­miş ve Mes­cid-i Zey­ne­bi'de imâm­lık yap­mış­tı. Şam'da, Irak'ta, İs­fe­han'da ve Ho­ra­san'da bir­çok âlim­den ilim tah­sil et­ti. Bu âlim­ler­den bir­ço­ğu ken­di­si­ne icâ­zet ver­di­ler. Şam'da Kâ­dı'l-ku­dât (Tem­yiz mah­ke­me­si rei­si) ola­rak gö­rev yap­tı...

silsile-i Aliyyeden Abdullah-ı Dehlevî

Vehbi Tülek

koca Karınlı Müşrik Ubeyde Bin Saîd

Vehbi Tülek

Zübeyr bin Avvam hazretleri, Peygamber efendimizin halası olan Hazret-i Safiyye'nin oğludur. Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. İmân ettiği vakit, amcası çok kızmıştı. Dinden dönmesi için, kendisini ateşe sokup çıkartıyordu. Amcasının, "Daha fazla inat etme, atalarının dinine dön" teklifine karşı diyordu ki:
-Aslâ küfre dönmem! Allah birdir. Fayda veya zararı olmayan putlara tapmam. Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah.
Böylece, yapılan bütün işkencelere büyük bir sabır ve metânet gösteriyordu...

Mehmed Sami Efendi

Vehbi Tülek

Ali Havvâs'ın Huysuz Hanımı

Vehbi Tülek

Eshâbıma Dil Uzatanlara Hiç Şefaat Etmem!

Vehbi Tülek

Alkame Bin Vakkas Utvârî

Vehbi Tülek

Âtıfzâde Hüsâmeddîn Efendi

Vehbi Tülek

İbn-i Batuta

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi'nin talebesi olan Mahmûd Kefevi hocasının şu kerâmetini anlattı:"Gemiye binip İstanbul'a gitmek üzere yola çıktık. Ben o zaman gençtim ve bu benim ilk yolculuğumdu. Hoş bir rüzgârla dört gün gittik. Sonra şiddetli bir rüzgârla deniz kabardı. Dalgalar her taraftan vurmaya başladı. Gemide bulunanlar korku, dehşet ve ümitsizlik içinde bâzı mal ve eşyâlarını denize attılar. Bu ızdırap ve sıkıntı bana da ümitsizlik vermeye başladı. Hocam Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi, geminin alt katında sâkin ve telaşsız bir halde oturuyor du. Dalgaların şiddetli vuruşları gemide bulunanların ve benim korkumu iyice arttırdı. Hocam bana bakıp; "Korkma! Allahü teâlâ bizi kurtaracak ve biz Erikli Kasabasının doğu tarafındaki Hacı Baba Dergâhında kuşluk vakti oturup süt içeceğiz ve incir yiyeceğiz." buyurdu. Gemici lerin hesâbına göre seksen mil yolumuz kalmıştı. Ebû Bekr Kefevi hazretleri sükûn ve vekar içinde tatlı ve güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başladı. Biz rahatladık ve korkumuz kalma dı. Halbuki dalgaların vuruşları hâlâ devâm ediyordu. Nihâyet Allahü teâlâ bizi, hocam Ebû Bekr Kefevi hazretlerinin duâsı bereketiyle kurtardı. Gecenin sabahında Erikli sâhiline çıkıp doğruca Hacı Baba Dergâhına ziyârete gitti. Biz de onu tâkib ettik. Hep birlikte oturduk. Hocamız Kur'ân-ı kerim okuyor biz de dinliyorduk. O sırada dergâhın çevresinden bir kadın iki elinde birer çanak ile çıkageldi. Kapları önümüze bıraktı. Biri süt, diğeri incirle doluydu. Şeyh Ebû Bekr Kefevi tebessüm ederek bize baktı ve; "Bismillah ile yiyiniz!" buyurdu. Biz besmele ile yedik. Hocamın bu kerâmetine şâhid olduğumuz zaman, 1542 (H.949) senesiydi."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Minareden Okunan Şiir

Delik Kova

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Adalet Ve Tevazu

Vehbi Tülek