Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.292.334
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
Mâlum, Sultan Abdülhamid Hân, hal'inden sonra Selânik'teki Alâtini Köşkü'ne hapsedildi. Birgün Alâtini Köşkü muhafız kumandanı kolağası Rasim Celaleddin Bey, Sultan Abdülhamid Hân'la konuşmak için izin isteyip huzûruna geldi dedi ki:-Zât-ı hümâyûnunuzu rahatsız ettim. Beni mâzur görünüz; dört düvelle harp hâlindeyiz.Sultan hayretle sordu:-Dört düvelle mi?.. Kim bunlar Rasim Bey? Allah Ordu-yı Hümayun'a nusret, kuvvet versin, inşâallah zafer bizimdir.Rasim Bey ağlayarak konuştu:-Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ ve Sırbistan'la hâkanım ve maalesef yenilmek üzereyiz.-Dört düvel birleşir de haberimiz olmaz mı Rasim Bey? Bu nasıl bir gaflettir! Bu devletler birleşemezler ki!.. Aralarında kilise kavgası var... Yıllar yılı süren Makedonya boğuşmasını hatırlamıyor musunuz?..
1432 yılında Anadolu'yu ve bu arada Bursa'yı ziyaret eden Fransız seyyah Bertrandon da la Broquier hatıralarında şunları nakleder: "Bursa'da ipekten güzel kumaşlar yapılır. İpek Venedik ve Lucca'ya götürülür ve oralarda güzel kadife yapılır. Çok faal bir grup olan Floransalı tüccarlar, Bursa'yı ihmal etmediler ve zengin ürünlerin ticaretini yaptılar. Sürekli bir şekilde devlet merkezi ile yazıştıkları ve haklarının korunması için istekte bulunduklarından, malzeme çoğalmaktadır: Özellikle de 1484 ile 1488 yıllarında bunların Bursa'da kaleme aldıkları hesap defterlerinin incelenmesi sayesinde, ipek ticaretinin ne kadar etkili olduğu anlaşılıyor. Bursa şehrinde bulunan Floransalı tüccarlar veya onların temsilcileri, çoğu hallerde doğrudan Türk tüccar meslekdaşları ile temas halinde idiler ve iki devlet arasında yapılan ithalat ve ihracat sürekli bir şekilde artıyordu. Bu tüccar ailelerden birisine mensup Bartolomeo di Piero di Simone adlı biri, 30.6.1484 günü Bursa'ya geldi ve dört yıl süre ile mallarını sattı. Bu zatın tuttuğu hesap defteri Floransalı tüccarların faaliyetlerini ve bu arada ipek satışını belgelemektedir.
Çelebi Sultan hazretleri Anadolu'yu aydınlatan meşhûr velilerdendir. Isparta-Eğirdir'de doğdu. 1494 (H.900) de orada vefat etti. Seyyid olup, babası Piri Halife Sultan, İran'ın Hoy şehrinden, hocası Şeyhülislâm Berdei hazretleriyle birlikte Eğirdir'e geldi. Şeyhülislâm Berdei'nin kızıyla evlendi ve bu evlilikten Çelebi Sultan doğmuştur. Pekçok kerâmeti ve menkıbeleri olup biri şöyledir:
Ziyâüddin el-Mülessem hazretleri evliyânın meşhurlarındandır. Mısır'da Said şehrinde doğdu. 1274 (H.672) senesinde Kûs şehrinde vefât etti. Buyurdu ki:
Mevlânâ Abdurrahmân Câmi henüz beş yaşında iken Muhammed Pârisâ hazretlerinin huzûruna götürülüp, teveccühe kavuştu... Kısa zamanda akli ve nakli ilimleri öğrendi. Hattâ, Herat'ta meşhûr beş âlimden birisi oldu. O öyle bir zat idi ki, sohbetinde bulunanlar, gam ve kederlerini unuturlar, neşe ve ferahlık duyarlardı. Sultanlara, vezirlere, vâlilere ve devlet büyüklerine yazdığı mektuplarda; onlara dâimâ iyiliği, hayrı, adâleti, halka şefkatle muâmeleyi tavsiye ederdi.
Hindistan'da Timûroğulları devletinin kurucusu olan Bâbûr Şah, Molla Câmi hakkında; "Onun övülmeye ihtiyâcı yoktur. Ancak adını anmak, bizim için kurtuluş vesilesidir" derdi.
Bir zamanlar bir grup alim ve şair, "Encümen-i Bizebân" (Suskunlar cemiyeti-kulübü) adıyla bir cemiyet kurmuşlardı. Üye sayısı otuz kişiydi ve bunu arttırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek, çok yazmak ve çok az konuşmaktı. Molla Cami hazretleri de gençliğinde, bu cemiyete girmek istiyordu. Günün birinde cemiyetin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday olmak için cemiyete geldi. Kendisini karşılayan kapıcıya bir şey söylemeden, ismini bir kağıda yazarak o sırada toplantı halinde bulunan ulema heyetine gönderdi.