Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.028
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Çanakkale Harbi sırasında Karagah-ı Umumi Muhafız Piyade Bölüğü Kumandanı Mülazım-ı Evvel Ruhi Bey, Mehmetçiğin ağzından şu hatırayı kaydeder: Bizim mıntıka kumandanı Süvari Kaymakamı Mahmut Bey tayyarelere pek kızar efendim. Daima ateş ettirir onlara; katiyyen üzerimize sokmaz onun zaten tabiatı böyledir. Bir tayyare geldi miydi,haydi ütün bataryaya ateş ettirir.Evet efendim; tayyare düştü. Hava hafif sisli olduğu için tabii gemiler bu sükutu (düşüşü) görmüyorlardı. Tayyareciler kendilerini denize attılar. Kendi gemilerini istikametine yüzmeye başladı. Bunu gören bataryamız düşmanın kendi gemilerine iltihak etmemesi için efendim, ateş etti ki tayyareciler geriye dönsünler. O vakit gemilerde tayyarenin burada düştüğünü anladılar. Onlar da ateş açtılar. Tayyare tahrip edildi. O vakit de bizim hiç olmazsa bir esire fevkalade ihtiyacımız vardı. Çünkü düşmanın o dakikadaki vaziyetini anlamak istiyorduk. Zira düşman Anafartalar'dan çektiği askeri Seddülbahir'e ihraç yapmak istiyor gibi göstertiyor du. Yani açıkçası bunu blöf olarak yapıyordu.
Ermeni olaylarının cereyanı sırasında Sultan İkinci Abdülhamid'e şiddetle muarız olan ve hükûmetine yazdığı raporla İngiltere hariciye nazırı (dışişleri bakanı) Lord Salzbury'nin Türkiye aleyhinde icra ettiği teşebbüslerin ve nihayet parlâmentoda söylediği şiddetli nutkun âmillerinden bulunan İstanbul'daki İngiliz elçisi Sir Flip Küri'nin teşebbüsü neticesiz kalınca İstanbul'dan gönderilecekti... Vedânâmesini takdim için hariciye nezaretine tevdi ettiği huzura naliyet istidası padişah tarafından bilhassa uzatıldıktan ve binaenaleyh sefir epeyce kızdırıldıktan sonra nihayet huzura kabul olundu.
Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri evliyanın meşhurlarındandır. 1200 (H.596)'de Fas'ta doğdu. Burada küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Sonra Hicaz’a gitti. Mübarek yerlerde bir müddet kaldıktan sonra Mısır'ın Tanta şehrinde yerleşti. 1276 (H.675) senesinde orada vefat etti. Ahmed-i Bedevî hazretleri talebesine şöyle vasiyette bulundu:
Tâcüddin Zeyd bin Hasen hazretleri hadis, kırâat ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. 520 (m. 1126) yılında Bağdad'da doğdu. 613 (m. 1217) yılında Şam'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Sirâcüddîn Şârmesâhî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimidir. 589 (m. 1193) senesinde Mısır’da Şârmesah köyünde doğdu. Kahire’de ilim tahsili yaptıktan sonra Mâlikî mezhebi âlimlerinden bazıları ve ailesi ile birlikte Bağdad’a gitti. Oradaki âlimlerle görüştü. Halîfe el-Mustansır, onu hürmet ve saygı ile karşıladı. Mustansıriyye Medresesi’nde Mâlikî mezhebi fıkhını öğretti. Uzun zaman bu vazîfede kaldı. Sonra memleketine döndü 669 (m. 1271) senesinde Şârmesah’ta vefât etti. Birçok eser yazdı. Bunlardan “El-Fevâidü fil-fıkh” kitabında şöyle nakleder:
İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar. Bunların arasında zayıf bir bülbül vardı. "Madem elimden birşey gelmiyor, öyleyse ben de İbrahim aleyhisselam ile beraber yanayım" diye kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki: