Memleketin Manevi Destekçileri Onlardır
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.323.076
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
Osmanlı Devletinde en büyük yenileşme hareketlerini yapan Sultan II. Mahmud, bütün bu icraatları için Şeyhülislam Mehmed Tahir Efendi'den fetvalar almıştı. Bilhassa Yeniçeri ocağının kaldırılması için verdiği fetvaya çok memnun olan padişah, ona çok kıymetli bir elmas yüzük hediye etmişti.
Yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra kurulan Nizam-ı Cedid ordusunun kıyafetleri de Avrupa'dan örnek alınmıştı. Bilhassa Yeniçeri kavuğu yerine miğfer giyilmesi gerekiyordu. Bunun için de yine Şeyhülislam'ın fetvası gerekliydi. Mehmed Tahir Efendi saraya davet etdildi. Padişah, Şeyhülisamı, yüzü güneşe karşı gelecek şekilde oturttu. İkindi güneşi, Tahir Efendi'nin tam gözüne geliyor ve onu fazlasıyla rahatsız ediyordu. Bu yüzden devamlı olarak eliyle güneşe karşı gölgelik yapmaya çalışıyordu. İşte istediği fetvayı almak isteyen padişah o esnada sordu:-Efendi Hazretleri, görüyorum ki güneşe dayanamadınız, ya benim askerlerim, kafirlerle güneşe karşı nasıl harbederler, diye sorunca Şeyhülislam:-O halde kavuk yerine miğfer giyilebilir, şeklinde padişahın istediği fetvayı verdi.Büyük İslâm âlimi Mevlânâ Şemseddin Fenâri'nin ömrünün sonlarına doğru gözlerine perde geldi. Göremez oldu. Sultanın veziri olan Hacı İvâz Paşa bir konuda Molla Fenâri'ye kızmıştı. Gözleri görmez olunca, laf olsun diye; "Dilerim ki, o âmâ ihtiyârın namazını ben kıldırayım." demişti. Bu söz Molla Fenâri'nin kulağına ulaşınca; "Ol kimse câhildir. Cenâze namazını kıldırmayı beceremez. Cenâb-ı Hakk'ın kapısından ümidim şudur ki, bana hemen şifâ buyurup, onu âmâ eyleye ve ben onun namazını edâ edeyim." dedi.
Muhammed bin Ahmed Basri hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Basra'da doğdu. 909 (H.297) senesinde orada vefât etti. Sehl bin Abdullah-ı Tüsteri'nin hizmetinde ve sohbetinde bulundu. Tasavvuf yolunda ilerleyip yüksek mânevi derecelere kavuştu. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Mahmûd Halveti rahmetullahi aleyh, evliyânın büyüklerindendir. Horasan'da, İsferâin'de doğdu. 1195 (m. 1781)'de Mısır'da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Seyyid Muhammed Arizi, Ebü'l-Vefâ hazretlerinin babası olup, zamânının büyük velilerinden idi. Yaşadığı beldenin hâkimi, seyyidlere çok eziyet vermeye başlayınca, orayı terk ederek Beni-Nercis kabilesinin yaşadığı köye yerleşti. Bu kabilede yaşayanlar, dini yönden çok zayıf idiler. Seyyid Muhammed Arizi, akşam, yatsı ve sabah ezânlarını okuyarak, namaz kıldı. Ezân sesini duyan oradaki halkın, cenâb-ı Hakk'ın izniyle, kalbleri yumuşadı ve hepsi namaz kılmaya başladı. Oranın halkı Seyyid Muhammed Arizi hazretlerini göndermeyerek, beldelerinde yerleşmesini sağladılar.
Vaktiyle, Horasan'da Seyyidlerden biri ölür ve geride Seyyide bir hanımı ile birkaç kız çocuğu kalır. Bir müddet sonra iyice fakir duruma düşerler, bu yüzden çevrenin hakaretlerine maruz kalmamak için yurtlarından göçerler. Yolda bakımsız bir mescide sığınırlar. Dul hanım, çocuklarını burada bırakıp yiyecek bir şey bulmaya çıkar. Şehirde dindarlığı ile tanınan bir zengine gider. Durumunu anlatır, fakat adam "Seyyid olduğunuzu nereden bilelim, elinizde delil var mı?" diyerek kadını eli boş çevirir.