Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.586.774
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Sultan Bayezid, şehzadeliği sırasında ava olan merakından dolayı cins tazılar besletirmiş. Maiyetinde bulunan sipahilerden birisi, şehzadenin gözüne girmek için cins bir tazı alır. Fakat ne talim yaptırdıysa, ne kadar uğraşdıysa nafile. Sipahinin tazısı bir türlü Şehzade Bayezid'in tazılarının hızına ve çevikliğine ulaşamaz.
Sultan Dördüncü Ahmed Han, Osman Fadli Efendiyi çok severdi. Zaman zaman saraya dâvet eder, vâz ve nasihatlerinden istifâde ederdi. Sultan bilemediği takıldığı mevzuları ona sorar, istişâre ederdi. Hattâ Ramazân-ı şerifte, iftarda Seyyid Osman Fadli'nın önünden artan yemeklerinden bereketlenmek için ister, iftârını onunla yapardı.Bir zaman İstanbul'da isyân oldu. Zorbalar her tarafı darma-dağın edip yağmaladılar. Seyyid Osman Fadlı, hiç çekinmeden talebeleri ile birlikte zorbaları yakalayarak adâlete teslim etti. Böylece din ve devlete büyük hizmetlerde bulundu. Sultan İkinci Süleymân pâdişâh olunca, büyük bir kargaşa oldu. Seyyid Osman bu kargaşalığın ortadan kalkması için duâ etti. Bu duâ bereketi ile Allahü teâlâ belâyı kaldırdı. Sadreddin-i Konevi hazretlerinden sonra, devlet işlerini düzeltme husûsunda en çok şöhret sâhibi Seyyid Osmân oldu.
Ebû Muhammed bin Abdullah, Tâbiînin büyüklerindendir. Soyu, Peygamber efendimizin dedesine ulaşır. 660 (H.40) senesinde Hazret-i Ali'nin şehîd edilmesinden az önce doğdu. 736 (H.118) senesinde Suriye hac yolu üzerindeki Humeyme şehrinde vefât etti. Babasından, Ebû Hüreyre, Abdullah ibni Ömer ve Ebû Saîd-i Hudrî'den hadîs-i şerîf rivâyet etti. Kendisinden de oğulları Muhammed, Îsâ, Abdüssamed, Süleymân, Dâvûd, Sa'd bin İbrâhim, Zührî, Habîb bin Ebû Sâbit, Abdullah bin Tâvus ve başkaları hadîs-i şerîf rivâyetinde bulundular. Peygamber efendimizin şu hadîs-i şerîflerini bildirdi:
Câbir bin Abdullah "radıyallahü anh" Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir. 601 senesinde (Hicretten 21 sene önce) Medine'de doğdu. 693 (H. 74) senesinde yine aynı yerde vefât etti... Tefsir ve fıkıh ilminde Eshâb-ı kirâmın önde gelenlerinden olan Câbir bin Abdullah hazretleri, Peygamber "sallallahü aleyhi ve sellem" efendimizin sağlığındayken sorulan bâzı suâllere cevap verip, müftilik yaptığı gibi, Peygamber efendimizin vefâtından sonra, Ondan öğrendiği ilmi dört bir yandan gelenlere öğretmeye çalıştı...
Ömrünün sonuna doğru Yezid'in kumandasındaki orduda İstanbul Muhâsarasına katıldığı bu sırada 693 (H.74)'te şehid olup, Kocamustafapaşada bulunduğu sanılmakta ise de, kaynak kitaplarda onun aynı senede Medine-i münevverede vefât ettiği bildirilmektedir...
Mutarrif bin Abdullah hazretleri Tabiînden hadîs ve fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. Babasından, hazret-i Osman, Ali, Ubey bin Ka’b, Ebû Zerr, İmrân bin Hüseyin, Ümmül müminin Âişe, Abdullah bin Mugaffel ve Muâviye (radıyallahü anhüm) ve Eshâb-ı kirâmdan birçok zâttan hadîs-i şerîf rivâyet etti. 713 (H.95) yılında Basra’da vefât etti.
Mesnevi'de şöyle bir hikaye nakledilir:Musa aleyhisselam yolda bir çoban gördü. Çoban şöyle dua ediyordu:"Ey kerem sahibi Allah! Nerdesin ki sana kul, kurban olayım! Çarığını dikeyim, saçını tarayayım! Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Ulu Allah, sana süt ikram edeyim. Elini öpeyim, ayağını ovayım." O çoban bu çeşit saçma sapan şeyler söyleyip duruyordu. Musa aleyhisselam;
"Kiminle konuşuyorsun?" diye sordu. Çoban;
"Bizi Yaradanla, bu yeri, göğü yaradanla," diye cevap verince, Musa a leyhisselam dedi ki: