Günahtan Sakınan Cesur, Hâinler Ise Korkak Olur!
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.445.447
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
Sultan II. Murad, Balkanlarda uzun yıllar devam eden muharebelerden sonra Macaristan ile Segedin anlaşmasını imzaladı. Şimdi Devlet-i Âl-i Osmaniyye rahattı. Çok yorulmuştu. Köşesine çekilip kalan ömrünü ibadetle geçirmek istiyordu ve saltanatı, 14 yaşındaki oğlu Mehmed'e bırakmayı düşünüyordu. Vezirlerini toplayıp:-Oğlumuz Mehemmed Han-ı Sâni devlete büyük hizmetler ifa edecektir. Allah padişahlığını mübarek eylesin.Diyerek saltanatı ona devrettiğini ilan etti. Osmanlı tahtındaki bu değişikliği haber alan Macarlar, Papa'nın Macaristan vekili Julyen Sezarini'nin "Hristiyan olmayanlara verilen sözü tutmak mecburiyeti yoktur" fetvasıyla, İncil'e el basarak yaptıkları Segedin anlaşması tanımadıklarını söylediler ve Osmanlı Devletine karşı savaş hazırlılarına başladılar.
Osmanlı Devleti zamanında, İstanbul Okmeydanı, birçok ünlü atıcılar görmüştür. Bunların en namlılarından biri de Tozkoparan İskender'dir. O sıra İran'dan Bahtiyar adını taşıyan bir pehlivan gelip, hükümdarın yanında sert yaylar çekmiş, birçok aynalar (metal levha) vurmuş ve büyük hünerler göstermiş. Hükümdar; "Bizde buna gâlip olan kimse yok mudur?" deyince,"Pâdişahım bir nice gün izin verin tedârik olunur." demişler. Atıcıların ileri gelenleri bir yere toplanıp görüşmüşler ve şu tedâriki görmüşler: Birkaç kantar ağırlığındaki bir top taşına demirden bir halka yapıp Bab-ı Hümayun'dan içerideki meydana koymuşlar ve; "Her kim bu taşı kaldırırsa, çok büyük ihsan vardır!" diye etrafa haber yaymışlar. Bileğine güvenen herkes o demir halkaya yapışıp ancak yerden iki parmak kadar kaldırabilmiş. Ziyade kaldırabilen ancak bir karışı bulabilirmiş.
Alvan Hamevî hazretleri evliyânın büyüklerinden olup ismi, Ali bin Atiyye’dir. 1468 (H.873) senesinde doğdu. Büyük âlimlerden ilim tahsil ettikten sonra Hama şehrinde vâizlik yaptı. Şâfiî mezhebinden ve Şâziliyye tarîkatındandır. 1530 (H.936) senesi Hama'da vefât etti. Bir vaazında şöyle buyurdu:
İbrâhim Beycûri hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 750 (m. 1349) senesinde Mısır'da doğdu. 825 (m. 1422) senesinde vefât etti. Vefatına yakın günlerde bir dersinde, "Kaza ve Kader" hakkında şunları anlattı:
İbrâhim Sıdkı Efendi, Kıbrıs velilerindendir. On dokuzuncu asırda yaşadı. Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Tahsil için Anadolu'ya gelip zamânın âlimlerinden ilim öğrenen İbrâhim Efendi, tahsilini tamamladıktan sonra Kıbrıs'a döndü. İslâmiyetin Kıbrıs topraklarında yayılması için çok gayret gösterdi. Cömert, güler yüzlü, mütevâzı bir zâttı. Çok talebe yetiştirdi. İbrâhim Sıdkı Efendi, Kıbrıs Baf kasabasındaki câminin bahçesinde medfundur.
İbrâhim Sıdkı Efendi, vefâtından bir müddet evvel buyurdu ki:
Padişahlardan birine değerli bir gül fidanı hediye edilir. O da bunu bahçıvanına verip bahçeye dikmesini, gül açılınca da kendisine haber vermesini ister. Aylar sonra nihayet gül açılır. Fakat gayet iri ve son derece güzel bir gül. Bah çıvan onu hayranlıkla seyrederken, bir bülbül gelip gül fidanına konar ve başlar ötmeye. Bahçıvan önce onu kıvmak ister, fakat bülbülün yanık yanık ötüşü onu etkilemiştir. Sonunda bahçıvan, padişahı çağırmak için yerinden kalkınca, bülbül ürker ve gülü paramparça eder. Buna çok üzülen bahçıvan, korkarak padişaha durumu haber verir. Fakat padişah:-Üzülme, der, bu dünya etme bulma dünmyası, ona da kalmaz.Bahçıvan padişahın bu sözü ile rahatlamıştır. Bir zaman sonra bahçıvan, biryılanın o bülbülü yuttuğunu görür ve padişaha gelerek:-Keramet gösterdiin efendimiz, dünya o bülbüle de kalmadı.-Merak etme, o yılana da kalmaz.