Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.604.035
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Yavuz Sultan Selim, her meseleyi, akıllı ve olgun veziri Piri Mehmet Paşa ile istişare eder, onun bilgi ve görüşlerinden istifade ederdi. Bir gün sohbette, kendisine şu soruyu sordu:-Piri Lalam! Allahü Teâlânın emri, Resûl-i Ekrem efendimizin mucizesiyle Mısır'ı fetheyledik. Hâdim-ül Haremeyn olmakla şereflendik. Gittiğimiz yerlerde fetihler müyesser oldu. Emrimize muhalefet edecek kimse kalmadı. Bu halde devletimizin zevali ihtimali var mıdır?Piri Mehmet Paşa'nın, sanki çağlar ötesini görüyormuşçasına verdiği cevap şöyleydi:-Dedelerimizin koydukları kanun ve kaideler yürürlükte kalıp tatbiki devam ettikçe, bu devletin zevali, yıkılması mümkün değildir. Ama evlatlarınızın hilafetleri zamanında, akılsız vezirler tayin edilir, rüşvet kapıları açılıp rütbe ve makamlar ehli olmayanlara verilir ve devlet işlerinde kadınların hükmü yürürse, o zaman bu devlette karışıklık ve düzensizlik hüküm sürer.
Sehi Bey'in Heşt Behiş'te naklettiğine göre, devrin meşhur mütefekkir ve müderrislerin den Molla Lutfi Efendi ile Sultan Fâtih hazretleri arasında şöyle bir hâdise cereyan eder:Fâtih Sultan Mehmed Hân'ın hâfız-ı kütüb'ü, yani kütüphânecisi olan Molla Lutfi, pâdişahla sohbetlerde bulunur, hatta işi şakalaşmaya kadar vardırırmış. Bir gün Sultan Mehmed Hân kütüphâneden bir kitap istemiş. İstediği kitap yüksekte olduğu için Molla Lutfi'nin eli yetişmemiş. O sırada yerde duran bir mermer parçasının üstüne basarak kitaba uzanmak isteyen Molla Lutfi'ye Hz. Fâtih, " Hele neyledin? Ol taş, Îsâ aleyhisselâmın üzerinde doğduğu taştır! diyerek mâni olmuş. Neyse bir şekilde kitabına kavuşan Sultan, tetebbua dalmışken, Molla Lutfi'nin aklına muzipçe bir mukabelede bulunmak fikri gelmiş. Kitapların üstüne örtülmüş ve güvelerin delik-deşik ettiği bir bez parçasını, büyük bir edep ve saygı ile eğilerek alıp, Sultân'ın dizinin üzerine, i'zaz ve ikrâm üslûbunda koymuş... Tabii pâdişâhın aksülameli (reaksiyonu) gecikmemiş. Bu kirli necis bezi neden üzerine koyduğunu sormuş hiddetle. Molla Lutfi'nin cevabı şöyle olmuş:
Abdülcebbâr Mâzenderâni hazretleri fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. İran'ın Mâzenderân bölgesinde doğdu. 500 (m. 1107) senesinde Mâzenderân'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Vassâfzâde Esad Efendi 108. Osmanlı şeyhülislâmıdır. 1119'da (m. 1707) İstanbul'da doğdu. Tahsilini tamamlayarak müderris, sonra Galata Kadısı oldu. Anadolu, sonra Rumeli Kadıaskerliğine getirildi, nihayet şeyhülislâm oldu. Yaşlılığı ve hastalığı sebebiyle 1192 (m. 1778)de görevden alındı ve o sene vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Ramazan... Cuma günü... Cuma vakti... Cami... Cemaat tek tük camiye girmekte. İmam kürsüde... Girenlerin arasında... O... Hızır... Hızır aleyhisselam da genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor... Hızır'ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta. Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha uyuyacak. Hızır aleyhisselam adamı dürtüklüyor: -Uyuyacaksın, der.Adam: -Uyumam, beni rahat bırak. Hızır aleyhisselam ses etmez, ancak ezan okundu okunacak, adam ha uyudu ha uyuyacak, bir daha dürtükleyerek: -Uyuyacaksın dedim, der.Adam: -Ben de sana uyumam, beni rahat bırak dedim. Rahat bırak beni. Rahat bırak yoksa, Hızır olduğunu söylerim. Buradan çıkamazsın. Bu kalabalık sakalında bir tel bırakmaz. Hızır aleyhisselam susar ve gözlerine kapar, boynunu büker Allah'a yönelerek: -Ya Rabbim! Bu nasıl iştir. Bu kulun benim kim olduğumu bildi. Bu nasıl iştir ki bendeki listede bunun ismi yok. Cevap gelir: -Sana verilen listede beni sevenlerin isimleri var. O ise benim sevdiklerimden...