Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.291.958
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
Osmanlı Devleti zamanında serhat diyarlarına "genç adamlar memleketi" denirdi. Çünkü serhat gazileri düşmanla durmadan mücadele eder, memleket sınırlarını her türlü tehlike ve saldırıdan uzak bulundurmak için daima can alıp can verirlerdi. Bu yüzden de ihtiyarlık denilen derde uğramadan genç yaşta şehitlik mertebesine ererlerdi. Onların bu fedakarlık ve yiğitlilik barajı sayesinde Osmanlı vatandaşları mesut ve rahat yaşarlardı.Serhatler daimi savaş bölgesiydi. Bu yüzden serhat kaleleri her zaman efsanevi menkıbelere şahit olurdu. Bunlar bazen düşman eline geçer ve bir süre öyle kalır, sonra yine Osmanlılar tarafından zapt olunurlardı. Düşman eline geçen kaleler için elçilerle görüşülürken "Kralınızda emanet olan Padişah kalesi" tabiri kullanılır ve bu suretle onun er geç geri alınacağı anlatılmak istenirdi.
Bir gün Yavuz Sultan Selim'e bâzı kimseler gelerek Amasya'da Gümüşlüoğlu Şeyh Mehmed'in, Sultan Korkut sağdır diye propaganda yaptığını ve başına adamlar topladığı nı bildirdiler. Bunun üzerine Pâdişâh şeyhi getirtip İstanbul'da hapsettirdi. Şeyh Mehmed Efendi doğru sözlü, ihlâslı ve muhterem bir zâttı. Bunu bilen Veziriâzam Piri Paşa derhal Pâdişâhın yanına gelerek Şeyh Mehmed hakkındaki sözlerin asılsız olduğunu ve bunu tahkik için mûtemed birisinin memur edilmesini arzetti. Bunun üzerine Sultan Selim Han da; "Ehl-i vukûftan birisini bana gönder." diye tenbihledi.
Selim Kırimi hazretleri, aslen Kırımlı olup ilim tahsilini İstanbul'da yaptı. Bir müddet kâdılık vazifesinde bulundu. Bosna niyâbetinde iken kâdılıktan ayrıldı. Tasavvufta yetişmek üzere Şeyh Muhammed adında bir zâtın Kâdiri yolunun rehberlerinden Şeyh Hüseyin Efendinin sohbetlerinde bulunup onlardan feyiz aldı. 1756 (H.1170) senesinde vefât etti. Kabri Köprülü'dedir.
Selim Kırimi hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce bir sohbetinde, tevekkül hakkında buyurdu ki:
Şeyh Mürteiş hazretleri evliyânın büyüklerindendir. İran’da Nişâbur'da doğdu. 939 (H.328) senesinde Bağdâd'da vefât etti. Ebû Hafs-ı Haddâd'ın talebelerindendir. Ayrıca Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Osman Mağribî ve diğer büyük zâtlarla görüşüp sohbet etti. Kısa zamanda yetişip Irak'ta zamânının bir tânesi oldu.
Abdürrahmân bin Muhammed rahmetullahi aleyh, Cezayir'deki Tilmsân'da yetişen İslâm âlimlerinin büyüklerindendir. Seyyid, yani Peygamber Efendimizin "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" soyundan olup, 929 (m. 1523) senesinde doğdu. 1011 (m. 1602) senesinde vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce bir sohbetinde buyurdu ki:
Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.
Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz'e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi:
- Ona de ki, elma yerini bulmuştur.
Fakat görevli itiraz edecek oldu:
- Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.
Halife cevap verdi:
- Evet ama, Rasulullah s.a.v.'e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.