Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.308
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Osmanlı ordusu Niğbolu kalesini kuşatmıştı. Kalenin fethi için günlerce kanlı çarpışma lar oldu. Kale bir türlü feth edilemedi. Hücûmların en şiddetli ânında, daha önceki muhârebe de askerlerin yaralarını saran bir genç, kale kapısını ardına kadar açtı. Yıldırım Bâyezid ve askerleri kaleye girdiler. Kaledekiler, bu durum karşısında teslim olmak mecburiyetinde kaldılar. Zaferden sonra bu genci aradılar, bir türlü bulamadılar. Yıldırım Bâyezid Han, Rumeli fethinden sonra Bursa'ya gelmeyip Edirne'de konakladı.
Fatih Sultan Mehmet Rumeli hisarını yapmağa karar verdiği zaman, Bizans İmparatorlu ğu topraklarında yapılacak bu kale için, usulen İmparatordan müsaade istenmişti. İmparator, kalenin yapılmasını istemiyor, fakat müsaade etmese dahi yapılacağını da biliyordu. Onun için, aklınca kurnazlık yaparak padişaha bir haber gönderdi:"Kalenin yapılacağı yer Galata'ya aittir. Galata ise bizim değil, Frenklerin idaresi altında bulunuyor. Bu işe biz razı olsak bile, kalenin yapılması Frenklerle aranızın açılmasına sebep olur. Bu yüzden bu fikirden vazgeçmek lazımdır."Padişah bu cevaba şöyle bir karşılık verdi:"Bizim maksadımız, İmparatorun hatırına saygı göstermiş olmak için önce müsaade almak ve sonra bu işe başlamaktı. Madem ki yer İmparatorumuzun idaresi altında değildir, o zaman mesele kalmaz. Çünkü Frenklerin hatırına bu kadar saygı göstermek bizim için lazım değildir. İcabederse onlara kendimiz cevap verebiliriz."Bu cevaptan sonra Fatih hemen harekete geçti ve hemen kalenin planları hazırlanarak, Zağanos Paşa ile Çandarlı Halil Paşa'ya havale edildi. Gece gündüz çalışılarak dört ay gibi kısa bir sürede bitirilen koca Rumeli hisarı, o devrin en sağlam kalesi oldu.
Şemseddin ibn-i Münir hazretleri, Şâfii mezhebi âlimlerinden ve büyük velilerdendir. Sûriye'nin Baalbek şehrindendir. 1531 (H.937) senesi Safer ayında Baalbek'te vefât edip, talebelerine ders verdiği zâviyesinin bahçesinde defnolundu...
Muhammed Ubeydullah Serhendi, Hindistan'da yetişen büyük İslâm âlimlerinden ve evliyânın en üstünlerindendir. İsmi, Muhammed Ubeydullah Serhendi olup, İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin torunu ve İmâm-ı Muhammed Ma'sûm'un üçüncü oğludur. Güzel ahlâkı, kıymetli vasıfları, üstünlüğü, yazı ile anlatılamaz. 1628 (H.1038) senesinde dünyâya geldi.
mam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: Her gün yatarken, o gün yaptığı işler için nefsi hesaba çekmeli, sermâyeyi, kârdan ve zarardan ayırmalıdır. Sermâye farzlardır. Kâr da, sünnetler ve nâfilelerdir. Ziyân ise, günahlardır.
Nefse karşı çok uyanık davranmak lâzımdır. Çünkü nefis, çok hileci ve yalancıdır. Kendi arzularını, sana iyi, faydalı gösterir. Her mubâhı bile sormalı, bunu niçin yaptın demelidir. Zararlı bir şey yaptı ise, tazmin ettirmeli, ödetmelidir. Fakat, insanlar, kendilerini hesaba çekmiyorlar...
Müslümanlara sıkıntı veren Yahudi Ebû Râfi'ye haddini bildirmek için onun kalesine giren Hz. Abdullah bin Atik, bundan sonrasını kendisi şöyle anlatır:
İçeri girince, ahıra girip saklandım. Saklandığım yerden kapıcıyı tâkip ettim. Kapıyı kilitledi, anahtarları direğe asıp gitti. Anahtarları alıp, her tarafı dolaştım. Birçok kapıdan geçtim. Her kapıyı açtıkça, kapıyı iç tarafından sürgülüyordum. Bunu, eğer Ebû Râfi'nin adamları beni fark ederlerse, adamı öldürünceye kadar, bana yeteri kadar zaman kazandırsın, diye yapıyordum. Bu suretle Ebû Râfi'nin yattığı odaya kadar vardım.