Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.078.274

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Âlimin Ölümü, Büyük Bir Musîbettir

Ebû Bekr el-Esrem hazretleri büyük velî ve âlimlerdendir. 873 (H.260) târihinde vefât etti. Ahmed bin Hanbel'in talebesidir. Ondan çok meseleler nakletti. Bunları mevzularına göre yazdı. Büyüklerden bahseder, insanların istifade etmesi için nakiller yapardı. Şöyle nakletmiştir:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kazliçeşme

Ordumuzun İstanbul önlerine dayandığı günlerdir. Henüz bahardır ama hava iyi sıcaktır. Yedikule önlerinde toplanan askerler kırbaların dibinde kalan son damlaları da yudumlar ve su sormaya başlarlar. Öyle ya bu çocuklar daha yıkanacak, paklanacak, abdest alacaklardır. Fatih bu sıkıntıyı nasıl halledeceğini düşünürken üzerinden yaban kazları geçmesin mi. Genç sultan, süvarilerden birine kuşları işaret eder. Delikanlı okuna davranır, elini sadağına atar. Fatih "Hayır, hayır!" diye fısıldar, "Onları takip et. Kim bilir, belki de bir göle uçuyorlar." Süvari bir hamlede atına çıkar, hayvanını topuklar. Artık kazlar nereye, o oraya. Kuşlar Atışalan taraflarında alçalır alçalır ve berrak sulu bir gölceğize konarlar. Delikanlı önce suyun tadına bakar, sonra matarasını doldurup ordugaha koşar. Doğrusu bu su beklenenden ziyade ve umulandan tatlıdır. Mimarlar, ustalar derhal işbaşı yapar, rütbeliler bile künk taşırlar. Çok değil 5-10 gün sonra lülelerden su akmaya başlar. Fatih bu mutluluğu paylaşmak ister, çeşme başına gelir. O sıra bir sanatkârın kitabeye "adını" kazıdığını görür. Ustaya döner "niye ama" der, "suyu bulan ben değilim ki?" Vezir araya girer ve usulünce sorar: "Peki bu çeşme kimin adı ile anılsın?"-Kazların!Öyle de olur. Çeşmenin adı "Kazlıçeşme" kalır.

Vehbi Tülek

45 - Kaleye Çekilen Bayrak Gibi

Vehbi Tülek

Savaş İçin Planiniz Var Mi?

Vehbi Tülek

46 - MurÂd Edilen Sultan Selîm'dir

Vehbi Tülek

Sultan İkinci Bâyezid'in hanımı Şehzâde Korkut'un annesi bir gün dergâha gelip Abdurrahim Tırsi'nin hanımından; "Beyin Abdürrahim Tırsi'den ricâ edip, yardım taleb ederiz. Sultan Bâyezid'den sonra oğlum Korkut pâdişâh olsun." diye ricâda bulundu. O da bu dileği beyine sık sık hatırlatırdı.

Osmanli'da Ahlak

Vehbi Tülek

Kiymeti Takdîr

Vehbi Tülek

Nemiz Kaldi Bizim Mülk-i Arab’da

Vehbi Tülek

Size İtaat Ettik Ve Uyduk

Vehbi Tülek

Osmanli Sultanlarinin Yüksek Dereceleri

Vehbi Tülek

İngilizlerin El Koyduklari Osmanli Gemileri

Vehbi Tülek

Kahraman Osmanli Hanimi: Emine BÂnû

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Erbilli Es'ad Efendi

Son devir âlimlerinden Es'ad Efendi, ömrü boyunca insanlara vaaz ve nasihatlerde bulundu. Bir vaazında şöyle buyurdu:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Her Şey O’nun Hürmetine Yaratıldı

Vehbi Tülek

İbn-i Şühbe hazretleri fıkıh âlimidir. 798 (m. 1395)'de Şam'da doğdu. 874 (m. 1470)'da orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Sultan Melikşah'ı Kurtaran Dua...

Vehbi Tülek

Îman Ve Ibâdet Etmek Müşriklere Güç Gelir

Vehbi Tülek

Nazillili Hakkı Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Aydın’ın Güzelhisar köyünde doğdu. Memleketinde ilim tahsil ettikten sonra Kahire’ye gitti ve Ezher’de tahsil gördü. Sonra Mekke’ye giderek Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin halifesi Muhammed Can’ın halifelerinden Ödemişli Hacı Hilmi Efendi’den hilâfet aldı. 1884 yılında Mekke’de vefat etti. “Hazînetü’l-esrâr ve celîletü’l-ezkâr” isimli eserinde buyuruyor ki:

Resûlullah Ile Müsâfeha!..

Vehbi Tülek

ölüm Peşimde, Kabir Önümde

Vehbi Tülek

Ömrün Uzamasına Sebep Olan Hususlar

Vehbi Tülek

Dünyâ Nimetleri, Şekerle Kaplanmış Zehir Gibidir!

Vehbi Tülek

Ey Gençler! Fırsatı Ganimet Biliniz

Vehbi Tülek

Saatlerce Kaynatıldığı Hâlde Bir Türlü Pişmeyen Et

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

O Kullarına Çok Merhametlidir

Hayat Kurtaran Yalan

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek