İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.334
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Sene 1782; I. Abdülhamid devri. İstanbul'dan Manisa taraflarına, saray hizmetlerin de çalıştırılmak üzere zeki, eli yatkın kızlar bulmak için, saray kalfası bir hanım gelir. Kırkağaç'a da uğrar. Buraya geldiğinde, küçük Emine'yi görür ve dikkatini çeker. Anne ve babasına, eğer müsaade ederlerse onu saraya götürmek istediğini ve en iyi şekilde yetiştireceklerini söyler. Onlar da, kızlarının iyi bir geleceğe sahip olacağını düşünerek buna rıza gösterirler. Emine, saray adamları ve görevli hanımla birlikte saraya gelir. Topkapı sarayında hizmete başlar. Zekası, çalışkanlığı ve ciddiyetiyle herkesin takdirini toplayarak, kısa zamanda yükselir. Bu sırada Kırım'dan gelen bir elçilik heyeti, Padişah tarafından saraya kabul edilir. Kırım ile olan ilişkilerin daha da iyileştirilmesi için bir çok hediyelerle birlikte Kırım Hanına, sarayında hizmet etmesi için bu kabiliyetli Emine de gönderilir. Kırım Hanı Kerim Giray, bu hediyeyi çok beğenir ve kendisine nikahlar. Emine halinden memnundur. Devlet işlerinde de eşi Kerim Giray'a yardımcı olmaya başlar. Han eşi olduğu için adı Emine Bânû olur.
Kânûni Sultan Süleymân Hanın, Barbaros Hayreddin Paşayı İstanbul'a dâvetinde, onunla beraber gelen reislerin arasında Sâlih Reis de vardı. Sultanın huzûruna Hayreddin Paşa ile berâber kabul edildi ve deniz albayı rütbesi verildi. Sonra bahriye sancakbeyliğine (tümamiral) terfi etti. Akdeniz'de korsan gemilerine diğer reislerle berâber göz açtırmayan Sâlih Reis, 1540'ta Korsika'nın bir limanında âni baskın neticesinde Turgut Reisle berâber esir düşüp forsaya vuruldu. Akdeniz'in kendilerine dar geldiği bu korkusuz denizciler üç yıla yakın eziyet ve sıkıntılar içinde kürek çektiler.
Şemsüddin Muhammed İbn-i Nâsırüddin hazretleri hadis hafızı ve siyer âlimidir. 777'de (m. 1375) Şam'da doğdu. İlim tahsili için Mekke, Medine ve Halep'e gitti. Dönüşünde çok talebe yetiştirdi. İbn-i Hacer Askalâni hazretleri bunlardandır. İbn-i Nâsırüddin 842'de vefat etti. Siyer kitabında şöyle anlatır:
Abdülkerim Râzi, İmâm-ı Gazâli hazretlerinin yetiştirdiği fıkıh âlimlerindendir. (Afganistan'da) Hirat'ta yaşardı. Fâris'te (İran'da) 522 (m. 1128) senesinde vefât etti. Derslerinde buyurdu ki:
İzzeddin bin Naim hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 675 (m. 1276)'da Suriye'de Hama şehri yakınındaki Sıla köyünde vefât etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:
Kınalızâde Ali Çelebi şöyle anlatmıştır: Bursa'dan İstanbul'a gitmeye niyetlenmiştim. Gitmeden önce bir gece akrabâ ve bâzı arkadaşlarımla, müderris ve medrese mensupları ile sohbet ettik. Söz şeyhlerden açıldı. Bu arada hayatta olanlardan Şeyh Burhâneddin Efendiden de söz edildi. Ben onun hakkında bâzı uygunsuz sözler söyledim. Ertesi gün Mudanya'dan gemiye binip yola çıktım. Rüzgâr ters yönden esiyordu. Bozburun denilen yere geldiğimizde bindiğimiz gemi batma derecesine geldi. Artık gemide bulunan herkes geminin batmakta olduğuna kanâat getirdi. Ben de geminin kaptan odasında oturup, hayâtımdan ümidimi kesmiş ve şaşkın bir halde ölümü bekliyordum.