Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.855
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Sultan I. Mahmud devrinde Ruslarla yapılan bir savaşta, Celveti dervişlerinden Molla Mehmed esir düşer. Diğer Osmanlı esirleriyle birlikte cephe gerisine götürülür. Bir müddet sonra esirler bir meydan da ictima edilir. Rus kumandanı General Plotanof, esirleri tek tek süzerken, Derviş Mehmed'in önünde durur. "Sen kimsin, hünerin nedir, ne iş yaparsın" gibi sorular sormaya başlar. Tercüman tarafın dan Derviş Mehmed'e izah edilen sorular üzerine: "Ben Hazret-i Üftade dergahının dervişiyim ve o varlığa bağlıyım. Celvetiye müntesibi olanlar suda boğulmazlar ve ateşte yanmazlar." Şeklinde cevap verir.
İlk defa Avrupa'da Osmanlı Devletini temsil ederek şampiyon olan ve direğe bayra ğımızı çektiren büyük güreşçimiz Kara Ahmet, 1870 yılında Deliorman'ın Hezargrad kasabasında dünyaya geldi. Bir çok güreşçi yetişen Deliorman'da, Koca Yusuf, Adalı Halil gibi pehlivanlar elinde yetişti. İlk defa 1898'de Paris'te yapılan Dünya Greko-Romen güreş şampiyonasına katıldı. Fakat Fransız basını onu küçümsüyor ve mutlaka eleneceğini iddia ediyordu. Fakat ikinici güreşinden sonra Paris'teki gazeteler şöyle haberler yazmaya başladılar:"Önüne geleni yeniyor. Bahse girseydim kaybederdim. Fiziki yapısı yeterli görün müyordu. Yalnız, bir şeyi kabul etmek gerek. Bu Osmanlı, gerçekten neşeli ve çok sempatik. Güreşten zevk alıyor. Aynı zamanda çok da kuvvetli. Bu kuvveti nereden alıyor?"
Takıyyüddin İbrâhim Sarifini hazretleri Hanbeli mezhebi fıkıh ve hadis âlimlerindendir. 581 (m. 1185)'de Bağdad köylerinden Sarifin'de doğdu. 641 (m. 1243)'de Şam'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Osman Marani rahmetullahi aleyh, hadis ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 516 (m. 1122) yılında Musul'da doğdu. 602 (m. 1205) yılında Kâhire'de vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Ebû İshâk Şirâzi, Bağdad'ın meşhûr âlimlerindendir. 1003 (H.393) senesinde, İran'ın Şiraz şehrinin köylerinden biri olan Firûzâbâd'da doğdu. İlim öğrenmek için önce Şirâz'a gitti. 22 yaşında iken Bağdât'a gelip ilim öğrenmeye başladı. Nihâyet, ilmi ve âlimleri çok seven ve Ebû İshâk'a ayrı bir sevgisi olan Selçuklu Devletinin büyük veziri Nizâm-ül-mülk, onun ders okutması için Bağdât'ta bir medrese inşâ ettirdi ve 1067 (H.459) senesinde tedrisâta açıldı...
Hâce Ali Şirgâhi, Şâh Şücâ Kirmâni'nin türbesinin yanında fakirleri davet eder, yemek verirdi. Böyle bir gün; "Yâ Rabbi! Bir misâfir gönder!" dedi. Âniden bir köpek geldi. Hâce Ali köpeği kovaladı. Köpek kaçtı. Sonra Şâh'ın kabrinden bir ses geldi:
"Misâfir istiyordun. Gönderdik, kovdun." dedi. Derhal kalktı, dışarı koştu. Köpeği aradı bulamadı. Şehrin dışına gitti. Köpeği orada bir ağacın altında yatıyor halde buldu. Yemeği onun önüne koydu. Köpek yemeğe dönüp bakmadı. Hâce Ali utandı ve istigfâra başladı. Tövbe etti. Köpek dile gelip;
"Ey Hâce Ali, şimdi iyi ettin. Misâfir çağırıp kovmak ne demektir. Dikkatli ol! Eğer Şâh Şücâ orada olmasaydı, göreceğini görmüştün, bütün haller senden alınırdı." dedi.