Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.758.703

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bir Sıkıntıda Kalırsan Bizden Yardım Iste!

Abdurrahmân es-Sekkâf hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1338 (H.739) senesinde Arabistan’ın güneyindeki Hadramût’un Terîm şehrinde doğdu. 1416 (H.819) senesinde Terîm'de vefât etti. Zamânının büyük âlimlerinden çeşitli ilimleri tahsîl etti. Ârif-i billah Müzâhim Ahmed gibi zâtlardan tasavvuf ilmini öğrendi. Zamânının büyük âlim ve evliyâları arasına girdi. Çok kerametleri görüldü.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Muslihuddin Efendi’nin Yardimi

Kânûni Sultan Süleymân Han, Zigetvar seferi esnâsında kaleyi kuşatınca, Pertev Paşa da Küle kalesini kuşatıp, topa tuttu. Zafer müyesser olmadı. Muslihuddin Efendi, Dimitrofça'dan talebelerini toplayıp, Küle'ye doğru yola çıktı. Muslihuddin Efendinin oraya ulaştığı gün, asker arasında zafer haberi yayıldı. Askerin mâneviyâtı çok yükseldi. Askerler, daha kale alınmadan birbirlerini tebrik ediyorlardı. Kısa süre sonra İslâm ordusu kaleyi fethetti. Muslihuddin Efendi, fetihten sonra Hüseyin Dede'ye; "Hemen bir araba bul, öğleyin çıkıp Zigetvar gazâsına yetişelim!" diye tenbih etti. Hüseyin Dede, arayıp taradı, münâsip bir şey bulamadı. Bütün arabacılar, askere erzak ve silâh yetiştir mekle meşgûldü. Gelip Muslihuddin Efendiye durumu arzetti. Muslihuddin Efendi; "Ne yapıp yapmalı, bir araba bulmalıyız. Bütün erenler, gazâya çıktılar." dedi. Hüseyin Dede, yeniden araba aramaya çıkıp, ikindiye doğru bir araba buldu. O gece Travnik kasabasına vardılar. Ertesi gün ikindi saatine doğru, havâlideki nehre ulaştılar. Ancak yakında konak yeri olmadığından, bir saldırı tehlikesi vardı. Bunun için köprüden geçmeyip yukarıdan dolaştılar. Cumâ günü seher vakti kalkıp, öğle vaktinden sonra Şikloş'a yetiştiler. Oradan da sevenleri yanlarına katılıp, akşama doğru pâdişâhın ordusuna ulaştılar. Ertesi gün savaş alanına vardılar. Çok geçmeden hisâr tutuştu, yanmaya başladı. Bir müddet sonra da İslâm bayrağı Zigetvar kalesi burçlarında dalgalandı.

Vehbi Tülek

Ii. Abdülhamid Han'in İmzasi

Vehbi Tülek

Sahibinin Kursaği

Vehbi Tülek

Cağaloğlu SinÂn Paşa (çağalazâde)

Vehbi Tülek

Merinalı kaptanlardan meşhur Viskond Çağala'nın oğludur. On iki yaşındayken babası Kaptan Çağala ile Merina'dan İspanya'ya giderken Türk leventleri tarafından yakala narak (1561) Sultan Süleyman'a (Kânûni) takdim edildi. Yûsuf Sinan adı verilerek saraya alındı ve Türk-İslâm terbiyesiyle yetiştirildi. Sarayda silahtar ve kapıcıbaşı olarak görev yaptıktan sonra 1573'te Yeniçeri Ağalığına getirildi. Önce, Van ve ardından 1583'te vezirlik le Revan Beylerbeyi oldu. 1585'te Özdemiroğlu Osman Paşanın ölümü üzerine İran Serdarlı ğına getirildi. Bu sırada Tebriz ve Tiflis'i kuşatmadan kurtardı. 1586'da Bağdat Beylerbeyi olan Sinan Paşa, Temmuz 1591'de Uluç Hasan Paşanın vefâtı üzerine Kaptan-ı deryâ oldu. 1595'e kadar bu hizmette kaldıktan sonra kubbe vezirliğine getirildi.Sultan Üçüncü Mehmed Hanın Eğri Seferine üçüncü vezir olarak katıldı. Haçova Meydan Muhârebesinde ordunun sağ kol kumandanı olup yaptığı taarruzlarla yarım saatte düşmanın yirmi bin kişilik kuvvetini imhâ etti. Böylece kaybedilmiş gibi görünen muhârebe nin kazanılmasında büyük rol oynadı. Bu başarısından dolayı Hoca Sâdeddin Efendiyle Kapıağası Gazanfer Ağanın tavsiyeleriyle İbrâhim Paşanın yerine vezir-i âzam oldu. Savaştan sonra askeri yoklatarak muhârebe meydanından kaçmış olan timar ve zeamet sâhipleriyle kapıkulu ocaklarından otuz bin kişinin dirliklerini kesmesi ve Kırım'da Gâzi Giray'ı azletmesi huzursuzluklara yol açtı. Bu sebeple sadârete gelişinden kırk beş gün sonra azledildi.

Küçük Bir Çamur Denizi Sulandirmaz

Vehbi Tülek

Yara

Vehbi Tülek

Babiali Baskini

Vehbi Tülek

Eğri Fatihi Iii. Mehmed Han

Vehbi Tülek

Sultan Bayezid Ve Arab Molla

Vehbi Tülek

Bizim Silah Fabrikamiz Yok

Vehbi Tülek

Koca Yusuf

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Âlimler Ve Şehidlerle Beraber Haşredilenler

Abdullah bin Ali Bağdâdi hazretleri hadis, kırâat, nahiv ve Hanbeli mezhebi fıkıh âlimidir. 464 (m. 1072)'de Bağdad'da doğdu. "Sıbt-ül-Hayyât" lakabıyla meşhur oldu. 541 (m. 1146)'da Bağdad'da vefât etti. Cenâze namazını Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri kıldırdı. Rivayet ettiği hadis-i şeriflerde, Resûlullah efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Onu Seven, Beni Sevmiş Olur

Vehbi Tülek

Muhammed bin Abdüssettâr İmâdi hazretleri Hadis ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. 559 (m. 1164)'de Harezm'deki Kerder beldesinde doğdu. 642 (m. 1244)'de Buhârâ'da vefât etti. "Ed-Dürret-ül-münifiyye fi intisâr il-İmâm-il-Azam Ebi Hanife" isimli eserinde buyuruyor ki:

söze Değil, Işe Bak!..

Vehbi Tülek

Merhamet Eden Merhamet Bulur

Vehbi Tülek

Muhyiddin Gülşeni hazretleri Halveti-Gülşeni şeyhidir. 935'te (1529) Edirne'de doğdu. Babası İran'da Şiraz şehrinden olup İbrahim Gülşeni'nin müridi idi. Şah İsmail buraları ele geçirince kaçıp Edirne'ye yerleşti. Vefat etmeden evvel oğluna Halveti icazeti verdi. Muhyiddin Gülşeni 1017 (m. 1608)'de vefat etti. Şeyhi olan babası, ona şu nasihatleri yapmıştı:

Ahmed Rıfâî

Vehbi Tülek

Dünya Ve âhiret Saadeti Için

Vehbi Tülek

Şefaate Kavuşacak En Mesut Kimse

Vehbi Tülek

Takıyyüddîn Makdisî

Vehbi Tülek

Kur’ân-ı Kerîm Mahlûk Değildir

Vehbi Tülek

Resulullah Güldüğü Zaman, Duvarlar Üzerine Nur Verirdi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
İsmail Hakki Efendi

İsmail Hakki Efendi

İsmâil Hakkı Efendi, hocasının vefâtından sonra Konya, Seydişehir, Söğüt, İznik ve İstanbul yolu ile Bursa'ya geldi. Bu yolculuk sırasında hazret-i Mevlânâ'yı, Sadreddin Konevi'yi ve Eşrefzâde Abdullah Rûmi'yi ziyâret etti.Sultan İkinci Mustafa Hânın, dâveti üzerine, 1695 (H.1107) senesinde Edirne'ye gitti. Nemçe seferinde, orduya cihâdın sevâbını ve büyüklüğünü anlatarak, askeri coşturdu. Osmanlı Ordusu önceBelgrad'a vardı. Oradan Tuna'yı geçerek düşmanla çarpıştıktan sonra, kışın bastırması üzerine Edirne'ye geri döndü. Ertesi sene ordu yine Edirne'den ayrılarak Belgrad'a gitti. O sırada Sadrâzam Elmas Mehmed Paşa idi. İsmâil Hakkı Efendi, Elmas Paşanın hazır bulunduğu gazâların hepsine katıldı ve birkaç yerinden yara aldı. İsmâil Hakkı Efendi, ordunun zaferlerle geri dönüşünden sonra yaralı olduğu hâlde Bursa'ya döndü ve talebe yetiştirmeye, eser yazmaya devâm etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Anzakli Ömer

Bize Teveccüh Edin

"encümen-i Bîzebân"

Başka Du Bilmez Misin?

İftiranin Neticesi

Garip Karşilanan Bir Adak

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Vehbi Tülek