Allahü Teâlâdan Iyilik Umarak Can Veriniz
Şeyban bin Abdurrahmân hazretleri Tebe-i tabiînin meşhûrlarından olup hadîs, nahiv ve kırâat âlimidir. Basra’da doğdu. 164 (m. 780)’da Bağdâd’ta vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.447.400
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Şeyban bin Abdurrahmân hazretleri Tebe-i tabiînin meşhûrlarından olup hadîs, nahiv ve kırâat âlimidir. Basra’da doğdu. 164 (m. 780)’da Bağdâd’ta vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Sadrazam Yeğen Mehmed Paşa ordusuyla İstanbul'dan sefere çıkmadan önce hocası Mehmed Emin Tokadi hazretlerinin huzuruna gidip duasını aldı. Hocası onu kucaklayıp bağrına basarak bir müddet öyle tuttu. Sonra da gözyaşları içinde, zafer kazanmaları için dua etti. Fatiha-yı şerif okudu. Yeğen Mehmed Paşa, sohbetlerinden çok istifade ettiği, kalbi ne hizmet ve cihad aşkını yerleştiren hocasından dua aldıktan sonra sefer hazırlıklarını tamamladı. Sonra emrindeki ordu ile Avusturya seferine çıktı.
Bosna'da İslam kültür ve medeniyetinin kurucusu Gazi Hüsrev Bey'dir. Kanuni'nin hala oğlu olan Hüsrev Bey, babası Ferhad Bey şehid düştüğünde o henüz kundakta idi. Hüsrev Bey, İstanbul'da Enderun mektebini bitirdikten sonra dedesi Bayezid Han'ın yaptırdığı medresede yüksek tahsilini yaptı. Kanuni, 1521 senesinde Belgrad seferine onu da götürdü ve fetihten sonra onu oraya sancak beyi tayi etti. Fakat orada az bir müddet kaldıktan sonra Bosna sancak beyi oldu.Bosna'da henüz fethedilmemiş kaleleri Avusturyalıların elinden aldı. 1526 Mohaç seferinde bir Osmanlı akıncı birliğine kumanda etti ve Macaristan'ın fethinde Osmanlı ordusu nun önünü açtı. Bu seferde, en ünlü akıncı beyi olarak şöhret yaptı.Bosna'daki adil idaresi sayesinde binlerce Hristiyan Hırvat ihtida etti, müslüman oldu. Şimdi bunlara Boşnak deniyor. Binlerce Türkmen ailesini de Anadolu'dan getirtip oralara iskan etti.
Vâ'iz Muhammed Hocendi hazretleri fıkıh âlimlerindendir. Mâverâünnehir'de Hocend'de doğdu. Sonra İsfehân'a yerleşti. 483 (m. 1090) senesinde vefât etti. Bir vaazında şunları anlattı:
Seyyid Murâd-ı Münzâvî hazretleri İstanbul'da medfûn bulunan en büyük üç evliyâdan biridir. 1644 (H.1054) senesinde Buhârâ'da doğdu. Henüz üç yaşında iken ayakları felç oldu. Fakat ayakları sağlam olanlardan daha çok dünyâyı dolaştı. Tahsîl yaşına gelince Keşmîr'e gitti. Sonra Kâbe-i muazzamayı ve Resûlullah efendimizin kabr-i şerîfini ziyâret etti. Sonra Hindistan'a gitti. Silsile-i aliyye büyüklerinden olan Muhammed Ma'sûm Fârûkî hazretlerine talebe oldu. Sohbetleri ve bereketli nazarları ile kemâle geldi. İcâzet aldı. Sonra Bağdât'a, Kâhire'ye, Şam'a gitti. Nihayet İstanbul'u teşrif etti. Eyyûb Sultan hazretlerinin kabri civârında ikâmet etti. Bir ara Bursa'ya gitti. Bir müddet Bursa'da ikâmetten sonra, tekrar İstanbul'a döndü. Beş defa hacca gitti. 1719 (H.1132) senesinde İstanbul'da vefât etti.
Mâlik bin Nüveyre, Beni Temim kabilesinin reisi idi. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında Medine'ye gelerek Müslüman olduğunu söyledi. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ahirete teşrif ettikten sonra Arabistân halkının çoğu dinden çıktı, mürted oldu...
Maveraünnehir alimlerinden Hâce Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin sohbetinde yetişen Abdullah-ı İlâhi hazretleri, hocasından öğrendiklerini Anadolu'da yaymayı kendisine vazife edinip, insanların huzur ve saâdete kavuşmaları için gece gündüz çalıştı. Muhammed Behâeddin-i Buhâri hazretlerinin dergâhından aldığı feyzleri Anadolu'da ilk yayan veli oldu. Bir müddet sonra Anadolu kâdıaskeri Manisalızâde Muhyiddin Mehmed Çelebi (v.1483)'nin dâveti üzerine Fâtih Sultan Mehmed Hanın vefât ettiği günlerde İstanbul'a geldi (1481). Kâdıasker Mehmed Çelebi'nin gösterdiği odaları ve teklifleri kabul etmeyip, daha önce ilim tahsil ettiği Zeyrek Câmii etrâfındaki virâne hâline gelmiş boş medrese odalarını tercih etti. Orada yerleşti. Şeyh Ebü'l-Vefa Konevi gibi Allah dostları ile sohbet etti. İstanbullular onun gelişini rahmet bilip, sohbetine koştular. Az zamanda halktan ve devlet adamlarından birçok kimse, Abdullah-ı İlâhi'nin talebeleri arasında yer aldı.