Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.711
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Kanuni Sultan Süleyman'ın son seferi Macaristan ile Avusturya sınırındaki Sigetvar üzerine oldu. Bu sefer sırasında da vefat etti. Haftalarca süren kuşatma sonunda, top ateşi altında kale duvarları delik deşik oldu ve harabeye döndü. Kaleyi savunan Avusturyalılar için artık kurtuluş yolu kalmamıştı. Bu durum karşısında Macar asıllı kale muhafızı, ölmek veya teslim olmak arasında bir tercih yapacaktı.
Karamanoğlu 2. Mehmed Bey, Osmanlı Hükümdarı Çelebi Mehmed Han ile akraba olmasına rağmen, onunla sürekli savaşırdı. Bir defasında Osmanlı askeri Rumeli'de seferdeyken, 1413 senesinde Bursa'yı kuşatmış, fakat kaleyi savunan Hacı İvaz Paşa'yı teslime mecbur edememişti. Bunun üzerine kendi öz dayısı olan ve bütün dünya Müslümanlarının kahraman sıfatıyla tanıdıkları Yıldırım Bayezid Han'ın kabrini yakmak gibi akıl almaz bir harekette bulundu.
Ağustos ayında, Edirne'de vefat etmiş olan Musa Çelebi'nin cenazesinin Bursa'ya getirilmekte olduğu haberini alınca, Bursa kuşatmasını bırakarak geri çekilme emrini verdi. Bu emri gururuna yediremeyen "Harman Danası" lakaplı bir subayın Karamanoğluna sorduğu şu soru, onun idamına sebep olmuştu:"Sultanım, sen Osmanoğlu'nun ölüsünden böyle kaçarsın, eğre dirisi gelseydi halin nice olurdu!"
Abbâs bin Hamza hazretleri, hadis âlimi, hatib ve velilerdendir. Ebû Bekr Hafid'in torunudur. 900 (H. 288) senesinde vefât etti. Zünnûn-i Mısri ve Bâyezid-i Bistâmi gibi büyük âlimlerle sohbet etmiştir. Hadis-i şerif öğrenmek için memleketleri gezerdi. Evliyânın meşhûrlarından ve "Şam'ın güzel kokulu çiçeği" diye meşhur Ahmed bin Ebi'l-Havâri hazretlerinden hadis-i şerif okudu...
Şeyh Amr Rabbânî hazretleri büyük velîlerdendir. Azerbaycan'ın Şirvan şehrinde doğdu. Şirvan'da, sonra da uzun seneler Bağdât'ta ilim tahsîl etti. Bir zaman sonra Herat şehrine geldi. Burada evliyanın büyüklerinden Mîrim Halvetî hazretlerinin dergâhına giderek ona talebe oldu. Tasavvufta yüksek derecelere ulaştıktan sonra icazet verilerek memleketine gönderildi. 1444 (H.848) senesinde Şirvan'da vefât etti.
Muhammed bin Nasr Mervezi hazretleri Şafii fıkıh ve hadis âlimidir. 202 (817) yılında Bağdat'ta doğdu. İlim tahsili için Bağdat, Basra, Şam, Medine ve Kahire'ye gitti. Kahire'de Şafii âlimlerinden fıkıh tahsil etti. Daha sonra Semerkant'a yerleşti ve talebe yetiştirdi. 294 (m. 906)'da burada vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri, üstadı Üftade Hazretleri'nin hizmetinde talebe iken, birçok talebe arkadaşlarının arasında, üstadının yanında ayrı bir yeri vardı. Üftade Hazretleri, talebeleri arasında en çok onunla ilgilenir, bir çok iltifatlar eder ve onun yetişmesine ayrı bir ihtimam gösterirdi. Üstadın o talebesi ile fazla meşgul olmasını diğer talebeler çekemezler ve çok kıskanırlardı.-Biz de talebeyiz o da talebe! Onun bizden ne farkı var? diye hayıflanıyorlardı. Talebelerin bu halini sezen Üftade Hazretleri, onları imtihan etmek istedi. Hepsini huzuruna çağırarak ellerine birer bıçak ve birer de tavuk verip:-Bunu gidip kimsenin görmediği yerde kesip geleceksiniz. Tek şartım, keserken hiç kimsenin sizi görmemesi ve yalnız olmanızdır. Kim daha çabuk gelirse, benim en çok takdirimi o talebem kazanmış olur, buyurdular.