Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.015
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Abdülezel Paşa, şehid olduğu son savaşında askerlerine şöyle hitâb etmişti:"Askerlerim! Yiğitlerim! Kahraman evlâtlarım? Dinimize, namusumuza ve vatanımıza göz diken" düşmana haddini bildirmenin tam zamanıdır! Bilirsiniz ki hâinler korkak olur. Biz düşman üzerine yürürsek onlar kaçarlar. Hep beraber Allah, Allah! diyerek hücum edelim!..."Sonra da Papalivata, Tirpan ve Misfaki tepelerini göstererek söyle dedi: "Aslanlarım! Şu gördüğünüz tepenin zaptı bizim için çok mühim ve pek şanlı bir muzafferiyet kazandıracaktır. Siz ki Milona geçidi gibi en zor geçidi aşıp, en çetin yerlere hücum ederek Osmanlı'nın kahramanlığını bütün cihâna gösterdiniz. Siz kahramanların evlâtlarısınız. Allahü teâlânın yardımı ile, su tepenin üzerinde vuku bulacak kahramanca bir hücumla zâten gözü yılmış olan düşmanı tamamen perişan edeceğinizi, sancağımızı oraya dikerek Osmanlının şânını yücelteceğinizi ümid ediyorum. Eğer bu tepeyi zaptederseniz önümüzde çiçeklerle süslenmiş geniş bir zafer sahrası açılacak. Bütün İslâm âlemi ve Osmanlılar, sizin bu kahraman muzafferiyetinizden dolayı ilân-i şükran ve iftihar edeceklerdir. Analarınız sizi bugün için doğurdu, bugün için büyüttü!
1915 senesi Kasım ayının soğuk bir akşam vakti. Afyon ile Uşak arasındaki Işıklar istasyonunda duran trenden üç asker indi. Bunlardan biri, geçen kış Kafkas cephesinde savaşmış bir süvari onbaşısı, biri Çanakkale'de omzundan yaralanmış bir topçu çavuşu, diğeri de Mısır cephesinde döğüşmüş bir piyade neferi idi. Bunlar iki yıl evvel aynı köy den çıkıp da her biri memleketin birer ucunda harp etmiş üç hemşehri, aynı günlerde yaralanıp, garip bir tesadüf eseri İstanbul'da askeri hastanede, hatta aynı koğuşta buluşmuşlardı. Bir aydan fazla süren tedavilerinden sonra 60 gün tebdili hava verilmiş ve memleketlerine doğru yola çıkmışlardı. Bunlardan Ahmet ile Osman çavuş birbirlerine akraba idi. Emin onbaşı da onlara komşuydu.
Said bin Mensur Horasâni hazretleri hadis ve tefsir âlimidir. Horasan'da, Cürcan'da doğdu. İmâm-ı Mâlik'in talebelerinden, İmam-ı Ahmed bin Hanbel'in hocalarındandır. Hadis ilminde imam olup, müctehid idi. Üçyüzbinden fazla hadis-i şerifi râvileriyle beraber ezberden bilirdi. Mekke'de bulunduğu sırada, 227 (m. 842) senesinde vefat etti. Naklettiği bazı Hadis-i Şerifler:
Ali bin Abdürrahmân Kâhiri hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 746 (m. 1345)'de Kahire'de doğdu. 842 (m. 1438)'de orada vefât etti. Bir dersinde, Ehl-i sünnet itikadını şöyle anlattı:
Görünüşü düzeltmekle adam olunamayacağına dair, Bayezid-i Bistami hazretlerinden şu kıssa meşhurdur: Müridlerinden biri:
"Paltonuzdan bir parça verseniz de teberrüken üzerimde taşışam!…" der. Bayezid-i Bistami hazretleri cevaben:
"Oğlum, sen adam olmazsan, Bayezid'in paltosuna değil, derisini yüzüp, içine girsen fayda vermez!" buyururlar.