Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.541.621
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Kılıç Ali Paşa, Tophane'de yaptırmakta olduğu cami inşaatını ara sıra kontrol ederdi. Bir gün yine inşaata gelmiş, işçilerin çalışmasını kontrol ediyordu. Bir ara gözü bir ameleye takıldı. Güzel yüzlü, saf bir Anadolu çocuğu olan bu amele, sırtına kocaman bir taş almış, iskelenin basamaklarından yukarıya kadar çıkıyor, oraya varınca taşı yere koyacağına tekrar iskeleden aşağı iniyordu. Burada taşı yere koyuyor, sonra tekrar sırtına alıp yukarı çıkıp, tekrar aşağı iniyordu. Bu durumu farkeden Kılıç Ali Paşa, bu genç amelenin yanına vardı ve niçin böyle yaptığın sordu. Kılıç Ali Paşa'yı tanımayan bu genç:
"Efendi Baba, ben burada ameleyim, ücretle çalışıyorum. Üstelik bu inşaat mübarek bir cami inşaatıdır. Ben ise bu gece elimde olmayarak kirlenmişim. Şu vaziyete gusletmem icabetmektedir. Halbuki buralarda bir hamam yok, mesai de başladı. Bırakıp uzak bir yerdeki hamama gitsem, iş geri kalacak ve alacağım ücret bana helal olmayacak. Böyle kirli bir vaziyette de bu taşın cami duvarına konmasına da gönlüm razı olmuyor. Bu yüzden çok müşkül durumdayım" dedi.
Bir amelenin bu samimiyet ve sadakati Kılıç Ali Paşa'yı duygulandır dı . Kendisini tanıttı ve amelenin eline bir miktar para vererek başka bir semttteki bir hamama gönderdi. Sonra caminin mimarı Koca Sinan'ın yanına giderek:
"Mimarım, muradım odur ki, acele olarak hamam inşa oluna. Bırak cami inşaatımız biraz geri dursun. Evvel hamamı inşa ile Ümmet-i Muhammed'in istifadelerine, Allah rızası için bilâ ücret hizmete âmâde kılaım. Sonra camiyi tamamlarız" dedi ve hemen hamam inşasına başlandı. Hamamın bitirilmesinden sonra da cami inşaatı tamamlandı.
Tarihimizdeki en büyük felaketlerden biri de Balkan savaşıdır. Balkanlarda Osmanlı devleti aleyhine kurulan ittifakı haber almasına rağmen, iktidardaki İttihad ve Terakki hükûmeti, Trakya'daki birlikleri, orduda yeni bir teşkilatlanma bahanesiyle terhis etmiş, sadece subay kadrosu kalmıştı. Bunu fırsat bilen Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ 8 Eylül 1912'de Osmanlı devletinin Balkanlarda son kalan topraklarına saldırdılar. Devlet alelacele seferberlik ilan etti ise de hızlı davranan Bulgar ordusu bir ay içinde Lüleburgaz'a kadar ilerledi. Edirne kahramanca direniyordu. Şükrü Paşa her türlü zorluğa rağmen Bulgarlara şehri teslim etmedi.
Ebu Asım Abbadi hazretleri Şafii fıkıh alimidir. Afganistan'daki Herat'ta 375 (m. 985) yılında doğdu 458'de (m. 1066) aynı yerde vefat etti. Bu mübarek zat, bir dersinde buyurdu ki:
Sekran Bâlî Efendi Osmanlı âlim ve evliyâsından olup İzmir-Tire'de doğdu. İstanbul'da Kânûnî Sultan Süleymân'ın hocası Hayreddîn Efendi'nin yanında tahsilini tamamlayıp Kepenekçi Medresesine müderris tâyin edildi. Ali Paşa Zâviyesinde Ramazan Efendi'nin yanında tasavvufta ilerleyip icazet aldı. Hocasının vefatından sonra bu zaviyede şeyhlik yaptı. 1572 (H.980) senesinde, İstanbul'da vefât etti.
Birnâz İbn-i Karahoca hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Tunus'ta ikâmet eden Türk ailesindendir. 1074 (m. 1663)'de doğdu. 1138 (m. 1725)'de orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Abdülehad Efendiye bağlı en samimi talebelerinden olan Hassa-ı Hümâyûndan Gürcübaşı Mûsâ Ağa şöyle anlattı:
Abdülehad Efendi hiç sebep yokken ve bir münâsebet de geçmeden bana; "Mûsâ Ağa! Mısır'dan dönüşte, kalyona binmeyip, sayıkaya veya firkateyne bininiz." buyurdu. Buna çok taaccüb ettim. Çünkü, Mısır'a gitmek hiç hatırımdan geçmemişti. Fakat Abdülehad Efendinin bunu söylemekten bir murâdları olmalı deyip, merakla bekliyordum. Bu sözün mânâsını bir türlü anlayamıyordum.