Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.548.037
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Sen gittin ey Osmanlı, âlemden elem kaldı
Altın kubbelerinden geride alem kaldı
Söğüd'ün yaylasını uzattın Viyana'ya
Çizdiğin haritadan elimde kalem kaldı
Cezayir'i zaptederek burada üs kuran Barbaros, Kanuni'nin kendisini davet etmesi üzerine, yanına 18 amiralini de alarak İstanbul'a gelmeye karar verdi. Bu sûretle Osmanlı'nın bir eyâleti olan Cezâyir'in, fiilen imparatorluğa katılmasına da rızâ göstermiş oluyordu. Barbaros'un İstanbul limanına vardığı 27 Aralık 1533 günü, güzel bir kış günü idi. Soğuğa rağmen bütün sahil boyunca bir-iki yüzbin İstanbullu birikmişti. Yıllardan beri adı efsanelere karışan ve daha hayatında bir masal kahramanı hâline gelin Barbaros'u görmek için halk, birbiri üzerine yığılıyordu. Ünlü denizci, 18 amirali, yâverleri ve kalabalık maiyyetiyle top ateşleri ve halkın tezâhüratı arasında karaya ayak bastı. Bu, onun İstanbul'a ilk gelişiydi.
Şeybân bin Abdurrahmân hazretleri Tebe-i tabiînin meşhûrlarından olup hadîs, nahiv ve kırâat âlimidir. Basra’da doğdu. Daha sonra Kûfe’ye geldi. Burada bir süre ilim tahsil etti. Sonra ilim öğretmekle uğraşıp Bağdâd’a gitti. Burada birçok âlimden, ilim tahsil edip, hadîs-i şerîf rivâyet etti. 164 (m. 780) senesinde Bağdâd’ta vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Ebü'l-Muzaffer Havâfi hazretleri fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. 408 (m. 1017)'de İran'da Nişâbûr'a bağlı kasabalardan Havâf'ta doğdu. 500 (m. 1106)'da İran'ın Tûs şehrinde vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Şemsüddîn Muhammed Semerkandî hazretleri kıraat âlimidir. Aslen Semerkantlı olup İran’da Hemedan’da doğdu. Bağdat’a giderek kıraat ilmi tahsil etti ve çok talebe yetiştirdi. 780’de (m. 1378) Bağdat’ta vefat etti. “Vukûfü’l-Kur’ân” isimli eserinde şöyle buyurmaktadır:
Yûsuf bin Hüseyin şöyle anlatır: "Mısır'a Zünnûn-i Mısri'nin yanına gittikten sonra, Rey şehrine dönüyordum. Bağdâd'a vardım. Dayım Abdullah bin Hâzır orada idi. Hacca gidecekmiş, yanına gittim:
-Nereden geldin? diye sordu:
-Mısır'dan gelip, Rey'e gidiyorum. Bir nasihat etmenizi isterim, dedim.
Buyurdu ki:
-Kabûl etmezsin!
-Ederim. dedim.