Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.284
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Osmanlı şairlerinden Çâkeri, bir ara Sultan II. Bayezid'e nedimlik etmiş ve sancakbeyliği de yapmıştı. Kendisi pek genç olmasına rağmen, hastalıktan dolayı rengi sararmış, sakalı da ağarmıştı. Bu yüzden sakalını siyaha boyardı. Bir gün Sultan II. Bayezid ona:
"Çâkeri, sakalındaki bu nuru ne için zulmete tebdil edersin? Ak sakalının yüzüne kara çalıp mücrimler gibi teşhir edersin?" diye sorunca Çâkeri:
"Devletlû padişahım! Yaşımı hiç şüphesiz ki bilirsiniz. Fakat sakalım yalan söylüyor. Bu yüzden ona kızdım. İntikam almak için yüzüne kara çaldım" cevabını verir.
Yıldırım Bayezid zamanında alına Selanik, Ankara savaşı sırasında Venedikliler tarafından bir hile ile ele geçirilmişti. Sultan II. Murad, padişah olduğunda, önce pürüzlü işleri halletmekle uğraştığından bu meseleye eğilememişti. Nihayet Rumeli işlerine ağırlık verme imkanını buldu ve 1426 senesinde Ayasluğ'a geldi. Burada Midilli, Sakız ve Rodos şövalye leriyle, daha önceden devam eden anlaşmaları yeniledi. Buraya gelen Venedik elçilerini ise kabul etmeyerek geri çevirdi. Daha sonra Edirne'ye dönen padişaha Venedikliler yeni ibr elçi heyeti göndererek anlaşma yapmak istediler. Bunun üzerine Sultan II. Murad onlara şu karşılığı verdi:
"Selanik babamdan kalma mülkümdür. Büyük babam Bayezid, pazusunun kuvvetiyle Rumlardan almıştır. Siz ise İtalya'dan gelmiş Latinlersiniz. Buralara sokulmanızın sebebi nedir? Ya arzunuzla oradan çekilirsiniz, yoksa hemen geliyorum!"Bunun üzerine Venedikliler Selanik kalesini hemen boşaltarak Osmanlı askerine teslim ettiler.
Yahya Kemal Beyatlı, 1884 yılında Üsküp'te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlköğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamid yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris'e kaçtı. Fransa'da Siyasal Bilgiler okurken hocası Albert Sorrel'in etkisinde kalarak düşüncelerinde değişmeler oldu...
Hâce İbrâhim; Silsile-i aliyye denilen büyük âlim ve velilerin on ikincisi olan Ali Râmiteni hazretlerinin ikinci oğludur. Buhârâ'da Râmiten kasabasında doğup büyüdü. 1382 (H.784) senesinde Harezm'de vefât etti.
Hâce İbrâhim de babası gibi pekçok talebe yetiştirdi. Vefatında kısa bir zaman önce yaptığı sohbette buyurdu ki:
Süleymân bin Cezâ hazretleri Osmanlı âlimlerindendir. Doğum ve vefât târihleri belli değildir. Hicrî onuncu asırda yaşadığı bilinmektedir. Kıymetli kitaplar yazdı. 960 (m. 1522) yılında te’lîf etmiş olduğu “Eyyühel-veled (Ey oğul)” adındaki ilmihâl kitabı meşhûr olup, çok faydalıdır. Hüccet-ül-İslâm İmâm-ı Gazâlî’nin “Eyyühel-veled” ismindeki “Ey oğul” kitabı başkadır.
Hacı Bayram-ı Veli'nin doğduğu Zülfadl (Sol-Fasol) köyünden bir genç askere çağrılmıştı. Yetim olan bu temiz genç, babasından kalma birkaç altınını, annesinden kalan hâtıra bilezik ve küpleri emânet edecek bir kimse bulamadı. Hepsini küçük bir çekmeceye koyup, Hacı Bayram-ı Veli'nin türbesine getirdi. Türbeyi ziyâret edip;
"Yâ hazret-i Hacı Bayram-ı Veli! Beni vatani vazifemi yapmak için çağırdılar. Annemden ve babamdan kalma şu hâtıraları emânet edecek bir kimse bulamadım. Bu küçük çekmeceyi zâtı âlinize emânet bırakıyorum. Eğer askerden dönersem, gelir alırım. Şâyet dönemezsem, istediğiniz bir kimseye verebilirsiniz!" diye münâcaat etti.