Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.568.617

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!

Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ya’kub GermiyÂnî’nin Yardimi

Ya'kûb Germiyâni hazretleri, Rumeli beldelerinden Yanya'da bulunduğu sırada, Yanya yakınındaki Preveze kalesini, frenk kâfirleri karadan ve denizden istilâ edip, muhâsara altına almışlardı. Bu sırada Ya'kûb Germiyâni, müslümanlara yardım için o kaleye gitti. O zâtın kalede bulunması ile, kaledeki müslümanlar, kâfirlerin şerlerinden emin oldular. Ya'kûb Germiyâni, bir kerâmeti olarak, kâfirlere karşı öyle heybetli göründü ki, kâfirlerden hiçbiri kalenin giriş yoluna yaklaşmaya ve saldırmaya cesâret edemedi.Vuruşma esnâsında, kale burcunda bulunan topu, bizzat kendi eliyle ateşlerdi. Allahü teâlânın izni ile atışlar tam isâbetli olurdu. Evvelâ, kâfirlerin alâmet olarak yanlarında taşıdıkları büyük bir haçı, sonra da, askerlerin çoğunu top atışları ile perişân etti. Allahü teâlânın nusret ve yardımiyle kâfirleri dağıttı. Atışlar o kadar tesirli oldu ki, düşman tarafında sağ kalanlar kurtuluşu kaçmakta buldular.

Vehbi Tülek

Ya’kub GermiyÂnî’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Yedi-sekiz Hasan Paşa

Vehbi Tülek

Zamaninin Ebu Hanifesi: Molla Hüsrev

Vehbi Tülek

Sultan İkinci Murâd Han memleketi iç ve dış huzûra kavuşturduktan sona tahttan çekilmiş, yerine oğlu Fâtih Sultan Mehmed'i oturtmuştu. Ancak düşmanlar, sultanı çocuk yaşta görüp sefer hazırlıklarına başladılar. Bunun üzerine İkinciMurâd Han tekrar tahta geçti ve Fâtih Sultan Mehmed'i Manisa'ya gönderdi. İlim adamlarının çoğu birer bahâne ile Manisa'ya gitmek istemedi. Molla Hüsrev kazaskerlikten istifâ ederek şehzâde ile birlikte Manisa'ya gitmeye karar verdi. Fâtih onun bu karârını duyunca; "Vazifenize devâm edin, zirâ memleketin size ihtiyâcı var." dediyse de Molla Hüsrev; "Tahttan ayrılıp Manisa'ya giderken, sizi yalnız bırakmam uygun olmaz. Müsâde buyurun geleyim." diyerek samimiyetini bildirdi ve birlikte Manisa'ya gitti. Fâtih Sultan Mehmed bu muhterem âlimden çok istifâde etti.

Naime Sultan

Vehbi Tülek

Müdür Bey’e Habersiz İftara Gidelim

Vehbi Tülek

Fatih Ve Hocazade

Vehbi Tülek

Orhan GÂzi Ve AlÂeddîn Esved

Vehbi Tülek

İtalya Mahkemesi

Vehbi Tülek

Hasan Can’in Tabiri

Vehbi Tülek

Mimar Sinan’in Yumurtalari

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İlmihâli Öğrenmek Îmanı Korur

Abdülkâdir Safûri hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1010 (m. 1601)'de Ürdün'de Safûriyye denilen yerde doğdu. 1081 (m. 1670)'de Şam'da vefât etti. Oğluna şu nasihatleri yaptı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Burhâneddîn İbrâhim Kerekî

Vehbi Tülek

Burhâneddin İbrâhim Kereki hazretleri, Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 776 (m. 1374)'de Ürdün'de Kerek'te doğdu. 853 (m. 1449)'da Kâhire'de vefât etti. Vefatından kısa bir zaman evvel talebelerine şöyle nasihat etti:

Nasipli Talebe Mevlânâ Yûsüf

Vehbi Tülek

Ali Bin Vefâ Ve Muhammed Şâzilî

Vehbi Tülek

Muhammed Şâzili Mısır'da yetişen büyük velilerdendir. Doğum târihi bilinmemektedir. Hazret-i Ebû Bekir'in soyundandır. Küçük yaşta öksüz kaldı. Teyzesinin yanında büyüdü. Sanâta verdiler, fakat medreseye kaçtı. Medrese arkadaşlarından biri de, meşhûr muhaddis İbn-i Hacer Askalâni'dir. 1443 (H.847) senesinde vefât etti. Mısır'da Berekât denilen yerde medfundur...

Göncüzâde Kâsım Efendi

Vehbi Tülek

Tasavvufu Inkâr Edenler Ve Kerîmüddîn Bâbâ Ebdâl

Vehbi Tülek

Muhammed El-ma’ribî

Vehbi Tülek

Her Asırda Peygamber Geldi

Vehbi Tülek

Hayvanlar Gibi, Yok Edilecekler

Vehbi Tülek

Kim, Fıskı Beğenirse Onu Yapanlardan Olur

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Vehbi Tülek

Tüccarin Rüyasi

Bülbülün Zikri

İmanı Ona Kafidir

Şikayet

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Bizi Hatirlayin!

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

SelÂmetle Gidip Gel

Vehbi Tülek