Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.603.472
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
1909 yılı, Nisan ayının 27'nci günü, çift atlı saray arabaları Yıldız Sarayı'nın önünde sıra sıra dizilmiş, yolcularını bekliyorlardı. Akşam karanlığında koşuşturan subaylar, askerler ve içinde mum yanan fanuslu lâmbaların ışığında güçlükle fark edilen sürücülerdeki telâş ve tedirginlik, atlara da sirayet etmişti. Huysuzlanıyor, başlarını aşağı yukarı sallıyor, ayakları ile toprağı eşeliyorlardı. Sanki, felâketlerle geçecek yılların işaretlerini şimdiden veriyorlardı.
600 yılı geride bırakarak yedinci asrını süren Osmanlı İmparatorluğu tarihinde, kırılma noktası denilebilecek çok önemli bir gün yaşanıyordu. 32 yıl, 7 ay ve 27 gün süren bir saltanattan sonra 34'üncü padişah Sultan İkinci Abdülhamid Han, o gün tahttan indirilmiş, yerine kardeşi geçirilmişti.
Sultan I. Mahmud boş zamanlarında kuyumculuk yapar, yaptıklarını sattırır, elde ettiği birkaç kuruş kâr ile de ufak tefek ihtiyaçlarını temin ederdi. Bundan da büyük bir haz duyardı. Yine birgün kuyumculuk ederken vezirlerden biri onun yanına yaklaştı ve:
"Niçin böyle zahmet edersiniz?" deyince Padişah:
"Bre ne yabana söylersiz! Milletin hazinesini, milletin ihtiyaçlarına sarfetmek gerekdir. Saniyen, insan olana durmadan çalışmak gerekdir. İnsanın çalışıp alın teri dökerek kazandığı paranın zevki başkadır. İçinde alın teri, göz nuru bulunan kazanç helal olur. Böyle kazancın tadı, beti ve bereketi olur" dedi.
Sâdık Ali Efendi, Diyarbakır velilerindendir. Kanûni Sultan Süleymân Han devrinde yaşadı. İbrâhim Gülşeni hazretleri bir zaman Diyarbakır'a gelmiş ve dükkanlarının önünden geçmekte idiler. Sâdık Ali Efendiye bir nazar ettiler. Bu bakışın tesiriyle Sâdık Ali Efendi kendinden geçip, cezbe hâline girdi ve gönlüne Allahü teâlânın aşkı doldu. Pir hazretlerinin talebeleri arasına girdi. Sâdık Ali Efendi 1553 (H.961) târihinde vefât etti...
Ali Efendi, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Hanif İbrâhim Efendi Osmanlı âlim ve velilerinden olup, 1217 (m. 1802)'de vefât etti. Evliyânın büyüklerinden Mehmed Emin Tokâdi'nin halifelerinden Müstakimzâde Süleymân Sa'deddin Efendi, aynı zamanda Hanif İbrâhim Efendi'nin de sohbet meclislerinde bulunmuştur. Bir sohbetinde, zikir ile ilgili bazı hususları şöyle anlatmıştır:
Beni İsrail zamanında salih bir kimsenin üç tane oğlu varmış. Bir gün o zat ağır hastalanır ve artık hayatından ümid kesilince büyük oğlu, küçük kardeşlerini çağırır ve:
- Ey kardeşlerim, pederimizin epeyce malı var. Fakat bugün kendisinin hizmeti ise ağırdır. İsterseniz sizler malına varis olun ve hizmetini bana bırakın, der.