Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.846
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Sultan II. Abdülhamid Han devri, dış politikada Osmanlı devletinin en başarılı olduğu bir dönemdir. Bütün Avrupa devletlerini idare ederek, iç savaş yapmadan 33 yıl geçmişti. 19. yüzyıl sonlarında Rusya, sınırlarını Japon denizine kadar genişletti ve yayılmacı siyaseti, uzakdoğu için de bir tehdit unsuru olmuştu. Bu yüzden Japonya İmparatorluğu, Rus tehlikesine karşı Osmanlı devleti ile işbirliği yapmayı kararlaştırdı. Aynı yıllarda Rusya, Osmanlı devletine karşı büyük bir askeri harekata hazırlanıyordu. Sultan Abdülhamid, tek başına Rus orduları ile başa çıkmanın çok zor olacağını bildiği için, Japonya ile yapılacak bu işbirliği sayesinde bir müttefik kazanacak ve eğer Rusya Osmanlı devletine saldırmadan önce, Japonya'nın Rusya'ya savaş açarsa, böyle bir felakete uğramayacaktı. Bu sebeple Japon İmparatorunun amcası, Türk-Japon dostluğunun tesisi için 1897'de İstanbul'a geldi. Padişah tarafından mükemmel bir şekilde ağırlanan Prens, memnun bir şekilde ülkesine döndü.
Fatih, Rumeli Hisarı gibi, Bizans'ın boğazını sıkacak dev eseri, üçbuçuk ayda tamamladı. Başta kendisi olmak üzere bütün Vezirler sırtlarında taş taşıdı. Dürüstlükle, harcından çalınmadan yapılan eser, 550 senedir dimdik ayakta. 17 Ağustos'ta moloz yığını olan binaların mimar ve mühendisleri bundan ders almalıdır! Çeşitli yalanlarla suçladıkları fethin babası, din ayrımı gözetmeksizin Rum, Ermeni ve Yahudilere inanç ve icrai sanat hürriyetini tattıran insandır. 52 günlük bir muhasaradan sonra, Türk askerleri İstanbul surlarından, coşkun bir sel gibi akıyordu. Bizans halkı ise, ölüm korkusu ile Ayasofya'da toplanmışlar ve gaipten bir kurtarıcı bekliyorlardı.
Atâ bin Yesâr hazretleri Tâbiîn devrinin Medîne'de yetişen tanınmış, hadîs ve tefsîr âlimlerindendir. 659 (H.39) târihinde doğdu. Muâz bin Cebel, Ebû Zer-i Gıfârî, Ebüdderdâ, Ebû Hüreyre, Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Abbâs ve daha pekçok sahâbîden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Rivâyetleri Kütüb-i Sitte denilen altı sahîh hadîs kitabında yer almıştır. 721 (H.102) tarihinde İskenderiye'de vefât etti. Resûlullah efendimizden “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği hadîs-i şerîflerde buyruldu ki:
Ebu Abdullah Muhammed bin Hafif hazretleri 889 (H.276) senesinde Şirâz'da doğdu. 981 (H.371)'de aynı yerde vefât etti. Babası sultan idi. Çağındaki "Şeyhlerin Şeyhi" olup âlemde bir tane idi. O asırda tasavvuf yolunu tutanlar hep ona başvururlardı. Büyük bir ifade gücüne sahipti. En derin hakikatlere dair kırk günde bir eser telif ederdi...
Ahi Muhammed hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Türkistan'da Harezm'de doğdu. 1378 (H.780) târihinde Afganistan'da Herat şehrinde vefât etti. Harezm'de ilim ve edeb öğrendi. Sonra Geylan'daki evliyâdan mânevi ilimleri tahsil edip, zamânın büyük velileri arasına girdi. Çok talebe yetiştirdi. Talebelerinin önde gelenleri Muhammed Karsi, Osman Şirvâni ve Pir Ömer Halveti'dir. Çok kerâmeti görüldü.
İsmâil Hakkı Efendi, hocasının vefâtından sonra Konya, Seydişehir, Söğüt, İznik ve İstanbul yolu ile Bursa'ya geldi. Bu yolculuk sırasında hazret-i Mevlânâ'yı, Sadreddin Konevi'yi ve Eşrefzâde Abdullah Rûmi'yi ziyâret etti.Sultan İkinci Mustafa Hânın, dâveti üzerine, 1695 (H.1107) senesinde Edirne'ye gitti. Nemçe seferinde, orduya cihâdın sevâbını ve büyüklüğünü anlatarak, askeri coşturdu. Osmanlı Ordusu önceBelgrad'a vardı. Oradan Tuna'yı geçerek düşmanla çarpıştıktan sonra, kışın bastırması üzerine Edirne'ye geri döndü. Ertesi sene ordu yine Edirne'den ayrılarak Belgrad'a gitti. O sırada Sadrâzam Elmas Mehmed Paşa idi. İsmâil Hakkı Efendi, Elmas Paşanın hazır bulunduğu gazâların hepsine katıldı ve birkaç yerinden yara aldı. İsmâil Hakkı Efendi, ordunun zaferlerle geri dönüşünden sonra yaralı olduğu hâlde Bursa'ya döndü ve talebe yetiştirmeye, eser yazmaya devâm etti.