Velîlere Yakınlık, Insanı Allah'a Yaklaştırır
Ezher el-İsfehânî hazretleri büyük velîlerdendir. Filistin’de Remle'de otururdu. Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Türâb Nahşebî gibi büyüklerle görüştü. Muhammed bin Yûsuf el-Bennâ'nın talebesidir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.246.383
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ezher el-İsfehânî hazretleri büyük velîlerdendir. Filistin’de Remle'de otururdu. Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Türâb Nahşebî gibi büyüklerle görüştü. Muhammed bin Yûsuf el-Bennâ'nın talebesidir.
27 sene süren kanlı savaşlarla alınan ve uğrunda 50.000'den fazla şehid verilen Girit Adasında, tam 200 sene sonra, Yunanlıların ve batılı devletlerin kış kırtmaları neticesinde isyanlar başladı. Hatta yerli Rumlar 2 Eylül 1866 günü adayı Yunanistan'a ilhak ettiklerini ilan ettiler. Bunun üzerine Osmanlı hükûmeti bu isyanı bastırmak için hemen adaya askeri birlikler gönderdi. Bu sırada Paris'te Milletlerarası fuar açılışı vardı ve bu münasebetle Fransa İmparatoru III. Napolyon, Sultan Abdülaziz'i de davet etmişti. Abdülaziz Han, bu daveti kabul etti ve Osmanlı tarihin de ilk defa yurt dışına resmi gezi yapmak üzere 21 haziran 1867 günü İstanbul'dan hareket ederek vapurla Fransa'nın Marsilya şehrine, oradan da trenle Paris'e gitti. Yanında Sadrazam Keçecizade Fuad Paşa da bulunuyordu.
Sultan 1. Ahmed (1590-1617), kalbi hayatının derinliði olan oldukça müttaki bir Osmanlı Padiþahıdır. Bahti mahlasıyla Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) sevgisini ve baðlılıðını ifade eden çok içli þiirleri vardır:Nola tacım gibi baþımda götürsem daimKadem-i resmini ol bazret-i þab-i Resül'ün.Ýþte bu ince ruhlu Osmanlı sultanının vefat etmeden bir gün önce huzurunda bulunan mabeynci Mustafa, Ahmed Han'ın odada muhatabını göremediði kimselere karþı dört defa; "Ve aleyküm selam" dediðine þahit oldu. Mabeynci, bir mânâ veremediði bu garip davranıþ ların sebebini Sultanına sorduðunda, Sultan Ahmed Han þu cevabı verdi:"O anda Hazreti Ebu Bekir-i Sıddık, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali efendilerimiz geldiler ve bana; 'Sen, dünya ve ahiretin sultanlıðını kendine toplamıþsın. Yarın Resulullah (sav) Efendimiz'in yanında olacaksın', buyurdular."Gerçekten de bu Hak dostu, denildiði gibi ertesi gün vefat ederek sevdiklerine kavuþtu.
Ebü'l-Abbâs-ı Mürsi hazretleri, on üçüncü yüzyılda Endülüs'te ve Mısır'da yetişmiş olan büyük velilerdendir. Mâliki mezhebi fıkıh âlimidir. İsmi, Ahmed bin Ömer bin Muhammed, künyesi Ebü'l-Abbâs'tır. 1219 (H.616) senesinde Endülüs'ün Mürsiyye kasabasında doğdu. 1287 (H.686) senesinde Mısır'ın İskenderiye şehrinde vefât etti. Kabri, Humeyter denilen yerdedir...
Yûsuf bin Muhammed el-Fasi hazretleri evliyanın büyüklerindendir. 937 (m. 1530)'da Endülüs'te (İspanya) Mâleka (Malaga) yakınlarında Kasrülkebir'de (Alcazarquivir) doğdu. Burada Kur'an-ı kerim, fıkıh ve nahiv okudu. Şâziliyye şeyhi Abdurrahman Meczûb'a intisap etti. İcazet alarak Fas'a gitti ve burada bir dergâh kurarak çok talebe yetiştirdi. 1013 (m. 1604)'te Fas'ta vefat etti.
Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:
"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.
Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."