Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.604.194
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Sultan Birinci Mahmûd Hanın İran üzerine ordu gönderdiği sırada, Mehmed Emin Tokâdi hazretleri bir sabah vakti talebelerinden İshakzâde Yahyâ Efendinin evine gitti. Mübârek gözleri âdetâ kan çanağına dönmüştü. "Benim için bir oda ayırınız!" dedi. Sonra kendisi için ayrılan odaya girip, orada tefekküre, murâkabeye başladı. O gün ikindi namazı vaktinde abdest ve namaz için dışarı çıktı. Talebesi; "Bir mikdâr yemek yeseniz münâsib olurdu efendim." deyince; "Yok Yahyâ Efendi. Ben senden yemek isteyecek vakti bilirim." buyurup, tekrar odasına girdi. Ertesi gün ikindi vaktine doğru neşeli bir halde dışarı çıkıp; "Elhamdülillah! Allahü teâlâ duâlarımı kabûl buyurdu. Şu anda Mahmûd Han zafere ulaştı. Sultan Mahmûd'dan çok ikrâm gördüm. Şimdi de ona duâ ederek zafere ulaşmasına vesile olduk. Böylece hakkını ödedik. Bu günü bu saati bir yere yazınız." buyurdu.Daha sonra Sultan Mahmûd'un zafere ulaştığı haberi geldi. Tam Mehmed Emin Tokâdi hazretlerinin zafere ulaştığını müjdelediği gün ve saate rastlıyordu.
Mohaç Meydan Muharebesinde Macar ordusunu arkadan çevirerek tamamen imha eden Gazi Bali Bey, bu savaştan yıllar geçtikten sonra, sancakbeyliği alameti olarak kendisinde bulunan iki tuğa ilave olarak, bir tuğ daha verilmesi için Padişaha ricada bulundu. Terfi ve terakkinin muayyen yaş, kıdem ve hizmet mukabili olduğunu bilen Kanuni, ona şu cevabı yazdı:"Yadigarım ve muhterem lalam Gazi Bali Bey!Berhudar olasın, yüzün ak olsun...
Muhammed ibn-i Lübâbe el-Kurtubi hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. Endülüs'te (İspanya) Kurtuba'da (Cordoba) doğdu. Medrese tahsilinden sonra İlbire'de (Elvira) kadılık, Kurtuba'da şûra üyeliği yaptı. 330 (m. 942)'de Kurtuba'da vefat etti. Bir dersinde ilmin ehemmiyeti hakkında şunları anlattı:
Cemâlüddîn Safrâvî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 544 (m. 1149) senesinde Mısır’da İskenderiyye’de doğdu. 636 (m. 1238) senesinde İskenderiyye’de vefât etti. Mısır’da meşhur âlimlerden fıkıh ilmini öğrendi ve zamanının büyük hadîs âlimlerinden hadîs-i şerîf dinledi ve rivâyette bulundu. Bir dersinde şunları anlattı:
Molla Mehmed Emin Efendi Osmanlı kıraat âlimidir. İstanbul’da doğdu. Babası Osmanlı reîsül-kurrâlarından Abdullah Eyyûbî’dir. Babasının yanında hıfzını tamamladı, tecvid ilmini ve kırâat-i aşereyi ondan tahsil ederek icâzet aldı. Eyüp Camii’nde imam ve şeyhülkurrâ oldu. Meclis-i Maârif başkanlığı yaptı. 1275 (m. 1859)’da vefat etti. “Tuhfetü’l-Emîn fî vukûfi’l-Kur’âni’l-mübîn” isimli eserinde, nâsih ve mensuh âyetlerle ilgili şöyle buyurmaktadır:
Bir padişah, bir iki vezirini ve diğer erkandan birkaçını yanına alarak payitahta (başkente) yakın yerleşim merkezlerinde bir gezintiye çıkmıştı. Payitahttan ayrılıp bir kaç saatlik bir yol katettikten sonra yolları üzerindeki bir nar bahçesinin kıyısında dinlenme molası verdiler Olgunlaşmış, tam kıvamını bulmuş olan narlar insanın iştahını kabartıyordu Padişah bahçe içinde çalışmakta olan yaşlı bir adamı yanına çağırdı sordu: - Bu güzel nar bahçesi kimin? - Bu nar bahçesi benimdir efendim, babamdan miras kaldı - Oğlun, uşağın var mı? - Allah bize oğul uşak vermedi efendim, bir karı kocadan ibaret iki kişilik bir aileyiz - Peki ben de bu ülkenin hükümdarıyım, şuradan bir nar şerbeti sıksan da içsek