Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.807
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan Abdülaziz Han devri şeyhülislâmlarından Turşucuzâde Ahmed Muhtar Efendi, bir gün makâmındayken Vâlide Sultan'ın kahvecibaşısı gelmiş. Vâlide Sultan'ın, Aksaray'da yapılan câmie âit vakıflardan doğan dâvânın çok uzadığından üzüldüğünü hatırlatmış. Şeyhülislâm'ın cevâbı ise söyle olmuştu: "Hükme te'sirim olmaz. Şer-i şerif ne hükmederse, öyle olur". Kahvecibaşı çıkıp gidince etrafındakilere dönüp şöyle demisti: "Ben Vâlide Sultan'ın değil, hukûkun şeyhülislâmıyım. Ne zaman ki hak ve hukûka müdâhale edilmek istenirse, aklıma, vaktiyle Ayasofya Medresesi'nde derse çıktığım zaman papuçlarımı koltuğuma aldığım gelir. Hak hukuk bekçiligi zor iştir. Belki makama vefa getirmez amma kalbe şifa verir. Bu sebeple pabuç koltukta olacak, makâmı bırakacak amma hakka dil uzattırmayacaksın!".
Osmanlı saray ve konak haremlerinde misafirlere bir törenle kahve ikram edilirdi. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulurdu. Ardından üç hizmetçi kahve ikramına başlarlardı. Kahvenin soğumaması için güğüm, ortasında kor ateş bulunan stile oturtulur ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınırdı. Stil takımları tombak, gümüş veya pirinçten yapılmıştır. Kahve ikramında ayrıca yuvarlak stil örtüsü kullanılırdı. Atlas veya kadifeden yapılan bu örtü sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemelidir. Stil takımı ve örtüsünün zenginliği ailenin varlık derecesini yansıtırdı.
İçinde kahve fincanı ve zarflar bulunan tepsiyi taşıyan hizmetçi, stil örtüsünü kenardan iki eli ile önlük gibi önünde tutar, ikinci hizmetçi stil takımını taşırdı. Üçüncü kız tepsiden porselen fincanı alır, stildeki güğümden kahveyi doldurur, fincanı altın,tombak, gümüş veya porselen zarfa yerleştirir, zarfın ayağından iki parmağı ile tutarak tek tek misafirlere ikram ederdi. Tiryakiler kahve ile birlikte nargile veya uzun çubuklarda tütün içerlerdi.
Osman Selahaddin Sanduklu Efendi Osmanlı âlim ve şeyhlerindendir. 1821’de İstanbul’da doğdu. Zamanın büyük âlim ve şeyhlerinden ders gördü. Yenikapı Mevlevîhânesi Şeyhi oldu. 1866’da kurulan Meclis-i Meşâyih Reisliğine getirildi. Çok kitap yazdı. Bunlardan “Tezkiye-i Ehl-i beyt” isimli eserinde şöyle buyuruyor:
Sinân Efendi, İstanbul velilerinden olup Yunanistan'da, Yanya'da doğdu. Tahsilini İstanbul'da yaptı. Merkez Efendinin teveccüh ve dualarına kavuştu. Harem-i şerif şeyhliği vazifesine tâyin olundu. Bu sebeple Medine-i münevvereye gitti. 1581 senesinde orada vefât etti.
Bu mübarek zat, bir sohbetinde buyurdu ki:
Hicretin yedinci senesinde, Hayber gazâsı yapıldı. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" bayrağı önce Emir-ül mü'minin hazret-i Ömer'e "radıyallahü anh" verdi. Çok savaştılar. Fakat kal'ayı düşüremeyip, geri döndüler. Emir-ül mü'minin hazret-i Ebû Bekr "radıyallah anh" bayrağı alıp, savaşa gitti. Kal'a yine fethedilemedi. Geri döndüler...
Bir gün Yalova'dan İstanbul'a bir gemi gidiyordu. İstanbul'a yaklaştıkları sırada, şiddetli bir rüzgâr esmeye, dalgalar gittikçe büyümeye, gemiye şiddetle vurmaya başladı. Dalgaların vuruşundan tahtalar gıcırdıyordu. Gemi, koca denizde bir o tarafa, bir bu tarafa yalpalıyor, devrilecek gibi oluyordu. Yolcular ne yapacaklarını şaşırdılar. Herkes geminin bir tarafına birikince, tehlike daha da büyüdü. Kaptan, yolcuları teskin etmeye çalışıyor ve herkesin yerinde oturmasını tavsiye ediyordu. Herkes birbiriyle helâlleşiyor ve şimdiye kadar işlediği günahlarına tövbe ediyordu. Bâzıları da, kurtulmaları için adakta bulunuyordu. Yolcuların arasındaki bir genç, Fâtiha-i şerife ve İhlâs sûrelerini okuyarak, hâsıl olan sevâbı; Peygamber efendimizin, Eshâb-ı kirâmın, evliyânın, âlimlerin ve zamânın velilerinden Üftâde hazretlerinin rûh-ı şeriflerine hediye etti. Sonra da; "Yâ hazret-i Üftâde! Himmetinizi, yardımınızı istirhâm ediyorum." dedi.