Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.366.424

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bir Kimseyi Övmekte Ve Yermekte Acele Etmeyin!

Cemâleddîn Geylânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. On ikinci asrın sonlarında İran’da Kazvin'de vefât etti. Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin sohbetinde ve hizmetinde bulunarak yüksek derecelere kavuştu ve icazet verilerek talebe yetiştirdi. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Abdülmecid Han Ve Misir Meselesi

Tanzimat Fermanı'nın yayınlanmasından sonra Mısır'a karşı İngiltere'nin ön ayak olması ile, Mehmed Ali Paşayı tutan Fransa dışarıda bırakılarak Osmanlı, İngiltere, Rusya, Prusya ve Avusturya devletleri Londra'da bir araya geldi ve 15 Temmuz 1840'da Londra anlaşması imzalandı. Buna göre, anlaşmaya imza koyan devletler, Mehmed Ali Paşaya onar günlük iki ültimatom verdiler. Mehmed Ali Paşa bu ültimatomları kabul etmediğini bildirdi. Bunun üzerine İngiltere ve Avusturya tarafından desteklenen Osmanlı kuvvetleri, Mısır ordusunu yendi. Osmanlı askeri 16 Ekim 1840 günü Trablusşam'a, 4 Kasım günü Akka'ya, 13 Kasım günü Haleb'e, 29 Aralık günü Şam'a girdi. Londra anlaşmasına göre artık Mehmed Ali Paşanın Mısır'dan çıkarılması gerekiyordu. 27 Kasım 1840 günü Mısır ile İngiltere arasında yapılan anlaşma ile, Mehmed Ali Paşa, ikinci ültimatomun şartlarına uyacağını bildirince, İngiltere, Osmanlı Devletine ihanet ederek; Babıali'den Mısır ile Sudan'ın ırsi olarak Mehmed Ali'ye bırakılmasını istedi. Bundan maksadları, Mısır'ı yalnız bırakıp, şartların müsaid olduğu bir zamanda işgal etmekti. Bunun üzerine Reşid Paşa, Sultan Abdülmecid'e 24 Mayıs 1841 günü Mısır fermanını yayınlattı. Bu ferman, 1914 senesine kadar Mısır'ın bir çeşit anayasası olarak kalmıştır. Fermana göre Mısır, Osmanlı padişahı tarafından tayin edilen Kavalalı mensuplarınca idare edilecekti.

Vehbi Tülek

Mücevherli Minare

Vehbi Tülek

İlk Türk Uçağinin Uçuşu

Vehbi Tülek

Hediye Baston

Vehbi Tülek

1897 Osmanlı-Yunan harbi zaferle neticelenmişti. Sultan II. Abdülhamid büyük sevinç içndeydi. Harpte yaralananların hepsini İstanbul'a getirtmiş, bunları Gümüşsuyu hastanesi ile yeni yaptırdığı Şişli Etfal hastanesine yerleştirmişti. Hergün hastanelere adam gönderiyor, yaralıların vaziyetini öğreniyordu. Sultan Abdülhamid'in marangozluğa merakı vardı. Yıldız Sarayında bir marangoz atelyesi vardı ve devlet işlerinden yorulduğu zaman dinlenmek için buraya gelir, her biri sanat şaheseri kabul edilen ahşap eşyalar yapardı. Bir sabah yine atelyeye inmişti. Kapıdan girer girmez marangoz Mehmed Usta ile karşılaştı. Hemen ustaya:-Haydi bakalım Mehmed Usta! 150 tane baston ağacı kes...-Ferman efendimizin. Lakin bu kadar baston ağacı ne olacak?-Araştırdım, gazilerimizden 150 kadarının ayaklarından yaralandıklarını öğrendim. Bunlar iyi olsalar da yürümek için bastona muhtaç kalacaklar. Bunlara birer baston yapacağım ve hastaneden çıkıp memleketlerine giderken kendilerine hediye edeceğim.

Kadem-i Şerif Ve Sultan Ahmed

Vehbi Tülek

Bir Avuç Bulgur

Vehbi Tülek

44 - Rodos Zaferi

Vehbi Tülek

Sakinan Göze Çöp Batar

Vehbi Tülek

Değil Bir Yabanci İçin...

Vehbi Tülek

Saltanat Tahtina Oturacaktir

Vehbi Tülek

Geyikli Baba Ve Orhan Gazi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Basra Fukahâsından Câbir Bin Zeyd

Câbir bin Zeyd, Tâbiinden yâni Peygamber Efendimizin Eshâb-ı kirâmını gören büyüklerden ve evliyâdandır. Hadis ve fıkıh âlimidir. İsmi, Câbir bin Zeyd el-Ezdi el-Basri'dir. Künyesi, Ebü'ş-Şa'sâ el-Cevzi'dir. Aslen Ummanlı olup, Basra'da yaşamıştır. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir.
Tâbiinin ileri gelenlerinden olan Câbir bin Zeyd hazretleri, İbn-i Abbâs, İbn-i Ömer, İbn-i Amr, İbn-i Zübeyr, Hakem bin Amr, Muâviye bin Ebi Süfyân, İkrime (radıyallahü anhüm) gibi pekçok Sahâbiden hadis-i şerif dinledi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ebu İshak İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Ebu İshak İsmail Efendi 78. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1054 (m. 1645)'te İstanbul Çarşamba'da doğdu. Tahsilini tamam­ladıktan sonra İstan­bul'un çeşitli medreselerinde müderris­lik yaptı. Sonra Mekke-i Mükerreme Kadılığı görevine getirildi. Anadolu ve sonra Rumeli Kadıaskerliğine, nihayet Şeyhülislâm­lığa tayin edildi. 1137 (m. 1725) tarihinde vefat et­ti. Bir dersinde şunları anlattı:

Hâris El-muhâsibî

Vehbi Tülek

iki Çul Sahibi Abdullah El-müzeni

Vehbi Tülek

Resûlullah Efendimiz "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" Medine-i Münevvere'ye hicret edeli 7 sene olmuş... Mekke'de bir genç... Babası yok. Kabilesinin içinde ezik boynu bükük ve mahzun. Adı, Abdullah el-Müzeni... Amcaları bakıyor ona. Fakat hepsi müşrik. O, Resûlullah Efendimizi görmeden iman etmiş bir yiğit. Kalbi Resûlullah Efendimize kavuşmanın heyecanı ile atıyor...

Alâüddîn Haskefî

Vehbi Tülek

O Akıl Nerede Ki, Kemaline Erişsin

Vehbi Tülek

Günde Beş Vakit Namaz Kılınması Emredilmiştir

Vehbi Tülek

Tedavi Ilaç, Sadaka Ve Duâ Ile Yapılır

Vehbi Tülek

Dinin Aslı; Ilim, Amel Ve Ihlâstır

Vehbi Tülek

Haydarzade Feyzi Efendi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah Diyen Genç

Allah Diyen Genç

Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Bülbülün Zikri

Fani Dünya

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Anzakli Ömer

Allah Diyen Genç

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek

9 Evi Dolaşan Kelle

Vehbi Tülek

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Vehbi Tülek

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek