Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.737
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
"Bunlar bir vakit beyler idi, kapıcılar korlar idi, Gel gör şimdi, bilmeyesin bey hangidir ya kulları? Yunus Emre"Onyedinci asır başında yaşamış ülemadan ve Sultan 1. Ahmed'in şeyhülislamlarından Çelebi Müfti ismiyle meşhur, Hocazade Mehmed Efendi, bulaşıcı hastalıklardan çok korkan bir adamdı. Çelebi'nin bulunduğu yerde hastalık ve ölümden katiyyen bahsedilmez, kendisi de hiç kimsenin hasta ziyaretine ve cenazesine asla gitmezdi. Bir gün, evinin hizmetçilerinden biri hastalanıp vefat etti. Efendi hazretleri hiç tereddüt etmeden, konağına bir duvarcı ustası çağırdı. Ustaya, evin hizmetçisinin öldüğü odanın kapısını örmesini söyledi. Usta, kapıya boydan boya duvar ördükten sonra Çelebi, ayrı bir direktif verdi: Şimdi git, bahçe tarafından dolaş ve o odanın duvarını del, naaşı çıkarıp gömsünler. Bu oda da bir daha kullanılmasın. Hikmet-i İlahi, "sakınan göze çöp batar" misali, bütün dikkatine rağmen Hocazade Mehmed Efendi vebaya yakalanarak hayata veda etti
Bir gün Sultan İkinci Murâd Hân, Edirne'de abdest tâzelemek üzere çıktığı zaman ayağı kayıp düştü. O sırada nûr yüzlü bir kimse peydâ oldu. Sultânı elinden tutup, o tehlikeli hâlden kurtardı ve âniden kayboldu. Sonra Pâdişâh, kendini tehlikeden kurtaran o zâtla görüşmek istedi. Edirne'nin bütün sâlih kimselerini huzûruna dâvet etti. Ancak, dâvet ettiği kimseler arasında aradığı zât yoktu. Nihâyet bütün Edirne halkını bir yere toplatıp, birer birer gözden geçirdikten sonra, aralarında, elinden tutup kurtaran Şücâeddin Karamâni'yi buldu. Ona hürmet edip, iltifât ve ihsânlarda bulundu. Debbaglar Mahallesinde ona bir mescid ve bir dergâh yaptırdı. Talebelerine Murâdiye evkâfından maaş bağlatıp, ihsânlarda bulundu.
Ebü'l-Hasan Harîrî hazretleri büyük velîlerdendir. 1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Şeyh Ebû Ali Mağribî'nin sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Çok kerametleri görüldü.
Babanzâde Ahmed Naim Efendi son devir Osmanlı âlimlerindendir. 1290 [m. 1872] da İstanbul'da doğdu, 14 Ağustos 1352 [m. 1934]de orada vefat etti. Galatasaray Lisesi ve Mülkiye Mektebini (Siyasal Bilgiler Fakültesi) bitirdi. İstanbul Üniversitesinde yirmi iki sene profesörlük ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Balıkesir Milletvekilliği yaptı. En meşhur eserleri: Ahlâk-ı islâmiyye esâsları, Buhâri tercümesi, Hadis-i erba'in tercümesidir. Bu kitabında şöyle anlatır:
İsmâil Necâtî Efendi Anadolu velîlerinin meşhurlarındandır. 1839 (H.1255) senesinde Karabük’ün Safranbolu kazâsının Oğulveren köyünde doğdu. İlk tahsîline Müftî Mehmed Hilmi Efendiden ders alarak başladı. Sonra İstanbul'a gidip değişik hocalardan okuyup icâzet aldı. Ruûs imtihânını kazanarak Bâyezîd Medresesi dersiâmları arasına katıldı. Huzur dersleri muhataplığı ve muharrirlik vazîfesi yaptı. Tasavvufta hocası, Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretleridir. Hocasının ikinci halîfesi olup, onun vefâtından sonra 1911 senesinden îtibâren Gümüşhânevi Dergâhı şeyhliği ona verildi ve vefâtına kadar bu vazîfeyi yürüttü. İlk İstanbul Müftülüğü vazîfesi de ona verilmiştir. 1921 (H.1338) senesinde İstanbul'da vefât etti. Derslerinde buyurdu ki:
Fatih Sultan Mehmed Han'ın başveziri Mahmûd Paşa, evinde bir dâvet tertib etti. Dâvete, hurûfi yolunda olan sapıklar da çağırıldı. Fahreddin Acemi de perde arkasına saklanmış, onları dinliyordu. Sohbet ilerleyince, Mahmûd Paşa, kendilerini çok sevdiğini ve her dertlerini çekinmeden kendisine açabileceklerini söyledi. Vezirin bu aşırı sevgi ve muhabbetinden dolayı onu kendisinden zanneden bu kimseler, fırkalarının iç yüzünü anlatmaya başladılar. "Her testi içine konulanı sızdırır" sözü gereğince sapıklıklarını ve küfürlerini açıkladılar. Hattâ:"Allahü teâlâ (hâşâ) Fadlullah'a (Hurûfilik bozuk yolunun kurucusu olup, 1393 senesinde Timûr Hanın oğlu Mirân Şah tarafından öldürülmüştü.) hulûl etmiştir." dediler.