Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.238.737

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Moğol Askerlerini Şam'dan Uzaklaştıran Mübarek Zat

Ebü'l-Hasan Harîrî hazretleri büyük velîlerdendir. 1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Şeyh Ebû Ali Mağribî'nin sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Çok kerametleri görüldü.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ankara Savaşi

Osmanlı Sultanı Yıdırım Bayezid Han, Anadolu beyliklerini hakimiyeti altına aldığı zaman bu ülkelerin beyleri, o zaman batıya doğru gelmekte olan Timur Han'a sığınmışlardı. Ayrıca Timur'dan kaçan Karakoyunlu Hükümdarı Kara Yusuf ile Tebriz hükümdarı Ahmed Celayiri de, Yıldırım'a iltica etmişti. Bu beyler her iki Türk sultanını birbiri aleyhine kışkırtı yorlardı. Neticede bu kışkırtma ve tahrikler, sünni iki Türk hükümdarını 28 Temmuz 1402 günü Ankara' nın Çubuk Ovasında karşı karşıya getirdi.Osmanlı sultanının güç ve kuvvetini iyi bilen, Maveraünnehr'deki en kudretli ve zırhlarla mücehhez kuvvetlerini getiren Timur'un ordusu yüz altmış bin idi. Ayrıca 32 fili vardı. Buna karşılık Osmanlı ordusunun mevcudu yetmiş bin idi. Timur'un kuvvetleri adedce Osmanlılardan çok fazla olduğu için, Yıldırım Bayezid Han ordu kumandanlarına muvaffak olmak için fedakarane gayrette bulunmalarını söyledi.

Vehbi Tülek

57 - Orhan Gazi Ve Alaeddin Esved Hazretleri

Vehbi Tülek

Tozkoparan İskender

Vehbi Tülek

Kirim Savaşi

Vehbi Tülek

1800'lü yıllarda dünyâda iki büyük İslâm devleti vardı. Biri Osmanlı Devleti, diğeri ise, Hindistan'daki Gürgâniye Hükümdârlığıydı. İslâmiyetin büyük düşmanı olan İngilizler ise, devamlı bu iki devleti nasıl yok edebileceklerini plânlamakla meşgûldüler. Önce Gürgâniye Devletini parçalamaya karar verdiler. Böylece hem Asya'daki Müslümanları başsız bırakacaklar, hem de Hindistan'ın hazinelerine ve ticâretine hâkim olacaklardı. Fakat Osmanlı Devletinin buna mâni olmasından korkuyorlardı. Bunun için Osmanlı Devletiyle Rusya arasında savaş çıkarmaya çalıştılar. Sıcak denizlere inme hayâliyle yanıp tutuşan Rusya'yı devamlı tahrik ettikleri gibi, sadrâzam Mustafa Reşid Paşayı da kandırarak Rusya ya karşı düşmanca tavır takınmasını temin ettiler. İngilizlerin asıl maksadını anlayamayan Rus Çarı Birinci Nikola, bu devlet ile Osmanlı toprakları hakkında görüşmeye karar verdi. 9 Ocak 1853'te Sen-Petersburg'un kışlık sarayında verilen bir baloda, İngiliz elçisine Osmanlı Devletinin topraklarını paylaşmayı teklif etti. Ancak İngiltere bu teklifi red ettiği gibi, durumu Bâbıâli'ye de bildirdi. Bunun üzerine Rusya, Osmanlı Devleti hakkında tek başına tedbirler almaya kalkıştı. İstanbul'a prens Mençikof'u elçi olarak gönderip, Fransa'nın Kudüs'te daha önceleri Katolikler adına sağladığı imtiyazların Ortodokslar için de tatbik edilmesini Ortodoks tebeânın himâyesinin Rusya'ya verilmesini istedi. Fakat Mustafa Reşid Paşa, bu teklifleri reddedip meselenin diplomatik yollardan çözümünü önledi. Bunun üzerine Avusturya İmparatorluğu ile Prusya Krallığı, İstanbul ve Petersburg'a kendi hakemliklerinde bir konferans toplanıp savaşın önlenmesini teklif ettiler. Rusya bu teklifi kabul ettiği halde Mustafa Reşid Paşa İngilizlerin tahriki ile reddetti. Böylece iki devlet arasında münâsebetler tamâmen kesildi. Rusya harb ilân etmeden Eflak ve Boğdan'ı işgâl etti. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, 4 Ekim 1853'te Rusya'ya harp ilân etti.

Şimdi Olmaz, Vezirler Var!

Vehbi Tülek

Zor Şehzade

Vehbi Tülek

Sultani Zafere Zorlayan Müderris

Vehbi Tülek

Occhiali (kiliç Ali Paşa)

Vehbi Tülek

Tozkoparan İskender

Vehbi Tülek

Yeniçeri Zorbalari Ve Iv. Mustafa Han

Vehbi Tülek

Neme Gerek ?

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Abdullah-ı Dehlevî Ve Hakîm Nâmdâr Han

Abdullah-ı Dehlevi hazretlerinin büyüklüğüne inanan kimseler gelir duasını alırlardı. Bilhassa bir sıkıntısı veya hastası olan o mübareğin hâne-i saâdetini doldururlardı...
Bu mübarek zat, Kur'ân-ı kerimi okumaktan ve dinlemekten çok hoşlanır şevk hâlinin gâlib olduğu zamanlar dinleyince kendinden geçer ve; "Daha okumayınız, dayanamıyorum" buyururdu. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi'nin Mesnevi'sini de çok okutup, dinlerdi. Bu esnâda vecd hâli hâsıl olur, coşar, ilâhi muhabbete gark olurdu. Fakat bazı kimselerin yaptığı gibi dinin emir ve yasaklarına uymayan halleri görülmezdi. Her hâli dine uygun olurdu...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İnsanın Kalbine Nur Yerleşince

Vehbi Tülek

Ebû Bekr Tirmizi hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Dokuzuncu asırda Horasan'da Belh şehrinde yaşadı. Zamanının meşhûr âlimlerinden ve evliyâsından Ahmed bin Hadreveyh ve diğer evliyâların sohbetinde ve derslerinde yetişti. Hadis ilminde de ilim sâhibi oldu. Derslerinde ve sohbetinde çok talebe yetişti. Kıymetli sözlerinden bir kısmı şunlardır. Buyurdu ki:

Osman Harrât

Vehbi Tülek

İnsan Yaptıklarının Takdir Edilmesini Ister

Vehbi Tülek

Haydarât-üş-Şîrâzî hazretleri, Sa’deddîn-i Teftâzânî’nin yüksek talebelerindendir. Herat ve Şiraz şehirlerinde birçok âlimden ilim tahsil etti. Tefsir, kelâm ve feraiz ilimlerinde büyük bir âlim idi. Teftâzânî’nin “Keşşâf” tefsirine yaptığı haşiyeye, o da bir haşiye yaptı. Anadolu’ya geldi. Burada çok ilim okuttu. 820 (m. 1417) senesinde vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Siz, Hayırlı Bir Ümmetsiniz!

Vehbi Tülek

Anaya, Babaya Itaat Ve Ihsân Etmelidir

Vehbi Tülek

Hafız Ebû Hasin

Vehbi Tülek

Tâc’ül-Ârifîn Sıddîkî

Vehbi Tülek

Ömer Ziyâeddîn Tavîlî

Vehbi Tülek

Ali Bin Sehl İsfehanî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

O Kullarına Çok Merhametlidir

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Vehbi Tülek

İsmail Hakki Efendi

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Her Şeyi Göze Almıştı!

At Hirsizi

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek