Günahtan Sakınan Cesur, Hâinler Ise Korkak Olur!
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.444.709
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
Yıldırım Bâyezid'in Ankara Savaşı mağlubiyetinden sonra, Amasya'da bulunan Şehzâde Çelebi Mehmed, bir gün Molla Ali'yi huzûruna dâvet edip dedi ki: "Yâ Molla Ali! Meydana gelen hâdiseden ibret aldın mı? Babam Yıldırım Bâyezid'in başına gelen musibet ve belâların sebeplerini düşünebiliyor musun? Görüyorsun ki, herbirimiz bir yere ayrıldık. Kardeşim Mûsâ Çelebi, Îsâ Çelebi'nin üzerine yürüdü ve Bursa'da tahta oturdu. Kardeşim Süleymân Çelebi ise Edirne'de tahta oturdu. Düşman bizden korkarken, şimdi biz âleme maskara olduk. Özellikle Edirne'de oturan kardeşim Süleymân Çelebi'nin fitne ve fesâdından korkulur. Din ve devlete taşıdığım iyi niyet ve gayret, bu olaylar karşısında beni daha da hassas kıldı. Gel seninle tac ve taht düşüncesini terk ederek hacca gidelim!"
Hattat Mehmed Râsim Efendi anlatır; "Cennetmekân Üçüncü Ahmed Hânın vefâtın dan sonra, şöyle bir rüyâ gördüm. Geniş bir sahrada orduyu hümâyûn kurulmuştu. Bir tepe üzerinde de sultanlara mahsûs bir çadır, çadırın etrafında ise büyük bir kalabalık vardı. Kalabalıktan bir kişiye yaklaşıp; "Bu ordunun kumandanı kimdir?" diye sordum. O da; "Âhir zaman Peygamberi Muhammed aleyhisselâmdır." dedi. Cehennem'e götürülecek bâzı kimseler bu büyük çadıra götürülüyor, buradan şefâat edilirse Cehennem'den kurtuluyordu. Yine birisine; "Peygamber efendimiz nerede bulunuyor?" diye sorduğumda; "Tepedeki büyük çadırda" dedi.
Celâlüddin Abdullah ibn-i Şâs hazretleri Mâliki fıkıh ve hadis âlimidir. Kahire'de doğdu. Önce hadis okudu, daha sonra Mâliki fıkhını tahsil etti. 616 (m. 1219)'de vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Bişr-i Hâfi hazretleri, hicri 150 (m.767) yılında Horasan'ın Merv şehrinde doğdu. 227 (m.841)'de Bağdat'ta vefat etti. İsmi, Bişr bin Hâris Abdurrahmân'dır. Yalınayak gezdiği için "Bişr-i Hâfi" adıyla meşhur olmuştur. Bağdat'ta medfundur...
Tanınmış bir aileden olan Bişr-i Hâfi, Merv şehri reislerinden birinin oğludur. Günlerini eğlence âlemlerinde sarhoş olup meyhane köşelerinde sızarak geçiriyordu. Öyle bir tövbe etti ki; dini ilimlerde yüksek bir âlim, tasavvufta büyük bir veli oldu...
Melek-ül-mevt (Hz. Azrâil) İdris aleyhisselamı ziyâret etmek ve sohbette bulunmak için Allahü teâlâdan izin istedi. Allahü teâlâ ona müsâade etti. Azrâil aleyhisselâm, İdris aleyhisselâma gelip kendisinin Melek-ül-mevt olduğunu söyledi. "Allahü teâlâdan, seni ziyâret etmek ve seninle sohbet etmek için izin istedim ve geldim" dedi. Bunun üzerine İdris (aleyhisselâm) ona; "Senden bir ricâm var" dedi. Melek-ül-mevt; "Nedir?" dedi. İdris (aleyhisselâm); "Bir anlık benim rûhumu al" dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ Melek-ül-mevt'e; "Onun rûhunu al" diye vahyetti. Melek-ül-mevt İdris aleyhisselâmın rûhunu aldı. Fakat bir müddet sonra Allahü teâlâ, tekrar iâde etti.
İmam Yafii hazretleri, Ravzu'r-Reyahin kitabında şöyle nakleder:Malik bin Dinar Hazretleri anlatıyor:
Basra'da küçük bir grubun bir cenazeyi taşıdığını gördüm. Cenazeyi uğurlayan başka kimse de yoktu. Neden cenazeye katılım olmadığını sordum. Dediler ki:
- Bu adam büyük günahkâr, asi ve ömrünü boşa harcamış biriydi. Ben de cenazenin namazını kıldım ve kabrine indirdim. Sonra bir gölgeliğe çekildim. Uyuyakalmışım.