Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.727
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Gazi Osman Paşa esir edildikten sonra bir araba ile Bogot karargahına götürülüyordu. Yolda Romanya Prensi Karol kendisine yanaşarak, bu kahramanı tebrik etmek istedi. Fakat Osman Paşa, Karol'e sert sert baktı. Prens elini uzatarak; "Tebrik ederim" dedi. Fakat Paşa şiddetle reddetti. Çünkü Romanya asırlarca Osmanlı hakimiyetinde kalmış bir devletti. İşmdi tabi olduğu devlete isyan edip, ona karşı silah kullanmıştı. Bu sebeple elini vermedi. Sert bakışlı gözlerini Karol'e diktiği zaman, neye uğradığını bilemedi ve elini bir kabahatli gibi geri çekti. O anda Rus başkumandanı Grandük Nikola, Gazi Osman Paşa'nın yüzünü görmek için arabanın yanına yaklaştı. İki kumandan, iki saniye kadar birbirlerinin yüzüne bakıştılar. Nikola, Osman Paşa'nın elini sıkı sıkı tuttuktan sonra:-Plevne'yi müdafaa hususunda gösterdiğiniz iktidardan dolayı sizi tebrik ederim. Bu müdafaa, tarihin en parlak vak'alarındandır, dedi.
Akdeniz'de Barbarosların hakimiyet kurmaya namzet olduğu seneler. Türk korsanlar, Hristiyan gemilerine göz açtırmıyorlar. Bir Rodos Galisi (Büyük savaş gemisi), Malta açıkların da bir Türk kalyonu ile karşılaştı. Amiral, üzerlerine doğru hızla gelen bu kalyondakilerin kim olduğunu aklına bile getirmeden gevrek gevrek gülmeye başladı:-Bunlar da pek acemi çaylaklara benziyorlar. Üzerimize geldiklerine göre kim olduğumuzu bilmiyorlar galiba!Aynı anda Türk kalyonunda Sinan Reis, İlyas Reis ve arkadaşlarını şehid eden Amirali yıllar sonra karşılarında gördükleri için Allah'a şükürler ediyorlardı. Rodoslular, Türk gemisine iyice yaklaştıklarında, ön ve kıç kamaralarda dolaşan, mizane ve trenketedeki başları sarıklı ve mendilli insanları gördükten sonra:-Bunlar Türk denizcileri!.. Zorlu bir mücadele olacağa benzer... demekten kendilerini alamadılar.
Buyurdu ki: "Kalbin tam bir ihlâs ile (Lâ ilâhe illallah) diyerek bir defâ Allahü teâlâya yönelmesi, gâfil olarak yapılan yer dolusu ibâdetten hayırlıdır..."
Abdülmü'min el-Bağdâdi, hadis, fıkıh ve fen âlimidir. 658 (m. 1260) senesi Cemâzil-âhır ayının onyedisinde Bağdad'da doğdu. 739 (m. 1338) senesi Safer ayının onunda Bağdad'da vefât etti... Pekçok âlimle görüşen bu mübarek zat, fazilet sahibi olup, "İmam"lık makamına yükseldi. Güzel ahlâk sahibi idi. Buyurdu ki:
İbnü'l-Haddâd El-Mağribi hazretleri Maliki fıkıh ve kelâm âlimidir. 209 (824)'te Tunus'ta Kayrevan'da doğdu ve burada büyüdü. 302'de (m. 915) aynı yerde vefat etti. Derslerinde şunları anlattı:
Kutbeddin Muhammed Haydari hazretleri hadis, usûl, târih ve Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 821 (m. 1428)'de Kudüs'te doğdu. 894 (m. 1489)'de Kâhire'de vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Hz. Şeyh Ebû Hafs Ömer'den rivayet edilmiştir: Bir yiğit daima: «Ya Kadimü'l-İhsân İhsânüke'l-Kadim» diye dua edermiş. Salih bir zat da O'na, neden daima bu dua ile meşgul olup, başka zikir ve dua etmediğinin sebebini sorar, Yiğit ise şöyle anlatır: