İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.752
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Kanuni Sultan Süleyman Han zamanında Avrupalı yazarların Osmanlılara karşı büyük bir ilgisi vardı. Bunlardan imkan bulabilenler İstanbul'a gelmişler ve hatıralarını yazmışlardı. Bu yazarlardan biri de Fransız asilzadelerinden Baron de Tosqueville'dir. Baron, İstanbul'un birçok mahallesini gezmiş ve Osmanlı aile ve cemiyet hayatı hakkında birçok bilgi aktarmıştı. İşte bunlardan birkaçı:"Evleri hemen hemen ahşap. Çoğu bir giriş avlusu ile kendi iç dünyasına açılır. Türk sokakları, mahalle adını verdikleri bir birimde bütünleşiyor. Mahallenin güvenliği, yine mahalle li tarafından, semtlerin sosyal bir parçası olan kollukçularca tesis edilmiş.
Fatih Sultan Mehmed, Avrupa'nın kapısı olan Belgrad'ı 13 Haziran 1456 günü kuşatmıştı. Kale yarımada şeklinde, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştikleri yerde olup, çok iyi bir şekilde tahkim edilmişti. Hristiyanlar, Orta Avrupa'nın kapısı ve kilit noktası olan Belgrad'ın müdafaası için büyük hazırlıklar yapmışlardı. Muhasara sadece kara tarafından başlamıştı. Bu yeterli değildi, zira kalenin nehir yoluyla irtibatı devam ediyordu. Macarların kendisini milli bir kahraman olarak gördükleri Hunyad gelmeden önce kaleye girmek lazımdı.
Ahmed Zâhid Enderabi hazretleri kıraat âlimidir. Afganistan'da Enderâb'da doğdu. Nişâbur'a giderek zamanın büyük âlimlerinden kıraat ilmini tahsil etti. İcazet alarak çok talebe yetiştirdi. 470 (m. 1077)'de vefat etti. Kur'ân-ı kerim okumanın ve Kur'ân-ı kerim ehlinin fazileti hakkında şunları anlattı:
Bir gün Selçuklu Sultanı Melikşah'ın yoluna çıkan ihtiyar bir kadın ağlayarak şöyle dedi: -Ey adil padişah! Ey güzel yüzlü, güzel huylu padişah... Benim gibi güçsüz ve fakir kadının, bakmakla yükümlü olduğum birkaç öksüz torunum var. Bütün geçimimiz bir öküze bağlıdır. Ancak gördüm ki onu da kesip yemişler, şu anda tam 24 saat oldu ki benim yetimlerim açtırlar, açlıktan feryat etmekteler. Sen ki günümüzün güçlü adil bir sultanısın; benim hakkımı onlardan almazsan, yarın kıyamet gününde o kıldan ince, kılıçtan keskin sırat köprüsünden nasıl geçersin!
Said bin Amr Berzei hazretleri hadis hâfızlarından, yani yüz bin hadis-i şerifi, ravileriyle birlikte ezbere bilenlerdendir. Azerbaycan'ın Berzea şehrinde doğdu. Hadis tahsili için pek çok seyahat yaptı ve büyük âlimlerden hadis öğrendi. 292 (905)'de vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Günlerden bir gün, yıllardan bir yıl, bir padişahın ganimet malından eline çok güzel ve tarif edilmez bir kumaş geçer. Terzi başını çağırtıp o kumaşı eline verir. Terzi başı kumaşı görünce aklı başından gider. Ve sanki hasta olur. Padişaha kaftan kesmek için yaklaşıp evvela tahmin için eline arşın alır: -Sultanım, üstatlar, "bin ölç bir kes, ölçmeden kumaşa el vurmasın hiç kes (kimse) demişler", der. -Sultanım, bu kumaş kaftan olmaya el vermez, diye söyler. Dörtte bir, çeyrek daha gerekir ki, hazret-i sultana layık bir kaftan olsun. Padişah çaresiz: -Biraz dursun, der ve buna uygun parça bulunması için şehir ve vilayet aransın, diye emreder. Her ne kadar şehir baştan başa aranır ve memleket boydan boya taranırsa da ona münasip kumaş ve o beze uyar bir yoldaş bulunamaz. Padişah çaresiz kalıp bir başka terziyi davet eder: -Şu güzel kumaştan bana iyi bir elbise yapıver, diye söyler.