Fâni Geçici Olanı Verip Bâki, Kalıcı Olanı Al!
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.313.832
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
Ayasofya Câmii'nin yanında kendi adına bir medresesi bulunan Câfer Ağa, ahbaplarını evine dâvet etmek için uşağını birine yollamış...Uşak adamın evine varmış, kapıyı sür'atle çalarak. "Kalk, kalk; hemen toparlan... Ağa seni istiyor!" şeklinde kaba davranışlarda bulunmuş, Adam:" Ağanın bana gönderecek bir adamı yok muydu ki, senin gibi bir eşeği yolladı? deyince, uşak cevabı yapıştırmış:" Câfer Ağa diğer adamlarını öteki "adamlara" gönderdi. Beni de "sana" yolladı!
I. Balkan savaşında Bulgarlara aylarca mukavemet eden Edirne, iktidarda bulunan İttihat ve Terakki partisi yöneticilerinin ihaneti sonunda işgal edilmişti. Şehri kahramanca müdafaa eden Şükrü Paşa, hatıralarında bu hadiseyi şöyle anlatır:"Harbin başında hükûmet benden bir ay mukavemet etmemi istedi. Ben tam 5 ay şehri savundum. Buna rağmen, harbin son günlerinde iktidara gelen İttihat ve Terakki idarecileri beni emekliye sevkederek rütbelerimi geri aldı. Bunun sebebi, harbin başında iken, İttihatçıların, daha önceki hükûmetlerindeki dahiliye vekili Talat Bey, gönüllü nefer olarak askere yazılıp Edirne'ye geldi. Maksadı askerlik etmek değil, askeri bozmaktı.
Ali bin Muhammed Menûfi hazretleri, Mâliki mezhebi Hadis, nahiv ve lügat âlimlerindendir. Şâzili tarikatına mensûb idi. 857 (m. 1453)'de doğdu. 939 (m. 1532)'de Kâhire'de vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Muhammed bin Nâsır es-selâmi hazretleri 467 (m. 1074) senesinde doğdu. 550 (m. 1155) senesinde vefat etti. Bu mübarek zat, önce Şafii mezhebinde idi. Peygamberimizi (sallallahü aleyhi ve sellem) rü'yâda görüp, Hanbeli mezhebine geçmesi işâret buyurulması üzerine sonradan Hanbeli mezhebine girip, o mezhebin fıkıh bilgilerini öğrenip, bu husûsta âlim olmuştur.
Basra'da kuraklık had safhadaydı... Müminler son bir kere daha bir tepenin üstüne çıkarak Cenab-ı Hakk'a dua etmeye başladılar. Akşam olup ortalık kararmaya başlamasına rağmen havada tek bulut bile görülmedi...
Şehre dönmeye başladılar. Tam bu sırada sırtında yamalı bir aba bulunan güler yüzlü bir zenci köle ortaya çıktı ve ellerini açarak şunları söylemeye başladı:
"Yâ Rabbi! Ben kuluna olan sevgin hürmetine, bekledikleri yağmuru esirgeme!.."
Asırlar önce ak sakallı, nurani simalı bir adam varmış. Zühd ve takvâ sahibi olan bu zat, kendi hâlinde sâkin bir hayat yaşarmış. Halkın sevip saydığı bu muhterem zâtın ilginç bir âdeti varmış. Kendisine ölüm haberi verildiğinde, hemen çoğunlukla:Yuh olsun, dermiş. Halk bunun sebebini bir türlü anlayamaz, bu muhterem kişinin bazı kimselerin ölümünden sonra, "Yuh olsun" demesinin sırrını bir türlü çözemezmiş. Ama hiç kimse, bununla ne demek istediğini sormaya cesaret edemezmiş. Mutlaka bir hikmeti olduğu nu düşünürler, böyle faziletli bir ihtiyarın mânâsız bir davranış yapmayacağına inanırlarmış.