Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.603.252
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
1711 senesi Veziriâzam olan Baltacı Mehmed Paşa bir müddet sonra Moskova seferine tâyin edilmişti. Sefere çıkmazdan önce duâ için nice kere Şeyh Ünsi Efendiyi dâvet etti. Ünsi Efendi özürler bildirip, dâvetine gitmedi. Vezir Mehmed Paşa; "O halde biz onun yanına gideriz. Gece kapısı açık olsun." diye haber gönderdi. O gece tebdil-i kıyâfet edip yatsıdan sonra dergâha geldi. Vezir tevâzu gösterip Ünsi Hasan Efendinin ellerinden öptü. Huzûrunda edeb ile oturdu. Sonra da; "Efendim! Benim babam da Halveti tarikatının önde gelen büyüklerindendir. Bana duâ ediniz. Kerem ve himmet ediniz. Ömrümde sefer nedir, asker idâresi ve sevki nedir bilmem. Sizin duâ ve yardımlarınıza muhtâcım. Yoksa ben bu işin ehli ve erbâbı değilim. Bu işin hakkından dahi gelemem." dedi. Bunun üzerine Ünsi Hasan Efendi ona; "Moskof kâfirlerinin mağlub olacağını, aman dileyeceğini, hor ve hakir olacağını, sulh isteyeceğini, başından sonuna olacak şeyleri açıkça bildirdi. Baltacı Mehmed Paşa üç saat kadar orada kalıp, sonra edeb ile ayrıldı. Ertesi gün evde bulunan hanımlar, Hasan Efendinin veziriâzama olan sözlerini etrâfa söylediler. Hakikaten bir zaman sonra dedikleri meydana çıktı.
Bu söz, Fransızlar'ın ünlü başkomutanı ve tarihin en önemli şahsiyetlerinden bir kabul edilen Napoléon'a ait. 1798 yılında Mısır'ın işgaliyle başlayan Fransız istila programı başarıya ulaşsaydı, kim bilir nerede nihayet bulacaktı. Başarıya ulaşsaydı diyoruz, çünkü Napolyon'un Doğu hakimiyeti hayali küçük bir Osmanlı kasabası önünde yok olup gitti. Bugün İsrail sınırları içinde bulunan Akka kasabası önünde. Kasabayı savunan komutan yetmişlik bir ihtiyar: Cezzar Ahmed Paşa. Ve Batılı tarihçilerin söz etmekten pek hoşlanmadığı bir hezimet. Sahi, Napolyon'u bilmeyen yok. Ama Cezzar Ahmed Paşa ismini kaç kişi biliyor?"Ey Mısır halkı! Ben buraya sizin haklarınızı korumak ve o hakları ihlâl edenleri ceza landırmak için geldim. Allah'a, onun Peygamberine ve Kur'an'a olan saygım Memlûkler'inkin den fazladır. Biz tüm müslümanların dostuyuz. Müslümanlara karşı savaş açılmasını isteyen Papa' yı mahvetmedik mi? Yüzyıllar boyunca (Allah razı olsun) Padişah Hazretleri'yle dost, onun düşmanlarıyla düşman olmadık mı? Herkes padişahım çok yaşa diye bağırsın! Onun müttefiki olan Fransız ordusu da çok yaşasın! Memlûkler'e lânet olsun! Halka mutluluk gelsin!"
Nişancızâde Ahmed Efendi Kanuni ve İkinci Selim zamanı Osmanlı âlim ve kadılarındandır. 934 (m. 1527)'de İstanbul'da doğdu. 986 (m. 1578)'de hacdan dönerken, Şam'da vefât etti. "Beydâvi tefsirine ta'likât" isimli eserinde şöyle yazmaktadır:
İbrâhim bin Muhammed Fezâri hazretleri İslâm âlimlerinden ve büyük velilerden olup "Ebû İshâk" künyesiyle meşhur olmuştur. Kûfe'de doğdu. Şam'a gelerek, o beldenin âlimlerinden ilim tahsil etti. Tâbiinden İmâm-ı Mâlik, Süfyân-ı Sevri gibi büyüklerle görüşüp, onlardan ilim öğrendi ve hadis-i şerif rivâyet etti. İmâm-ı Evzâi hazretlerinin sohbetlerinde bulundu. halife Hârûn Reşid, insanlara İslâmiyeti anlatması için onu Bağdât'a dâvet etti. Daha sonra Adana'da Misis kasabasına giderek oraya yerleşti. 802 (H.186) senesinde orada vefât etti.
Sunullahzade Ebû Said Efendi Osmanlı eviyasındandır. 1514 (H. 920) senesinde Âzerbaycan'da Tebriz'de doğdu. Horasan' a giderek Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin halifelerinin sohbet ve derslerinde bulundu. Âzerbaycan'a gidip, talebe yetiştirmeye başladı. Şah İsmâil buraları ele geçirince Bitlis'e gitti. Kânûni Sultan Süleymân'ın İran seferinde bulundu. Pâdişâhtan izzet ve ikrâm gördü ve birlikte İstanbul'a geldi. 1572 (H.980) senesinde İstanbul'da vefât etti. Kâdı Beydâvi hazretlerinin tefsirini Türkçeye tercüme etmiştir. Bu eserinde şöyle anlatır:
Vaktiyle, Şam çarşısında, bezzazlık yapan bir adam vardı. Müşterileri çoktu. Dükkanda işlerinin çokluğunu bahane ederek, namazlarını hep son vaktine bırakırdı. Dükkanın yakınındaki camide, vaktin çıkması az zaman kala namazlarını yetiştirirdi. Caminin imamı onu bu hususta devamlı ikaz ederdi, fakat o yine bildiğini yapardı.