Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.316.202

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Dört Düşmana Karşı Kullanılacak Silahlar

Ali Nebtîtî hazretleri büyük velilerdendir. 1495 (H.901) senesinde, Mısır'da vefat etti. Ebü'l-Abbâs Gamrî'nin talebesidir. Ondan ilim ve edep öğrendi. Keşf ve kerametleri görüldü. Hızır aleyhisselâm ile görüşürdü. 

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Mesir Macunu

Yavuz Sultan Selim Hânın kızı Şâh Sultan, zevci Sadr-ı âzam Lütfi Paşa ile Yanya'dan İstanbul'a gelirken, yolda eşkıyânın baskınına uğradı. Bu kötü durumdan nasıl kurtulacakları nı düşünürlerken, o anda Allahü teâlânın izni ile, zamânın evliyâsından Merkez Efendi karşılarına çıkıverdi. Önceden orada olmadığı hâlde, bir anda karşılarına dikilen Merkez Efendiyi gören haydutlar, şaşkına döndüler. Eşkıyâ reisi, Merkez Efendinin heybeti karşısında selâmeti kaçmakta buldu. Diğerleri de kaçıp orayı terkettiler. Eşkıyânın ortadan çekilmesiyle Merkez Efendi de bir anda kayboldu. Bu hâli hayretle seyreden Lütfi Paşa ve zevcesi Şâh Sultan, Merkez Efendiyi tanımışlardı. Şâh Sultan, Merkez Efendinin bu kerâmetinden dolayı, İstanbul'da Eyüb Bahariye'de onun adına bir câmi ve yanına medrese yaptırdı. Merkez Efendiyi buraya tâyin ettiler. Bir müddet orada talebe yetiştiren Merkez EfendiyeKânûni Sultan Süleymân Hân, Topkapı surlarının dışında yaptırdığı tekkede vazife verdi. Burada da aynı hizmete devam eden Merkez Efendi, Kânûni Sultan Süleymân Hânın annesinin isteği ve Sünbül Efendinin tenbihi üzerine Manisa'ya gitti. Vâlide Sultanın Manisa'da yaptırdığı imâretin yanındaki dergâhta hocalık yaptı. Tıb bilgisi kuvvetli olan Merkez Efendi, Manisa'da bulunduğu sırada kırk bir çeşit baharattan meydana gelen bir mâcun yaptı. Bu mâcunu hastalar yiyerek şifâ bulurdu. İlkbaharda yetişen çiçeklerden de istifâde edilerek yapılan bu mâcunu almak için, çevre kasabalardan gelirlerdi. Mesir mâcunu diye şöhret bulan bu mâcun, şimdi de yapılmaktadır.

Vehbi Tülek

Elçiye Lüzum Yok

Vehbi Tülek

Şah Sultan Ve Merkez Efendi

Vehbi Tülek

Kamaları Sökülmeyen Tek Batarya

Vehbi Tülek

27 Aralık 1916. Saat: 13.00

"Türk askeri cenge hazırlanıyordu. Biraz sonra kopacak kıyametin heyecanı ile benim de yüreğim çarparken; gözüm batarya dürbününün adesesinde, düşmanı seyrediyordum. Meis, güzel bir Pazar gününün neşeli havası içinde tatilin zevkini sürüyordu… Bizim taraftaki harekât ve gürültü gittikçe sükûn buldu. Herkesin kulağı, bir ağızdan çıkacak keskin bir kumandayı bekliyor. Ateeeş… Nihayet saat 13.25'te aylardan beri karşısındaki yabancı çığlıklara dişini sıkıp susan dört ağız birden alev kusmaya başladı…

Bu Yüzden Kara Çaldim

Vehbi Tülek

Kismetinde Olanin Kaşiğina Çikar

Vehbi Tülek

Hukukun Şeyhülislamiyim

Vehbi Tülek

18 - İskender Paşa

Vehbi Tülek

İskender Paşa

Vehbi Tülek

Burak Reis

Vehbi Tülek

68 - Geriye Bakan İki Göz Olacağina İleri Bakan Bir Göz Olsun

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Kuraklık Sebebiyle Büyük Sıkıntı Içerisindeler

Ahmed bin Câfer Sebti hazretleri evliyânın meşhurlarındandır. Ebû Abbâs Sebti diye tanınmıştır. 1130 (H.524) senesinde Fas'ta Sebte'de doğup, 1204 (H.601) târihinde Merrâkeş'te vefât etti. Menkıbeleri herkesin arasında yayıldı. Şihâb el-Mukri, Nefh-ut-Tayyib ismindeki eserinde, onun hayâtını anlatmış, büyük âlimlerin onu övdüğünü, en büyük velilik derecesinde bulunduğuna şehâdet ettiklerini bildirmiştir.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Patrik Gregoryus

Vehbi Tülek

Mora İsyanı, 1821 Haziranında Sultan II. Mahmud'un padişahlık döneminde gerçekleşti, Sadrazam ise Benderli Ali Paşa'ydı. Devletin yaptığı araştırmalar sonucunda Ortodoks Patriği Gregoryus'un da isyanda parmağı olduğu ortaya çıktı...
Patrik Gregoryus, bütün suçları kabul etti ve yargılamanın ardından patrikhanenin orta kapısı önünde idam edildi. Göğsüne ihanetini anlatan bir yafta yapıştırılan Patriğin cesedi, 3 gün İstanbullulara teşhir edildi.
Fener Rum Patriği Gregoryus'un suç belgesi olarak ele geçirilen, Rus Çarı Aleksandra'ya yazdığı mektup, gerçekten ibret vericidir:

Meydanların Arslanının Sen Olduğunu Anladım!

Vehbi Tülek

Şemun Bin Yuhennâ Nasıl Iman Etti?..

Vehbi Tülek

Habbe-i Urni "radıyallahü anh" Emir-ül mü'minin hazret-i Alinin "radıyallahü anh" eshâbından idi. O şöyle anlatmıştır:
Emir-ül mü'minin hazret-i Ali, ordusuyla bir kilisenin yanında konakladı. Bir kişi gelip;
-Esselâmü aleyke yâ Emir-el mü'minin, dedi. Hazret-i Ali;
-Ve aleykesselâm dedi. O kimse;
-Ben Şem'un bin Yuhennâ'yım. Bu kilisenin sâhibiyim. Bizim yanımızda bir kitâb vardır. Îsâ aleyhisselâmdan beri, mirâs olarak bize intikâl etmiştir. İsterseniz okuyayım, dedi.
Hazret-i Ali;
-Oku, buyurdu. O kişi okumağa başladı...

Gerçek Dost, Sana Nasihat Edendir

Vehbi Tülek

Seven, Sevdiğine Boyun Eğer

Vehbi Tülek

Şam'dan Yayılan Nur Abdullah-ı Herâtî

Vehbi Tülek

Mushaf-ı Şerif Yazıp Satmak Hakkında

Vehbi Tülek

Ey Deniz! Allah'ın Izni Ile Sâkin Ol!

Vehbi Tülek

İmânı Kavi Ümmi!..

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Bir gün Yalova'dan İstanbul'a bir gemi gidiyordu. İstanbul'a yaklaştıkları sırada, şiddetli bir rüzgâr esmeye, dalgalar gittikçe büyümeye, gemiye şiddetle vurmaya başladı. Dalgaların vuruşundan tahtalar gıcırdıyordu. Gemi, koca denizde bir o tarafa, bir bu tarafa yalpalıyor, devrilecek gibi oluyordu. Yolcular ne yapacaklarını şaşırdılar. Herkes geminin bir tarafına birikince, tehlike daha da büyüdü. Kaptan, yolcuları teskin etmeye çalışıyor ve herkesin yerinde oturmasını tavsiye ediyordu. Herkes birbiriyle helâlleşiyor ve şimdiye kadar işlediği günahlarına tövbe ediyordu. Bâzıları da, kurtulmaları için adakta bulunuyordu. Yolcuların arasındaki bir genç, Fâtiha-i şerife ve İhlâs sûrelerini okuyarak, hâsıl olan sevâbı; Peygamber efendimizin, Eshâb-ı kirâmın, evliyânın, âlimlerin ve zamânın velilerinden Üftâde hazretlerinin rûh-ı şeriflerine hediye etti. Sonra da; "Yâ hazret-i Üftâde! Himmetinizi, yardımınızı istirhâm ediyorum." dedi. O anda, uzaklardan bir karaltı peydâ oldu. Yaklaştıkca, bunun bir insan olduğunu, suyun üzerinde süratle kendilerine doğru geldiğini gördüler. Onun yürüdüğü yerlerde dalgalar hemen sâkinleşiyordu. Nihâyet o zât geminin yanına geldi ve gemiyi eliyle bir mikdâr tuttuktan sonra, geminin önünden yürümeye başladı. Yürüdüğü yerlerde deniz durgunlaşıyordu. Bir müddet sonra gözden kayboldu. Kaptan, o kimsenin su üzerinde gittiği istikâmete göre, geminin dümenini ayarladı. Bir müddet sonra, selâmetle sâhile vardılar. Herkes bu hâdise karşısında şaşırıp kaldı. Sâdece o delikanlı şaşırmamıştı. Yolcular sâhile çıktıklarında, bir kimse karşılarına çıkıp onlara; "Ey yolcular! Üftâde hazretlerinin selâmı var. Sağ olduğum müddetçe, bu sırrı kimseye söylemesinler diye bana emretti." dedi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Tüccarin Rüyasi

Cünnetü'l-esmâ

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Allah Haramdan Kaçani Korur

Altıyüz Dirhemlik İp

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Vehbi Tülek

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek