Memleketin Manevi Destekçileri Onlardır
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.322.850
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
Sultan Abdülmecid zamanında, Rus işgaline karşı Lehistan'da, Avusturya baskısına karşı da Macaristan'da ayaklanmalar olmuş, fakat bunlar şiddetle bastırılmıştı. Bu isyanlara karışanlardan, her iki milletten de bazı kişiler Osmanlı Devletine sığınmışlardı. Avusturya ve Rusya, kaçakların kendilerine iadesi için Osmanlı hükûmetini sıkıştırı yordu. Bu istekleri reddedilince mesele büyüdü. Rus sefiri bizzat padişaha başvurarak bu mültecilerin mutlaka kendilerine verilmesini istedi. Fakat Sultan Abdülmecid, bu son isteği şu sözlerle reddetti:
"Benden bunları iade etmemi asla beklemeyiniz. Ben, kendisine sığınmış adamlardan bir tanesini geri vermemek için devletini bile feda eden Yıldırım Bayezid Han'ın torunuyum. Hal böyle iken size bu yüzlerce kahramanı toptan geri verip namusumu kirletir miyim sanıyorsunuz?Sultan Abdülmecid zamanında, Rus işgaline karşı Lehistan'da, Avusturya baskısına karşı da Macaristan'da ayaklanmalar olmuş, fakat bunlar şiddetle bastırılmıştı. Bu isyanlara karışanlardan, her iki milletten de bazı kişiler Osmanlı Devletine sığınmışlardı. Avusturya ve Rusya, kaçakların kendilerine iadesi için Osmanlı hükûmetini sıkıştırı yordu. Bu istekleri reddedilince mesele büyüdü. Rus sefiri bizzat padişaha başvurarak bu mültecilerin mutlaka kendilerine verilmesini istedi. Fakat Sultan Abdülmecid, bu son isteği şu sözlerle reddetti:
"Benden bunları iade etmemi asla beklemeyiniz. Ben, kendisine sığınmış adamlardan bir tanesini geri vermemek için devletini bile feda eden Yıldırım Bayezid Han'ın torunuyum. Hal böyle iken size bu yüzlerce kahramanı toptan geri verip namusumu kirletir miyim sanıyorsunuz?
Berâ bin Âzib (radıyallahü anh), Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin hicretinden önce Medine-i münevverede küçük yaşta iken Müslüman oldu. Babası Âzib de Sahâbi idi...
Berâ bin Âzib, Resûlullahın ve diğer sahâbenin hicretlerini şöyle anlatıyor:
Ebû Abdullah el-Bakkâl hazretleri fıkıh âlimidir. 588 (m. 1192) yılında vefat etti. Bir dersinde buyuruyor ki:
Şumnuluzade Ahmed Efendi Gülşenî tarikatının şeyhlerindendir. Bursa’da doğdu. İlim tahsîli için Mısır'a gitti. Bu esnada Muhyîzade Hasan Efendi vasıtasıyla tarikat yoluna girmiştir. Bundan sonra icazet verilerek Bursa'ya gönderildi. Ulucami yakınında Karaçelebizade Abdülaziz Efendinin yaptırdığı Sıbyan mektebine muallim oldu. 1085 (m. 1670)’de vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.