Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.534
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Zariflerden bir devletlûnün maiyyetinde çalışanlar, "Bizim müdür Bey'e bu akşam habersiz iftara gidelim" diye yola koyulmuşlar. İftara beş dakika kala da kapıya dayanmışlar. Müdür Bey, evdeki hazırlıksızlığı düşünerek, biraz mahcup, "Buyurun!" demiş. Sonra telaşla mutfağa geçip hanımına durumu anlatmış. Kadın bir an düşünmüş ve çareyi bulmuş:" Efendim, sen hiç üzülme. Top patlayınca iftâriyeliklerle orucunuzu açın. Sonra "Bizde âdet yemekten önce akşam namazını kılmaktır" deyip öne geç. İlk rek'atte zamm-ı sûre olarak "Yâ sin" sûresini oku. İkinci rek'atte de "Fetih" sûresini... O sırada ben çorbayı ve pilavı pişirmiş, salatayı hazırlamış olurum. Namazdan sonra da âfiyetle yersiniz. Kadının bu buluşu karşısında her halde müsâfirler, hiç habersiz gittikleri evde, herkese yetecek kadar yemek bulduklarına şaşıp kalmışlardır!..Tabii akşam namazının neden bu kadar uzadığının da farkına vararak...
Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid zamanlarında Sadrazamlık vazifesinde de bulunmuş olan Ahmed Vefik Paşa, Paris Büyükelçilisiyken, Müslümanları ve Osmanlıları küçük düşüren bir piyesin oynanacağını duyunca, buna diplomasi yoluyla engel olmaya çalışır. Fakat muvaffak olamaz. Oyunun sahneye konduğu gece tiyatro ya gider. İmparator III. Napolyon da bu gala gecesine davetlidir. Oyun başlamadan İmparatorun locasına gider ve oyunun durdurul ması için tekrar ricada bulunur, fakat ters bir cevapla karşılaşır.
Ahmed Vefik Paşa, oyunu durdurmak için bir şeyler yapmak lüzumunu hisseder. Perde açılır açılmaz, locadan sahneye atlar ve seyircilere:"Ben sahici Osmanlı ve Müslümanım. Düzmelerini bırakın da beni seyredin" diye haykırır. Bu şekilde seyircileri kendine çekerek oyunu oynatmaz.
Üsküplü Lütfullah Efendi, Sultan İkinci Bâyezid zamânında Üsküp'te yaşamış büyük velilerdendir. Üsküp dağlarında zâhidâne, her şeyden uzak, tek başına bir hayat yaşarken vefât etti. Hikmetli sözleri çoktur. Buyurdu ki:
Dâvûd-i Tâi hazretleri Tebe'i Tâbiinin büyüklerindendir. 781 (H.165) senesinde Bağdat'ta vefât etti. Kabri oradadır. Hem İmâm-ı A'zam Ebû Hanife hazretlerinin derslerine devâm etti, hem de Câfer-i Sâdık hazretlerinin sohbetinde bulundu...
Kadızade Mehmed Efendi Halveti şeyhlerinden olup Çorum’da doğdu. İstanbul’a giderek medrese tahsili yaptı, bu sırada Halveti tarikatine intisab etti. 1184 (m. 1775)’de vefat etti. “İsbat-ı hatemü'l-evliya” isimli eserinde şöyle buyuruyor:
İsmâil Hakkı Efendi, hocasının vefâtından sonra Konya, Seydişehir, Söğüt, İznik ve İstanbul yolu ile Bursa'ya geldi. Bu yolculuk sırasında hazret-i Mevlânâ'yı, Sadreddin Konevi'yi ve Eşrefzâde Abdullah Rûmi'yi ziyâret etti.Sultan İkinci Mustafa Hânın, dâveti üzerine, 1695 (H.1107) senesinde Edirne'ye gitti. Nemçe seferinde, orduya cihâdın sevâbını ve büyüklüğünü anlatarak, askeri coşturdu. Osmanlı Ordusu önceBelgrad'a vardı. Oradan Tuna'yı geçerek düşmanla çarpıştıktan sonra, kışın bastırması üzerine Edirne'ye geri döndü. Ertesi sene ordu yine Edirne'den ayrılarak Belgrad'a gitti. O sırada Sadrâzam Elmas Mehmed Paşa idi. İsmâil Hakkı Efendi, Elmas Paşanın hazır bulunduğu gazâların hepsine katıldı ve birkaç yerinden yara aldı. İsmâil Hakkı Efendi, ordunun zaferlerle geri dönüşünden sonra yaralı olduğu hâlde Bursa'ya döndü ve talebe yetiştirmeye, eser yazmaya devâm etti.