Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.930
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Abdülhamid Han'ın uzun yıllar mâbeyn kâtipliğini yapmış Tahsin Paşa, hâtıralarında anlatıyor: -Bir akşamdı. Mabeynde nöbetçi olarak ben kalmıştım.Gelen mektup, telgraf, rapor ve tezkerelerin listesini tertipleyip huzura çıkmak üzereyken bir telgraf geldi. İstanbul'da Laleli postanesi memurlarından birinin Yıldız'a çektiği bu telgrafta, karısının o gece doğum yapacağı, doğumun çok zor olacağına dair doktorlar tarafından dikkat işareti verildiği, elinde hiçbir vasıta bulunmadığı ve Merhamet-i Şâhâneye sığındığını bildiriyordu. Bu telgrafa kıymet vermedim ve onu listeye almadım.
II. Abdülhamid Hân'ın en küçük oğlu Âbid Efendi'nin hâtıralarından:"Bir gün, babamın yanında bulunan adamlardan Ali Vehbi Bey'i hapsettiler, sonra İstanbul'a yolladılar... Sebebi, pederle başbaşa kalıp bir şeyler kaleme alınmasından korkulmasıydı..."Alatini Köşkü'nün bahçesinde yuvarlak, çiçekli bir tepecik vardı... Subaylar, bu tepenin etrafında çiçeklerle 'Hürriyet, adâlet, eşitlik, kardeşlik' yazmışlardı... Okuyabiliyordum ama, bu sözlerin ne demek olduğunu anlamıyordum...
Yûsuf Bahri Efendi, Vezirköprü'de doğdu. Tahsil hayâtına Samsun Sıbyan Mektebinde başladı. Sonra Amasya'ya giderek, buradaki medresede ilim öğrendi. İlim tahsiline devâm etmek için İstanbul'a gitti. Pâdişâhın kâtiplerinden Süleymân Feyzi Paşa, Çorum'da yaptırdığı medreseye Yûsuf Bahri Efendiyi müderris tâyin etti. Ömrünün sonuna kadar bu medresede talebe yetiştirdi ve 1825 (H.1241) senesinde Çorum'da vefât etti.
Yûsuf Bahri Efendi bir sohbetinde buyurdu ki:
Behişti Ramazan Efendi, Merkez Efendi halifelerinden fazilet sahibi bir zat olup Kırklareli'nin Vize kazasındandır. Çorlu'da yerleşerek vaaz ve irşad ile meşgul oldu. 979 (m. 1571)'de 'de vefat etti. "Haşiye âlâ Şerh-i Akaid li'l-Allâmeti-t-Taftazani" isimli eserinde şöyle yazmaktadır:
Karamâni Abdüllatif Efendi "rahmetullahi aleyh" 16. asırda yaşamış olan Osmanlı âlimlerindendir. "Siyahser" adıyla tanınmıştır. "Âdâbül-menâzil" (Ev idaresi bilgisi) isimli ahlak kitabı meşhurdur. Bu eserde buyuruyor ki:
Abdülaziz Debbağ hazretleri'ninbir grup talebesi bir yere gitmek için yola çıktılar. Yanlarında eşkıyâ saldırısına karşı koyacak hiç bir şey yoktu. Geceyi tenha ve korkunç bir yerde geçirdiklerinden, içlerinden iki kişi uyumadı. Bunlar yakınlarında bir arslanın dolaştığını fark ettiler. Biri diğerine;
-Kimseyi uyandırma sonra paniğe kapılabilirler, dedi.
Sabah olunca yakınlarında ölü bir tavşana rastladılar ve yollarına devam ettiler. İşlerini görüp geri dönerken konakladıkları yerde, bir kişi uyumayıp arkadaşlarını bekledi. Hocaları Abdülaziz Debbağ'ın huzuruna geldiklerinde uyumayan talebe;
-Efendim! Müsâde ederseniz biraz uyumak istiyorum. Çünkü dün gece hiç uyumadım,dedi.