Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.104
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Sultan Dördüncü Mehmed Han, Vâlide Turhan Sultan, vezirler ve âlimlerin açılışında hazır bulunduğu Yeni Câmideki ilk Cumâ vâzını yapan (1664) Vâni Mehmed Efendi, çeşitli beyannâmeler yayınlayarak Osmanlı Devletine karşı çıkan, bu beyannâmeleri bütün dünyâ Yahûdilerine göndermeye çalışan, kendisinin Mesih olduğunu iddiâ eden meşhur dönme Sabatay Sevi'nin yargılandığı yüksek divânda üye olarak bulundu. Sabatay Sevi kendisinin Mesih olmadığını ve yaptıklarını inkâr ve Müslüman olduğunu ilân etti. Mehmed Efendi ismini aldı. Onun Müslüman olmuş görünmesiyle ilgili olarak Vâni Mehmed Efendi; "Bu adamın Müslümanlığı kalbi hisler ve ihlâs ile kabul ettiğine kâni değilim. Fakat dinimiz şüpheyi reddeder ve kişinin imânı üzerinde hüküm ancak cenâb-ı Hakk'ındır. Bu itibârla ihlâsla Müslüman olmasını niyâzdan başka şey yapamam." dedi.
1682 yılında Sadrâzam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana'daki Haçlı orduları karşısında bozguna uğradığında, Vâni Muhammed Efendi ordu şeyhiydi. Bunun için ordunun dönüşünde Bursa'da KestelKöyüne sürgün gönderildi. Kestel'de büyük bir câmi ve mektep yaptırdı. 1684'te Kestel'de vefât etti.Boğaziçindeki Vaniköy Câmiini de yaptırdı. Bu semt ismini Vâni Efendiden almıştır ve Vâniköy denmiştir.1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanıyla birlikte Osmanlı İmparatorluğu artık bir Avrupa devleti kabul edilmişti. Bu tarihten itibaren gençler Avrupa ülkelerine tahsil yapmaya gönderilmeye aşlandı. Fakat oralara gidenler, Avrupa'nın teknolojisinden daha ziyade kültürünü alıp ülkemize getirdiler. Bu tarihten itibaren devlet kademelerinde görev alanlar, hep bu kültürle yetişmiş olanlardı. Bunlardan biri de Mısır Hidivi İsmail Paşanın kardeşi Mustafa Fazıl Paşa idi. Osmanlı Devletine, Mısır'da ve İstanbul'da uzun yıllar hizmet etmiş olan bu zat, oldukça zengindi. 1867 yılında bir görev için Paris'e gidiyordu. İstanbul'dan gemiyle, kumarhaneleriyle ünlü Monte Carlo'ya kadar geldi. Buradan trenle yoluna devam edecekti. Burada birkaç gün kaldı. Bir gün, Avrupa sosyetesinin uğrak yeri olan ünlü Casino'da oturmuş, gazetesini okuyordu.
Musa aleyhisselâm, bir gün yolda giderken, iki büklüm olmuş, belinde zünnar bağlı ve ateşe tapan bir ihtiyar görür. Yanına yaklaşarak sorar:
- Ey pir! Ne kadar zamandan beri bu ateşe taparsın? Yaşlı adam şöyle cevap verir:
- Beş asra yakındır bu ateşe taparım. Musa aleyhisselam üzülerek şöyle sorar:
- Ateşe tapmaktan yüz çevirip tövbe etmeyi hiç düşünmedin mi? Gel, Melik-i Cebbar olan Hak teâlâya inan ve yalnız O'na ibadet et!
Tâcüddin Ömer Fâkihâni hazretleri Fıkıh âlimlerindendir. 654 (m. 1256)'de Mısır'da İskenderiyye'de doğdu. 731 (m. 1331)'de orada vefât etti. "Şerh-ül-umde" isimli eserinde şöyle nakleder:
Muhammed bin Abdurrahmân ibn-i Ebi Leylâ hazretleri, meşhur âlim Abdurrahmân ibn-i Ebi Leylâ'nın oğludur. 74 (m. 693)'de Medine'de doğdu. Tâbiinin meşhur âlimlerinden fıkıh, hadis ve kıraat tahsil etti. Otuz üç yıl müddetle kadılık yaptı. 148 (m. 765)'de vefat etti. Şöyle nakleder:
Muinüddin-i Çeşti hazretleri vefat ederken talebelerine şu nasihatleri yaptı: Biliniz ki, şu dört şey tasavvufun esâslarındandır: 1- Bu yolda yürümek arzusunda bulunan bir sâlik, aç ve fakir olsa da, hâlinden şikâyetçi olmamalı, dışarıdan tok ve hâli vakti yerinde görünmelidir. 2- Fakirleri maddi ve mânevi olarak doyurmalıdır. 3- Allahü teâlânın ihsân ettiği nimetlere şükredemediği, O'na lâyık ibâdet yapamadığı ve âkıbetinin nasıl olacağını bilemediği için, dâimâ üzgün bir hâlde bulunmalı, fakat başkalarını üzmemek için dışarıdan çok neşeli, mesûd ve memnun görünmelidir. 4- Kendisine eziyet ve sıkıntı verenleri affetmeli; insanlara karşı lüzumlu olan nezâket ve sevgiyi her zaman göstermelidir...