Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.463
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Erzurum, Rusların hücûmuna uğradı. 8 Kasım 1877'de vukû bulan bu savaş, târihte Doksanüç Harbi adıyla bilinir. Aziziye tabyalarının düşmesi üzerine Erzurum halkı yediden yetmişe silâhlanıp, düşmana karşı kahramanca bir müdâfaa yapma hazırlığı içindeydi. 8 Kasım 1877 gecesi Erzurum mahallelerinde gümbür gümbür davullar çalınarak halk cihâd için uyandırıldı. Tanyeri ağarmadan önce halk kalkıp, balta, tahra, dehre, sopa ne bulduysa eline alıp hazırlandı. Tanyeri ağarırken, Ayaz Paşa Câmii şerifi minâresinden sabah ezânı okunmaya başladı. Bu ezânı İmâm Efendi okuyordu. Ezân, ihlâs ve sadâkatle öyle okunuyordu ki, Erzurum'un dağı-taşı, deresi, tepesi, yamaçları, ağaçları sanki dile gelmiş, ezânı tekrar ediyordu. Ezân sesi dalga dalga yayılıp, ufukları aşıyordu. Bu ezân halka bambaşka bir şevk ve cesâret vermişti. Okuyanda bir başka hâl vardı. Bu arada mehter de çalınmaya başladı.
Dinimiz, bülûğa ermeden önce çocuklara dini ve dünyevi bilgilerin verilmesini emretmektedir. Ecdadımız buna çok dikkat ederdi. Bunun en güzel örneğini, Sultan II. Mahmud Hân'ın, ülkenin her tarafına gönderdiği bir ferman teşkil eder. Bu fermanda şöyle deniyor: "Dini vecibeleri öğretmek ve seçeceği mesleğin bilgilerine sahip kılmak babaların çocuklarına karşı ilk vazifesidir. Ne yazık ki, bir zamandan beri birçok ana ve baba bunu unutarak, çocuklarını daha beş-altı yaşında kazanç hırsı ile sanat sahiplerinin yanına çırak olarak veriyorlar veya başıboş bırakıyorlar. Çocukluk çağında câhil kalanlar ise, bülûğ çağlarında hem kendileri için, hem de memleket için dert oluyorlar. Bu, iki dünyada cezâyı gerektiren bir ihmaldir. Sizlere emrediyorum ki, bu ferman elinize değdiği anda, bölgenizde 6 yaşını bitirmiş ne kadar çocuk varsa bunları tesbit ediniz! Mevcut mahalle mektepleri yetmiyorsa bina ve hoca bularak mektepsiz çocuk bırakmayınız! Mektep çağında olduğu hâlde bu çocukları yanlarına alıp çalıştıranların şiddetle cezalandırılacaklarını ilân ediniz! Anasız ve babasız olanlarla, okumaya gücü yetmeyenlerin tahsilini devletin temin edeceğini ilân ediniz!.." Bu ferman, 1854'de Sultan Abdülmecid Hân ve 1873'de Sultan Abdülaziz Hân tarafından da tekrarlanmıştır
Da'lec bin Ahmed, hadis ve fıkıh âlimlerindendir. 260 (m. 874) senesinde doğdu. 351 (m. 962)'de vefât etti. Zengin ve çok cömert bir zât olup, hayırlar ve iyilikleriyle meşhûr idi. Mekke'de, Bağdâd'da ve Sicistân'da hadis âlimlerine tahsis edilmiş vakıfları vardı. Kendisi Mekke'de bir ev satın alıp, bir müddet Mekke'de oturdu. Daha sonra Bağdâd'a yerleşti...
Da'lec bin Ahmed hazretleri, vefatından önce talebelerine şu nasihatleri yaptı:
Merzifonlu Şeyh Abdürrahîm Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Sultan İkinci Murâd Hân zamanında Merzifon’da doğdu. Mısır’da büyük âlim ve velî Zeynüddîn Hâfi’ye talebe oldu. Hocasının sevgisini kazanarak, teveccühlerine kavuştu. Onun manevî himâyesi ve terbiyesine girdi. Hocası, icâzet verdi ve Merzifon’a gönderdi. 870 (m. 1465) yılından sonra Merzifon’da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Ebû Bekr ez-Zâhid hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Doğum târihi ve yeri belli değildir. Hayâtı hakkında fazla bilgi yoktur. Kâdı Ebû Ya'lâ'dan fıkıh ve hadîs ilimlerini öğrendi. 1109 (H 502) senesinde hacda iken Arafat'ta vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Eski Endülüs Hükümdarlarından biri fakir bir kadının arsasına yeni bir saray yapılmasını emretti. Arsa hükümdarın sarayına alındı ve hükümdar arsanın bedelini de ödemiyordu. Müşkül durumda kalan kadın, çareyi, hükümdarı, kadıya şikâyet etmekle buldu. Zamanın Şeyhülislâmı, kadını dinleyip haklı olduğuna hükmettikten sonra, hükümdara hiç bir şey söylemeden bir çuval ve bir de kazma kürek alıp kadının arsasından toprak doldurmaya başladı.