Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.753
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
12 Şubat 1821..Ilık bir kış sabahı güney Yunanistan'da Rumlar, idaresi altında yaşadıkları Osmanlı Hükûmetine tekrar isyan ettiler. Başlarında piskoposları vardı. Müslüman-Türklerin çoğunlukta olduğu Patras kalesini kuşattılar. İsyan ateşi kısa zamanda bütün Mora'ya yayıldı. Medeni (!) Avrupa'nın yolladığı silah ve cepaneler ortaya döküldü. O gün ve ertesi günlerde Müslüman aileler toptan katledildi. Şehidlerin gömülmesine dahi müsaade edilmedi. Yeni doğan bebekler dahi bu katliamdan kurtulamadıYunanistan'a 400 yıl önce gelen Müslüman-Türk aileleri, asırlarca Rumları himaye etmişlerdi. Fakat bu büyüklüğün karşılığını canlarını vererek ödediler.
Çanakkale savaşlarına kumanda etmiş emekli bir subay şöyle anlatır:"Çanakkale savaşının devam ettiği günlerden birindeyiz. O gün akşama kadar devam eden savaş, bu nisbetsiz üstünlüğe rağmen yine zaferimizle neticelenmek üzereydi. Gözet eme yerinde muharebenin son safhasını heyecan içinde takip ediyordum. Mehmetçiklerin "Allah...Allah..." nidaları ufku titretiyor, korkunç bir medeniyetin bütün heybetini temsil eden top seslerini bile bu müthiş haykırışlar bastırıyordu.
Muhammed Hâni hazretleri evliyânın büyüklerinden olup Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi'nin önde gelen talebelerindendir. 1213 (m. 1798)'de, Hama ve Haleb arasında bulunan Hân-ı Şeyhûn'da doğdu. 1279 (m. 1862)'de Şam'da vefât etti. Hocası Mevlânâ Hâlid-i Bağdadi hazretlerinin türbesine defnolundu. Kemâle geldikten sonra çok kerâmetleri görüldü. Şöyle anlatılır:
Ahmed Muhtar Beyefendi 149. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1807'de İstanbul'da doğdu. Kibarlık ve nezaketi ile meşhur olduğundan, "Beyefendi" adıyla anıldı. İlk olarak 1871'de, sonra 1878'de tekrar Şeyhülislâmlığa tayin edildi. Hoş sohbeti, şiire ve edebiyata karşı ilgisi ile tanınan Ahmed Muhtar Beyefendi 1882'de vefat etti. "Tuhfetü'l-Muhtar" isimli eserinde şöyle buyuruyor:
Ahmed bin İshâk Saffâr rahmetullahi aleyh, Buhârâ'da yetişen Hanefi fakihlerindendir. 461 (m. 1069) senesinde Tâif'te vefât etti. Vefatından kısa bir zaman evvel buyurdu ki:
Kânûni Sultan Süleymân'ın vezir-i âzamı olan Rüstem Paşanın terzibaşısının kardeşinin oğlu olan Ali Efendi, Tırhala'dan getirilerek amcasının yanında yetiştirildi. Rüstem Paşa, 1548' de İran Seferinden dönerken Ankara yakınlarına gelince, Bayramiyye yolu büyüklerinden Hüsâm Efendiyi berâberindekilerle birlikte ziyârete gitti. Sohbet esnâsında orada bulunan larla tek tek tanışan Hüsâm Efendi, Terzibaşının yeğeni olan genç Ali Efendiye gelince onun ne işle meşgûl olduğunu sordu. Terzilik mesleğiyle uğraştığı söylenince, terzilerin piri olarak kabûl edilen İdris aleyhisselâma nisbetle ona İdris lakabını verdi. Ali Efendiyi hizmetine ve talebeliğe kabûl etti. Bir müddet Hüsâm Efendinin hizmetinde ve sohbetinde bulunan Ali Efendi, tasavvuf yolunda ilerledi. Daha sonra İstanbul'a gelen Ali Efendi, ticâretle meşgûl oldu. İlk zamanlar ticâret sebebiyle Belgrad, Filibe, Sofya, Edirne, Gelibolu gibi memleketlere gitti. Gittiği yerler deki âlim ve evliyâ zâtların sohbetlerinde bulunup tasavvuf yolunda yükseldi. Defâlarca hac vazifesini yapmak için Hicaz'a gitti. Oradan Yemen'e gitti. Son zamanlarında ticâreti bırakıp İstanbul Fâtih Çarşamba'da Mehmed Ağa Câmii yakınındaki evinde ikâmet etti. Ticâreti, emrinde bulunan kimseler yürüttüler.