Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.889.873

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yâ Resûlallah! Ecelimin Yaklaştığını Zannediyorum

Şeyh Ebü'l-Hattâb hazretleri hadîs, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Tariyye beldesinde doğdu. 1029 (H. 420) senesinde vefât etti. Hadîs râvilerinden Anbese hazretlerinin torunu olup, ilim ve edeb üzere yetişti. Fıkıh ilminde üstün bir dereceye yükseldi. Sâdık ve sâlih, güzel, doğru rüyâlar görürdü. Kendisi anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Nemiz Kaldi Bizim Mülk-i Arab’da

Yavuz, sert mizaçlı olduğu kadar şair ruhluydu. Birçok şiirleri vardır. Bu yüzden şiir ile ifade edilen duygulara ehemiyet verirdi. Mısır'ın fethinden sonra uzunca bir müddet Kahire'de kalınması, devlet erkanının ve askerin canını sıkmaya başladı. Fakat bu durumu padişaha bildirmeye kimse cesaret edemiyor du. Birgün çok sevdiği Kemalpaşazade Ahmed Efendi ile konuşurken:-Mısır'da ve asker arasında neler oluyor?-İyilik, Sultanım. Yalnız dün Nil nehri kenarında iki askerin şöyle bir türkü söylediklerini duydum:

Vehbi Tülek

Turhanoğlu Ali Bey

Vehbi Tülek

Dede Molla Ve Yavuz Sultan Selim

Vehbi Tülek

Helal Lokma Gerek

Vehbi Tülek

Sultan II. Murat zamanında, henüz Osmanlılarda hazine teşkil edilip padişahlar saraylar da gönlünce harcama yapmazlar ve onlarda haplerde elde edilen ganimet ve haraçlardan ve madenlerden başka devletin bir geliri yoktu. Halktan vergi toplayıp saray erkanı için harcanmazdı. Hal böyle olunca , padişahlar da zaman zaman parasız kalabiliyordu.Bir gün Fazlullah Paşa, II. Murad'ın Çandarlı Halil paşa'dan borç para istediğini görüp:
Sultanım, Padişahın vezirlerden ve şundan bundan para istemesi yerinde olmaz. Müsaade buyurursanız bir hazine teşkil edilsin ve oradan saraya tahsisat ayrılsın, dedi.

Önce İmam, Sonra Mahkeme

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Han’in Şehzadeliği

Vehbi Tülek

Yeşil Sarikli Gazi

Vehbi Tülek

Savaşin Zorluklarina Katlanmadan Zafere Ulaşilamaz

Vehbi Tülek

Tek Kollu Reis

Vehbi Tülek

84 - Zenbilli Ali Cemali Efendi

Vehbi Tülek

Derya Ali Baba

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Sünnet Ve Cemâat Üzere Olmak...

Behâeddin Meczûb el-Kâdiri hazretleri, Mısır'da yetişen meczûb (Allahü teâlânın sevgisi ile kendinden geçmiş olan) velilerdendir. Doğum târihi ve yeri tesbit edilememiştir. 1514 veya 1516 (H.922) senesinde Mısır'da vefât etti. Nasihatleri tesirli bir zat idi...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Erzincanlı Mustafa Hilmi Efendi

Vehbi Tülek

Erzincanlı Mustafa Hilmi Efendi, Osmanlı âlimlerindendir. 1805'te doğmuştur. Terzi Baba'nın sohbetlerinde kemale ermiş ve ondan Nakşibendi icazeti almıştır. 1882 senesinde Mekke-i Mükerreme'de hac farizasını yerine getirirken hastalanmış ve orada vefat etmiştir. Bir dersinde şunları anlattı:

Bandırmalızâde Ahmed Münib Efendi

Vehbi Tülek

Şâfiî Fıkıh âlimi Ebû Türâb-ı Nahşebî

Vehbi Tülek

Ebû Türâb-ı Nahşebi, Horasan bölgesinin büyük velilerindendir. Dokuzuncu yüzyılda yaşamıştır. Zamânının âlimlerinden ilim tahsil etti. Akli ve nakli ilimlerde âlim oldu. Şâfii mezhebi fıkıh ilminde derin âlim idi. İlim ve faziletteki üstünlüğünü işiten insanlar onun gittiği yerlerde etrafına toplanarak sohbetlerinden, hikmetli ve tesirli sözlerinden istifâde ettiler...
Bir sohbetinde buyurdu ki: "Allahü teâlânın ahkâmını bilmeyen kimse, Allah'ı bilemez. İnsan ancak Allahü teâlânın emirlerini bilmekle mârifetin esâsına erer. Rabbini bilirse, O'nun hükümlerini ve emirlerini bilir ve gücü yettiği kadar onları tutar. Böylece onun üzerinde sıdk, doğruluk alâmetleri belirir. Sonra doğrulukta iyice meleke kazanır, sâdıklardan olur."

Selmân-ı Fârisî (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Ubeyde Bin Muhâcir Hazretlerinin Annesi

Vehbi Tülek

Bir nebbaş'ın Başına Gelenler

Vehbi Tülek

Muhammed Hüseyin Sâhib

Vehbi Tülek

Hac Farz Olduktan Sonra Affolmaz

Vehbi Tülek

Bütün Bilgilerin Kaynağı Eshâb-ı Kirâmdır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Keramete İnanmayan Âlim

Vehbi Tülek

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Abdullah El-acemî

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Yirmi Saniyede

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

İcÂzetin Sirri

Vehbi Tülek

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek