Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.676
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan Ahmed Han, bir gün Hüdâyi hazretlerine bir hediye göndermiş, o da bunu kabûl etmeyerek iâde etmişti. Pâdişâh bu sefer aynı hediyeyi Şeyh Abdülmecid Sivâsi'ye gönderdi. Onun kabûl etmesi üzerine bir gün pâdişâh kendisine; "Bu hediyeyi Hüdâyi'ye gönderdiğim halde kabûl buyurmadılar." dedi. Abdülmecid Sivâsi de; "Pâdişâhım, Hüdâyi bir ankâdır ki, lâşeye tenezzül etmez." cevâbını verdi.Pâdişâh birkaç gün sonra Hüdâyi hazretlerinin sohbetine gidince; "Geri gönderdiğiniz hediyeyi Abdülmecid Efendi kabûl etti." dedi. Bu söz üzerine Hüdâyi hazretleri de; "Sultanım! Şeyh Abdülmecid bir deryâdır. Ona bir katre necâset düşmekle pislenmiş olmaz." diyerek zârifâne bir cevap verdi.
Osmanlılarda Padişah duası almak pek mühimdi. Çünkü bu duaya erişenin dünya ve ahırette sonsuz saadete kavuşacağına inanılırdı...70'lik Gazi Tiryaki Hasan Paşa, işte bu sebeple ağlıyordu...Çünkü Müslümanlar ın 78. Halifesi ve Cihan Padişahı III. Mehmed, kendisine dua ediyordu. Kanije kalesinin cesur kumandan ve askerlerine yolladığı Hatt-ı Hümayun'da şunlar yazılıydı:-"Yerin ve göğün sahibi olan Allahü teâlâ'ya hamdolsun ki, Osmanlı devletine senin gibi paşalar ve askerlerin sayesinde nice zaferler nasib eyledi...Sevgili Peygamberimize Salât ve Selam olsun ki, seni ve Devlet-i Aliyye askerlerini kendi yolunda Cihad eylerken görürüz...Şanlı Kanije serencamınızı bertafsil öğrendim......"
Hassân bin Muhammed Nişâbûri, Horasan'da yaşamış olan Şafii âlimlerindendir. 883 (H.270) senesinde Nişâbûr'da dünyaya geldi. 960 (H.349) senesi Rebiul-evvel ayının beşinde, cuma gecesi Nişâbûr'da vefat etti. Hadis ilminde de derin bir âlimdi...
Osmân Selâhaddîn Sanduklu Efendi, İstanbul’da Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhlerindendir. 1235/1820 senesinde Yenikapı Mevlevîhânesinin bitişiğindeki evlerinde doğdu. Babası dergâhın postnişinlerinden Seyyid Abdülbâki Nâsır Dede’dir. 1244/1828 senesinde babasının vefatından sonra 1831'de 11 yaşında Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhliğine getirildi.
Ebû Abdullah Merrakûşi hazretleri, 1210 (H.607) yılında doğdu. Aslen Cezayir'deki Tilemsan şehrindendir. 1284 (H.683) yılında Kâhire'de vefât etti. Küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Tilemsan ve Merrakeş'teki âlimlerden ders aldıktan sonra ilmini ilerletmek üzere İskenderiye'ye gitti. Çeşitli âlimlerden ilim tahsil etti. Mâliki mezhebi fıkıh bilgilerinde âlim ve zamânın imâmı oldu. Tasavvufta ince bilgilere, yüksek derecelere kavuştu. Sohbetleri, birçok talebeyi tasavvufta yüksek derecelere kavuşturdu.
Ebû Abdullah Merrakûşi hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce bir sohbetlerinde şöyle buyurdu:
Geçmiş ümmetlerde gurbete çalışmaya giden üç arkadaş, bir ara yoğun bir yağmura mâruz kalınca yol kenarındaki bir mağaraya sığınırlar. Ne var ki, karşı dağdan, düşen yıldırım sebebiyle kopup yuvarlanan bir taş gelir, içinde bulundukları mağaranın kapısına sıkışıp kalır.
İçeride bulunan üç arkadaş korkup düşünmeye başlarlar. Nasıl çıkacaklar kapanmış olan mağaradan? Biri der ki: Bu belâdan kurtulmamızın bir çâresi olabilir. O da, Rabbimizin rızâsı için yapmış olduğumuz iyilikler. Gelin bunları şefaatçı yapıp buradan kurtulmayı Rabbimizden dileyelim.