Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.305.560

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Sana Günahları Küçük Gösteren Şeyden Sakın

Ebû Abdullah el-Medenî hazretleri Tâbiînin meşhurlarındandır. Eshab-ı kiramın meşhurlarından Abdullah bin Zübeyr’in “radıyallahü anh” oğludur. 741 (H.124) senesinde vefât etti. Babasından, Enes bin Mâlik ve birçok sahabiden hadis rivâyetinde bulundu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

64 - Sadik Sadrazam Sultanzade Mehmed Paşa

Sultan İbrahim'in sadrazamlarından olan Sultanzade Mehmet Paşa, padişaha son derece itaatkar olması ile ün salmıştı. Daha önceki sadrazamlarından bu kadar itaat görmeyen padişah, bir gün bu sadrazama sordu:

Vehbi Tülek

Kanuni Sultan Süleyman Ve Pir Ali Hazretleri

Vehbi Tülek

Şah Sultan Ve Merkez Efendi

Vehbi Tülek

Zulm İle ÂbÂd Olanin

Vehbi Tülek

Fâtih Sultan Mehmed Hân'ın babası Sultan II. Murad Hân devrinde, bir gün sadrâzam askere mûtad ulûfesini dağıttıktan sonra, padişahın huzuruna girmiş ve durumu şöyle rapor etmişti:"Devletlû Hünkârım, asâkir-i hümâyuna ulûfesini dağıttık. Ancak bir miktar akçe arttı. Ferman buyurursanız, ihtiyat akçesi olarak hazine-i hâssaya koyup saklayalım..." Sadrâzam, paranın artması haberine padişahın sevineceğini umuyordu. Fakat yanıldığını anlamakta gecikmedi. Sultan Murad Hân bu durumdan memnun olmamıştı. Zira o güne kadar ulûfe dağıtıldıktan sonra geriye para kalmazdı. Şimdi kaldıysa bunun bir sebebi olmalıydı. Bu yüzden sadrâzama şu sözleri söyledi:"Lala, her zaman ulûfe dağıtırken geriye akçe kalmaz iken, bu sefer fazla gelmesinin sebebi ne ola ki? Herhal Defterdârım bize yaranmak, gözümüze girmek için halktan fazla akçe toplamış, hazinede her zamankinden fazla akçe cem' eylemiş. Padişah'a yaranmak için halka zulmeden, tebaanın malını zorla elinden alan bir Defterdâr bize gerekmez..."Bu sözlerden sonra, Sultan Murad Hân Defterdârı'nı derhal vazifeden aldı. Zira 'Zulm ile âbâd olanın, kahr ile berbâd olacağı' hakikatine gönülden inanıyor, halkına elinden geldiğince adâlet ile muâmele etmeye çalışıyordu

Ahmed İbni KemÂl Hazretlerinin Nasihatleri

Vehbi Tülek

93 - Sultan Ii. Selim Ve Kibris'in Fethi

Vehbi Tülek

Sultan Iii. Selim Ve Kabakçi Mustafa

Vehbi Tülek

47 - Özi Kahramanlari

Vehbi Tülek

Astaze

Vehbi Tülek

Osmanli Topraği Olan Misir’in İşgali

Vehbi Tülek

Viyana MuhÂsarasi Ve Murad Giray HÂn’in İhÂneti

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Onun Gönderilmesi Ile Peygamberlik Son Buldu

Ebû Abdullah Basri hazretleri târih ve hadis âlimidir. "İbni Sa'd" adıyla meşhur oldu. 168 (m. 784)'de Basra'da doğdu. 230 (m. 845)'te vefât etti. "Tabakât-ül-kübrâ" adlı eserinin önsözünde buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Muhammed Bin Ahmed Temîmî

Vehbi Tülek

Muhammed bin Ahmed Temimi hazretleri Mâliki mezhebi fıkıh âlimidir. 260 (m. 874)'de Tunus'ta Kayrevan'da doğdu. Kuzey Afrika'nın önde gelen âlim­lerinden İbnü'l-Haddâd el-Mağribi gibi fakihlerden ders aldı ve çok talebe yetiştirdi. 333 (m. 945)'de Kayrevan'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Büyük Sevaba Kavuşmak Için

Vehbi Tülek

Ebûbekr Cessâs

Vehbi Tülek

Ebûbekr Cessâs hazretleri Hanefi fıkıh ve tefsir âlimidir. 305 (m. 917'de) İran'ın Rey şehrinde doğdu. Bağdat'a gidip zamanın en bü­yük Hanefi alimi Ebü'l-Hasan Kerhi'nin ön­de gelen talebelerinden oldu. Kerhi'nin vefatından sonra onun yerine ders vermeye başladı. 370 (m. 981)'de burada vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Sadakanın Karşılığı Cenette Verilir

Vehbi Tülek

İnsanların Iyisi, Insanlara Faydası Olanlardır

Vehbi Tülek

İbn-i Melek

Vehbi Tülek

Selîm Fetihpûrî

Vehbi Tülek

Müslüman Topluluktan Ayrılmak Azaptır

Vehbi Tülek

Gönlünden Dünyâ Sevgisini Silip At Ki

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Allah’a Firar Et

Arafatta Görüşürüz

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Ölüyü Diriltemem

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek

Abdullah-i EnsÂrî

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek