Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.642.767

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Nîmeti Değil, O Nîmeti Vereni Görmek Şükürdür

Ahmed Semerkandî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. On dördüncü asrın sonlarında vefât etti. Zâhirî ilimlerde Zeynüddîn-i Hafî'nin derslerinde yetişip, kalb ilimlerinde ve tasavvuf yolunda da Hâce Alâüddîn-i Attâr hazretlerinin sohbetlerine devâm etmekle ilerledi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Batililari Utandiran Manzara

I.Dünya savaşından evvel Bab-ı Ali'de hukuk müşâviri olan Kont Ostrolog anlatıyor: İngilizlerin, Kut-ül Amare yenilgisini takip eden günlerde, Londra'da büyük bir harp meclisi toplandı. Doğu müsteşarı olmam dolayısıyla ben de bulundum... Başbakan Lloyd George şöyle dedi: "Efendiler, ben bir şeyi anlayamıyorum: Bizim medeni milletlerin orduları savaşta barbarlığa yaklaşıyor. Barbar saydığımız Türk orduları ise, savaşta medenileşiyor. Irak kumandanımız bildiriyor ki, Türkler esirlerimizin istirahatini fevkalâde te'min ediyorlarmış. Yaralılarımızı imkânları nisbetinde tedavi ediyor ve şefkat gösteriyorlarmış. İşte bu davranış larının sebebini bir türlü anlayamıyorum..." Daha sonra savaş bakanı söz alarak şunları söyledi:

Vehbi Tülek

Hattat Abdullah Zühdi Efendi

Vehbi Tülek

Unutulmaz Bir İftar Çilesi

Vehbi Tülek

Orhan GÂzi Ve AlÂeddîn Esved

Vehbi Tülek

Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp gözeten bir zât-ı muhterem idi. O mübârek kimse,birgün Alâeddin Esved hazretlerini ziyârete gitti. Onun mahalline vardığında, Alâeddin Esvedhazretleri nâfile namaz kılmakta idi. Orhan Gâzi, avluda bekledi. Bu sırada farz namaz vaktigeldi. Orhan Gâzi ve orada bulunan Alâeddin Esved'in talebeleri namaz için hazırlandılar.Namazın sünnetini kıldılar. İkâmet okununca, Kara Halil imâmete geçti. Cemâata namazıkıldırdı. Alâeddin Esved de, odasından çıkıp namaza katıldı. Namazdan sonra bir müddetsohbet ettiler. Orhan Gâzi edeble dinledi. Sonra başını kaldırıp;"Seferde ve hazerde, ahâli arasında vâki olacak hâdiselerde hükmedip, hak ile bâtılı ayırmak,şer'i hükümleri beyân etmek için bir hâkim-i samedâni lâzımdır. Talebenizden birini benimile sefere gitmek için tâyin etseniz." deyip, merâmını arzetti.

Mahmud Şevket Paşa Suikasti

Vehbi Tülek

Tayinim Derhal Yapildi

Vehbi Tülek

At Binenin, Kılıç Kuşananın Şah'ım!

Vehbi Tülek

Seydi Ahmed Paşa

Vehbi Tülek

SehzÂdelerin Sünnet Dügünü

Vehbi Tülek

3 - İstanbul'un Fethi (manzum Hikaye)

Vehbi Tülek

Mimar Sinan Ve İstanbul’un Suyu

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İhlâs Sâhibi Olan Kimse Doğru Yoldan Kaymaz

Talhâ bin İsâ hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'de doğdu. 1378 (H.780) senesinde Yemen'de Bâb-ı Sihâm denilen yerde vefât etti. Rüyâsında Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" efendimizin işâretiyle, hazret-i Ebû Bekr'in "radıyallahü anh" elinden tasavvuf hırkasını giydi. Tasavvuf yolunda üstün derecelere kavuştu. Allahü teâlâ ona "İsm-i a'zam" duasını öğretti. Sohbetlerinde buyurdu ki;

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bir Derviş Gâzi Dursun Fakîh

Vehbi Tülek

Aslen Karamanlı olan Dursun (Tursun) Fakih hazretleri, aynı zamanda hocası Edebâli hazretlerinin hemşehrisidir. Bu mübarek zat, tasavvufta yüksek derecelere ulaşmıştı. Osman Bey zamanında, gazâ ve fetihlere iştirâk eder, gâzilere imâmlık yapar vaaz ve nasihatlerde bulunurdu.

Evliyânın Kerâmeti Bizim Yolumuzda Haktır

Vehbi Tülek

Hanefî Mezhebinde Mestin Hükmü

Vehbi Tülek

Kâdı Sirâcüddin-i Hindi hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 704 (m. 1304)'de Afganistan'da Gazne'de doğdu. 793 (m. 1390) senesinde vefât etti. Buyurdu ki:

Peygamberlerden Sonra Insanların En Üstünü

Vehbi Tülek

İlmiyle Amel Etmeyenin Ilmine Güvenilmez!

Vehbi Tülek

Mutasavvıf Ve Müfessir İsmail Hakkı Bursevî

Vehbi Tülek

Ebû Abdullah Kureşî

Vehbi Tülek

Seyyid Ahmed Tahtâvî

Vehbi Tülek

Sâlihlerle Sohbet, Ebedî Saâdetin Anahtarıdır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Gül Yaprağı

Cennetlik Hanım Isteyen...

Padişah Ve At

Değişen Sizin Kalbiniz

Garip Karşilanan Bir Adak

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek