Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.964.646

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Ey Âişe! Bu Kelimeleri Ezberledin Mi?

Ebü’l-Kâsım Kâyinî hazretleri Şafiî fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 462 (m. 1069) yılında Nişâbûr’da Kâyin köyünde doğdu. İsfehân, Nişâbûr, Merv ve Herat’a giderek birçok kimseden ilim öğrendi. 547 (m. 1152) yılında Herat’ta vefât, etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kabakçi Mustafa İsyÂni

On sekizinci yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti içte ve dışta çeşitli düşmanlarla mücâdele ediyordu. 1789 Fransız ihtilâlinden sonra Avrupa'da meydana gelen olaylar Osmanlı ülkesini etkilemedi. Hattâ Sultan Üçüncü Selim Han "Nizâm-ı Cedid" adı ile askeri, mülki, idâri, ticâri, içtimâi ve siyâsi bir dizi ıslâhât teşebbüslerine girişerek devlete yeni bir hayâtiyet ve canlılık getirdi. Bu durum Rusya, Fransa ve İngiltere'nin hoşuna gitmedi. 13 Aralık 1806'da çıkarılan Sırp isyânı, 1807'de Rusya'ya harp ilânı ve İngiliz donanmasının İskenderiye'yi işgâli, tamâmen Osmanlı Devletinin bu gelişme programını önlemeye yönelikti. Nitekim bu faaliyetler, içeride de Selim Hanın kurduğu modern Nizâm-ı Cedid ordusunu istemeyen yeniçeriler ile menfaatperestleri ve Osmanlı Devletinin yıkılmasını isteyen hâinleri harekete geçirdi. Akka mağlubiyetini bir türlü unutamayan Fransızların İstanbul Sefiri Sebastiani'nin teşvik ve Selânikli Sadâret Kaymakamı Köse Mûsâ'nın tahrikleriyle âsiler ayaklanmaya hazır hâle geldiler.

Vehbi Tülek

Benim Gözüm Göreceklerini Gördü

Vehbi Tülek

Bosna Fatihi Mahmûd Paşa

Vehbi Tülek

İnanilmaz Arttirma

Vehbi Tülek

Sultan IV. Murad Hân, kızını Melek Ahmed Paşa'yla evlendirir. Sultan hanım ve eşi Melek Ahmed Paşa; Boğaziçi'nde Kuzguncuk'ta otururlar. Her yıl tekrarladıkları bir âdetleri vardı. Konaklarındaki fazla eşyâyı, her Ramazan kendi kapu halkına haraç-mezad satmak!... Bu garip mezad'ın iştirakçileri de pek sevinirlerdi. Aldıkları eşyaya karşı vereceklerini, seve seve edâyâ çalışırlardı. Belli günde, münâdi mezadçı bağırır:-Bir altın sahan!... Haydi bir kapaklı, altın sahan..Yok mu tâlibi?-Kaça?...Kaça?...-Bir yetim okutmaya. Hadi bir yetim okutmak isteyen yok mu? İki yetim... Üç yetim... Arttırma başlar. En fazla tâlibine "Altın sahan" verilirdi. Münâdi, "Murassa" mücevherli bir kılıç gösterir. Gözler kamaşır. Böyle böyle yetimler okutulur, dullar korunur, garibler gözetilir; Yasinler, Hatimler indirilir... Dünya ve Âhıret seâdeti yaşanılırdı.

İstanbul'un Fethi Ve İnsan Haklari

Vehbi Tülek

Yenişehirli Abdullah Efendi

Vehbi Tülek

Çandarli Kara Halil

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Han’in Şehzadeliği

Vehbi Tülek

Önce İmam, Sonra Mahkeme

Vehbi Tülek

Ii.mahmud Han’in İlim Ve Sanat Aşki

Vehbi Tülek

Şimdi Olmaz, Vezirler Var!

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Allahü Teala Iffetli Olanı Sever

Muhammed İhsân hazretleri Silsile-i aliyyeden olan Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin olgun halifelerindendir. Hicri onüçüncü asrın ortalarında vefât etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Şemseddin Eflaki

Vehbi Tülek

Şemseddin Eflaki hazretleri, Mevleviyye yolunun büyüklerinden olup, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi ve talebelerini anlatan Menâkıbü'l- ârifin adlı eserin yazarıdır. Mevlânâ hazretlerinin oğlu Ulu Arif Çelebi'ye intisab ederek vefatına kadar yanından ayrılmadı. 761'de (m. 1360) vefat etti. Menâkıbü'l- ârifin adlı eserinde şunları anlatmaktadır:

Muhammed Sâdık Hazretleri

Vehbi Tülek

İlim Için Yola Çıkana Verilen Müjdeler

Vehbi Tülek

İbn-ül-Murabıt hazretleri fıkıh ve hadis âlimidir. Aslen Endülüslüdür. Meriyye (Merida) şehrinde kadılık yaptı. 485 (m. 1092) yılında Medine'de vefât etti. Derslerinde buyurdu ki:

Han­belî Fı­kıh â­li­mi Ha­sen Bin Hâ­mid

Vehbi Tülek

Abdülmuttalib Bin Fadl

Vehbi Tülek

Osman Şemsi Efendi

Vehbi Tülek

Karanlıkta Lamba Gibi Olanlar

Vehbi Tülek

Ca’fer Bin Muhammed

Vehbi Tülek

Sultan Kutbeddîn Hilcî'nin âkıbeti!..

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Vehbi Tülek

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Hayat Kurtaran Yalan

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Zahiri Hükümdarin Celaline Tutuldum

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Sünnet Akçesi

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Bizi Hatirlayin!

Vehbi Tülek

Kadin Akli

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek