Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.787
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
26 Şubat 1618 günü babasının yerine tahta geçen amcası birinci Mustafa'nın rahat sızlığı yüzünden tahtı bırakmaya mecbur olması üzerine Osmanlı sultânı oldu.İkinci Osman'ın tahta çıkışının ilk aylarında İran ile barış antlaşması imzâlanarak harbe son verildi. 1620 yazında Halil Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması İyonya Denizini kuzeye doğru geçerek Otranto Boğazında Adriyatik'e geldi. Dıraz üssünde iki İtalya gemisini ele geçirdi. Daha sonra batıdan doğuya doğru Adriyatik Denizine geçerek Manfredonia Körfezine girdi ve İtalya'ya asker çıkardı. Kısa sürede Manfredonia liman ve şehrini fethetti. Halil Paşa bu zaferini Pâdişâha ve husûsi bir mektupla da şeyhi Üsküdarlı Aziz Mahmûd Hüdâi hazretlerine bildirdi ve çok hayır duâ aldı.Bu sırada Boğdan Voyvodası Gratiani Osmanlıya karşı cephe almıştı. İhâneti üzerine azledilen Gratiani Lehistan'a sığındı ve büyük destek gördü. Bu devletten aldığı 50-60 bin kişilik bir kuvvetle Osmanlı topraklarına saldırdı. Ancak Özi Beylerbeyi İskender Paşa, süratle harekete geçip bu kuvvetleri Turla Nehrini geçerken imhâ etti. Düşman ordusundan 120 top ile arabalar dolusu zahire ganimet olarak alındı.
500 sene kadar Osmanlı Devleti'nin ordusunun temelini teşkil eden yeniçeriler, büyük savaşlar ve fetihler yaparak haklı bir üne kavuşmuştu. Fakat son yıllarda bu ocak bozulmuş ve Osmanlı Devleti'nin başına belâ olmaya başlamıştı. 15 Haziran 1826 Perşembe gününe, tarihler Vak'a-i Hayriyye derler ki, hayırlı olmuştur. Yeniçeriler tarih sahnesinden bir günde silinmişlerdir. O sırada İstanbul'da bulunan Fransız edebiyatının büyük ismi Theophile Gautier, bakınız bu hâdiseyi nasıl anlatır:
Ebü’l-Mefâhir Yahyâ Bâharzî hazretleri Kübrevî şeyhlerindendir. İran’da Kirman’da doğdu. Necmeddîn-i Kübrâ’nın halifelerinden Şeyh Seyfeddin el-Bâharzî’nin torunudur. Orada Latîfüddin Nûrî, Mısır’da Şeyh Kemâleddin el-Uzerî, Kudüs’te Şeyh Hüsâmeddin er-Rûmî’nin zikir halkasına dâhil oldu. Ondan hırka giydi ve icâzet aldı. 736 (m. 1335)’de vefat etti. “Âdâbü’l-mürîdîn” isimli eserinde şöyle buyuruyor:
Fâtih Sultan Mehmed Han, Avrupa'nın kapısı olan Belgrad'ı fethetmek için 13 Haziran 1456 günü kusatmıştı. Muhasara sâdece kara tarafından baslamıstı. Bu yeterli değildi, zirâ kalenin nehir yolu ile irtibâtı devam ediyordu. Macarların "milli kahraman"ı Hunyadi Yanoş gelmeden önce kaleye girmek lâzımdı...
Hacı Bektâş-ı Veli, Horasan'ın Nişâbûr şehrinde 1281 (H. 680) senesinde doğdu. Hacı Bektâş-ı Veli'nin soyu hazret-i Ali'ye dayanır. 1338 (H.738) senesinde Nevşehir'e yakın bir yerde vefât etti. Türbesinin bulunduğu kasabaya sonradan Hacıbektaş ismi verildi.
Hacı Bektâş-ı Veli hazretleri, daha çocukken ilim öğrenmesi için âilesi tarafından Şeyh Lokmân-ı Perende'ye teslim edildi. Lokmân-ı Perende, Ahmed-i Yesevi hazretlerinin halifelerinden olup, zâhir ve bâtın ilimlerinde çok derinleşmişti.
Padişahlardan biri bir Ramazan günü hizmetkarına tembih etti: -Akşam namazında camiye git, namaza gelen herkesi iftara davet et. Akşam oldu, namaz kılındı, namazdan sonra, ilim ve irfan sahibi olan bu hizmetkar, 5-10 kişilik bir grupla çıka geldi. Padişah şaşırdı: -Bunlar kim? Ben sana namaza gelen herkesi saraya iftara çağır diye tembih etmedim mi? Sen o kadar cemaatin arasından bir sofralık bile adam getirmemişsin.. -Efendimiz, siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır dediniz. Namazdan sonra bendeniz cami kapısında durdum, çıkan herkese hocanın namaz kıldırırken hangi sureyi okuduğunu sordum. Onu da yalnız bu getirdiğim kişiler bildi. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen demek ki yalnız bunlarmış.