İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.942
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Çanakkale Harbi sırasında Karagah-ı Umumi Muhafız Piyade Bölüğü Kumandanı Mülazım-ı Evvel Ruhi Bey, Mehmetçiğin ağzından şu hatırayı kaydeder: Bizim mıntıka kumandanı Süvari Kaymakamı Mahmut Bey tayyarelere pek kızar efendim. Daima ateş ettirir onlara; katiyyen üzerimize sokmaz onun zaten tabiatı böyledir. Bir tayyare geldi miydi,haydi ütün bataryaya ateş ettirir.Evet efendim; tayyare düştü. Hava hafif sisli olduğu için tabii gemiler bu sükutu (düşüşü) görmüyorlardı. Tayyareciler kendilerini denize attılar. Kendi gemilerini istikametine yüzmeye başladı. Bunu gören bataryamız düşmanın kendi gemilerine iltihak etmemesi için efendim, ateş etti ki tayyareciler geriye dönsünler. O vakit gemilerde tayyarenin burada düştüğünü anladılar. Onlar da ateş açtılar. Tayyare tahrip edildi. O vakit de bizim hiç olmazsa bir esire fevkalade ihtiyacımız vardı. Çünkü düşmanın o dakikadaki vaziyetini anlamak istiyorduk. Zira düşman Anafartalar'dan çektiği askeri Seddülbahir'e ihraç yapmak istiyor gibi göstertiyor du. Yani açıkçası bunu blöf olarak yapıyordu.
Gazi Osman Paşa esir edildikten sonra bir araba ile Bogot karargahına götürülüyordu. Yolda Romanya Prensi Karol kendisine yanaşarak, bu kahramanı tebrik etmek istedi. Fakat Osman Paşa, Karol'e sert sert baktı. Prens elini uzatarak; "Tebrik ederim" dedi. Fakat Paşa şiddetle reddetti. Çünkü Romanya asırlarca Osmanlı hakimiyetinde kalmış bir devletti. İşmdi tabi olduğu devlete isyan edip, ona karşı silah kullanmıştı. Bu sebeple elini vermedi. Sert bakışlı gözlerini Karol'e diktiği zaman, neye uğradığını bilemedi ve elini bir kabahatli gibi geri çekti. O anda Rus başkumandanı Grandük Nikola, Gazi Osman Paşa'nın yüzünü görmek için arabanın yanına yaklaştı. İki kumandan, iki saniye kadar birbirlerinin yüzüne bakıştılar. Nikola, Osman Paşa'nın elini sıkı sıkı tuttuktan sonra:-Plevne'yi müdafaa hususunda gösterdiğiniz iktidardan dolayı sizi tebrik ederim. Bu müdafaa, tarihin en parlak vak'alarındandır, dedi.
Abdullah bin Menâzil hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 940 (H. 329) senesinde İran'da Nişâpur'da vefât etti. Hocası evliyânın büyüklerinden olan Hamdun Kassâr hazretleridir. Onun derslerinde ve sohbetlerinde yetişip zâhir, bâtın, açık ve gizli ilimlerde âlim oldu.
Rahmetullah Efendi Hanefi fıkıh âlimidir. Hindistan'da, 1231 (m. 1816)'da Delhi'de doğdu ve orada yetişti. Osmanlı Sultanı Abdülaziz Han kendisini İstanbul'a davet etti. Hıristiyanlara bir reddiye yazmasını istedi. İstanbul'da, Arapça "İzhâr-ül-hak" ve "Beyân-ül-hak" kitaplarını yazdı. 1306 (m. 1889)'da Mekke'de vefat etdi. Beyân-ül-hak kitabında buyuruyor ki:
Abdullah Şerkâvî hazretleri Ezher şeyhlerindendir. 1150’de (m. 1737) Mısır’da Tavîle köyünde doğdu. Ezher’de tahsil yaptı. Sonra da Ezher şeyhliğine getirildi. Bu arada Muhammed Hifnî’ye intisab ederek Halvetiyye tarikatına girdi. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın da çok hürmet ettiği Şerkâvî 1227 (m. 1812) senesinde vefat etti. “Şerhu’l-Hikemi’l-Atâiyye” isimli eseri meşhurdur. Bu kitabında buyuruyor ki:
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Çölde yolculuk eden iki arkadaş, yolculuk esnasında bir sebepten tartışırlar, biri ötekine bir tokat aşk eder. Tokadı yiyenin canı çok yanar; ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:
"BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI."