Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.727
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Osman Gazi zamanında Kumral Ebdal isminde, evliyadan bir zat vardı. Bir çok kerameti görülen bu zat, sık sık Hızır aleyhisselam ile görüşürdü. Yine bir defasında Hızır aleyhisselâm, Ebdal Kumral'a Osman Bey'den söz etti. Onun dağılmış olan müslümanları bir bayrak altında toplayacağından ve kurduğu devletin üç kıtaya yayılacağından bahsetti. Ebdal Kumral hazretleri bu genç beyi tanımıyordu. Ancak, birçok gazâda bulun duğunu ve zaman zaman gelip Şeyh Edebâli'nin zâviyesinde misâfir kaldığını duymuştu. Hızır aleyhisselâm; "O genç erin, geleceği çok ümitlidir. Kendisine bu müjdemizi ulaştır" dedi. Kumral Ebdal kendisini tanımadığını söyleyince, Hızır aleyhisselâm; "Onu, Edebâli hazretlerinin yanında bulacaksın. Şeyhe bu mevzuda bir rüyâsını nakledecektir." buyurdu.
Venedik elçisi Antonio Giustiniani, Yavuz Sultan Selim'in huzuruna girer. Yeri öpüp itimatnamesini sunar, görüşmesini tamamlar. Ülkesine döndüğünde herkes, adeta bir ütopya medeniyetinin sultanı gibi gördüğü, hayalinde canlandırmaya çalıştığı Cihan Padişahı Sultan Selim Han 'ın nasıl birisi olduğunu sorar:-Göremedim, der Giustiniani...Merak ederler : -Odasına girdiğin, yanına kadar gitiiğin halde nasıl göremedin?Giustiniani şu müthiş itirafda bulunmak zorunda kalır:-Kılıcı öyle parlıyordu ki, yüzüne bakamadım.Venedik elçisinin bu sözlerini duyan haşmetli hünkar:-Paşalarım, der. Osmanlı 'nın kılıcı parladığı sürece düşmanların başı daima öne eğik kalır. Amma Allah korusun, bu kılıç bir kınına girerde paslanmaya başlarsa, o zaman işte bu kafalar yavaş yavaş dikilir ve bize birgün yukardan bakar.
Selâmi Ali Efendi, Celvetiyye yolunda yetişen velilerdendir. İlim tahsil edip yetiştikten sonra zamânının meşhur rehberlerinden Şeyh Abdullah Efendinin derslerine ve sohbetlerine devâm etti. Bu hocasından feyiz alarak tasavvufta kemâle erdi. Çamlıca'da kurduğu mahalleye onun ismi verilmiştir. 1691 (H.1103) senesinde İstanbul'da vefât etti. Türbesi Üsküdar'dadır. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Bosnâvi Abdullah Efendi, Osmanlı evliyâsının büyüklerindendir. 1583'te doğdu. Doğum yeri olan Bosna'da ilim tahsiline başlayan Abdullah Efendi, sonra İstanbul'a geldi. Tahsilini tamamladıktan sonra Bursa'ya gitti. Bursalı Hasan Kabaduz Efendi ile görüştü. Bu zâtın sohbetlerinde kemâle gelip olgunlaştı. Hâcı Bayram-ı Veli'nin halifelerinden Bıçakçı Ömer Dede'nin halifesi olan Hasan Kabaduz Efendinin feyiz ve himmetleri ile yüksek derecelere kavuştu...
Abdullah er-Razi rahmetullahi aleyh evliyânın büyüklerinden olup, İran-Nişâbûr'da doğmuş ve orada yetişmiştir. Çok hadis-i şerif ezberlemiş olup, hadis ilminde kuvvetli bir âlimdir. 310 (m. 922) senesinde vefât etmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman devrinde İstanbul'da Arabzade adıyla meşhur bir âlim vardı. büyük camilerde verdiği vaazlara bütün İstanbul halkı büyük rağbet gösterirdi. Arabzade, devrinin bütün ilimlerine vakıf olduğu halde, tasavvufa ve keramete inanmaz dı. Kanuni'nin başveziri Rüstem Paşa, keramete inanmayan bu Arabzade'yi Mısır Başmüderris liğine tayin ettirmek istedi. Diğer taraftan İstanbul uleması Padişaha müracaat ederek, Arabzade'nin itikadının bozuk olduğunu, Akaid kitaplarında "Evliyanın kerameti haktır" dediği halde buna inanmadığını, "Ben ömrümde büyük günah işlemedim. İyilerin keramet göstermesi icabetseydi, benim keramet göstermem lazımdı." İddiasında bulunduğunu hatırlattılar.