Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.975.667

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Evlenmek Isteyenin Yasin Okuması Çok Faydalıdır

Dâmâdzâde Feyzullah Efendi Yetmiş birinci Osmanlı şeyhülislâmıdır. 1112 (m. 1700) senesinde Bursa’da doğdu. Zamanının âlimlerinden ilim tahsil ettikten sonra, birçok medreselerde müderrislik ve kadılık yaptı. Sonra Anadolu, daha sonra da Rumeli kadıaskerliğine yükseltildi. Nihayet şeyhülislâmlık makâmına getirildi. 1175 (m. 1761) senesinde İstanbul Sütlüce’de vefât etti. Bazı suallere verdiği cevaplar şöyledir:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Asil Ruh

1854 senesi kış aylarında Silistre kalesini muhasara eden Ruslar, bir avuç Osmanlı askeri karşısında zor durumlara düşmüşlerdi. Ağır kış şartlarında erzakları tükenmiş, çoğu açlık ve soğuktan kırılıyordu. Zabitlerine:-Açız!... ekmek, ekmek... diye bağırdıklarında, zabitler:-İşte kale... zaptedin, orada karnınızı doyurun... diye cevap veriyorlardı. Nihayet aç kalan Rus askerleri Osmanlı siperlerine yanaşarak:-Ekmek... diye cılız ve sararmış ellerini uzatıyorlardı. Osmanlı askeri de asil ruhlarını isbat etmek için süngülerinin ucuna ekmek takıp Rus siperlerine uzatıyorlar ve kanlarına susamış olan Rusların aç karınlarını doyuruyorlardı.Bu iyiliklerine Rusların verdiği cevap ise şu oldu: şehri zaptedemiyeceklerini anlayınca yağlı paçavraları ateşe verip, şehre fırlatarak yangınlar çıkardılar. Bu yangınlar bir felaket halini aldı. Tam bu sırada gelen bir derviş:-Ey Müslümanlar korkmayın!... Moskof Kadir gecesi kaçacak, Müslümanlar muzaffer olacaktır, diyerek askerin maneviyatını arttırdı.Hakikaten ertesi gün Kadir gecesiydi ve Ruslar bütün ağırlıklarını alarak, Silistre muhasarasını bir müddet için bırakıp, mağlup bir vaziyette gittiler. Silistre müdafileri de kale burçlarından ezanlar okuyarak zafer şenlikleri yaptılar.

Vehbi Tülek

Lütfi Paşa Ve Ya’kub Efendi

Vehbi Tülek

Kazliçeşme

Vehbi Tülek

Türklerde Namus

Vehbi Tülek

Fransız seyyah A. de la Motraye 1727'de İstanbul'a yaptığı seyahati bir yazısında şöyle anlatır:"...Türklerin nâmuskârlığını yazmak için kendime vazife bilirim. Bir çok tanıdıklarımın başına geldiği gibi, dalgınlığımdan dolayı herkesten fazla benim başıma gelmiş bir hâl vardır: Bu dalgınlığıma rağmen Türk dükkânlarında hiç bir zaman tek bir meteliğim kaybolmamıştır; çünkü o gibi vaziyetlerde dükkâncılar peşimden koşturmuşlar ve hattâ eğer dalgınlığımın neticesini anladıktan sonra dükkâna dönmemişsem, unuttuğum şeyi iâde için Beyoğlu'ndaki ikâmetgâhıma kadar adam gönderip bir çok defâlar, beni aratmışlardır. Meselâ bir yelpazeci dükkânında Türklerin sıcaklarda kullandıkları yelpâzeler satılıyordu. Bir çoklarına baktım; düz deriden ve en harc-ı âlem olanlarından birini alıp parasını verdikten sonra çıkıp gittim.Bir gün tesâdüfen o dükkânın önünden geçerken yelpâzeci beni görür görmez çağırıp saatimi elime teslim etti.Ben bu Türk nâmuskârlığının daha yüzlerce misâlini sayabilirim: Bizzât kendi başımdan geçen vak'alar 30'dan fazla olduğu hâlde, bunların hiç birinde hiç bir zaman Türklerin nâmuskârlıktan ayrıldıklarını görmedim. Rumları bu bakımdan medh ü senâ edemiyeceğim için pek müteessirim..."

İlk Türk Uçağinin Uçuşu

Vehbi Tülek

Sultanlar RikÂbinda Yürüsün!

Vehbi Tülek

86 - Hoşa Giden Tabir

Vehbi Tülek

Küçük Bir Çamur Denizi Sulandirmaz

Vehbi Tülek

Nemiz Kaldi Bizim Mülk-i Arab’da

Vehbi Tülek

Belgraddan Bağdada

Vehbi Tülek

Hristiyan Tarihçinin Kaleminden “hac”

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Şemseddin Desûkî

Şemseddin Desûki hazretleri Mâliki fıkıh ve kelâm âlimlerindendir. Mısır'ın Desûk köyünde doğdu. Tahsil için Kahire'ye gitti. Burada büyük âlimlerden fıkıh ve kelâm dersleri okudu. Ezher'den mezun olan Desûki daha sonra burada müderrislik yaptı. 1230 (m. 1815) tari­hinde Kahire'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ahmed İbni Kemal Paşa

Vehbi Tülek

Ahmed İbni Kemal Paşa (Kemâlpaşazâde), dedesinin ve babası Süleymân Çelebi'nin umerâ sınıfından olması sebebiyle, zamânın geleneği icâbı önce askeri sınıfa girdi. Sultan İkinci Bâyezid Hanın seferlerine sipâhi olarak katıldı. Sonra ilmiye sınıfını seçti ve dâhili ve hârici din ve mezhep düşmanlarına karşı ilmi ve yazdığı kitaplarıyla mücâdele etti. Eshâb-ı kirâm düşmanlığı propagandasıyla doğu Anadolu'da yer yer büyümeye başlayan fitneye karşı Ehl-i sünnet itikâdını bütün gayretiyle müdâfaa etti. Daha sonra da Kânûni Sultan Süleymân Han zamanında (1526'da) Zembilli Ali Efendinin vefâtı üzerine Şeyhülislam yapıldı...

Gafillerle Beraber Oturmamalıdır

Vehbi Tülek

Haram Işlememek Için Camdan Atlayan Genç!

Vehbi Tülek

İmâm-ül Ârifin, Muhammed Ma'sûm hazretlerinin torunu ve Muhammed Sibgatullah'ın ikinci oğludur. İsmi Muhammed İsmâil olup "İmâm-ül Ârifin" diye meşhur oldu. Hindistan'da Serhend'de doğdu. Küçük yaşta, yüksek dedesi Urvet-ül-vüskâ Muhammed Ma'sûm hazretlerinden ilim öğrenip, sohbetleri ile şereflendi. Dedesinin vefâtından sonra, babası Muhammed Sibgatullah hazretlerinin ders ve sohbetlerine devâm etmeye başladı. Onun teveccühleri ile olgunlaşıp, kemâle geldi. Âlimler onun meâlen; "Allahü teâlânın indinde en iyiniz, takvâsı en çok olanınızdır" (Hucurât sûresi: 13) âyet-i kerimesi ile medh olunanlardan olduğunu bildirdi. Nitekim gençliğinde başından geçen şu hâdise onun takvâ sâhibi olduğunun en açık delilidir:

Osmanlı Şeyhülislâmı Molla Hüsrev

Vehbi Tülek

Hocazâde Muslihuddin Efendi

Vehbi Tülek

Şeytanın Hilesi Mal Iledir

Vehbi Tülek

İlim, Müminin En Samîmi Dostudur

Vehbi Tülek

Mescid-i Nebevî, Takva Üzere Kuruldu

Vehbi Tülek

Bir nebbaş'ın Başına Gelenler

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abayi Yakmak

Abayi Yakmak

"Abayı yakmak." Bu tâbir mecâzen, "birine âşık olmak, tutulmak, gönül vermek" gibi mânâlar ihtivâ eder. Dervişler arasında birilerinin aşkının büyüklüğünden bahsedilecekse eskiden, "Ooo! Abası hayli yanıktır!" gibi ifadeler kullanılırmış.Eski tekke mimarimizin kompleksi içinde; bir mescid veya câmi, ortada şadırvanı olan bir avlu ve avluyu çevreleyen derviş hücreleri, büyükçe bir dershâne, mutfak, kiler, ambar v.s. bulunduğu bilinmektedir. Bilhassa kış aylarında dershânenin ocağı harlı ateşle yakılarak dervişânın burada toplanmaları sağlanır, böylece hem iktisat yapılmış, hem de uzun saatler mürşidden istifade ve istifâza etmeleri temin edilirmiş.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

İcÂzetin Sirri

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Salavat-ı Şerifin Bereketi

İcÂzetin Sirri

Adalet Ve Tevazu

Kabahat Kilincin Midir?

Arkadaşlarımı Korumak Için

Vehbi Tülek

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek