Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.233.306

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yüzükoyun, Şeytanların Uyuma Şeklidir!

Vasfî Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. 1733 (H.1146) senesinde Nâzilli'de doğdu. 1801 (H.1216) senesinde aynı yerde vefât etti. Zamânının usûlüne göre birçok hocalardan ilim tahsîl etti. Ayrıca, babasından tasavvuf dersleri alıp yetişti. Talebelerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bir Kaşik Tuz

Sultan III. Mehmed zamanında, Rumeli'de Yenice kasabasında mübarek bir zat vardı. İhtiyacı olan ona koşar, sıkıntısı olanın derdini o giderirdi. Fakat kendisi bir sürü derde mübtela idi ama halinden hiç şikayetçi değildi. Birgün dergahın bahçesindeki havuzun kenarında otururken bir talebesi gelerek, başına gelen bir musibetten uzun uzun şikayet eder. O zat, o talebesinden bir bardak su, bir miktar tuz ve bir çorba kaşığı getirmesini ister. İstedikleri getirilince, bir kaşık tuzu bir bardak suya atıp karıştırır ve talebesine, bunu içmesini söyler. Tuzlu sudan bir yudum içen talebe hemen yüzünü buruşturur ve "Efendim, su çok tuzlu, içemiyeceğim" der. Sonra o zat yine kaşığı tuzla doldurur ve bu sefer havuza atarak karıştırır ve talebesine, havuzdaki sudan içmesini söyler. Talebe havuzdan kana kana içer. "Nasıl, su tuzlu mu" diye sorduğunda talebe "Hayır efendim, gayet tatlı geldi" cevabını verir. O zaman o mübarek zat şu ibretli nasihatı verir: "Oğlum, bir kaşık tuz, her zaman aynı acılıktadır. Fakat bunu bir bardak suda içmek, insana zahmet verdiği halde, bir havuz suda içince hiç hissedilmiyor. Çünkü havuzun genişliği içinde kayboluyor. İşte, göğsü bir bardak kadar dar insan, kendisine gelen bir kaşık tuz kadar dert ve belaların acısına tahammül edemez. Fakat göğsü havuz kadar geniş insan ise, kendisine isabet eden, bir kaşık değil, bir kazan tuz kadar belaları tatlılıkla karşılar, o dert ve belalar onun geniş göğsü içinde kaybolur gider de kimsenin haberi olmaz."

Vehbi Tülek

Ii. Mahmud’un İyilikseverliği

Vehbi Tülek

109 - Sultan İkinci Murad Ve Molla Ayas

Vehbi Tülek

Dürüstlüğün Bedeli

Vehbi Tülek

Dahiliye Nâzırı Ahmet Reşit Bey anlatır:1902 yılı Ramazan ayının 15. günü Hırka-i Saadet'i ziyaretten dönen II. Abdülhamid Hân, Hazine-i Hümâyûn'da bulunan Sultan III. Mehmet'e ait murassâ sorgucu ister. Sorguç, bir heyet tarafından yerinden alınır ve Bağdat Köşkü'nde padişaha takdim olunur. Hasan Şevkı Bey, huzurdan çıkınca, Başmâbeynci Hacı Ali Paşa'ya dert yanar:"Efendimizin ulu ecdâdı, Hazine-i Hümâyûnlarına birçok şey koymuşlar, vermişler, fakat buradan bir habbe bile çıkarmamışlar ve alamamışlardır. Eğer şevketmeâb efendimiz bu sorgucu götüreceklerse, doğrusu bu âcizi çok mahzun edecekler."II. Abdülhamid Hân, kızı Ayşe Sultan'a yaptıracağı taca örnek tutmak için istemiştir sorgucu. İtiraz kendisine arz edildiğinde, bunu geçici olarak aldığını, bayramın birinci günü iade edeceğini belirtir ve Hasan Şevkı Bey'e teslim edilmek üzere, bir de senet imzalayarak verir. Ve bayram gelir çatar. Yıldız Sarayı'nda yapılan bayramlaşma töreninden sonra, Hasan Şevkı Bey, söz konusu senedi Başmâbeyncinin eline tutuşturur ve "iâdenin temin buyurulmasını" ister. II. Abdülhamid Hân da senedini geri alıp sorgucu verirken şöyle der:"Hasan Şevkı Bey'e selâm-ı şâhânemi söyle ve kendisinin vazifeşinaslığından memnun olduğumu da tebliğ et. Şu yüz altını da ver, bayram harçlığı yapsın."

Yavuz Sultan Selim’in Erlik Sözü

Vehbi Tülek

Görev Şuuru

Vehbi Tülek

Fetih Sabahi

Vehbi Tülek

Devlet Yikildiktan Sonra

Vehbi Tülek

Viyana MuhÂsarasi Ve Murad Giray HÂn’in İhÂneti

Vehbi Tülek

Yahya Efendi Ve Rum Denizci

Vehbi Tülek

Mimar Sinandan Mektup...

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Her Şey O’nun Hürmetine Yaratıldı

İbn-i Şühbe hazretleri fıkıh âlimidir. 798 (m. 1395)'de Şam'da doğdu. 874 (m. 1470)'da orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bitmek Tükenmek Bilmeyen Hazîne!

Vehbi Tülek

Muhammed bin Ahmed Kureşi hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Ebû Abdullah künyesiyle meşhûr olmuştur. 1150 (H.544) senesinde Endülüs'te doğdu. Burada ilim tahsiline başladı. Büyük veli Ebû Yezid el-Kurtubi'den feyz aldı ve uzun müddet hizmet ve sohbetinde bulundu. Bir müddet sonra Mısır'a gidip âlim ve veli zâtların sohbetlerinde ve ilim meclislerinde bulundu. Oradan da Kudüs'e gitti ve talebe yetiştirdi. 1202 (H.599) senesinde Kudüs'te vefât etti. Ebû Abdullah bin Es'ad, Muhammed bin Ahmed Kureşi'nin şöyle anlattığını nakletti:

Bir Işi Yapmaya Kuvvet Veren Allahü Teâlâdır

Vehbi Tülek

Hakîkî Allah Sevgisini Tadanlar.

Vehbi Tülek

Hammâd bin Müslim Debbas, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin hocalarındandır. 525 (m. 1131)'de Bağdad'da vefât etti.

Duygu Organlarından Uzak Olan, Kalbden De Uzak Olur!

Vehbi Tülek

Ömrün Uzamasına Sebep Olan Hususlar

Vehbi Tülek

Cuma, Müminlerin Bayramıdır

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ Tövbeleri Kabul Edicidir

Vehbi Tülek

İbrâhim Bin Mûsâ Ebnâsî

Vehbi Tülek

Muhammed Bin Abdüsselâm Huşenî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Namazini Ben Kildirayim

Namazini Ben Kildirayim

Büyük İslâm âlimi Mevlânâ Şemseddin Fenâri'nin ömrünün sonlarına doğru gözlerine perde geldi. Göremez oldu. Sultanın veziri olan Hacı İvâz Paşa bir konuda Molla Fenâri'ye kızmıştı. Gözleri görmez olunca, laf olsun diye; "Dilerim ki, o âmâ ihtiyârın namazını ben kıldırayım." demişti. Bu söz Molla Fenâri'nin kulağına ulaşınca; "Ol kimse câhildir. Cenâze namazını kıldırmayı beceremez. Cenâb-ı Hakk'ın kapısından ümidim şudur ki, bana hemen şifâ buyurup, onu âmâ eyleye ve ben onun namazını edâ edeyim." dedi. Bir süre sonra, bir gece rüyâsında Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz; "Tâhâ sûresini tefsir eyle!" diye buyurdukta; "Yüksek huzûrunuzda, Kur'ân-ı kerimi tefsir etmeye gücüm olmadığı gibi, gözlerim de görmüyor." demişti. Peygamberlerin tabibi olan Resûlullah efendimiz mübârek hırkasından bir parça pamuk çıkarıp, mübârek tükrüğü ile ıslattıktan sonra gözleri üzerine koydu. Molla Fenâri uyanıp, pamuğu gözlerinin üstünde buldu, kaldırınca, görmeye başladı. Allahü teâlâya hamd ve şükretti. Pamuk ipliklerini saklayıp, öldüğü zaman gözleri üzerine konmasını vasiyet etti. Tam bu günlerde, vezirin gözleri görmez oldu. Vezir bir süre sonra vefât etti ve cenâze namazını Molla Fenâri kıldırdı. Gözlerinin açılmasının bir şükrânesi olarak, 1429 (H.833) senesinde Şam yolu ile ikinci defâ hacca gitti. Bu esnâda Mısır'a ve Kudüs-i şerife de uğradı. Bir çok âlim ile sohbet edip onlardan istifâde etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Vehbi Tülek

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Yüz Vermedin!

Sarayda İftar

Şikayet

Allah Nasil Misafir Edilir?

Bülbülün Zikri

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Şikayet

Vehbi Tülek

Hizir Ve Gelin

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek