Memleketin Manevi Destekçileri Onlardır
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.322.194
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
Fatih Sultan Mehmet'in hocalarından Molla Gürani, padişah ile senli benli konuşacak kadar samimi idi. Onun huzurunda gayet rahat hareket eder ve vezirlere de gerektiğinde ihtarlarda bulunurdu. Bir gün padişaha, sultanların lokmalarının çoğunun şüpheli olduğunu söylemişti.
Hızır Bey yorucu bir günün ardından gitme hazırlığı içindedir. Ancak kapı önünde dolaşan tedirgin gölgenin farkına varır. Birisi eşikte eyleşmekte gidip gidip dönmektedir. Mübârek ansızın kapıyı açar "Buyurun!" der. Adamcağız yakalanmışlığın pişmanlığı ile girer içeri. Kılık kıyafetine bakılırsa Hıristiyan tebâdan biridir. Ancak yüce veli onu güler yüzle karşılar, yer gösterir. Hatta bakar hâlâ mütereddit elceğizi ile cezve sürer mangala. Adamcağız fincanı zor tutar zira eli kolu sarılıdır. Hızır bey sorar: -Eline n'oldu? -Kırdırdılar efendim. -Kim kırdırdı? -Sultanımız! -Öyle bir hakkı var mıymış? -Bilmiyorum efendim. -Mevzû ne peki! -Ben mimarım efendim. Evet, Sultanımıza kubbeleri Ayasofya'dan geniş ve yüksek bir cami yapabileceğimi vaâd ettim ama...
Eşrefzâde Ahmed Ziyâeddin Efendi Bursa velilerindendir. 1161'de (m. 1748) doğdu. Zübdetü'l-beyân tefsirinin sahibi amcası Abdülkadir Necib Efendi'nin yanında tahsilini tamamladı. Setbaşı'ndaki Çarşamba Dergâhı şeyhliğine getirildi. Emir Sultan Camii vaizliğini de yürüten Ahmed Ziyâeddin Efendi 1198 (m. 1784)'da vefat etti. Gülzâr-ı Sulehâ adlı eserinde şöyle anlatır:
Ebû Amr Dimaşki hazretleri Şam evliyasının büyüklerindendir. Gençlik yıllarında dini ilimlerle meşgul oldu, tefsir ve hadis tahsil etti. Daha sonra Zünnûn-i Mısri'nin talebeleriyle karşılaştıktan sonra tasavvufa yöneldi; Şam'ın en meşhur âlimi Abdullah bin Cellâ'ya intisab etti. 320 (m. 932)'de Şam'da vefat etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:
Ahmed bin Abdülvâhid hazretleri hadis ve fıkıh âlimlerindendir. 564 (m. 1168)'de Şam'da doğdu. 623 (m. 1226)'de vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Şeyh Sadi-i Şirazi, Bostan ve Gülistan kitabında şöyle nakleder: Bir yere konmuş kervandan birisinin bir çocuğu kayboldu. Adamcağız geceleyin kafile içinde döndü, dolaştı. Her çadırdan sordu, her tarafa koştu. Nihayet gecenin karanlığı içinde, gözünün nurunu buldu. Çocuğu aldı, getirdi. Kervan halkı ile konuşmağa başladı.
- Çocuğu nasıl oldu da, buldun?
- Önüme kim çıktı ise, kime rastgeldimse çocuğum budur diye onu tetkike başladım. İşte bu surette buldum.
Ey aziz, işte bundan dolayıdır ki, velilere rastgelmek isteyen gönül sahipleri, herkesi veli kabul ederler. Bunlar bir gönül için birçok yükleri götürür. Bir gül için birçok diken acısını çekerler.