Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.116.354

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Cin Ve Şeytanın Zararından Korunmak Için

Kadı Bedreddin Şiblî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimidir. 712 (m. 1312)'de Şam’da doğdu. Daha küçük yaşta iken ilim öğrenmeye başladı. Zamanın büyük âlimlerinin derslerine devam etti. 769 (m. 1367)’de Trablus'ta kadılık yaparken vefat etti.

Çok kitap yazdı. Bunlardan “Akamü'l-mercan fî ahkami'l-can” eseri cinlerle ilgilidir. Bu kitabında buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Allah İçin Vurmuştum

Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri Çaldıran Zaferini kazandıktan sonra ölüler arasında dolaşıyordu. Ölülerin içinde düşman askerlerinden birisinin kellesinin hiç zedelenmeden kesildiğini görüp merak etti. Ve yanında bulunan vezirlerine emrederek: - Bu kelleyi tek vuruşta kim kesti ise onu bulun bana getirin, dedi. Paşalar hemen asker içine dağıldılar ve bu yiğit askeri aramaya başladılar. Sora sora nihayet o asker bulundu ve Yavuz Sultan Selim Han Hazretlerinin huzuruna getirildi. Yavuz, o askere: -Evladım bu başı böyle sen mi kestin? diye sordu. Meselenin ne olduğunu anlayamayan asker biraz durakladıktan sonra: - Ben kestim, Sultanım, dedi.

Vehbi Tülek

Osmanli Topraği Olan Misir’in İşgali

Vehbi Tülek

Sahibinin Kursaği

Vehbi Tülek

Bu Aslan İstirahat Etsin

Vehbi Tülek

1762 yılında Prusya kralı II. Frederik, Fransa, Avusturya ve Rusya ile harp halindeydi. Frederik, Osmanlı devletinden yardım istedi. Sadrazam Ragıb Paşa, yardım etmeğe niyetli değildi. Devrin padişahı III. Mustafa, Ragıb Paşa'ya kızarak:

"Bre Lala, ne düşünürsün? Eğer para lazımsa Edirnekapı'dan Rusçuk'a kadar altın döşeye bilirim" dedi. Ragıb Paşa da:"Devlet-i Aliyyemiz eskiden beri yapmış olduğu savaşlarda bir muharip aslan olduğunu düşmanlara göstermiştir. Fakat şimdiki halde tırnakları aşınmış, dişleri dökülmüştür. Muharebe esnasında düşman bu halimizi anlarsa vaziyet müşkil olur. Bırakalım bu aslan istira hat etsin" cevabını verdi.

Hemen Tayin Edelim

Vehbi Tülek

Allah Yolunu Açik Etsin

Vehbi Tülek

Osman Gazi Ve Kumral Ebdal

Vehbi Tülek

Macar Subayinin Kizi

Vehbi Tülek

Asirlarca Araliksiz Okunan Kur’Ân-i Kerîm

Vehbi Tülek

Alman İmparatorunun İstanbul Ziyareti

Vehbi Tülek

Seydi Ali Reis

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ahiret Saadeti Onlar Içindir

Abdülkâdir Cebâli hazretleri Tunus'ta yetişen fıkıh âlimlerindendir. 1122 (m. 1710)'da Tunus'ta vefât etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Anne Ve Babasına Iyilik Edenin Ömrü Uzun Olur

Vehbi Tülek

Alî bin Muhassin et-Tenûhî hazretleri hadîs âlimlerindendir. Kâdî Ebû Alî Muhassin et-Tenûhî’nin oğludur. 355 (m. 966)’da Basra’da doğdu. Bağdat’a giderek devrinin meşhur âlimlerinden ilim tahsil ettikten sonra kadılık mesleğine intisap ederek Medâin, Azerbaycan, Beredân ve Karmîsîn gibi yerlerde kadılık yaptı. 447 (m. 1055)’de Bağdat’ta vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Bir Hak âşığı Semnun Muhib

Vehbi Tülek

Hacı Ahmed Efendi

Vehbi Tülek

Hacı Ahmed Efendi Malatya'da yaşayan velilerdendir. Aslen Medineli olup, âilesi Şam'a göç etti. Ahmed Efendi Şam'da doğdu ve burada zamânın âlimlerinden ilim öğrendi. Sonra Harput sancağında ikâmete tâbi tutuldu. Ahmed Efendi burada evlenerek, Harput'a yerleşti. Sonra Malatya'ya göçtü...
Hacı Ahmed Efendi Malatya Medreselerinde ders verdi ve Ulu Câmide imamlık yaptı. 1884 (H. 1301) senesinde 60 yaşlarında vefât etti. Battalgâzi ilçesinde imâmlık yaptığı câminin mihrâbı önündeki mezarlığa defnedildi. Vefatından kısa bir zaman önce Ulu Câmi'deki bir vaazında buyurdu ki:

Bundan Daha Hayırlısı Var

Vehbi Tülek

Süleymân Paşaya Son Ziyaret!..

Vehbi Tülek

Iraklı Bir Genç Ve Ebû Süleymân Dârânî

Vehbi Tülek

Ubeydullah Serahsî

Vehbi Tülek

Abbas Bin Ubâde (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Garip Ali Ve Padişahın Kızı

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yeterki Kalbi Kirilmasin

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Bir hükümdarın pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah:
- Herkes elindeki bardağı yere vurup kırsın, demişti. Güzel cariyeler hediyelerini sinelerine bastırarak:
- Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz! dediler. Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden der'akab yerine getirdi. Barfdak yere çarpılmış ve param parça olmuştu. Padişah siyah cariyeye hitaben: - Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen neden kırdın? dedi. Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:
- Bana efendimin kalbi lazım, kadehin ne kıymeti olabilir. Yeterk ki onun kalbi kırılmasın!
Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş bulunuyordu. Yüzü güze fakat özü çirkin bir kadın, kocasının kalbini kırmaya devam ettikçe, kalbte açtığı yaraya güzellik olamaz

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Namazini Ben Kildirayim

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Keramete İnanmayan Âlim

Dört Şey Mühimdir

Üç Kandil

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Bülbülün Zikri

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Vehbi Tülek