Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.622
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Çanakkale muharebeleri sırasında 7 yaşında olan ve savaşa katılan Recep Duray, daha sonra hatıralarında o günleri şöyle anlatır:"Çanakkale Savaşı başlamıştı. Köyümüz, muharebelerine cereyan ettiği bölgenin tam ortasında kalıyordu. Askerler, köyümüzün hemen üst taraflarında siperler kazıyorlardı. Kimbilir belki yarın buralar kan gölüne dönecekti. Düşman gemileri boğaza girmişler di. Köydeki herkes gibi, anam ve kardeşlerim, cephanelikten siperlere arabalarla cephane taşımaya gidiyorlardı. Ben o zaman henüz 7 yaşında olduğum için evde yalnız bırakıyorlardı. Hiç unutmuyorum; günlerden 17 Mart 1915. Evde kimse yok. Canım sıkıldı ve yandaki komşu Saliha Ninenin evine gittim. Kapı açıktı, içeri girdim. Saliha Nine, torunları Ahmet ve Üzeyir ile oturuyordu. Baktım, Saliha Nine ağlıyordu. Beni görünce:-Demin siperdekileri düşündüm. Ne mutlu onlara. Vatan borcunu ödüyorlar. Belki de şehid olacaklar. Ama biz burada otu...
-Ana yetiş, kapı çalınıyor!-Üstüme iyilik sağlık, bu saatte kim olsa gerek-Belki Hasan'dan bir haber geldi, içim öyle diyor, yetiş ana!Gelinin bu sözü üzerine Zeynep Kadın telaşla yerinden fırladı ve sokak kapısına koştu. Gelen, köyün ihtiyar zaptiyesi Osman Efendi idi. –Osman efendi, mektup mu var?-Evet, fakat doğrudan sana değil, hele başını ört de azıcık mescide kadar gel, sana söyleyeceklerimiz var.Zeynep kadın, Osman Efendinin bu şekilde çağrışından az çok meşum bir haberin kokusunu almakla beraber, metanetini kaybetmedi. Fakat ortalığı telaşa vermedi. Çünkü gelini dokuz aylık hamileydi ve evin iç kapı eşiğinde, karanlıkta onları dinliyordu. -Ana kimmiş, ne varmış?-Hiçbir şey yok, Osman efendi gelmiş, mektup var diyor. Mescide kadar gidip İmam efendiye okutacağız.
Bosnâvi Abdullah Efendi, Osmanlı evliyâsının büyüklerindendir. 1583'te doğdu. Doğum yeri olan Bosna'da ilim tahsiline başlayan Abdullah Efendi, sonra İstanbul'a geldi. Tahsilini tamamladıktan sonra Bursa'ya gitti. Bursalı Hasan Kabaduz Efendi ile görüştü. Bu zâtın sohbetlerinde kemâle gelip olgunlaştı. Hâcı Bayram-ı Veli'nin halifelerinden Bıçakçı Ömer Dede'nin halifesi olan Hasan Kabaduz Efendinin feyiz ve himmetleri ile yüksek derecelere kavuştu...
Zeyd bin Hasen Kindi hazretleri hadis, kırâat ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. 520 (m. 1126) yılında Bağdad'da doğdu. 613 (m. 1217) yılında Şam'da vefât etti. Zamanının en meşhûr âlimlerinden ders aldı. Şam'da Emevi Câmii'nde ve Kâsiyûn'daki medresede ders verirdi. Buyurdu ki:
Sünbül Sinân Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. İsmi Yûsuf bin Ali’dir. Merzifon’da 1452 (H.856) yılında doğdu. Isparta’nın Borlu kasabasında ilim tahsîl etti. Oradan İstanbul’a geldi. Efdalzâde Hamîdüddîn Efendiden ders aldı. Ayrıca Çelebi Halîfe ismi ile şöhret bulan Muhammed Cemâleddîn Efendinin de derslerine katılarak, ondan ilim öğrenmeye feyiz ve teveccühlerine kavuşarak kemâle gelip olgunlaşmaya başladı. Hocası ona icazet verip Mısır’a gönderdi. Orada talipleri yetiştirdikten sonra Çelebi Halîfe’nin vefât etmesiyle İstanbul’a döndü. Kocamustafapaşa’daki dergâhta hocasının yerine geçti.
Sultan III. Mehmed Han zamanında Halvetiye yolunun büyüklerinden Abdülehad Nuri Efendiye bağlı en samimi talebelerinden olan Hassa-ı Hümâyûndan Gürcübaşı Mûsâ Ağa şöyle anlattı: Abdülehad Efendi hiç sebep yokken ve bir münâsebet de geçmeden bana; "Mûsâ Ağa! Mısır'dan dönüşte, kalyona binmeyip, sayıkaya veya firkateyne bininiz." buyurdu. Buna çok taaccüb ettim. Çünkü, Mısır'a gitmek hiç hatırımdan geçmemişti. Fakat Abdülehad Efendinin bunu söylemekten bir murâdları olmalı deyip, merakla bekliyordum. Bu sözün mânâsını bir türlü anlayamıyordum.