Fâni Geçici Olanı Verip Bâki, Kalıcı Olanı Al!
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.314.379
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
28 Mayıs 1453...İstanbul'un fetih gününün arefesi...Topkapı surları dışında kurulmuş Osmanlı çadırlarında meşaleler sabahlara kadar yanarken, Anadolu sipahilerinden, Azep askeri olan Ulubatlı Hasan'ın heyecanı da son raddelerine gelmişti. İstanbul'u muhasara eden Osmanlı askerinin kumandanı, Sultan I. Mehmed Han ise bütün hazırlıklarını tamamlamıştı. Toplar sabaha kadar aralıksız ateşe devam edeceklerdi. Kara tarafında, 100.000 kişilik bir kuvvet, ordugahın sağ tarafında, yaldızlı kapı karşısında, 50.000 kişilik diğer bir kuvvet ise sol cihette dizilmişlerdi. Padişah ise, 15.000 Yeniçeri ile merkezde idi. 70'den fazla harp gemisi de limanda idi.
-Katerina ile Avusturya kralı Josef, Kırım'da buluşmuşlar Sultanım!...I. Abdülhmid Han başını salladı:-O Moskof avreti amansız bir Türk düşmanı ve İslam katilidir.Sadrazam tasdik etti:-Evet Hünkarım..-Kırım'da yapmadığı rezalet kalmamış!-Üzerinde "Bizans-İstanbul Yolu" yazılı Zafer Takı altından, 60.000 Rus askerini geçirmiş. O avret, 8 sene önce doğan torununa dahi Konstantin adını koydu. Tek hayali, o veledi Bizans kralı yapmakmış. Bunun için Avusturya ile anlaşmış. Eflak, Buğdan, Sırbistan ve Bosna taraflarını Avusturya alacakmış. Karadeniz sahilleriyle, Bulgarya ve bazı adaları da Moskof istermiş.
Ebü’l-Hasen Magribî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 854 (m. 1450) senesinde Endülüs’te (İspanya) İşbiliyye’de (Sevilla) doğdu. Endülüs’te ve Fas’ta zamanın âlimlerinden okudu. Fas’ta ilimle meşgûl oldu. Ders okutup talebe yetiştirdi. Bir müddet kadılık yaptı. Daha sonra tasavvuf büyüklerinden İbn-i Arefe el-Kayrevânî ve Ebi’l-Abbâs Ahmed et-Tûzî Debbâsî’nin sohbetlerinde yetişti. Mısır’a gitti. Hac vazîfesini yaptıktan sonra, Şam’a geldi. Orada çok kimseleri irşâd etti. Hak yolu gösterdi. Sonra Bursa’ya gidip, bir zaman kaldı. Tekrar Şam’a dönerek, irşâd vazîfesine devam etti. İslâmiyete uymakta çok titiz davranırdı. Buyurdu ki: “Yanıma gelen Sultan Bâyezîd de olsa, İslâmiyetin bildirdiği şekilde davranırım.”
Şerefüddîn Makdisî hazretleri Hanbelî fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 646 (m. 1248) senesinde Kudüs’te doğdu. Zamanındaki büyük âlimlerden ilim öğrendi. Birçok âlim, ona icâzet verdi. Şam’da Müftîlik makamına yükseldi. Bir seneden fazla kadılık vazîfesinde kaldı. Sâhibiyye Medresesi’nde ders okuturdu. Eşrefiyye Medresesi’nin hadîs meşihatına (rektörlüğüne) tayin edildi. 732 (m. 1331) senesinde Şam’da vefât etti.
Ebu Cafer Begâvi hazretleri hadis hafızlarındandır. 158 (m. 774)'de İran'da Nişabur'da doğdu. Hadis ilminde hafız mertebesine ulaştı. Daha sonra Bağdad'a yerleşip orada hadis öğretti. Talebeleri arasında, başta Buhâri olmak üzere, diğer Kütüb-i Sitte müellifleri bulunmaktadır. 244 (m. 858)'de Bağdad'da vefat etti. Buyurdu ki:
Vaktiyle, cömertliği ile nam yapmış bir şeyh vardı. Bu yüzden de daima borçluydu. Dergahına gelen hiç kimseyi boş çevirmez, dertlerine derman olur, borçlarını öderdi. Bunu yapmak için de servet sahiplerinden onbinlerce altın dinar borç almıştı.Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ne güzel buyurmuşlar:"Pazarda iki melek daima dua eder; Yâ Rabbi, sen cömertlere ihsan eyle, hasislerin malını da helak et!"Bu mübarek zatın alacaklıları, paralarını istediler, alamayınca, bir zaman sonra onu rahatsız etmeye başladılar. Hatta işi hakarete kadar götürdüler. Bu yüzden mübarek, hastalanıp yatağa düştü. Alacaklılardan dördü bunu duyunca; "Adam, bizim paramızı ödeyemeden ölecek. Hemen gidip paramızı alalım" diyerek evine geldiler.