Bir garip derviş Hacı Mesud

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 15 Mart 2007

Çanakkale Savaşı’ndayız... Mülazım Emin, çiçeği burnunda bir Harbiye’li. Mektebi bitirmiş, cepheye sürülmüş. Gönderildiği alay, ateş hattında kırılıyor. Gençler yiğitler biçiliyor... Bir zaman, geriden ikmal getirerek işi idare etmek istiyorlarsa da gün oluyor, ikmal de yetmiyor. Alaydan arta kalanları derleyip, toplayıp İzmir’in Alipınar köyüne getiriyorlar.
Acemiler gelecek, alay tamamlanacak, talim görecek ve yine cepheye sevk edilecek...

Devamını oku...

Şâfiî fıkıh âlimi Ebû Bekr eş-Şelî

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 14 Mart 2007

Ebû Bekr eş-Şelî, Yemen’de bulunan büyük İslâm âlimlerinin en önde gelenlerindendir. Hazret-i Hüseyin’in neslinden olup, seyyiddir. Hazret-i Ali’nin soyuna mensûb olanlar mânâsına kullanılan “Benî Alevî” ve Hazret-i Hüseyin’in soyuna mensûb olanlar için kullanılan “Benî Hüseyin” nisbeleriyle anıldı. 1582 (H.990) senesinde Yemen’in Terîm beldesinde doğdu. 1643 (H.1053) senesinde aynı yerde vefât etti.

Devamını oku...

Azdavaylı Hasan Hilmi Efendi

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 13 Mart 2007

Hasan Hilmi Efendi, Kur’ân-ı kerîm okumayı, sarf, nahiv ve temel dînî bilgileri memleketi olan Kastamonu âlimlerinden öğrendi. Ümmî Abdullah Efendi, oğlunu daha fazla ilim tahsîl etmesi için İstanbul’a gönderdi. Mahmûd Paşa Medresesine yerleşen Hasan Hilmi Efendi, fıkıh, tefsîr, hadîs ve diğer ilimleri Nevşehirli Büyük Ahmed Hâzım Efendi ile Küçük Ahmed Hâzım Efendilerden okudu. Her iki hocası da ona icâzet verdiler. Bu sırada Ahmed bin Süleymân Ervâdî’nin İstanbul’a gelip Ayasofya Câmiinde iki sene okuttuğu hadîs derslerine Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî ile birlikte devâm etti. Fakat bu zatın manevi üstünlüğünü anlayarak ona teslim oldu ve kısa zamanda yükseldi. Gümüşhânevî hazretleri onu kendilerinden sonra tedrise mezun ettiler.

Devamını oku...

Büyük devlet adamı Nizamülmülk

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 12 Mart 2007

Nizamülmülk’ün asıl adı, “Ebû Ali Hasan”dır. Doğu tarihinin yazdığı en büyük devlet adamlarından biridir. O, âdil bir “Vezir-i âzam” olmakla kalmamış, üniversiteler kurmak suretiyle bilimin yayılmasına çalışmıştır. Büyük sanatkâr ve bilginleri korumuş, değerli eserler yazmış ve hükümdarlara en doğru yolu göstermiştir. Bütün bu büyük özelliklerinden dolayı ona “Memleketin nizamlarının kurucusu” anlamına gelen “Nizamülmülk” adı verildi.

Devamını oku...

“Mar’aşi-zade” Ahmed Kuddusi

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 11 Mart 2007

Ahmed Kuddusi hazretleri Anadolu velilerindendir. Ona “Kuddusi” isminin verilmesi şöyle anlatılır: Henüz ana rahminde iken Allahü tealanın “Kuddusi” ismini zikreder ve anası da bunu işitirmiş. Ahmed Kuddusi, “Kuddusiyem!” isimli şiirinin bir beytinde bunu şöyle ifade etmiştir:
Bil ana rahminde beni ki etmişem takdis A’nı/Anam işitmiştir bunu Kuddusiyem! Kuddusiyem!

Devamını oku...

Fatih’in Sakabaşı Deryâ Ali Baba

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 10 Mart 2007

Köhne Bizans düşmek üzere idi... İşte tam bu kritik zamanda ordunun arasında; “Ordu susuz kalmak tehlikesiyle karşı karşıya, kuyular boş, çeşmeler akmıyor” şeklinde bir söylenti yayılmaya başladı. Ağızdan ağıza, kulaktan kulağa yayılan bu söylenti nihâyet genç pâdişâhın kulağına kadar geldi. Sultan emretti: “Tez gidin Sakabaşını bana getirin!..”
Yüzünden nûr akan, hafif beli bükük Sakabaşı Ali Efendi sırtında kırbasıyla Fâtih Sultan Mehmed Hanın huzûruna girdi.

Devamını oku...

“Vallâhi Muhammed beni öldürdü!..”

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 09 Mart 2007

Mekkeli müşriklerin ileri gelenlerinden olan Ubeyy ibn-i Halef, Mekke’de Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve selem) rastladıkça; “Yâ Muhammed! Benim bir atım var, her gün ona 16 ölçek darı yediriyorum, bir gün gelir onun üzerine biner seni öldürürüm!” diyordu. Peygamber Efendimiz de; “Belli olmaz, belki inşaallah ben seni öldürürüm!” buyururmuştu. Ubeyy ibn-i Halef, Uhud’da, Peygamberimizin hayâtına son vermek için and içmişti. Kardeşi Ummiyet’ibn-i Halef’in intikamını almak istiyordu. “Muhammed nerededir?” diye bağırıyordu: “Gelsin de benimle çarpışsın. Peygamber ise beni öldürür” diyordu.

Devamını oku...

Şehzade Ömer Faruk Efendi

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 08 Mart 2007

Şehzade Ömer Faruk Efendi, Son Halife Abdülmecid Efendi’nin oğluydu. İstanbul’da, 1898’de doğdu. Almanya’da Potsdam Askeri Akademisi’ni bitirdi, ilk dünya savaşında Verdun Cephesinde savaştı, sonra Türkiye’ye döndü ve Sultan Vahideddin’in kızı Sabiha Sultan ile evlendi. Ömer Faruk Efendi, 1919’da henüz 21 yaşındayken Fenerbahçe Kulübü’nün başkanlığına seçildi. Başkanlığı, 1924 Martı’na; hanedanın bütün mensuplarıyla beraber Türkiye’den sürgüne gönderilmesine kadar devam etti...

Devamını oku...

Tâcüddîn İbrâhim Zâhid-i Geylânî

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 07 Mart 2007

İbrâhim Zâhid-i Geylânî “Tâcüddîn” İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Babasının adı Rûşen Emir’dir. Künyesi Ebü’s-Safvet, lakabı “Tâcüddîn”dir. Doğum târihi bilinmeyen İbrâhim Zâhid-i Geylânî, Âzerbaycan’da bulunan Geylân nâhiyesine bağlı Siyâverû isimli köyde doğdu. 1305 (H.705) senesinde Geylân yakınlarında bulunan Lenger-i Künân denilen yerde vefât etti. Kabri oradadır.

Devamını oku...

Bir mü’mine kız ve bir mübarek baba

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 06 Mart 2007

Ebü’l-Abbâs Ahmed Harrâr hazretleri tasavvufta kemâle ermiş, keşif ehli olmuş ve pekçok şeyleri müşâhede etmiş bir zattır. Kendisi şöyle anlatmıştır:
“Mısır’da bulunduğum sırada Kurafe yolundan geçerek evden mescide gider gelirdim. Gece vakti çıktığımda bende korkuyla karışık bir ürperti olurdu. Allahü teâlâ gözümden perdeyi kaldırıp bana kabirdeki mevtânın hâllerini görmeyi nasîb etti. Nîmet ve azâb içinde olan ölülerin hâllerini de görürdüm...”

Devamını oku...