Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.584.421
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Abdullah Paşa ile olan mücadelesinin bir anda Padişah ile savaşa dönüşmesi ile karşı karşıya gelen Mehmed Ali Paşa'nın sadrazam olmak veya saltanatı ele geçirmek gibi niyetleri olduğu ileri sürülmekte ise de doğru değildi. Nitekim Paşa, böyle bir maksat gütmediği ni ve güdemeyeceğini bir İngiliz diplomatına şu sözleriyle anlatmıştı:"Siz bir yabancısınız. Bir Müslüman gibi düşünmesini bilmezsiniz. Osmanlı Devleti nin parçalanmasından benim için doğacak mesuliyeti biliyor musunuz? Müslümanlar nefret ile benden uzaklaşacaklardır. İlk uzaklaşacaklardan biri de iki oğlum olacaktır. Ben daima padişahımızın hizmetkarı olarak kalmak istiyorum. Oğlum İbrahim eğer Boğaziçi'ne varma ya muvaffak olursa, padişahın ayaklarına kapanarak affını ve Mısır'a dönmek için müsaadelerini isteyecektir."
Osmanlı Devleti, adayı fethettikten sonra, Kıbrıs'da adaletin tam tesisi ve Venediklilerin vergi adaletsizliklerinin ortadan kaldırılması için gereken bütün hukuki düzenlemeleri de yapmıştır. İslam hukukunun tatbiki yanında, özellikle haraci arazi vergilerinin düzenlenmesi ile alâkalı olarak 980/1572 tarihli Kıbrıs Adası Kanunnâmesi hazırlanmıştır. Biz bu kanunnâmeyi uzun uzadıya zikredecek değiliz. Ancak Kıbrıs'daki vergi adaletini sağlayan giriş mahiyetindeki kısmını özetleyeceğiz. Diğerlerininin ise, orijinalini vermekle yetineceğiz:Kıbrıs Kanunnâmesi'nin Mukaddemesi:"Venedikli kâfirler zamanında Kıbrıs ahalisinin mahsulatından, bazılarından altıda bir; bazılarından beşte bir; bazılarından dörtte bir ve bazılarından da üçte bir alınıyordu.Ada halkı arasında Farikoz denen bir gurup haftada iki gün beglerine ve toprak sahiplerine çalışmakla mükellefdi.Ahali ve büluğa eren gençler, 60, 80, 90 akçe arasında değişen maktu vergilerini verdikden sonra kendileri, oğulları ve kızları için ayrı ayrı tuz hakkı adı altında ayrıca beşer akçe verirlerdi.Ziraat edilen arazilerden kesin olarak üçte bir ürün alınırdı.Ahalinin kısrağı katır doğursa 60 akçe; tay doğursa 25 akçe; inekleri doğursa beş akçe; her koyun ve kuzudan bir akçe alınırmış.
Ali bin Muhammed hazretleri Hanbeli mezhebi fıkıh ve hadis âlimidir. 621 (m. 1224)'de Lübnan'da Ba'lebek'de doğup, 701 (m. 1301)'de yine burada vefât etti. Buyurdu ki:
Mehmed Şühûdî Efendi Osmanlı velîlerindendir. Şimdi Bulgaristan’da olan Hasköy'de doğdu. 1612 (H.1021) senesinde Babaeski'de vefât etti. Babaeski kasabasında Ali Paşa Câmii'nde imâm-hatiplik yaptı. Tasavvufta Şeyh Yâkûb Efendinin sohbetinde kemâle erdi. Bir vaazında şöyle buyurdu:
Selçuk Bey'in vefatı ve amcası Arslan Bey'in Gazneli Mahmut tarafından esir edilmesi üzerine 1025'te Selçuklu hanedanının başına geçen Tuğrul Bey'in ilk yılları yurt aramakla geçti... 1034'te Şah Melik'e karşı ilk mağlubiyetini aldı ve 7-8 bin askerini kaybetti. 1035'te ilk büyük zaferini Gazne hükümdarı Mesud'a karşı elde etti. Bu savaş Selçukluları mültecilikten kurtarıp ülke sahibi bir devlet haline getirdi...
Bir zaman Hasan Ünsi Efendiyi sevmeyen birisi gelip, devlet adamlarından Mustafa Paşa'ya onun aleyhinde sözler söyledi. Cezâlandırılmasını istedi. Paşa bu sözler üzerine; "Peki onu nefy edelim. Bir yere sürelim." dedi. O gece Paşa yatmak için başını yastığa koydu. Lâkin yastığı alevli bir ateş sardı. Paşa birden bire geriye çekilip ayak ucunda durdu ve korkuyla bakmaya başladı. Etrafına seslendi. Ev halkı koşup geldi. "Ne oldu?" dediklerinde; "Başımı yastığa koyunca, yastığı bir ateş kapladı. Ondan korktum!" cevâbını verdi. Bunun üzerine evdekiler; "Paşa hazretleri ateş falan yok. Okuyun da yatın." dediler. O da; "Okumadan yattığım yoktur. Mutlakâ okur, öyle yatarım." dedi. Paşa tekrar yatağa girip başını yastığa koyduğunda yine aynı ateşli alevi gördü. Hemen sıçrayıp; "Söndürün, söndürün!" diye bağırmaya başladı.