Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.327
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Kırım harbi arefesinde Rusya, fevkalade elçi olarak Prens Mençikof'u İstanbul'a gönder di. Elçi, protkol icabı Sadrazamdan sonra Hariciye nazırını da ziyaret etmesi icabederken Mençikof, sadrazamı ziyaret ettikten sonra Hariciye nazırı Fuad Paşa'yı görmeden elçilik binası na gitti. Bunun üzerine Hariciye Nazırı Fuad Paşa bunu şahsına hakaret kabul ederek istifasını verdi.
Bulanık suda balık avlamayı pek seven İngiliz elçisi, Fuad Paşa'nın dargın olmasından istifade ederek:-Efendim size olan bu hakaret nedir? Devlet müşkilat içindeyken sizin gibi kıymetli bir şahsın iş başından bir kasd-ı mahsusa ile uzaklaştırılması iyi bir şey olmasa gerek. Sonra bbu devletin hali ne olur? Dedi.Fuad Paşa:-Elçi hazretleri, müşkülata uğrayan devlet, o makama benden daha emin ve daha erbab bulup getirmekte zorluk çekmez. Şu esnada o makama daha ehil birini getirmek lazımdır. Devlet-i Aliyye'de zor işlerin ehli olan zevat eksik değildir. Elçi hazretleri merak buyurmasın lar, benim istifamı kabul edenler, devletin halini bizden daha iyi düşünürler, cevabını verdi.Ahmed Efendi görüşmediği halde Sultan Abdülhamid Han tarafından tanınmakta olduğu bilinmektedir. Erzurum Pasinler'in Tuylar köyünden bir zât, Sultan Abdülhamid Hanın ikâmet ettiği Yıldız Sarayında diğer bir arkadaşı ile birlikte nöbet tutmakta iken, Sultan bir ara balkona çıktı ve askerleri yanına çağırdı. Balkonun yanına gittiklerinde, Sultan diğer nöbetçiye hiçbir şey sormadan bir miktar para vererek hamama gitmesini söyledi. Sonra bu askerin gusletme imkânı bulamadan nöbete geldiği anlaşıldı. Erzurumluya dönerek; "Siz tarikat ehlisiniz. Hocanız kimdir?" diye sordu. Erzurumlu asker de; "Taşkesenli Şeyh Ahmed Efendi." cevâbını verince; "Evet o zâtla tanışıyoruz." diyerek içeri girdi. Biraz sonra da elinde bir Kur'ân-ı kerim ile geri gelerek Erzurumlu askere; "Bu Kur'ân-ı kerimi hocan olan kardeşime verirsen memnun olurum." dedi. Erzurumlu, memleketine döndüğünde Ahmed Efendinin huzûruna gitti. Ahmed Efendi onu görünce;"Emânetimi getirdin mi?" diye sordu. O zât da, Sultanın verdiği Kur'ân-ı kerimi hemen hocasına teslim etti. Bu Kur'ân-ı kerim hâlen âile kütüphânesinde muhâfaza edilmektedir.
Ebû Recâ el-Mısrî hazretleri Tâbiînin hadis âlimlerindendir. Tâbiînden Ubeydullah bin Abdullah bin Ömer, Sâlim bin Abdullah bin Ömer gibi âlimlerden ilim tahsil etti ve hadis rivayetinde bulundu. 128 (m. 745)’de vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Muhammed bin Fudayl Dabbî hazretleri hadis hâfızıdır. Kûfe’de doğdu. Burada meşhur âlimlerden hadis rivayet etti. Kendisinden Süfyân-ı Sevrî, Ahmed bin Hanbel ve diğerleri rivayette bulundu 195 (m. 811)’de Kûfe’de vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Mevlâna Alâeddîn Âbizî hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Afganistan'da doğdu. 1486 (H.892) senesinde Herat'ta vefat etti. Herat’ta zahiri ilimleri tahsil etmekle meşgul iken, evliyanın büyüklerinden Sa'deddîn-i Kaşgârî hazretlerini tanıdı ve sohbetlerinde yetişti.
Vaktiyle, Horasan'da Seyyidlerden biri ölür ve geride Seyyide bir hanımı ile birkaç kız çocuğu kalır. Bir müddet sonra iyice fakir duruma düşerler, bu yüzden çevrenin hakaretlerine maruz kalmamak için yurtlarından göçerler. Yolda bakımsız bir mescide sığınırlar. Dul hanım, çocuklarını burada bırakıp yiyecek bir şey bulmaya çıkar. Şehirde dindarlığı ile tanınan bir zengine gider. Durumunu anlatır, fakat adam "Seyyid olduğunuzu nereden bilelim, elinizde delil var mı?" diyerek kadını eli boş çevirir.