Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.388
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Osmanlı Devlet'i İngiltere'ye kırka yakın irili ufaklı gemi siparişinde bulunmuştu. Başlan gıç için o günün parasal karşılığı dört milyon Sterlin'e iki drednot ısmarlanmıştı. Biri Reşadiye olacak drednotlardan diğeri ise Sultan Osman I adıyla alınacaktı. Sultan Osman gemisi, Yunanlıların da katıldığı ihalede Osmanlı Devleti tarafından alınan Rio adlı gemiydi. Süvarisinin kimliği bile saptanmıştı: Hamidiye'nin efsanevi kahramanı Rauf Bey.Bu gemilerin alınabilmesi için yeterli bütçe olmadığından geniş çapta bir bağış kampanyası düzenlenmiş, o zamanın olanaklarıyla kahvelerde, halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde, müsamere ve eğlencelerde sürekli olarak para toplanıyordu. Bayram gibi vesilelerle öğrencilerin ellerine kumbaralar veriliyor ve bu kumbaralarla para topluyorlardı. Önemli para yardımlarında bulunanlara "Donanma İane Madalyası" adı altında bir de madalya veriliyordu.Fakat işler umulduğu gibi gitmiyordu. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na Almanya ile sürüklendiği bu günlerde İngiltere gemileri verip vermemekte tereddüt ediyordu
500 sene kadar Osmanlı Devleti'nin ordusunun temelini teşkil eden yeniçeriler, büyük savaşlar ve fetihler yaparak haklı bir üne kavuşmuştu. Fakat son yıllarda bu ocak bozulmuş ve Osmanlı Devleti'nin başına belâ olmaya başlamıştı. 15 Haziran 1826 Perşembe gününe, tarihler Vak'a-i Hayriyye derler ki, hayırlı olmuştur. Yeniçeriler tarih sahnesinden bir günde silinmişlerdir. O sırada İstanbul'da bulunan Fransız edebiyatının büyük ismi Theophile Gautier, bakınız bu hâdiseyi nasıl anlatır:
Bosnalı Ali Dede Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Bosna'nın Mostar kasabasında doğdu. 1598 (H.1007) yılında Sigetvar Kalesi yakınlarında vefât etti. Küçük yaşta İstanbul'a geldi. Devrin ulemâsından dersler aldı, ilmini ilerletti. Halvetiyye tarîkatı şeyhlerinden Bosnalı Bâlî Efendinin halîfesi Nûreddînzâde'ye bağlandı. Uzun sene hizmetinde bulundu. 1566'da Sigetvar Seferine katıldı. Bu seferde Kânûnî Sultan Süleymân Han vefât etmişti. Oraya padişah için bir türbe inşâ edildi. Ali Dede türbedârlığa getirildi. Türbenin yanına bir de zâviye yaptıran Ali Dede, "Türbe Şeyhi" ünvânıyla tanındı. Pekçok eseri olup bunlardan Risâle fî Beyânî Ricâli'l-Gayb ve Terbiyeü'l-Merâtib ve'l-Usûl eserini yazmaktan murâdını şu sözlerle ifâde etmektedir:
Çerkeşli Mustafa Efendi Şabaniyye tarikatının büyük şeyhlerinden bir zat olup Çankırı'nın Çerkeş ilçesindendir. Kuşadalı İbrahim Efendinin talebesinin talebesiidir. 1329 (m. 1911)'de Çerkeş'te vefat etti. Bir âlimler ve arifler silsilesi teşkil eden Çerkeşizadeler, bu zatın evlât ve torunlarıdır. Bir sohbetinde buyurdu ki:
Fâtih Sultan Mehmed Hân zamânında, Hurûfiliğe mensûb bazı sapık kimseler Fâtih'in hizmetine girdiler. Fâtih, ilme ve ilim adamlarına değer verir, onları sarayında korurdu. Âlimlere hürmet eder ve onlara geniş imkânlar sağlardı, işte bundan istifâde etmek isteyen Hurûfi bozuk i'tikâdındaki bazı kimseler, yaldızlı sözler ve hilelerle sultânın gözüne girdiler...
Ma'rûf-ı Kerhi Hazretlerinin bir dayısı şehrin vâlisi idi. Vâli, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu. Ma'rûf'u bir kenarda oturmuş ekmek yerken gördü. Önünde de bir köpek vardı. Bir lokma kendi yiyor, bir lokma da köpeğin ağzına veriyordu.
Dayısı,
- Köpekle birlikte yemeğe utanmıyor musun dedi.