Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.649.373
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Osmanlı'nın, temellerindeki en sağlam harçların başında, "Peygamber Sevgisi" gelmiştir. Osmanlı, Peygamber Efendimiz'e (sallallahü aleyhi ve sellem) ve O'nun kutsal beldesine karşı, derin muhabbet, hürmet ve sadâkâtini büyük bir hassasiyetle muhafaza etmiş ve devletinin en muhkem kâidelerinden biri hâline getirmiştir. Bu ruh, yedi iklim üç kıta demeden, asırlar boyunca Osmanlı'yı arkasından sürüklemiştir. İlâ-yı Kelimetullâh dâvâsı uğrunda fütuhatta bulunurken; Osmanlı'nın baş hedefleri arasında hiç kuşkusuz rızâyı bâriyi kazanmak kadar Peygamberimizin hoşnutluğuna mazhar olmak da vardı. Osmanlı Sultanları, hayatları boyunca gazâ meydanlarında hep bu ulvi gâyeyi gözetmiş ve bunun efsunuyla hârikalar sergilemişler dir. Hâl böyleyken, Peygamberimize hürmet ve muhabbet, soylu ceddimizin en mümeyyiz vasfı ve şiârı olma husûsiyetini kazanmıştır. Söz konusu asil duygularını her zaman ve mekân da açığa vurmayı; hattâ devlet çapında bir ciddiyet ve duyarlılığa bürümeyi meziyet bilmişler dir. Tarih, bunu izah eden birbirinden muhteşem misâllerle doludur.
1866 senesi sonları. Girit'te yine bir isyan başladı. Aslen İzmir'li bir Rum olan ve vezirliğe kadar yükselen Girit valisi Hekim İsmail Paşanın başarısız idaresi sebebiyle yerli Rumlar baş kaldırmışlardı. Fakat, isyanın elebaşısı olan Hacı Mihal, adadaki Osmanlı yönetiminin ıslahı için değil, Yunanistan'a ilhak olmak için harekete geçmişti. Babıâli hemen adaya asker çıkardı ve Yunanistan'dan yardım gelmesini önlemek maksadıyla adanın abluka altına alınmasına karar verildi. Müşir Vesim Paşa kumandasında bir filo Temmuz 1867'de adaya geldi. Bu gemiler içinde en yeni olanı, 12 librelik Armstrong topları ile donatılmış olan 1075 tonluk İzzeddin vapuru idi. Bu geminin kumandanı, daha önce bir çok deniz savaşlarında bulunmuş olan, alaylı, yani hiç mektep okumamış iken, erlikten terfi ederek Kolağası, yani Yüzbaşı rütbesine kadar yükselmiş olan, 63 yaşındaki genç ve dinç Gamsız Hasan Bey idi.
Ziyâüddîn Cedrî hazretleri hadîs ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. Hadîs ve fıkıh ilmi yanında kırâat ve ferâiz ilminde de söz sahibi idi. 679 (m. 1280)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Muhammed Hâşim-i Keşmi, İmâm-ı Rabbâni Ahmed-i Fârûki Serhendi hazretlerinin talebelerindendir. İran'da Bedâhşân'ın Keşm kasabasındandır. Önce Seyyid Mir Muhammed Nûmân hazretlerinin huzûrunda tövbe edip, ona talebe oldu. Sohbetinde yetişip, Seyyid Mir Muhammed'in işâreti ile, 1621 (H.1031) senesinde İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin sohbetiyle şereflendi. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin talebelerine yazdığı mektuplarından meydana gelen Mektûbât kitabının üçüncü cildini 1623 (H.1033) yılında toplamaya başladı. Eseri 1630 (H.1040) senesinde tamamladı. Diğer bir eseri Berekât-ı Ahmediyye'dir. Seyyid Abdülhakim Arvâsi hazretleri; "Berekât kitabını okumak, imânın vicdânileşmesine sebeb olur. Benim vardı. Seferde kayboldu. Bulursanız kabrimin başında okuyun" buyurmuştur.
Seyyid Nizâm Efendinin babası Şehâbeddin Efendi, hazret-i Hüseyin'in Abdullah A'rec kolundan olan torunlarındandır. Peygamber efendimizin yirmi yedinci torunudur. Halk arasında "Seyyid Nizâm" diye meşhûr olmuştur...
"Seyyid Nizâm" Bağdat'ta doğdu. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 1550 (H. 957) senesinde İstanbul'da vefât etti. Kabri İstanbul-Zeytinburnu'nda bulunan Seyyid Nizâm Câmii içindedir.
Vaktiyle, cömertliği ile nam yapmış bir şeyh vardı. Bu yüzden de daima borçluydu. Dergahına gelen hiç kimseyi boş çevirmez, dertlerine derman olur, borçlarını öderdi. Bunu yapmak için de servet sahiplerinden onbinlerce altın dinar borç almıştı.Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ne güzel buyurmuşlar:"Pazarda iki melek daima dua eder; Yâ Rabbi, sen cömertlere ihsan eyle, hasislerin malını da helak et!"Bu mübarek zatın alacaklıları, paralarını istediler, alamayınca, bir zaman sonra onu rahatsız etmeye başladılar. Hatta işi hakarete kadar götürdüler. Bu yüzden mübarek, hastalanıp yatağa düştü. Alacaklılardan dördü bunu duyunca; "Adam, bizim paramızı ödeyemeden ölecek. Hemen gidip paramızı alalım" diyerek evine geldiler.