Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.051.858

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Din Kardeşinin Yaptığı Nasîhati Kabul Et

Molla Kârazî hazretleri, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin halîfelerinden Şeyh Muhammed Hânî'nin talebesidir. İsmi, "Ahmed" olup, "Kârazî" nisbeleriyle bilinir. Diyarbakır'a bağlı Kâraz'da doğdu ve orada vefât etti. Önce Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin halîfelerinden Şeyh Hâlid-i Cezerî'nin sohbetlerinde bulundu. Hâlid-i Cezerî vefât edince Şam'a giderek Muhammed Hânî'ye talebe oldu. Kısa zaman içinde tasavvuf yolunda ilerleyip kemâle, olgunluğa ulaştı. Muhammed Hânî hazretleri ona hilafet verdi. Diyarbakır taraflarına gönderdi. Orada yirminci yüzyıl başlarında vefat etti. Bir talebesine buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Allah Ne Derse Öyle Olur

Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir Ramazan arefesiydi. Cephe kumandanı Vehip Paşa 9. Tümenin genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde istemeye istemeye şöyle dedi: - Hafız! Yarın Ramazan Bayramı. Asker toplu olarak bayram namazı kılmak istiyor. Ne dediysem, vazgeçiremedim. Ancak böyle bir şey pek tehlikeli, yani düşmanın arayıp bulamayacağı toplu bir imha fırsatı olur. Münasip bir dille bunu etrafa sen anlatıver!...

Vehbi Tülek

Ravza-i Murad’da Açan Gül

Vehbi Tülek

İbretli Dava

Vehbi Tülek

Haci Mesud

Vehbi Tülek

Çanakkale savaşı'ndayız. Mülazım Emin , çiçeği burnunda bir harbiye'li. Mektebi bitir miş, cepheye sürülmüş. Gönderildiği alay, ateş hattında kırılıyor, ama ne kırılıyor, gençler yiğitler biçiliyor. Bir zaman, geriden ikmal getirerek işi idare etmek istiyorlarsa da gün oluyor, ikmalde yetmiyor. Alaydan arta kalanları derleyip, toplayıp İzmir'in Alipınar köyüne getiriyor lar. Acemiler gelecek , alay tamamlanacaki talim görecek ve yine cepheye sevkedilecek... Alay tamamlanırken, durumun nezaketi gereği, alışılmış kurallara pek aldırılmıyor, eli silah tutan herkes toplanıp Alipınar'a getiriliyor. Gelenlerin içinde Hacı Mesud da var. Yaşlıca, sessiz, sadasız, kendi halinde bir habeş. Trablusluymuş. Mülazım Emin'in Konyalı Aziz Çavuş diye bir çavuşu var, nedense bu Hacı Mesud'u hiç sevmiyor. Her sabah Emin Efendi'ye tekmil verirken sayıyor, döküyor, sözün sonunu" Bir de, hiç bir işe yaramayan şu pis Arap var" diye bitiriyor.

Önce Küfrettiler Sonra Alkişladilar

Vehbi Tülek

Genç Kadiasker

Vehbi Tülek

Kadizade Rumi (musa Paşa)

Vehbi Tülek

Ii. MurÂd Han Ve İstanbul Kuşatmasi

Vehbi Tülek

Böylesini Hiçbir İngiliz Yapamaz

Vehbi Tülek

HilÂfeti HÂiz Olan Türkler

Vehbi Tülek

Kefeni Kanlar İçindeydi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Melekût Kapısını Açlık Ile Çalın!

Muhammed Mürşidi hazretleri evliyânın büyüklerinden olup fıkıh ve kırâat âlimidir. 738 (m. 1337)'de Mısır'da Münye'de vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Günahtan Sonra Hemen Tövbe Etmek Farzdır

Vehbi Tülek

Muhammed bin Hüseyin Mahalli hazretleri Tasavvuf, hadis, Şâfii mezhebi fıkıh âlimi, vâiz ve hatibdir. 1159 (H.554) yılında Mısır'da Cevcer'de doğdu. Zamanında Mısır'ın üç büyük fıkıh âliminden ders aldı. Tâcüddin Hamevi'nin sohbetinde kemâle geldi. Câmi-i Atik ve Câmi-i Amr ibni Âs'ta hatiblik yapar, tâliblerine usûl ve fıkıh dersleri verirdi. Şâfii mezhebine göre fetvâ verirdi. 1235 (H.633) yılında vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Ebedî Saadetine Vesile Olana Çok Hizmet Et

Vehbi Tülek

Kâfirlere Kabirde Azap Vardır

Vehbi Tülek

Şemseddin ibn-i Münir hazretleri Şafii mezhebi âlimlerindendir. 937 (m. 1531)'de Lübnan'da Ba'lebek'te vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Günahınız Çok Olup Göklere Ulaşsa Da

Vehbi Tülek

Sâlih Kimseye Gıpta Edilmesi Vâcibdir

Vehbi Tülek

Tâceddîn Küçük Efendi

Vehbi Tülek

Yemek Ve Içmek Ilaç Gibidir

Vehbi Tülek

Gariplerin Sığınağı Ebû Bekr Ayderûs

Vehbi Tülek

Hafız İbrahim Cevherî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Delik Kova

Delik Kova

Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Bir zamanlar efendisinin evine her gün nehirden su taşıyan bir köle vardı. Köle boynunda taşıdığı bir sopanın iki ucuna birer kova asar, bu kovaları nehirden aldığı su ile doldurur ve eve getirirdi. Ancak kovalardan birisi birkaç yerinden delinmiş eski bir kovaydı. Dolayısıyla, nehirde ağzına kadar doldurulan suyun ancak yarısını tutabilirdi eve kadar. Diğeri ise yepyeni ve sağlam bir kovaydı. Suyu hiç sızdırmadan taşırdı. Tam iki yıl bu böylece devam etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Her Şeyi Göze Almıştı!

Vehbi Tülek

Şikayet

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Kum Ve Kaya

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Başka Du Bilmez Misin?

Bana Delil Getir

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Yirmi Saniyede

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek