Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.117.290

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Cin Ve Şeytanın Zararından Korunmak Için

Kadı Bedreddin Şiblî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimidir. 712 (m. 1312)'de Şam’da doğdu. Daha küçük yaşta iken ilim öğrenmeye başladı. Zamanın büyük âlimlerinin derslerine devam etti. 769 (m. 1367)’de Trablus'ta kadılık yaparken vefat etti.

Çok kitap yazdı. Bunlardan “Akamü'l-mercan fî ahkami'l-can” eseri cinlerle ilgilidir. Bu kitabında buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

10 - Bir Daha Gelmemize Hacet Kalmaz

Bir gün cihân pâdişâhı Sultan Mehmed bin Sultan İbrâhim Hanın çuhadarlarından Kara Mehmed isminde birinin dizlerine sızı inip, kötürüm oldu. Pâdişâh, hekim başısı Sâlim Efendiye;

"Şu çuhadarımız iyi olmalıdır." diye tenbih etti. Sâlim Efendi bu ferman üzerine çuhadar efendi ye çeşitli ilaçlar tatbik etti ise de fayda vermedi. Saray hekimleri ve şehirdeki diğer tabibler ona faydalı ilaç bulamadılar. Pâdişâh bir gün çuhadarının yattığı odayı teşrif ettiler, hâlini sordular ve;

Vehbi Tülek

Bir Avuç Bulgur

Vehbi Tülek

Müftî Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Âlim Sadrazam FÂzil Mustafa Paşa

Vehbi Tülek

Haziran 1680'de vezir olan Fâzıl Mustafa Paşa, 1683'te Niğbolu sancağı da verilmek sûretiyle Silistre (Özü) vâlisi ve Lehistan serdarı oldu. Lâkin veziriâzam Kara Mustafa Paşanın katli üzerine bu da gözden düşerek aynı yıl serdarlıktan azlolunup, emekli edildi. Kendisine Azaz ve Kilis sancakları arpalık olarak verildi. 1684 sonlarında Sakız muhâfızlığına gönderilen Mustafa Paşa, 1686'da Boğaz muhâfızı olup, kapıkulu ocaklarının cephede isyânı ve İstanbul'a hareketleri sırasında sadâret kaymakamlığıyle İstanbul'a dâvet olundu (1687). Bu sırada pâdi şah bulunan Sultan Dördüncü Mehmed Hana karşı orduda bir isyan hareketi meydana gelmişti. Bu isyan ateşinin önüne geçilemediğinden, ordu daha İstanbul a girmeden alınan tedbirlerle Dördüncü Mehmed Han hal edilip yerine kardeşi İkinci Süleymân Han pâdişah yapıldı.

Sarikamiş'i Bilir Misiniz?

Vehbi Tülek

Özbekler Tekkesi Ve Sultan Ii. Mahmud Han

Vehbi Tülek

Molla Fenari'nin Yildiirim'a Mektubu

Vehbi Tülek

100 - Çehrin Seferi

Vehbi Tülek

Ancak İstanbul Kadisi Olursun

Vehbi Tülek

Cezayirli Gazi Hasan Paşa

Vehbi Tülek

Timur Mağlubiyet Tatmamiş Bir Hakandir

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ümmü Mihcen (radıyallahü Anha)

Ümmü Mihcen, Asr-ı saadette yaşamış bir mübarek kadın sahabedir. Bir gün kendi kendine; "Mademki yüce Allah benim kalbimi imansızlıktan temizledi, ben de onun evini temiz tutayım" diyerek her gün mescidi temizlemeye karar verdi. Bunun için Peygamberimiz onu çok seviyordu...
Gün geldi, Ümmü Mihcen hastalandı. Günlerce ne Peygamber Efendimizin mescidini temizleyebildi ne de O'nun mübarek yüzünü görebildi. Onun için üzüntüsünden sürekli ağlıyordu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ebü’l-hasen Cürcânî

Vehbi Tülek

Ebü'l-Hasen Cürcâni hazretleri Şafii fıkıh âlimi olup Abbasi Kâdılkudât (Şeyhülislam)larındandır. 316 (m. 928) yılında İran'ın Cürcân şehrinde doğdu. İlk tahsi­lininden sonra Nişâbur'daki âlimler­den hadis okudu. Daha sonra Bağdad âlimlerinden ilim öğrendi. Kâdılkudâtlık makamına getirildi. İran'ın Rey şehrinde 392 (m. 1001)'de ve­fat etti. Buyurdu ki:

Muhabbetin Alâmeti Itâat Etmektir

Vehbi Tülek

Esas âlim, Ilmi Ile Amel Edendir

Vehbi Tülek

İbrâhim Havvâs hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Cüneyd-i Bağdâdi hazretlerinin talebelerinden olup, Ebû Câfer Huldi ve Sürvân-ı Kebir'in hocasıdır. Yüksek makam ve kerâmetler sâhibiydi. Bağdât'ta doğdu. 903 (H. 291) yılında İran'da Rey'de vefât etti.

Yahy (aleyhisselÂm )

Vehbi Tülek

Yûsuf Bin Muhammed El-fasi

Vehbi Tülek

Ey Oğlum! İhlas Üzere Ol

Vehbi Tülek

Muhlisler Ve Sâdıklar...

Vehbi Tülek

Hiçbir Şey, Verâ Gibi Olamaz

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâyı Tanımanın Alâmeti

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Padişah Ve At

Padişah Ve At

Padişahın yakınlarından bir beyin çok güzel bir atı vardı. Bir gün o ata binip padişahın alayına katıldı. Padişahın gözü, ansızın o ata takıldı. Böyle bir at kendi sürüsünde yoktu. Atın çalımı, rengi padişahın gözünü aldı, attan gözünü ayıramıyordu. Çevikliği, güzelliğiyle beraber atta padişahı çeken bir şey vardı. Önce önemsemek istemedi ama, gönlü atı istiyordu.
Padişah geziden dönünce, vezirine durumu açtı. Yolda bir at gördüğünü, derhal gidip o atı, sahibinden alıp, getirmelerini emretti. Padişahın adamları, hızla atın sahibi beyin yanına geldiler. Padişahın atı çok beğendiğini, ne fiyat isterse hemen vereceklerini bildirdiler. Bey, beyninden vurulmuşa döndü. O güzelim, canı gibi sevdiği atını padişah istiyordu ha! Ne yapacağını, ne söyleyeceğini şaşırdı. Padişahın adamlarını oyalamak için onlara yemek ikram etti. Onlar yemeklerini yerken İmadülmülk aklına geldi. Hemen durumu ona danışmalı, ondan akıl almalıydı. Çünkü o, zamanın en bilgini, en akıllısı, en güzel ahlaklısıydı. Kaç kere vezirliği bırakıp, ibadet için uzlete çekilmişse de padişah ona yalvararak izin vermemişti. Atın sahibi üzüntülü bir halde zamanın şeyhülislamının yanına koştu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Vehbi Tülek

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Bizi Hatirlayin!

Kabahat Kilincin Midir?

Pişman Oldular!

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Zahiri Hükümdarin Celaline Tutuldum

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Adalet Ve Tevazu

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek