Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.656
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Bir gün cihân pâdişâhı Sultan Mehmed bin Sultan İbrâhim Hanın çuhadarlarından Kara Mehmed isminde birinin dizlerine sızı inip, kötürüm oldu. Pâdişâh, hekim başısı Sâlim Efendiye; "Şu çuhadarımız iyi olmalıdır." diye tenbih etti. Sâlim Efendi bu ferman üzerine çuhadar efendiye çeşitli ilaçlar tatbik etti ise de fayda vermedi. Saray hekimleri ve şehirdeki diğer tabibler ona faydalı ilaç bulamadılar. Pâdişâh bir gün çuhadarının yattığı odayı teşrif ettiler, hâlini sordular ve; "Mehmed nicesin, iyi olabilecek misin?" dedi. Çuhadar da; "Pâdişâhım, bana verdikleri hiçbir ilaç fayda vermedi. Çâre olarak sâlih bir kimsenin şifâlı duâsına muhtâcım." dedi.Pâdişâh;
Sultan IV. Murad Han çocuk yaşta tahta geçtiği için yeniçeri ve sipahilerin zorbalık ları artmıştı. Hüsrev Paşa ve Topal Recep Paşa gibi vezirler de el altından bu zorbaları destekliyor ve onların gücü sayesinde mevkilerini elde tutuyorlardı. Nitekim Sultan Murad, Hafız Ahmed Paşayı Sadrazam yaptığı zaman askeri ayaklandıran Recep Paşa sadrazamlığı ele geçirdiği gibi, Hafız Ahmed Paşa, Hasan Halife ve Padişahın çok sevdiği muhasibi Musa Çelebiyi çeşitli hilelerle öldürttü. Sultan Murad Han, Musa Çelebinin katlini işitince acı bir ah çekip; "Yâ Rab! Bu mazluma kıyan zalimlerin haklarından gelmeye sen bana kuvvet ver" diyerek ağladı.
Alâaddin Yetim hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup Tirelidir. Tire'de büyük bir veba (tâûn) salgını başgöstermiş, bütün ailesi vefât etmiş, Alâüddin de yetim kalmıştı. İlk tahsilini memleketinde yaptıktan sonra Bursa'ya gidip medresede okudu ve orada yerleşti. 920 (m. 1514)'de Bursa'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Molla Halil Si'ridi hazretleri tefsir fıkıh, hadis ve tasavvuf âlimidir. 1164 (m. 1750)'de Bitlis'in Hizan ilçesinin Kulpik (Süttaşı) köyünde doğdu. Siirt'te Erzurumlu İbrâhim Hakkı hazretlerinin terbiyesinde yetişti. Tahsilini tamamladıktan sonra çok talebe yetiştirdi. Bunların biri de, Seyyid Fehim Arvâsi hazretlerinin hocalarından Muş Müftüsü Molla Hasan Ehvedi'dir. Molla Halil 1259 (m. 1843)'de Siirt'te vefât etti. "Tefsirü Tabsırat-ü-kulûb fi kelâmi Allâm-il-guyûb" isimli eserinde şöyle buyurmaktadır:
Humeydî hazretleri Tebe-i tabiînin hadîs âlimlerindendir. 219 (m. 834) târihinde Mekke’de vefât etti. Buradaki büyük âlimlerden ilim alıp, hadîs-i şerîf rivâyet etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden ba’zıları:
Bir padişah, bir iki vezirini ve diğer erkandan birkaçını yanına alarak payitahta yakın köylerde bir gezintiye çıkmıştı Payitahttan ayrılıp bir kaç saatlik bir yol katettikten sonra yolları üzerindeki bir nar bahçesinin kenarında oturdular. Bahçede çalışan bir ihtiyar onları fark edince hemen bahçeye davet etti ve hemen gidip bahçe içindeki kulübeden kalaylı, tertemiz bir tas getirdi. En yakındaki ağaçtan iki nar kopardı ve sıktı. Padişah nar şerbetini içti ve çok beğendi. Bütün vücuduna bir zindelik ve ferahlık yayılmıştı. İhtiyar çiftçi padişahın beraberindeki herkese sırayla nar şerbeti ikram etti.