Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.098.359

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Tasavvuf Ehli, Aynı Toprak Gibidir

Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kazliçeşme

Ordumuzun İstanbul önlerine dayandığı günlerdir. Henüz bahardır ama hava iyi sıcaktır. Yedikule önlerinde toplanan askerler kırbaların dibinde kalan son damlaları da yudumlar ve su sormaya başlarlar. Öyle ya bu çocuklar daha yıkanacak, paklanacak, abdest alacaklardır. Fatih bu sıkıntıyı nasıl halledeceğini düşünürken üzerinden yaban kazları geçmesin mi. Genç sultan, süvarilerden birine kuşları işaret eder. Delikanlı okuna davranır, elini sadağına atar. Fatih "Hayır, hayır!" diye fısıldar, "Onları takip et. Kim bilir, belki de bir göle uçuyorlar." Süvari bir hamlede atına çıkar, hayvanını topuklar. Artık kazlar nereye, o oraya. Kuşlar Atışalan taraflarında alçalır alçalır ve berrak sulu bir gölceğize konarlar. Delikanlı önce suyun tadına bakar, sonra matarasını doldurup ordugaha koşar. Doğrusu bu su beklenenden ziyade ve umulandan tatlıdır. Mimarlar, ustalar derhal işbaşı yapar, rütbeliler bile künk taşırlar. Çok değil 5-10 gün sonra lülelerden su akmaya başlar. Fatih bu mutluluğu paylaşmak ister, çeşme başına gelir. O sıra bir sanatkârın kitabeye "adını" kazıdığını görür. Ustaya döner "niye ama" der, "suyu bulan ben değilim ki?" Vezir araya girer ve usulünce sorar: "Peki bu çeşme kimin adı ile anılsın?"-Kazların!Öyle de olur. Çeşmenin adı "Kazlıçeşme" kalır.

Vehbi Tülek

Kanuniyi Kabul Etmeyen Derviş

Vehbi Tülek

50 - Ulubatli Hasan

Vehbi Tülek

Mimar Sinanin Mektubu

Vehbi Tülek

Birkaç yıl önce, Süleymaniye Camii'nin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı anlaşıl dı. Eğer çözüm bulunamazsa, koca cami kısa bir zaman içinde yıkılacakmış. Caminin bütün taşıyıcı yükü kemerlerindeymiş. Bu kemerlerin ortalarında bulunan kilit taşları zamanla aşın mış. Ama elde yazılı bir proje olmadığı için nasıl değiştirileceği bilinmiyordu. Hemen Türkiye' nin en yetkin mühendis ve mimarlarından oluşan bir heyet oluşturuldu. Ortaya bir sürü fikir atıldı. Her kafadan bir ses çıktı ama sonuç alınamadı. Tartışmalar sürerken caminin içinde büyük bir karmaşa sürüyordu. Ülkenin çeşitli bilim kuruluşlarından bir sürü mimar, mühendis kemerleri inceliyordu. Bu adamlardan biri ortalarda dolanırken, kazara, gizli bir bölme buldu. Bölmede, üzerinde eski yazı olan bir not vardı. Uzmanlara inceletilen kağıdın orijinal olduğu belgelendi. Bu kağıt parçası bizzat Mimar Sinan'ın imzasını taşıyan bir mektuptu. Mektupta yazılanlar tercüme ettirilince ortaya şöyle bir metin çıktı: "Bu notu bulduğunuza göre kemerlerden birinin kilit taşı aşındı ve nasıl değiştirileceğini bilmiyorsunuz." Koca Sinan, kademe kademe, kilit taşının nasıl değiştirileceğini anlatıyordu. Heyet Sinan'ın söylediklerini aynen yaptı. Süleymaniye camisi böylelikle kurtarıldı. Bu mektup şu an Topkapı Sarayı'nda saklanıyor.

Üç Ahbab Çavuşlar

Vehbi Tülek

İlim Yolundan Sakin Ayrilma

Vehbi Tülek

Mimar Sinandan Mektup...

Vehbi Tülek

Misir’a Bedeldin Ey Sinan

Vehbi Tülek

Mimar Sinanin Mektubu

Vehbi Tülek

109 - Sultan İkinci Murad Ve Molla Ayas

Vehbi Tülek

Oruç Reis

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Bir Kıraat Üstadı Ve Talebesi

Bir kıraat üstadının, bir gecede Kur'an-ı kerimi hatmeden çok genç bir talebesi varmış. Sabahlara kadar uykusuz kalan bu delikanlının benzi soluk, hastalıklı gibi olmuş. Bunu fark eden yakınları, hocasına gidip durumu bildirmişler. Bunun üzerine hocası gence sormuş:
-Oğlum, haber aldım ki, sen bir gecede Kur'anı hatmediyormuşsun. Bütün gece zarfında Kur'an okurken beni önünde farz et ve namazda bana Kur'an okuyormuş gibi yap, fakat beni hiç hâtırından çıkarma, demiş.
Genç talebe "peki" demiş ve sabah olunca aralarında şu konuşma geçmiş:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hacı Bayram-ı Velî

Vehbi Tülek

Hacı Bayram-ı Veli (Nûmân bin Ahmed) hazretleri, Sofiyye-i aliyyeden, yani tasavvuf büyüklerindendir. Küçük yaşından itibâren ilim tahsiline başlayan bu mübarek zat, Ankara'da ve Bursa'da bulunan âlimlerin derslerine katılarak; tefsir, hadis, fıkıh gibi din ilimlerinde ve o zamânın fen ilimlerinde yetişti. "Somuncu Baba" adıyla meşhur olan Hâmid-i Aksarâyi hazretlerine talebe oldu. Onunla hacca gitti. Hac vazifelerini yaptıktan sonra Aksaray'a geldiler. Orada hocasının 1412 (H. 815) senesinde; "Halifem, vekilim sensin" emri üzerine, bu ağır vazifeyi üzerine aldı. Aynı sene hocası vefât edince, defin işleriyle meşgûl olup, cenâze namazını kıldırdı. Aksaray'da vazifesini bitirdikten sonra Ankara'ya döndü...

İslam Dini Geçmiş Dinlerin Süzülmüş Kaymağı Gibidir

Vehbi Tülek

Müctehidlerin Farklı Ictihadları Rahmettir

Vehbi Tülek

Şemseddîn Muhammed Osmânî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimidir. 717 (m. 1317)’de Şam'da doğdu. Burada ve Kudüs’te ilim tahsil etti. Sonra Safed’de hatiplik ve kadılık görevlerinde bulundu. 780’den (m. 1378) sonra vefat etti. “Rahmetü’l-ümme fi’htilâfi’l-eimme” isimli eserinde buyuruyor ki:

Receb Enis Dede

Vehbi Tülek

Bid’at Ehli Ile Mücadele Ederim

Vehbi Tülek

Bizans Kayserinin Ammân Vâlisi Ferve

Vehbi Tülek

Merhamet Ediniz Ki, Merhamet Olunasınız

Vehbi Tülek

Büyüklerin Hâllerini Inkâr Etme, Helak Olursun!

Vehbi Tülek

Kişinin "bilmiyorum" Demesi, Ilimdendir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Evliyalar Ölmez İmiş

İftiranin Neticesi

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

Allah’a Firar Et

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Hayat Kurtaran Yalan

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek