Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.330.475

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Eshâb-ı Kirâm Aleyhinde Konuşanın Cezası

Molla Câmî hazretleri büyük velilerdendir. Horasan’da, Cam kasabasında 817’de (m.1415) doğdu. 898’de [m. 1492] Herat’ta vefat etti. Behâeddîn Buhârî hazretlerinin halifelerinden Sa'deddîn-i Kaşgârî meclisinde kemâle geldi. Sultanlardan ve hele vezir Ali Şîr Nevâî’den çok saygı görürdü. Fatih Sultan Muhammed hazretleri ile de mektuplaşırdı. Fatihin daveti ile Konya’ya teşrîf etti ise de padişah vefat ettiğinden görüşemediler.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Baltaci Mehmed Paşa Ve Ünsi Hasan Efendi

Ünsi Hasan Efendi dâimâ ibâdetle meşgûl olur, inzivâ hâli yaşar, devlet adamlarıyla görüşmek istemezdi. 1711 senesi Veziriâzam olan Baltacı Mehmed Paşa bir müddet sonra Moskova seferine tâyin edilmişti. Sefere çıkmazdan önce duâ için nice kere Şeyh Ünsi Efendiyi dâvet etti. Ünsi Efendi özürler bildirip, dâvetine gitmedi. Vezir Mehmed Paşa; "O halde biz onun yanına gideriz. kapısı açık olsun." diye haber gönderdi. O gece tebdil-i kıyâfet edip yatsıdan sonra dergâha geldi. Vezir tevâzu gösterip Ünsi Hasan Efendinin ellerinden öptü. Huzûrunda edeb ile oturdu. Sonra da; "Efendim! Benim babam da Halveti tarikatının önde gelen büyüklerindendir. Bana duâ ediniz. Kerem ve himmet ediniz. Ömrümde sefer nedir, asker idâresi ve sevki nedir bilmem. Sizin duâ ve yardımlarınıza muhtâcım. Yoksa ben bu işin ehli ve erbâbı değilim. Bu işin hakkından dahi gelemem." dedi. Bunun üzerine Ünsi Hasan Efendi ona; "Moskof kâfirlerinin mağlub olacağını, aman dileyeceğini, hor ve hakir olacağını, sulh isteyeceğini, başından sonuna olacak şeyleri açıkça bildirdi. Baltacı Mehmed Paşa üç saat kadar orada kalıp, sonra edeb ile ayrıldı. Ertesi gün evde bulunan hanımlar, Hasan Efendinin veziriâzama olan sözlerini etrâfa söylediler. Hakikaten bir zaman sonra dedikleri meydana çıktı.

Vehbi Tülek

Osmanli Sultanlarinin Yüksek Dereceleri

Vehbi Tülek

Bu Fakir Cellad Olmak İçin Gelmedik

Vehbi Tülek

Kanli Zarf

Vehbi Tülek

27 Mart 1916 tarihinde, Irak Cephesi Felâhiye Muhârebesi'nde boğazından ağır yaralanan 18. Kolordu, 51. Tümen, 9. Alay emir subayı İstanbullu üsteğmen Muzaffer, hayatının son dakikalarına geldiğini görünce, sükûnetle son görevini yapmaya başlamış ve konuşamadığından cebinden çıkardığı bir mektup zarfının üzerine, kurşun kalemle önce: Kıble ne yöndedir?" diye yazıp o tarafa dönerek, kalbindeki şehâdeti dille söyleyeme diğinden, kana boyanan zarfın ortasına, okunaklı bir şekilde kelime-i şehâdet-i yazdıktan sonra, zarfın üç yerine; "Bölük cihada devam etsin! Benim kanım da yerde kalmasın!" cümlesini yazmış, ikisini imzalayıp üçüncüyü imzalayamadan son nefesini vermiştir.
Muzaffer efendinin bu yüce davranışı, yâni bir Türk subayının hareketi olan o kanlı zarf, Askeri Müze'ye gönderilerek, Türk çocuklarına ve gelecek nesillere cevher değerinde bir miras olmuştur. 6. Ordu Komutanı Halil (11 Temmuz 1916)

Barbaros Hayreddin Paşa’nin Korsanlik Yillari

Vehbi Tülek

Rumeli Fatihi Lala ŞÂhin Paşa

Vehbi Tülek

Kanuninin Atinin Üzengisi

Vehbi Tülek

Yüz Sopa

Vehbi Tülek

Birakma Bizi Baba

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selîm Ve Dede Molla

Vehbi Tülek

Ezan Sesleri DevÂm Etsin!

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Öfke, Tutuşturulmuş Bir Ateş Gibidir!

Seyyid Dâvûd Hüseynî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 701 (m. 1301) senesinde Kudüs civarında vefât etti. Seyyid Dâvûd, Beyt-i Makdis civarında bir köyde yaşadı. Oradakilerin çoğu Hıristiyan olup, bağ ve bahçelerinden elde ettikleri üzümleri şarap yapıp, oradaki Müslümanlardan fâsık (günahkâr) olanlara da satmaya başlayınca, Seyyid Dâvûd buna çok üzüldü. Allahü teâlâya duâ edip, yalvardı. Hıristiyanların ellerindeki şarapların sirke hâline döndüğü görüldü. Hıristiyanlar bu durum karşısında Seyyid Davud’a “Sihirbaz” deyip, oradan başka yerlere gittiler. Seyyid Dâvûd, oranın vâlisine müracaat edip, bir dergâh yapmak istediğini bildirdi. Daha sonra vâli tarafından onun için bir dergâh inşâ edildi. Çok kimseler orada ilim ve ahlâk öğrendiler. Seyyid Dâvûd bu dergâhta vefât etti. Hayatta iken yaptırdığı, üzeri kubbe ile örtülü türbesine defnedildi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İbâdetlerin En Faziletlisi Mushafa Bakmaktır

Vehbi Tülek

İbn-i Abdünnûr Mâleki hazretleri kıraat âlimidir. 630'da (m. 1233) Endülüs'ün (İspanya) Mâleka (Mala­ga) şehrinde doğdu. Mâleka'da zamanın meşhur âlimlerinden kıraat ilmi tahsil etti. İcazet aldıktan sonra El-Meriyye (Almeria), Berşelûne (Barcelona), Gırnata (Granada) ve Vâdiâş'ta (Guadix) kıraat dersleri verdi. 702 (m. 1302)'de el-Meriyye'de vefat etti. Kur'ân-ı kerime tazim hakkında buyurdu ki:

Allahü Teâlâ Tövbe Edenleri Sever

Vehbi Tülek

Kıldan Ince Kılıçtan Keskin!

Vehbi Tülek

Dizdarzâde Ahmed Efendi Osmanlı âlim ve velilerindendir. Karaman'da doğup yetişti. Doğum târihi bilinmemektedir. 1032 (m. 1623)'de Edirne'de vefât etti. Aziz Mahmûd Hüdâyi hazretlerinin talebeleri arasına girdi. O büyük zâtın sohbeti bereketiyle, manevi kemâlâta, yüksek olgunluklara kavuştuktan sonra, hocasından hilâfet aldı. Bir sohbetinde buyurdu ki:

Burhaneddin Mergınânî

Vehbi Tülek

Abdest Alırken Okunacak Dualar

Vehbi Tülek

Bahri Dedenin Fetih Müjdesi...

Vehbi Tülek

Abdülkahir Bağdadi

Vehbi Tülek

Kâdı Bedrüddîn Şiblî

Vehbi Tülek

Bana Ümmetimin Günahları Gösterildi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İcÂzetin Sirri

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Allah Diyen Genç

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

SelÂmetle Gidip Gel

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Korkma!

Vehbi Tülek

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek