Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.628.388

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Âlimlere Mutlaka Hürmet Etmek Lâzımdır

Ömer Rûşenî hazretleri Osmanlılar devrinde yaşamış evliyânın büyüklerindendir. Aydın vilâyetinin Güzelhisar köyünde doğdu. İlim tahsîli için Bursa'ya geldi. Daha sonra Bakü'ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda hocasının önde gelen talebelerinden oldu. Hocasının vefâtından sonra onun yerine geçti. 1487 (H.892) senesinde İran’da Tebriz'de vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Din Ve Devletin Ayakta Kalmasi İçin

Osmanlı Devleti içerisinde yeniçeri isyân ve zorbalıklarının önü alınamaz bir hâle gelmişti. Tâlim ve eğitim kabûl etmiyorlar, savaşa çıkmayı da reddediyorlardı. Kendilerine harp fenlerinin öğretilmesini isteyen din ve devlet adamlarına karşı harekete geçtiler. Bunun üzerine İkinci Mahmûd Han vezirleri ve ulemâ sınıfını toplantıya çağırdı. Abdurrahmân-ı Harpûti hazretleri de bunlar arasında idi. Yeniçerilerin artan zorbalıklarından bahisle ne yapılması gerektiği soruldu. Mesele son derece nâzikti. Yeniçeriler tekrar isyân ederek devlet ileri gelenlerinin kellelerini istemeye başlamışlardı. Tamâmen bid'at yuvaları hâline gelen bektâşi tekkeleri de kendilerini tahrik ediyordu. Sonuçta ulemâ birlik içerisinde bunların öldürülmeleri câizdir diye fetvâ verdi. Savaşın başlangıcı olmak üzere sancak-ı şerifin çıkarılması kararlaştırıldı. Fakat sancağı şerifin açılması çok önemli bir olaydı. Bu işin dönüşü yoktu. Yeniçeriler ile yapılacak mücâdelenin sonu ise kestirilemiyordu. Bu sebepten karar alınmasına rağmen herkeste bir tereddüd vardı. İşte bu devlet adamlarının çekingen ve kararsız hâlleri sırasında Abdurrahmân Harpûti hazretleri söz aldı."Bu din ve devletin ayakta kalması Allahü teâlânın istediği şeyse yeniçerileri vururuz, yok ederiz. Değilse biz de bu din ile berâber batıp gideriz, daha ne ihtimâl kaldı?" diyerek kalplerdeki şüpheleri giderdi. Herkes tek bilek tek yürek oldu. Nitekim bu inanç ve imânla harekete geçerek yeniçeri ocağını ortadan kaldırdılar ve bozulmuş bektaşi yuvalarını kapattılar

Vehbi Tülek

Git HünkÂrdan Ferman Getir...

Vehbi Tülek

Burasi Hakikat Sultanlarinin Payitahtidir

Vehbi Tülek

Allah İçin Beni Yukari Çikartin!

Vehbi Tülek

1820'den beri Osmanlı Devletini yıkma planını uygulamaya koyan Batının sömürgeci, soykırımcı milletleri; topuyla, tüfeğiyle, en modern deniz araçlarıyla bu necip milletin kökünü kazımaya gelmişlerdi. İngiliz ve Fransızlar, sömürgelerinden gençleri toplayarak Türklerle savaşmaya getirmişlerdi. Trablusgarp ve Balkan harplerinden yorgun ve yaralı çıkan Türk milletinin elinde, vatan sevgisi güçlü bir sermayesi vardı. Kasım 1914'te Çanakkale ve Maydos yani Gelibolu kıyılarını şiddetli bombardımana tutan bu kan içiciler, binlerce sivili öldürdüler. Marmara'ya giren İngiliz denizaltıları, asker ve malzeme sevk eden birçok gemimizi sinsice vurdular. Binlerce masum askerimizi şehid ettiler. Zeytinburnu'ndaki, top döküm fabrikamızı bombaladılar. İrili ufaklı 407 parça gemi ile, Çanakkale Boğazına 18 Mart 1915 günü sabah 08:30'da girmeye başladılar.

Yara

Vehbi Tülek

Padişaha Nasihat

Vehbi Tülek

Yüz Sopa

Vehbi Tülek

Abdestsiz Nöbet Tutmam

Vehbi Tülek

Orhan Gazi Devri Ve Ilk Donanma Faaliyetleri

Vehbi Tülek

Mimar Sinan

Vehbi Tülek

Kara Mehmet Paşa

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ârif Hikmet Bey

Ârif Hikmet Bey, Yüzbeşinci Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1201 (m. 1786) senesinde İstanbul'da doğdu. 1275 (m. 1858) senesinde İstanbul'da vefât etti.

Bu mübarek zat, buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mübarek Serhendli Muhammed Sâdık

Vehbi Tülek

Muhammed Sâdık hazretleri 1591 (H.1000) senesinde Serhend'de doğdu. 1599 senesinde pederi ile birlikte Hâce Muhammed Bâki-billah ile görüştü. Ondan cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, murâkabe etmek için vazife almakla ve ona bağlı bir talebe olmakla şereflendi. İstidâdı, fıtratı ve yaratılışı yüksek olduğundan, onların terbiyesi ve merhametli nazarlarının bereketleri sayesinde kıymetli hâllere, yüksek makamlara kavuştu. Daha çocukken, uzak yerlerdeki şeyleri, mezardaki hâlleri keşfederdi. Sonra peder-i âlisi İmâm-ı Rabbâni'den feyz alarak, kemâl mertebelerinin sonuna erişti.

Muhammed Bin Muhibbullah

Vehbi Tülek

Nimeti Verenden Gâfil Olmak Asla Yakışmaz

Vehbi Tülek

Yarhisârlı Mustafa Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Bilecik'e bağlı Yarhisar'da doğdu. 911 (m. 1505)'de İstanbul kadısı iken vefât etti. Tövbe hakkında buyurdu ki:

Doğru Bir Tövbe Edebilmek Için

Vehbi Tülek

Büyük Velî İbn-i Cevzî

Vehbi Tülek

Leys Bin Hâlid El-bağdâdî

Vehbi Tülek

Abdürrahim Semerkandî

Vehbi Tülek

Ebü'l-hasen Kâsım Şâşî

Vehbi Tülek

Hindistan Evliyâsından Şeyh Abdülkuddûs

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

Tüccarin Rüyasi

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

"encümen-i Bîzebân"

Abdullah-i EnsÂrî

Keramete İnanmayan Âlim

İmanı Ona Kafidir

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Keramete İnanmayan Âlim

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Vehbi Tülek

Tüccarin Rüyasi

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek