İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.654.383
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Yavuz Sultan Selim Han Ridâniye Seferinde Şam'a geldi. Kendisine Muhammed Bedahşi' den söz edilince, daha önce duyduğunu ve pek yakında ziyâretine gideceğini söyledi. Yavuz Sultan Selim Han zâten uğradığı her memlekette, mukaddes makamları, ilim adamlarını ziyâret etmeyi, tasavvuf büyükleriyle görüşmeyi, duâlarını almayı ihmâl etmezdi. Şam'da kaldığı süre içinde, Şeyh Muhyiddin-i Arabi hazretlerinin kabrini yaptırdı. Medreselere uğrayıp, talebeye yardımda bulundu. Bu arada Emeviye Câmiine gitti. O civarda yaşayan ve herkes tarafından büyük hürmet gösterilen Muhammed Bedahşi'nin iki defâ evine giderek ziyârette bulundu.
I. Dünya Savaşında Irak cephesinde görevli bir batarya kumandanı şöyle bir hatıra sını nakleder:"Harbin son seneleriydi. Bağdat cephesindeki üstün İngiliz kuvvetleri ordumuzu geri çekilmeye mecbur etmiş, Fırat nehri boyunca kuzeye doğru ilerliyordu. Çekilmemiz bir bozgun şeklinde olmayıp harbin gereğiydi. Bir aralık ordumuzun artçı birlikleri, düşman kuvvetleriyle Şatt-ül-Edhem denilen yerde muharebeye tutuştu. Sabahtan öğleye kadar bütün silahların ateşleriyle, çölün kızgınlıklarında her taraf alev alev yanıyordu. Bütün hınç ve güçleriyle saldıran düşman kuvvetleri, bir an önce mukavemetimizi kırmak istiyorlardı.
Babanzâde Ahmed Naim Efendi son devir Osmanlı âlimlerindendir. 1290 [m. 1872] da İstanbul'da doğdu, 14 Ağustos 1352 [m. 1934]de orada vefat etti. Galatasaray Lisesi ve Mülkiye Mektebini (Siyasal Bilgiler Fakültesi) bitirdi. İstanbul Üniversitesinde yirmi iki sene profesörlük ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Balıkesir Milletvekilliği yaptı. En meşhur eserleri: Ahlâk-ı islâmiyye esâsları, Buhâri tercümesi, Hadis-i erba'in tercümesidir. Bu kitabında şöyle anlatır:
Fahrüddîn Abdürrahîm Sem'ânî hazretleri Şâfiî fıkıh âlimidir. 537’de (m. 1143) İran’da Nîşâbur’da dünyaya geldi. Semerkant, Buhara ve Nesef’teki âlimlerden ilim tahsil etti. Merv’de Amîdiye Medresesi’nde müderrislik yaptı. 618 (m. 1221)’de vefat etti. Derslerinde buyurdu ki:
Muhammed Bâzilî hazretleri Şâfîî mezhebi fıkıh âlimidir. 845 (m. 1441) senesinde Şırnak’ın Cizre ilçesinde doğdu. Burada ve Şam’da meşhur fıkıh âlimlerinin derslerine devam ederek icazet aldı. Sonra Hama’ya giderek talebe yetiştirdi. 925 (m. 1519) senesinde Hama’da vefât etti. Çok kitap yazdı. Bunlardan “Gâyet-ül-merâm fî Seyyid-il-Enâm” isimli eserinde şöyle anlatır:
Sultan III. Mustafa zamanındaki evliyanın büyüklerinden olan Abdülehad Nuri Efendi, Süleymâniye Câmiinde vâz ettiği bir gün, kürsüye bir kâğıt kondu. Vâzdan sonra, bu şekilde konan kâğıtları okurlardı. Kâğıdı okuyunca; "Sizin gavs olduğunuz söyleniyor. Gavs olan, Allahü teâlânın izni ile istediğini yaparmış. Eğer gavs iseniz, beni bu mecliste öldürün bakalım." yazıyordu. Abdülehad Efendi bu yazıyı okuyunca; "Taassub insanı nelere götürürmüş. Sübhânallah, biz âciz ve fakir bir kuluz. Halk bizi gavs ve kutb bilir. Hak teâlâ onları tasdik eyleye. Kutb olanlar nefis ehli olanlar gibi, ben bunu yapamaz mıyım diye elinden geleni yapmaya kalkışmaz. Onlara sıkıntı ve cefâ verilse bile onlar affederler. Onun için yüksek mertebelere eriştiler. Fakat evliyâ, kınından çekilmiş bir kılıçtır. Bir kimse kendini kılıca vursa, kabahat kılıcın mıdır, yoksa kendini kılıca vuranın mı?" buyurduklarında, câminin içinde; "Aman, eyvah, eyvah." diye bir çığlık koptu. O kâğıdı yazan kişi o anda vefât etti.