İslâm Dîni, Hep Faydalı Şeyleri Emretmektedir
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.158.526
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
Sultan II. Murad Han devrinde Osmanlı harb teknolojisinde muazzam bir ilerleme kayd edildi. Osmanlı mühendis ve ustaları, artık hiçbir memlekette rastlanamayacak çapta ve güçte toplar yapabiliyorlardı. İstanbul kuşatmasından önce Edirne'de dökülen 60 kadar top, 14 batarya halinde surların karşısına dizildi. Ancak bunlar bir süre sonra kaldırıldı. Yerlerine "Şâhi" denilen daha büyükleri konuldu.Söz konusu büyük toplardan birini, Bizans'dan ayrılarak Osmanlı hizmetine giren Urban isimli Macar dökmüştü. Sıradan bir dökümcü ustasıydı Urban. Ne topların balistik ve mukavemet hesaplarından, ne de barut ölçülerinden haberi vardı. Sadece çizilen plana göre döküm işlemini gerçekleştirmişti. Osmanlı ülkesinde, bu işi yapan pek çok usta vardı.
Fatih Sultan Mehmet Rumeli hisarını yapmağa karar verdiği zaman, Bizans İmparatorlu ğu topraklarında yapılacak bu kale için, usulen İmparatordan müsaade istenmişti. İmparator, kalenin yapılmasını istemiyor, fakat müsaade etmese dahi yapılacağını da biliyordu. Onun için, aklınca kurnazlık yaparak padişaha bir haber gönderdi:"Kalenin yapılacağı yer Galata'ya aittir. Galata ise bizim değil, Frenklerin idaresi altında bulunuyor. Bu işe biz razı olsak bile, kalenin yapılması Frenklerle aranızın açılmasına sebep olur. Bu yüzden bu fikirden vazgeçmek lazımdır."Padişah bu cevaba şöyle bir karşılık verdi:"Bizim maksadımız, İmparatorun hatırına saygı göstermiş olmak için önce müsaade almak ve sonra bu işe başlamaktı. Madem ki yer İmparatorumuzun idaresi altında değildir, o zaman mesele kalmaz. Çünkü Frenklerin hatırına bu kadar saygı göstermek bizim için lazım değildir. İcabederse onlara kendimiz cevap verebiliriz."Bu cevaptan sonra Fatih hemen harekete geçti ve hemen kalenin planları hazırlanarak, Zağanos Paşa ile Çandarlı Halil Paşa'ya havale edildi. Gece gündüz çalışılarak dört ay gibi kısa bir sürede bitirilen koca Rumeli hisarı, o devrin en sağlam kalesi oldu.
Ebu Bekr Muhammed Acurri hazretleri Bağdad'ın meşhur fıkıh ve hadis âlimlerindendir. 280 (m. 892)'de Bağdat köylerinden Acur'da doğdu. Tahsilini Bağdat'ta yaptı ve sonra Mekke'ye gidip yerleşti. 360 (m. 970) tarihinde vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Mecdüddin Zünkelûni hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 679 (m. 1280) senesinde doğdu. 740 (m. 1339)'da Mısır'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Şerefüddin Ahmed Firdevsi hazretleri Hindistan evliyasındandır. 689'da (m. 1290) Bihâr yakınlarındaki Mâner'de doğdu. Kübreviyye şeyhlerinden Bedreddin Semerkandi'nin talebesi ve Firdevsiyye kolunun piri Necibüddin-i Firdevsi'ye intisap etti. İcazet alarak talebe yetiştirdi 783 (m. 1381)'de vefat etti. "Hân-ı Pürni'met" isimli bir eseri vardır. Bu kitabında buyuruyor ki:
Abdülehad Efendiye bağlı en samimi talebelerinden olan Hassa-ı Hümâyûndan Gürcübaşı Mûsâ Ağa şöyle anlattı:
Abdülehad Efendi hiç sebep yokken ve bir münâsebet de geçmeden bana; "Mûsâ Ağa! Mısır'dan dönüşte, kalyona binmeyip, sayıkaya veya firkateyne bininiz." buyurdu. Buna çok taaccüb ettim. Çünkü, Mısır'a gitmek hiç hatırımdan geçmemişti. Fakat Abdülehad Efendinin bunu söylemekten bir murâdları olmalı deyip, merakla bekliyordum. Bu sözün mânâsını bir türlü anlayamıyordum.