Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.107
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
İstanbul devamlı bir su problemi içerisindedir. Bu problemin çaresi asırlar önce Kanuni zamanında, Mimar Sinan'ın günlerinde konuşulmuş ve en büyük çare Sinan'la bulunmuştur. İstanbul'un o günkü nüfusu çoğalınca Kanuni Sultan Süleyman, Sinan'ı çağırır, der ki: "Mimarbaşı, halkımız su ihtiyacı içinde. Bir at yükü suya çok miktar akçe ödüyorlar. Acaba halkımızın bu su ihtiyacını karşılamak için birşeyler düşünmez misiniz?"Mimarbaşı der ki:"Sultanım siz müsaade buyurun, ben İstanbul'un çevresini bir dolaşayım, dışarıda mevcut sulan İstanbul'a getirmenin mümkün olup olmadığını bir inceleyeyim ve ondan sonra size bir cevap veririm."
Sultan Abdülhamid Han'ın Suriye'deki çiftliklerinden birinde vazife yapan bir mülazim, yani teğmen, hatıratında şöyle bir hadise nakleder:Güneş çoktan batmıştı. Fakat çiftlik yine, sabah oluyormuş gibi coşkunlu ğunu kaybetmeyen bir aydınlık içinde kuş cıvıltılarıyla dolu, gölgesizdi. Emir erime nargilemi hazırlatmış, kahvemi bekliyordum. Birden avluya dört atlı girdi, dört silahlı bedevi...Gelenlerden en yaşlısı kısrağından inip karşımda dikildi. Sordum:-Hayrola yâ Şeyh?
Âmir bin Abdullah Anberi hazretleri, Beni Temim kabilesinin Beni Anber koluna mensub olduğundan "Anberi" nisbesiyle anılmaktadır. Doğum târihi belli değildir. 674 (H.55) senesinde Kudüs'te vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan hazret-i Ömer'i, hazret-i Osman'ı ve Abdullah bin Mes'ûd gibi büyükleri gördü. Hazret-i Ömer'den ve Selmân-ı Fârisi'den hadis-i şerif rivâyet etti. Kendisinden, Hasan-ı Basri ve Muhammed bin Sirin rivâyette bulunmuşlardır...
Hafid ibni Merzûk hazretleri, Cezayir'in Tlemsân şehrinde yetişen İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. 766 (m. 1364) senesinde doğdu. 842 (m. 1439) senesinde Şa'bân ayının 14. Perşembe gecesi orada vefât etti. Zamanında bulunan Mâliki mezhebi âlimlerinin en büyüklerinden olan Hafid İbni Merzûk hazretleri, diğer âlimlerin İmâmı idi. Yazmış olduğu kıymetli eserlerden Tefsiru sûret-ül-İhlâs kitabında buyuruyor ki:
İbrâhim Halveti hazretleri, Kayseri velilerindendir. Seyyid olup, soyu Peygamber efendimize ulaşır. Erzincan'da Halveti büyüklerinden Pir Muhammed Erzincâni hazretlerine talebe oldu. Kısa zamanda icâzet, diploma aldı. Hocası onu insanlara ilim ve edeb öğretmesi için memleketi Kayseri'ye gönderdi. 1455 (H.860) târihinde orada vefât etti.
İbrâhim Halveti hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Fatih Sultan Mehmed Han'ın başveziri Mahmûd Paşa, evinde bir dâvet tertib etti. Dâvete, hurûfi yolunda olan sapıklar da çağırıldı. Fahreddin Acemi de perde arkasına saklanmış, onları dinliyordu. Sohbet ilerleyince, Mahmûd Paşa, kendilerini çok sevdiğini ve her dertlerini çekinmeden kendisine açabileceklerini söyledi. Vezirin bu aşırı sevgi ve muhabbetinden dolayı onu kendisinden zanneden bu kimseler, fırkalarının iç yüzünü anlatmaya başladılar. "Her testi içine konulanı sızdırır" sözü gereğince sapıklıklarını ve küfürlerini açıkladılar. Hattâ:"Allahü teâlâ (hâşâ) Fadlullah'a (Hurûfilik bozuk yolunun kurucusu olup, 1393 senesinde Timûr Hanın oğlu Mirân Şah tarafından öldürülmüştü.) hulûl etmiştir." dediler.