Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.586.863
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
"Ey Oğul!Yükün ağır, işin çetin. Allah yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hakk yolunu yararlı etsin, Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin, Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin."Ey Oğul!Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen savulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!..Sabır çok önemlidir. Bir bey Sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisizlik ve kılıç da tıpkı ham armut gibidir.Milletin, kendisi sırfanı içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.
Sultan III. Mehmed Han zamanında, halvetiye yolunun büyüklerinden olan Abdülehad Efendinin halifelerinden birisi şöyle anlatır:Pâdişâh beni Dâvûdpaşa Câmiinde vâz etmem için dâvet etmişlerdi. Câmiye girdiğimde bende biraz pişmanlık hâli meydana geldi. Kürsiye çıktığımda, hatırıma hiçbir kelime gelmedi. Yakın olduğu hâlde önümdeki yazıyı okuyacak hâlim kalmamıştı. Bu durumdan kurtulmak için Abdülehad Efendinin rûhâniyetine teveccüh etmek hatırıma geldi. Abdülehad Efendinin rûhâniyetine kalpten teveccüh ettiğimde o anda görünüp, sanki bana; "Nedir bu perişanlık, yapacağın vâaz, uzun zamandan beri yaptığın vâazlar değil midir?" buyuruyordu. O sırada bende, tam bir rahatlık ve zindelik meydana geldi. Öyle bir vâz ettim ki, beni tanıyanlar; "Hayâtımızda böyle bir vâaz dinlemedik." dediler.
Şerefüddin Hasan Tiybi hazretleri Tefsir ve hadis ilimlerinde meşhûr bir âlimdir. 743 (m. 1342)'de, mescidde namazın sünnetini kılıp, farzını kılmak için ikâmeti beklerken, eceli vâki oldu ve orada rûhunu teslim etti. Bir dersinde Âl-i İmrân sûresinin tefsirinde şunları anlattı:
Ârif-i Dikgerâni, on dördüncü yüzyılda, Buhârâ'da yetişen velilerdendir. Kendilerine "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük âlim ve velilerden Seyyid Emir Külâl (Gilâl) hazretlerinin dört halifesinden ikincisidir. İsmi, Ârif'tir. Buhârâ civârındaki Dikgerân köyünde doğduğu için "Dikgerâni" nisbesiyle meşhûr oldu. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Dikgerân'da vefât etti...
Ahnef bin Kays hazretleri Basra'da doğdu... Babası, Kays Ebû Mâlik'tir. Annesi, Amr bin Sa'lebe'nin kızıdır... Bu mübarek zat, Resûlullah efendimizin zamânında Müslüman olduğu hâlde, mübârek yüzlerini göremediği, gönüllere şifâ olan sözlerini işitemediği için sahâbi olmakla şereflenemedi. Kavminin önde geleni idi. Kabilesinin Müslüman olmasına sebeb oldu. Çok hilm sâhibi idi. "Hilm, yumuşaklık bana insanlardan daha çok yardımcıdır" buyurmuştur.
Türk olmanın nasıl bir şey olduğunu unutanlara hatırlatmak için, Türk olmanın tadına varmak için, lütfen okuyun.
Bu hakiki hikayeyi aktaran, sayın Dr. Ömer Musoğlu 85 yaşındadır ve halen MODA/ İstanbul'da oturmaktadır.
Anzaklı Ömer'in Hikayesi 1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden doktor Ömer Muşluoğlu, görev yaptığı hanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
Amerika 'ya gittiğim ilk yıllar.. New York'da Medical Center Hospital'da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor .Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında..