Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.603.495
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Sultan Murad Han zamanında Osmanlı pâyitahtı olan Bursa'da bir çekirge âfeti oldu. Her tarafı çekirge kaplamış, mahsûlleri ve çiçekleri harâb etmiş idi. Bu âfetten kurtulmak için, zamânın zirâatçılarından çâre soruldu. Yapılan bütün araştırmalardan bir netice alınamayın ca, âlimlere ve velilere haber gönderildi. Bu çekirge âfetinden kurtulma çâresinin ne olduğu soruldu. Bu haber, Çamlıdere'de yaşayan Ali Semerkandi'ye de ulaştı. Ali Semerkandi hazret leri, dağda asâsıyla çıkardığı sudan bir mikdâr Bursa'ya gönderdi. Bu suyu, zarar veren haşerâtın bulunduğu bölgeye dökmelerini tenbih etti. Suyu Bursa'ya götürdüler. Çekirge âfetinin bulunduğu bölgelere azar azar döktüler, çok kısa bir zaman içinde çekirgeler kayboldu. Mahsûller, bitkiler, çiçekler çekirgelerin istilâsından böylece kurtuldu. Bir rivâyete göre bu su, bir kap içinde yüksek bir yere asıldı. Allahü teâlânın izni ile suyun götürüldüğü yerde sığırcık kuşları toplanıp, bir anda çekirge sürülerini mahvettiler
Yavuz Sultan Selim Han, Mısır'ı fethettikten sonra buranın idaresine veziriazam Yunus Paşa'yı tayin etti. Fakat onun, rüşvet, irtikab ve birçok haksız işler yaptığını duyunca hemen azletti ve yerine Hayrbay'ı tayin etti. Memlûk kumandanlarından olan Hayrbay, Mısır'ın fethin den sonra Yavuz'a itatini bildirip Osmanlı hizmetine girmişti. Mısır valiliği müddetince Osmanlı ya bağlı kaldı ve büyük hizmetleri oldu.Yavuz Sultan Selim Han, 12 Eylül 1517 günü İstanbul'a dömek üzere Kahire'den ayrıldı. Ertesi gün, yolda giderken Yunus Paşa'ya dönerek:-Eee Paşa, Mısır da arkada kaldı, dedi.Mısır valiliği görevinden alındığına üzüldüğünden, iradesine hakim olamayan Yunus Paşa, şu karşılığı verdi:-Evet Hünkarım, pekçok zahmetler çektik. Çok asker telef ettik. Fakat mesaimizin mah sulünü bir vatan haininin elinde bırakıp gidiyoruz. Bilmem ne kazanmış olduk?Bu yersiz cevaba hayli öfkelenen Yavuz, hemen şu emri verdi:-Bunu burada idam edin!Muhafızlar hemen Yunus Paşa'nın kafasını uçurdular. Bir süre Yunuz Paşa'nın cesedini yanlarında taşıdıktan sonra, Katye mevkiinde Memlûk hükümdarlarında Sultan Halil tarafından yaptırılmış olan kervansaraya geldiler ve buraya defnettiler. Daha sonra orasının adı Yunus Paşa olarak anılmaya başlandı.
Şeyh Elvan hazretleri, Denizli evliyâsındandır. Türbesi Çal'ın Şeyh Elvan köyü (Kocaköy) mezarlığındadır. Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Sultan Keykâvus "Ziyaroğulları" denilen devletin hükümdarıydı. İran taraflarında hüküm süren bu devletten bugünlere önemli hiçbir şeyin kalmamasına rağmen, Keykâvus hiç unutulmadı. İsmi siyaset bilimciler tarafından her zaman saygıyla anıldı.
Hükümdar Keykâvus, aynı zamanda büyük bir âlim idi. Vefat edeceği zaman oğlu Giylanşah'a yaptığı vasiyetleri İran'da meşhur olmuştur:
Bendegi Mahdûm-i Cihâniyan hazretleri Çeştiyye yolunun ileri gelenlerindendir. "Kutb-i Zaman" ismiyle de tanınır. Hindistan'da 1307 (H.707) yılında doğdu, 1383 (H.785) yılında Gücerât'ın Ahmedâbâd şehrinde vefât etti. Şeyhülislâm Rükneddin Ebü'l-Feth Kuraşi'nin talebesi, Nasıruddin Mahmûd'un halifesidir. Nâsıruddin Mahmûd da Nizâmüddin Evliyâ'nın halifesiydi. Delhi'ye giderek Sultân Muhammed Tuğluk Şah zamânında ona şeyhülislâmlık makâmı ve büyük bir dergâh verildi. "Hızâne-i Celâli" isimli eseri meşhurdur.
Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye çalışırdı.
Vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar kadına kalır. Kadın pazara her hafata çıkamıyor, ip eğiriyordu. Bir zaman baktıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi.