İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.864
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa der ki:-Aydın Reis, Devlet-i Osmani'de yetişmiş olan en kıymetli denizcilerdendir.Aydın, aslen Karamanlıdır ve Kemal Reis'in yetiştirmelerindendir. Kemal Reis, Eğriboz adasını fethetmiş ve oraya yerleşerek leventler yetiştirmeye başlamıştı. Bunlardan biri olan Aydın, kısa sürede kendini ispat etmiş ve Kemal Reis'in dikkatini çekti. Ona kendi kadırgasında görev verdi.
Akdeniz'de Barbarosların hakimiyet kurmaya namzet olduğu seneler. Türk korsanlar, Hristiyan gemilerine göz açtırmıyorlar. Bir Rodos Galisi (Büyük savaş gemisi), Malta açıkların da bir Türk kalyonu ile karşılaştı. Amiral, üzerlerine doğru hızla gelen bu kalyondakilerin kim olduğunu aklına bile getirmeden gevrek gevrek gülmeye başladı:-Bunlar da pek acemi çaylaklara benziyorlar. Üzerimize geldiklerine göre kim olduğumuzu bilmiyorlar galiba!Aynı anda Türk kalyonunda Sinan Reis, İlyas Reis ve arkadaşlarını şehid eden Amirali yıllar sonra karşılarında gördükleri için Allah'a şükürler ediyorlardı. Rodoslular, Türk gemisine iyice yaklaştıklarında, ön ve kıç kamaralarda dolaşan, mizane ve trenketedeki başları sarıklı ve mendilli insanları gördükten sonra:-Bunlar Türk denizcileri!.. Zorlu bir mücadele olacağa benzer... demekten kendilerini alamadılar.
Ebû Musa el-Medini hazretleri hadis hafızlarındandır. 501'de (m. 1108) İran’da İsfahan'da doğdu. İlk tahsilinden sonra Hemedan ve Bağdat’ta hadisin yanı sıra kıraat de okudu. Tahsilini tamamladıktan sonra İsfahan'a dönerek orada talebe yetiştirdi. 581'de (m. 1185) İsfahan'da vefat etti. Şöyle nakletmiştir:
Muhammed bin Sa'd en-Nişâbûri hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Büyük âlim Ebû Osman Hayrinin talebesi idi. Nişâbûr'da yaşadı. 320 (m. 932)'den önce vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Abdürrahîm-i İstahrî hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Hicrî dördüncü asrın ilk yarısında yaşadı. İlim öğrenmek için, Hicaz, Irak, Şam ve başka yerlere seyahatler yaptı. Ruveym bin Ahmed, Sehl bin Abdullah-ı Tüsterî ve başka büyük zâtlarla görüşüp kendilerinden ilim öğrendi. Hâlini gizlerdi. Dâima neşeli görünürdü. Bazen kıymetli elbiseler giyip, avlanmak için ormana giderdi. Av köpekleri ve güvercinleri vardı. Bir defasında, ava çıkmıştı. Bir kimse, gizlice kendisini takip etti. Gördü ki, bir dağın arkasına varınca köpekleri saldı. Kendisi Allahü teâlâyı zikretmekle meşgûl oldu. Kendisini takip eden kimse diyor ki:
Vehb b. Münebbih'ten rivayet edilmiştir, diyor ki:
- "İsrailoğullarının abidlerinden biri vardı ki, nehrin kenarındaki ibadethanesinde ibadet ederdi. Yakınında bir elbise tamir ve temizleyicisi vardı. Belinde para kemeri bulunan bir atlı gelip, kemerini ve elbisesini çıkarır. Nehirde elbisesini yıkar. Elbisesini giyer, fakat para kemerini orda unutup gider.