Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.565
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Zamânın pâdişâhı Kânûni Sultan Süleymân Han Sineçâk Yûsuf Baba hakkında anlatılanları ve tasavvuftaki yüksek derecesini işitmişti. Sine-çâk Yûsuf Baba'yla sohbet etmek ve ondan istifâde etmek üzere saraya dâvet etti. Fakat Sineçâk Yûsuf Baba, sultanlardan, devlet adam larından ve dünyâ adamlarından uzak durmayı kendine prensip edindiği için dâveti kabûl etmedi. İkinci ve üçüncü dâvetleri de kabul etmeyince, Kânûni Sultan Süleymân; "O gelmezse biz gideriz" deyip saltanat kayığına bindi ve Sütlüce İskelesine yanaştı. Sineçâk Yûsuf Baba'ya, Sultan sizi ziyârete geliyor" diye haber verdiklerinde; "Söyleyin gelmesin!" buyurdu.
Bir gün Yavuz Sultan Selim Edirne'ye giderken, onu uğurlayan kafile arasında Şeyhül islam Ali Cemali Efendi de vardı. Dönüşte 400 kişi lik bir grup insanın elleri bağlı olduğu halde bir yere götürüldüğünü gördü. Nereye götürüldüğünü sorunca bunların, yasağa rağmen ipek satın aldıkları, bu sebeple de idama mahkum edilen tüccarlar olduğunu öğrendi. Hemen geri dönerek Edirne'ye gitmekte olan padişahın arkasından yetişti ve:"Bu 400 kişinin katli helal değildir, mes'ul olursun, katlettirme!"Yavuz kızgın bir halde:"Halkın üçte birinin intizamı için, icabında üçte ikisinin katli caiz iken, üç beş kişi için neden mes'ul olurum?""Sultanım, bunların suçu halkın nizamını bozar mahiyette değildir.""Ya benim emrime muhalefet halkın nizamını bozmaz mı?""Sultanım, ipek tüccarlarının bunlara ipek vermesisizin rızanıza alamettir ve dahi Ümmet-i Muhammed'in erkeklerine haram olan ipek, kadınlarına helaldir."Zembilli Ali Efendi'nin bu sözleri, çok kızgın olan Yavuz'un öfkesini dindirdi ve bu söze hak vererek o 400 kişinin serbest bırakılması emrini verdi.
Âkif Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. 1686 (H.1098) senesinde Amasya'da doğdu. Zamânının ileri gelen âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsîl etti. Sultan Bâyezîd Medresesine müderris tâyin edilip ders okuttu ve talebe yetiştirdi. Daha sonra uzun müddet Amasya Müftîsi olarak vazîfe yaptı. Yaşlanınca müftîlikten ayrıldı. 1760 (H.1173) senesinde Amasya'da vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Ahmed Hammâmi hazretleri, büyük velilerdendir. Doğum târihi ve yeri bilinmemektedir. 1608 (H.1017) senesinde Halep'te vefât etti. Bir meclis kurup, insanlara, Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını bıkmadan anlattı. Her sınıftan insan gelerek derslerini dinleyip istifâde ettiler. Şöyle anlatılır:
İskilipli Abdülbâki Efendi Anadolu evliyasındandır. Çorum'un İskilip ilçesindendir. Doğum târihi bilinmemektedir. İlk tahsilini memleketinde yaptıktan sonra İstanbul'a giderek tanınmış ilim adamlarından din ve fen ilimlerini tahsil etti. Bu sırada gözlerine bir hastalık gelerek bir gözü görmez oldu...
Devr-i Saadet'te bir Yahûdi, bir Müslüman'a iftira ederek Peygamber Efendimiz'e (sallallahü aleyhi ve sellem) şikâyette bulundu:
-Bu adam benim devemi çaldı. Bu deve benimdir, işte şahidlerim, diyerek iki de münâfıklardan yalancı şahid gösterdi.
Gerekli inceleme yapıldı, durum Müslüman'ın aleyhine tecelli ederek devenin Yahûdi'nin olduğuna hükmolundu ve deve Müslüman'dan alınarak Yahûdi'ye teslim edildi. Bununla kalsa iyi. Hırsızlık yaptığı için o Müslüman'ın ayrıca eli de kesilecekti. O sahabi ellerini açarak: