Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.284.373

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Fakir Babası: İmâm-ı Ali Rızâ

İmâm-ı Ali Rızâ hazretleri, 'Oniki İmâm'ın sekizincisidir. 770 (H.153)de Medîne'de doğdu. 818 (H.203)’de Tûs (Meşhed)de vefât etti. Halîfe Me'mûn, İmâm-ı Ali Rızâ hazretlerini çok sever, sık sık onunla görüşürdü. Saraya gelişinde saray görevlileri onu karşılar, hürmet gösterirlerdi. Fakat bu hürmetleri mecbûriyetten idi. Çünkü İmâm hazretlerini sevmiyorlardı. Bir araya gelerek, hazret-i İmâm'ın geldiğinde sarayın perdesini kaldırmamaya ve onu karşılamamaya karar verdiler. Fakat hazret-i İmâm oraya her gelişinde ellerinde olmadan kalkıp, karşılayıp perdeyi de kaldırıyorlardı...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Dilekçesi Sirtinda

Ahmet Vefik Paşa, deli-dolu bir insandı ama, bir o kadar da yardım yapmayı severdi. Bir gün, kırk yıl çalıştıktan sonra, kadro darlığı yüzünden işinden çıkarılan bir memur, Paşa'nın karşısına çıkar:" Çok muhterem vâli Paşa'mız hazretleri, diyerek söze başlar. Dilekçe yazmak için gerekli kâğıdı ve pulu alacak param bile yok. Bendenizi münasip göreceğiniz bir vazifeye yeniden tâyin etmenizi arz ve istirham ederim. Adım, falan oğlu filan. dilekçemin tarihi de bugündür, diye sözlü dilekçesini vâli Paşa'ya sunar.Vâli adamı dinler. Hademeyi çağırır ve tebeşir ister. Adama da sırtını dönmesini söyler ve sırtına tebeşirle şunları yazar: "Dilekçe sahibine münasip bir vazifenin verilmesi için defterdar beye…" Sonra da adama, gidip defterdarı görmesini söyler. Adam sevinerek çıkar; ancak, çok geçmeden defterdar vâlinin makamında görülür. Adamın sırtındaki yazıyı okumuştur. Bunun şaka olup olmadığını bir de vâliye sorup, emri bir de vâliden duymak ister.Ahmet Vefik Paşa defterdara:" Bunun şakası-makası yok. Biçâre adamın dilekçe yazacak ve buna pul yapıştıracak kadar bile parası yokmuş. Onun için dilekçesini sözlü okudu. Ben de bir seferlik pul parasını affettim. Kâğıdı olmadığına göre havâleyi de tebeşirle sırtına yazdım. Zavallı adamı hemen uygun bir işe yerleştiriniz, diye emir verir

Vehbi Tülek

Doğu Afrika Fatihi Özdemir Paşa

Vehbi Tülek

17 - Korkma!

Vehbi Tülek

Varna Meydan Savaşi

Vehbi Tülek

Sultan II. Murad, şehzade Alaaddin Çelebi'nin vefat etmesi üzerine son derece üzüldü ve devlet işlerini on iki yaşındaki oğlu Sultan Mehmet'e bırakarak Manisa'ya çekildi. İşte bu gelişmeler Macar kralı Ladislas içi bir vesile oldu. derhal Osmanlılarla yaptığı antlaşmayı bozan Ladislas, savaş hazırlıklarına başladı. Haçlı ordusu Kasım ayının dokuzuncu günü Varna şehrine girdi. Müttefikler ordusunun saldırı hazırlıkları yaptığını haber alan Osmanlılar ise derhal bir harp meclisi topladılar. Bu mecliste Sultan Murad'a mektup yazılmasına karar verildi. Bu mektupta Sultan Murad'a derhal tahtına çıkmasının gerekliliğinden bildirilmişti. Sultan Murad ise mektupa şöyle cevap veriyordu; "Oğlumuz Sultan Mehmed'e hilafet makamını ve saltanat tahtını devretmekten maksadımız, bundan böyle istirahat etmekten ibarettir. Padişahlık kendine lazımsa din ve devleti korusun!"

Zirhimi Giyinip Kilicimi Kuşandim

Vehbi Tülek

Naime Sultan

Vehbi Tülek

Mahpeyker Valide Sultan

Vehbi Tülek

Yildirim Bayezid’in Mendili

Vehbi Tülek

Sinan Reis

Vehbi Tülek

Sultanim Özür Dileriz

Vehbi Tülek

10 - Bir Daha Gelmemize Hacet Kalmaz

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Mucize Ve Kerâmet Harikulade Hâllerdir

Kirmastılı Yûsuf Efendi Osmanlı müderris ve kadılarından olup Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. Bursa'ya bağlı Kirmasti (Mustafakemalpaşa) kasabasında doğdu. İstanbul'da 900 (m. 1494)'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yüzde Beşten Fazla Kâr Almayan Zat

Vehbi Tülek

Sırrî-yi Sekatî hazretleri evliyânın meşhurlarındandır. Bağdât'ta doğdu. 865 (H.251)'de orada vefât etti. Tasavvufta, verâ ve takvâda asrının bir tânesi idi. Hâris-i Muhâsibî ve Bişr-i Hafî'nin akrânıdır. Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin hocasıdır. Ticâret yapardı. Bağdât'ta bir dükkânı vardı. Ticârette yüzde beşten fazla bir kâr almazdı. Bir defasında altmış altına bâdem aldı. Bâdem birden pahalılaştı. Tellal, bâdemleri doksan altına satmak istedi. Sırrî-yi Sekatî hazretleri, "Ben âdetimi bozmam, ancak 63 altına satarım" dedi. Tellâl ise bunu kabûl etmeyip malları satmadı. Kendisi anlatır:

Sadi Çelebi

Vehbi Tülek

Âlimin Sözü Doğru, Yediği Helâl Ise

Vehbi Tülek

Molla Sâlih Çelebi Osmanlı Devleti zamânında Anadolu'da yetişen Hanefi mezhebi fıkıh âlimi ve devlet adamlarındandır. 1493 (H.899) senesinde Kosova'da Volçitrin'de doğdu. Medrese tahsilini tamamladıktan sonra, İstanbul'da İbn-i Kemâl Paşanın derslerine devâm etti. İcâzet aldıktan sonra, Edirne'de müderrislik, Halep, Şam Mısır kâdılığı yaptı. Emekliye ayrılıp İstanbul'a yerleşti. 1563 (H.973) senesinde vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Ebu Muhammed Havvas

Vehbi Tülek

Sabırlı Olmayan Kimseye Işlerinde Selâmet Yoktur

Vehbi Tülek

Ey Tavır Ve Hareketleri Güzel Olan âşıklar

Vehbi Tülek

Molla Câmî'ye Iftira Atan Bedevînin Sonu

Vehbi Tülek

Tövbe Ederek Allah'a Dön

Vehbi Tülek

Günahlarını Hatırladığı Zaman, Içi Titreyenler!

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah Diyen Genç

Allah Diyen Genç

Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Adalet Ve Tevazu

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Kabahat Kilincin Midir?

Abdullah El-acemî

Bereketi Var Mı?

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Her Şeyi Göze Almıştı!

Vehbi Tülek

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Vehbi Tülek

Bereketi Var Mı?

Vehbi Tülek

Arkadaşlarımı Korumak Için

Vehbi Tülek

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek