Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.641.572

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Nîmeti Değil, O Nîmeti Vereni Görmek Şükürdür

Ahmed Semerkandî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. On dördüncü asrın sonlarında vefât etti. Zâhirî ilimlerde Zeynüddîn-i Hafî'nin derslerinde yetişip, kalb ilimlerinde ve tasavvuf yolunda da Hâce Alâüddîn-i Attâr hazretlerinin sohbetlerine devâm etmekle ilerledi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hasan Can’in Tabiri

Yavuz Sultan Selim Hân'ın sırdaşı ve yoldaşı olan, birçok dil de bilen ve âlim bir zat olan Hasan Can'a, birgün Sultan der ki:-Bu gece rüyâmda Muhammed Bahşi hazretlerini gördüm. Beyaz bir elbise giymiş, yolcu luğa hazırlanıyordu.Hasan Can, gayriihtiyâri olarak cevap verir:-Âhıret yolculuğu olsa gerektir.Sultan'ın bu cevâba canı sıkılır. -Sen bilmez misin? Rüyâlar tâbire bağlıdır. Eğer şeyh hazretlerine birşey olursa, sakın gözüme gözükme! Çok geçmez, Muhammed Bahşi hazretlerinin vefât haberi gelir. Hasan Can hâl ehli dir, telâşlanmaz. Sultan'a der ki; -Araştıralım. Eğer benim tâbirimden sonra vefât ettiyse cezâya râzıyım. Ama önce vefât etti ise, Sultanım bu fakire bir hediye verse gerek.Araştırmalar sonunda Hasan Can haklı çıkar. Sultan, kaftanını çıkarır, bir kese altın la birlikte hediye eder. Hasan Can kaftanı alır, parayı da fakirlere dağıtıp sevâbını Muham med Bahşi hazretlerinin rûhuna hediye eder.

Vehbi Tülek

Şaşiran ŞÂir

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Ve İbrahim Gülşeni

Vehbi Tülek

Ravza-i Murad’da Açan Gül

Vehbi Tülek

Osman Gâzi'nin, oğlu Orhan Gâzi'ye: "Istanbul'u al, gülzâr yap" diye vasiyet ettigi rivayet edilir. Uzun yıllar sonra, torunlarından II. Murad, bir gün sabah namazını kılmış, seccadesinde Kur'ân-ı Kerim okuyordu. Sûre-i Muhammed'i bitirmek, Sûre-i Feth'e baslamak üzereydi ki bir oğlunun daha dünyaya geldigini müjdelediler. Murad Han Gazi: "Ravza-i Murad'da bir gül-i Muhammedi açti" dedi ve sevinç gözyaşları döktü. Hicret'in 835. yılıydı. Ve 12 Recep 835 Cuma günü, vezirlerin, emirlerin ve âlimlerin hazır bulunduğu bir toplantıda, iki rekât şükür namazı kıldıktan sonra, kucağına verilen kundaklı bebeğin kulaklarına tekbir ve ezanlarla üçer defa "Mehmed" diye seslendi: "Şu Sehzâde Mehmed'imin kudûmü şânına âleme gülâb-i meserret saçılsın" dedi. Mehmed, iki cihan Peygamberi'nin adıydı ve "gül" Peygamber Efendimiz'in remziydi. Şehzâde Mehmed'in ebesinin adı Gülbahar'dı. Eşlerinden birinin adi Gülşah, birinin adı da yine Gülbahar'di. Ve dünyanın en güzel gülü onun ellerinde açıldı: İstanbul! Osman Gazi'nin vasiyeti yerine gelmis, İslâmbol "gülzâr" yapılmıştı. Bir gün nakkaş Sinan Bey, Hz. Fatih'in bir portresini yaptı; bir gül kokluyordu Hz. Fâtih, pek zarif bir gül. Büyük mânâlar taşıyan bir gül...

Fatih Ve Kazikli Voyvoda (drakula)

Vehbi Tülek

Ebdal Murad’in Kilici

Vehbi Tülek

Önce Küfrettiler Sonra Alkişladilar

Vehbi Tülek

Tunus’un Fethi

Vehbi Tülek

Buyurun Cenaze Namazina

Vehbi Tülek

Hakani Mehmed Bey’in Ricasi

Vehbi Tülek

Kadem-i Şerif Ve Sultan Ahmed

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Emîr Hüsrev Dehlevî

Emir Hüsrev Dehlevi hazretleri Hindistan'da yetişen büyük velilerdendir. 1253 (H. 651)'de Mü'minâbâd kasabasında doğdu. Hâce Nizâmüddin-i Evliyâ'nın hizmet ve sohbetine koştu; hakiki devlete saâdete kavuştu. Hâce hazretlerinin işâretiyle Hızır aleyhisselâmın sohbetiyle de şereflendi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ezan, Herkese Bildirmek Demektir

Vehbi Tülek

Sâlihzâde Mehmed Emin Efendi 107. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1117'de (1705) Edirne'de doğdu. Tahsilini tamamladıktan sonra müderrislik ve kadılıklarda bulundu. Anadolu, sonra Rume­li Kadıaskeri oldu. Nihayet Şeyhülislâmlığa tayin edildi. Emekli olunca Bursa'ya yerleşti. 1191'de (m. 1777) orada vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

İslâm Dîni, Hazret-i Ömer'le Kuvvetlendi

Vehbi Tülek

Onu Isteğine Kavuştur

Vehbi Tülek

Abdüla'lâ bin Abdila'lâ hazretleri hadis âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Basra'da doğdu ve orada yaşadı. 189 (m. 804)'de vefât etti. Buyurdular ki:

Uzun Emelli Kul Olmak!..

Vehbi Tülek

İbn-i Şihab Zühri

Vehbi Tülek

Âlime Değer Verilmeyen Günler Gelecektir!

Vehbi Tülek

Allah Ile Kul Arasındaki Işlere "diyânât" Denir

Vehbi Tülek

Kibir, Başkalarını Küçük Görmeye Sebep Olur

Vehbi Tülek

Ahî Çelebi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Garip Karşilanan Bir Adak

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Helvaci Çocuk

Pişman Oldular!

Sarik Ve Sakal

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Abdullah-i EnsÂrî

Vehbi Tülek

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek