Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.252
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Osmanlı Devletinin ikinci sultânı olarak tahta geçen Orhan Gâzi, Alâaddin Paşayı vezir tâyin etti. Devlet Merkezi Yenişehir'den Bursa'ya nakledildi. Askeri, idâri faâliyetlere ağırlık verilip, iktisâdi müesseseler kuruldu. Aşiret kuvvetlerine ilâveten "yaya" denilen piyâde sınıfı orduya dâhil edildi. Orhan Gâzi, 1327'de Bursa'da gümüş akçesini darbettirdi. Tâyinlerde bulunup, Akçakoca'ya Kandıra, Kara Mürsel'e İzmit Körfezinin güneyi ve Abdurrahmân Gâziye de yeni fethedilen Aydos ve Samandra'nın idâresi verildi. Bu kumandanlar, bulundukları mevkilerde fetihlerle de vazifeliydiler.
Sultan II. Abdülhamid demiryolu inşasına ehemmiyet vermişti . Toplam 33 yıl (1876–1909) padişahlık yapan Sultan II. Abdülhamid, bir hatırasında şunları ifade eder: "Bütün kuvvetimle Anadolu Demiryollarının inşasına çalıştım. Bundaki maksadımız, Mezopotamya ve Bağdat'ı Anadolu'ya bağlamak ve Basra Körfezine kadar ulaşmaktır. Alman yardımı sayesinde, buna maksat hasıl olmuştur. "Eskiden arazide çürüyen mahsülât ve hububatımız, şimdi rahatça sevkıyat bulmakta, madenlerimiz dünya piyasasına arz edilmektedir. "Hasılı, Anadolu için hayırlı, menfaatli bir istikbal hazırlanmıştır." * * * 66 yıllık Osmanlı döneminde (1856-1922) uzunluk rakamlarıyla birlikte inşa edilen demiryollarını şöylece sıralamak mümkün: * İzmir-Aydın ve şubeleri 610 km. * İzmir-Kasaba ve uzantısı 695 km. * Rumeli Demiryolları: 2383 km. * Anadolu-Bağdat DY: 2424 km. * Şam-Hama: 498 km. * Yafa-Kudüs: 86 km. * Bursa-Mudanya arası: 42 km. * Ankara-Yahşihan arası: 80 km. Yekûn: 8.600 km. * * * Burada önemli bir başka nokta da şudur: Osmanlı döneminde inşa edilen demiryolu hattının ancak 4000 kilometrelik (yarısından bile az) bölümü, misak-ı milli sınırları içinde kalabilmiş, geri kalan kısmı ise elimizden çıkıp gitmiş.
Hâce Kutbüddin-i Bahtiyâr hazretleri, çok âbid bir zat idi. Bir ân Allahü teâlâdan gâfil olmazdı. Devamlı namaz kılardı. Her gece, Resûlullah efendimize üç bin salevât-ı şerife okurdu. Zamânın sultânı dâhil, birçok kimse, kendisine her türlü maddi imkânı sağlamak için sâdece bir işâretini bekledikleri hâlde, Hâce hazretleri fakirlik içinde yaşamayı tercih ederdi. Bir şey veren olursa, onunla iktifâ ederlerdi. Zor durumda kalınca, hanımı, komşuları olan bakkalın hanımından borç ister, bununla yiyecek bir şeyler alırdı.
Ebu Hayseme Kufi hazretleri, hadis âlimlerinin büyüklerindendir. 100 (m. 718) senesinde Kûfe'de doğdu. Cizre'ye yerleşti. 173 (m. 789)'da vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
Hasib Dürri Efendi, Gâziantep velilerindendir. 1848 (H. 1264) senesinde doğdu. Abdullah-ı Dehlevi silsilesinden Ali Âkif Efendinye talebe oldu. 1913 (H.1332) senesinde vefât etti.
Hasib Dürri Efendi vefatından kısa bir zaman önce, kendisine; "İslâm memleketlerinde dünyâya gelen Müslümân çocukları, ana, babasından, komşularından, hocalarından görerek, öğrenerek Müslümân oluyor. Başka memleketlerdeki kâfir çocukları ise, kâfir olarak yetişdirilip, Müslümânlıktan mahrûm ediliyor. Bunlar da İslâm terbiyesi ile yetişdirilseydi, Müslümân olur, Cennete giderlerdi. Böyle yetişenlerin Cehenneme gitmesi haksızlık olmaz mı?" diye bir sual sordular. Cevap olarak buyurdu ki:
İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar. Bunların arasında zayıf bir bülbül vardı. "Madem elimden birşey gelmiyor, öyleyse ben de İbrahim aleyhisselam ile beraber yanayım" diye kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki: