Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.189
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Mimarimizin dev üstadı Sinan tarafından İstanbul'un yedi tepesinden birinde inşa edilen Süleymaniye Camiinin temel atma törenine devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte bütün devlet erkanı gelmişti. Bu muhteşem mabede ilk taşı da Şeyhülislam Ebus Suud Efendi koymuştu."Bir vakt-i şerif ve bir saat-i said-ü latifde ol cami-i münife temel uruldu" diyerek işe başlayan Mimar Koca Sinan, bu büyük eseri yedi yılda tamamladı.
Ferdinand'dan sonra Avusturya kralı olan Maximillian ile Osmanlı himayesi altında olan, komşusu Erdel kralı Sigismund, sürekli birbirlerine saldırıp huzursuzluk çıkarıyorlardı. Oysa ki Erdel kralınının her hareketinde Osmanlı hükûmetine danışması ve müsaade edildiği kadar faaliyet göstermesi gerekiyordu. Avusturya kralı Erdel kralını, o da Avusturya kralını Kanuni'ye şikayet ettiler. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman Han, 72 yaşında olduğu halde sefere çıktı. Belgrad'a geldiklerinde, Zemun konağında Erdel Kralı Sigismund, padişahın huzuruna çıktı ve hemen önünde diz çöktü. Kanuni:-Ayağa kalk...dedi. Sigismund ayağa kalkıp:-Eski kul oğlu kulum. Ferman padişah hazretlerinindir, diye boyun büktü. Kanuni ona:-İyilik üstüne iyilik göreceksin. Asker ve cephane tedarikine çalış. Seferimizde bize katıl. Ne zaman bir ihtiyacın olursa bildir ki, çaresine bakalım...Sigismund böyle bir hareket karşısında şaşkına döndü. Çünkü padişahtan ağır bir ceza bekliyordu. Başını önüne eğip cevap veremeden huzurdan çıktı. Dışarı çıkınca adamlarına:-Padişahın muhabbeti beni sarhoş etti, konuşmaya takatim kalmadı...dedi.
Müslim bin Yesar hazretleri, Tabiinin büyüklerindendir. Çok ibadet eden, dünyaya düşkün olmayan, kıldığı namazlarından büyük lezzet alan bir âlim idi. Künyesi "Ebu Abdullah"tır. Beni Ümeyye'nin kölesi idi. Ömer bin Abdülaziz hazretlerinin hilafeti zamanında, 100 (m. 718) tarihinde, Basra'da vefat etmiştir...
Hezârgradlı Feyzullah Efendi Osmanlı âlim ve velilerindendir. Şimdi Bulgaristan'da bulunan Silistre'nin Hezârgrad kasabasında 1805 (H.1220) senesinde doğdu. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin halifelerinden Hüseyin Vâiz Efendinin sohbetlerinde yüksek derecelere kavuştu. Onun vefatından sonra da Konya'da Muhammed Kudsi Efendiye intisab etti. İcâzet ve hilâfet verilerek Malatya'ya gönderildi. Nihayet İstanbul'a gidip talebe yetiştirdi. 1876 (H.1293)'de İstanbul'da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Çocukluğundan itibâren ilim tahsil eden Muhammed Gazâli, fıkıh ilminin bir kısmını kendi memleketinde okudu. Bir müddet sonra Cürcân'a giderek İmâm Ebû Nasr İsmâili'den ders aldı. Üç sene kadar Cürcân'da ilim öğrendi. Sonra tekrar memleketi olanTûs'a dönmek üzere yola çıktı. Memleketinde bulunduğu üç sene içinde âlim zâtların derslerine ve ilim meclislerine devâm etti. Üç yüz binden fazla hadis-i şerifi ravileriyle ezbere bilen İmam-ı Gazali hazretleri "Hüccetül-İslam" adıyla meşhurdur.
Sultan III. Mustafa zamanındaki evliyanın büyüklerinden olan Abdülehad Nuri Efendi, Süleymâniye Câmiinde vâz ettiği bir gün, kürsüye bir kâğıt kondu. Vâzdan sonra, bu şekilde konan kâğıtları okurlardı. Kâğıdı okuyunca; "Sizin gavs olduğunuz söyleniyor. Gavs olan, Allahü teâlânın izni ile istediğini yaparmış. Eğer gavs iseniz, beni bu mecliste öldürün bakalım." yazıyordu. Abdülehad Efendi bu yazıyı okuyunca; "Taassub insanı nelere götürürmüş. Sübhânallah, biz âciz ve fakir bir kuluz. Halk bizi gavs ve kutb bilir. Hak teâlâ onları tasdik eyleye. Kutb olanlar nefis ehli olanlar gibi, ben bunu yapamaz mıyım diye elinden geleni yapmaya kalkışmaz. Onlara sıkıntı ve cefâ verilse bile onlar affederler. Onun için yüksek mertebelere eriştiler. Fakat evliyâ, kınından çekilmiş bir kılıçtır. Bir kimse kendini kılıca vursa, kabahat kılıcın mıdır, yoksa kendini kılıca vuranın mı?" buyurduklarında, câminin içinde; "Aman, eyvah, eyvah." diye bir çığlık koptu. O kâğıdı yazan kişi o anda vefât etti.