Samimî bir şekilde tövbe ettim

Ebû Osman Hayri hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Aslen Rey şehrinden olup, Nişâbûr’a gelip yerleşmiştir. Zamanın önderi ve bir tanesi idi. Önceleri Şah Şüca’ Kirmânî’nin talebesi idi. Hocasıyla birlikte Nişâbûr’a gidince orada kaldı ve Ebû Hafs’ın talebesi oldu. Ebû Hafs’ın kızı ile evlenmiştir. 298 (m. 910) senesinde vefât etmiştir.

Ebû Osman Hayri, bir gün talebeleriyle beraber yolda yürürken, biri damdan başına bir mangal kül döktü. Talebeleri bu duruma çok üzüldüler ve adama yaptığının kötülüğünü anlatmaya kalktılar. Bunun üzerine Ebû Osman “Ateşe lâyık olan bir kimseye, kül dökülmesine binlerce defa şükretmek lâzım gelir” dedi. Ebû Amr anlatır: “Ebû Osman’ın meclisinde tövbe etmiştim. Bir süre sonra tekrar günah işlemeye başlayınca, onun sohbetlerini terk ettim. Ondan kaçıyordum... Bir gün beni yolda görünce; -Yavrucuğum, günahsız ve temiz olduğun sürece düşmanlarınla oturma. Çünkü düşman, sendeki kusuru görür ve bundan dolayı sevinir. Buna da sen üzülürsün. Günah işlemen gerekiyorsa, gene bizim yanımıza gel, biz sana katlanırız deyince, günah işlemekten vazgeçtim ve samimî bir şekilde tövbe ettim...” Bir gün Ebû Osman’a inanmayanlardan birisi onu yemeğe davet etti. O da daveti kabûl edip, o kişinin evine gitti. Adam kapıdan ona “Ey obur! Yiyecek bir şey yok geri dön” dedi. Ebû Osman geri dönüp giderken tekrar çağırdı ve “Bir şeyler yiyebilmek için ne kadar ciddî davranıyorsun. Yiyecek hiçbir şey yok” dedi. O gene geri döndü. Fakat adam tekrar çağırdı ve “Köpek var yersen ye, yoksa hemen git” dedi. Bu hâl tam otuz kere tekrarlanmasına rağmen Ebû Osman hiç incinmedi, hiç kırılmadı. En sonunda adam ondan özür diliyerek, talebesi oldu. “Sen nasıl bir kişisin ki, sana otuz kere hakaret ettim ve kovdum. Ama sende hiç kırılma ve incinme belirtisi görülmedi” diye sordu. O da cevap olarak; “Kırk yıldan beri, Allahü teâlâ beni hangi hâl içinde bulundurursa bulundursun, hiç hoşnutsuzluk duymadım” dedi. Ebû Osman buyurdu ki: “Sünnet-i seniyyeyi kendisine rehber edinen hikmet, nefsinin arzularını kendine hâkim kılan, bid’at söyler.” “Korku, Allahü teâlânın adâletinden, ümit ise lutfundandır.” “Tevekkül, Allahü teâlâya itimâdı tam olduğundan, onunla yetinmektir.” “Akıllı, korktuğu şey başına gelmeden önce, onun çâresine bakandır.” “Allah korkusu, seni O’na ulaştırır ve kendini beğenmekten uzaklaştırır.”

Toplam Görüntülenme: 56

Yayın tarihi: Perşembe, 08 Temmuz 2021

Bunları okudunuz mu?