Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.584.365
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Zariflerden bir devletlûnün maiyyetinde çalışanlar, "Bizim müdür Bey'e bu akşam habersiz iftara gidelim" diye yola koyulmuşlar. İftara beş dakika kala da kapıya dayanmışlar. Müdür Bey, evdeki hazırlıksızlığı düşünerek, biraz mahcup, "Buyurun!" demiş. Sonra telaşla mutfağa geçip hanımına durumu anlatmış. Kadın bir an düşünmüş ve çareyi bulmuş:" Efendim, sen hiç üzülme. Top patlayınca iftâriyeliklerle orucunuzu açın. Sonra "Bizde âdet yemekten önce akşam namazını kılmaktır" deyip öne geç. İlk rek'atte zamm-ı sûre olarak "Yâ sin" sûresini oku. İkinci rek'atte de "Fetih" sûresini... O sırada ben çorbayı ve pilavı pişirmiş, salatayı hazırlamış olurum. Namazdan sonra da âfiyetle yersiniz. Kadının bu buluşu karşısında her halde müsâfirler, hiç habersiz gittikleri evde, herkese yetecek kadar yemek bulduklarına şaşıp kalmışlardır!..Tabii akşam namazının neden bu kadar uzadığının da farkına vararak...
Osmanlı Devleti zamanında, İstanbul Okmeydanı, birçok ünlü atıcılar görmüştür. Bunların en namlılarından biri de Tozkoparan İskender'dir. O sıra İran'dan Bahtiyar adını taşıyan bir pehlivan gelip, hükümdarın yanında sert yaylar çekmiş, birçok aynalar (metal levha) vurmuş ve büyük hünerler göstermiş. Hükümdar; "Bizde buna gâlip olan kimse yok mudur?" deyince,"Pâdişahım bir nice gün izin verin tedârik olunur." demişler. Atıcıların ileri gelenleri bir yere toplanıp görüşmüşler ve şu tedâriki görmüşler: Birkaç kantar ağırlığındaki bir top taşına demirden bir halka yapıp Bab-ı Hümayun'dan içerideki meydana koymuşlar ve; "Her kim bu taşı kaldırırsa, çok büyük ihsan vardır!" diye etrafa haber yaymışlar. Bileğine güvenen herkes o demir halkaya yapışıp ancak yerden iki parmak kadar kaldırabilmiş. Ziyade kaldırabilen ancak bir karışı bulabilirmiş.
Abdullah bin Hâzır rahmetullahi aleyh, evliyânın büyüklerinden ve hadis âlimidir. Zünnûn-i Mısri'nin arkadaşıdır. İran'ın Rey şehrinde doğmuş ve orada vefât etmiştir. Doğum ve vefât târihleri belli değildir. Hicri dördüncü asırda vefât etmiştir... Yûsuf bin Hüseyin şöyle anlatır:
Şemseddin Bakari hazretleri "rahmetullahi aleyh" Osmanlı devrinde Mısır'da yaşamış olan Şafii fıkıh âlimlerindendir. Mısır'ın Dâr'ül-Bakar köyünde doğdu. Tahsilini Kahire'de yaptı ve çok talebe yetiştirdi. 1111 (m. 1699)'da Kahire'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Me'mun'un ölümü üzerine 833 yılında kardeşi Mu'tasım Abbasi halifesi oldu. Onun halifeliğinde Bizanslılarla uzun süren savaşlar yapıldı. Mu'tasım (833 - 842) döneminde Bizans İmparatoru Theophilos topladığı büyük bir ordu ile İslam memleketleri üzerine yürüdü. Oldukça büyük bir kuvvetle İstanbul'dan hareket eden imparator Orta Anadolu'ya geldiği sırada kuvvetlerini iki kısma ayırarak bir kısmını doğuya, Erzurum üzerine gönderdi. Kendisi de asıl kuvvetlerinin başında olduğu halde yukarı Fırat havzasına doğru yürüdü...
İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar. Bunların arasında zayıf bir bülbül vardı. "Madem elimden birşey gelmiyor, öyleyse ben de İbrahim aleyhisselam ile beraber yanayım" diye kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki: