Onun Yüzünde Hiç Ölüm Işâreti Yok!
Abdullah Herâtî, Silsile-i aliyye büyüklerinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin yetiştirdiği velîlerdendir. Afganistan'ın Herât şehrinde doğdu, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Şam'da vefât etti...
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
16.582.824
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah Herâtî, Silsile-i aliyye büyüklerinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin yetiştirdiği velîlerdendir. Afganistan'ın Herât şehrinde doğdu, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Şam'da vefât etti...
1914'ün Kasım ayında İngiltere ve müttefikleri Osmanlı İmparatorluğuna savaş açtı. Britanya İmparatorluğu , Avustralya ve Yeni Zellanda'nın Anzak birliklerini de savaşa çağırdı. Bunun üzerine kıtanın dört bir yanına gençleri cepheye davet eden afişler asıldı.1914 yılı sonunda on binlerce Anzak, gemilere doluşup yola koyuldular. Hiç bilmedikleri bir ülkeye, hiç tanımadıkları yaşıtları ile savaşa gidiyorlardı. İşte o günlerde Osmanlı padişahı ve Halife Sultan Reşat, imparatorluğa savaş açan düşmanlara karşı dünyanın her yanındaki müslümanlara cihad çağrısı yaptı. Bu çağrı okyanuslar aşarak, Avustralya'da yaşayan iki Müslüman'a kadar ulaştı.
Cihan sultanı Kanuni Süleyman Han, ikinci defa çıktığı İran seferinden de galibiyetle dönüyordu. Fakat savaş meydanlarında Osmanlı askerinin karşısından kaçan İran Şahı Tahmasb, padişah İstanbul'a avdet edince, her zaman yaptığı gibi Osmanlı sınırını geçti ve topraklarımıza saldırmaya başladı. 1551 yılında oğlu İsmail Mirza'yı kalabalık bir ordu ile Erzurum üzerine gönderdi. -Kalenin anahtarlarını Kanuni Sultan Süleyman oraya yetişmeden istiyorum, diye talimat verdi.Erzurum beylerbeyi İskender Paşa kahraman bir askerdi. Kanuni, kendisine bu vazifeyi verirken :-Baka İskender, seni böyle mühim bir sancağın muhafazasına memur eyledik. Görelim seni, yüzümüzü kara çıkarma, demişti.
Bedreddin ibn-i Cemâa hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. 639 (m. 1241)'de Suriye'de Hama'da doğdu. 733 (m. 1333)'de Kâhire'de vefât etti. Keşf-ül-me'âni isimli eserinde buyuruyor ki:
Mustafa Efendi, 1479 (H.884) senesinde Muğla'da doğdu. Ubeydüllah-i Ahrâr hazretlerinin talebesi Seyyid Emir Ahmed Buhâri'nin sohbetlerinde yüksek mânevi makamlara ve hâllere kavuştu. Hocasının vefâtından sonra Anadolu'dan ayrılıp
Hicaz'a, sonra Semerkand'a gitti. Burada Hâce Ubeydüllah Semerkandi'nin zâviyesinde, tâliblere zâhiri ve bâtıni ilimleri öğretirdi. 1560 (H.968) senesinde, Semerkand'da Hâce Ubeydüllah-i Semerkandi zâviyesinde vazifeli iken vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce Özbek Sultanına yazdığı mektupta buyurdu ki:
Ahmed Saffâr hazretleri hadis âlimlerinden olup hafızdı, yüz binden çok hadis-i şerifi senetleriyle birlikte ezberlemişti. 352 (m. 963)'de Basra'da vefât etti. Hazreti Âişe vâlidemizden (radıyallahü anhâ) şu hadis-i şerifleri nakletti:
Bir gün Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
- Cennetlik hanım isteyen, Ümmü Eymen'le evlensin!..
Ümmü Eymen iyi kalbli ve Habeşli bir câriye idi. Peygamber Efendimize, anacığından emânet kalmıştı...
Artık delikanlı olan Hz. Zeyd, Resulullah efendimizin bu müjdesi üzerine hemen, o siyahi hanımla evlendi. Üsâme adlı bir de oğulları oldu...