Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.604.940
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Osmanlı devletinde bütün kararlar, Divan denile meşveret meclisinde alınırdı. Bütün Vezirler, Paşalar, Beylerbeyleri fikirlerini beyan ederler, fakat son söz yine Padişahın olurdu. 1621 yılının Nisan ayı başları. Yapılan Divan-ı Hümayun'da, bütün Vezirlerin ve Sadrazamın karşı çıkmasına rağmen, henüz 16 yaşındaki Padişah Genç Osman, Lehistan üzerine sefer açılmasına karar verdi.29 Nisan 1621. Otağ-ı Hümayun, Davut Paşa kışlasına kuruldu. Harp tuğları dikildi.
Osmanlı Devletinde 4-7 yaş arasındaki çocuklara "elif-ba" ve ahlak bilgilerinin öğretildiği ilk mektebe başlatılırken yapılan merasim. Bu merasimin bir kandil günü olmasına bilhassa dikkat edilirdi. Bu mümkün olmazsa, pazartesi veya perşembe günleri yapılırdı.Merasime bir gün önceden evin temizliğiyle başlanırdı. Ayrıca ailenin mensupları Kapalıçarşı'ya giderek, okula başlayacak çocuğa ve mahalledeki fakirlerin çocuklarına gerekli eşyaları alırlardı. Bundan başka aile yadigarı rahle de cilaya verilirdi.Amin alayı yapılacağı gün, sabah namazından sonra çocuğa yeni elbiseleri giydirilir, hazırlık tamamlanınca ailece Eyüb Sultan'a gidilir ve burada dua edilirdi. Eve dönüldükten kısa bir süre sonra, okul çocukları ile ilahiciler gelirdi. Her okulun ayrı bir ilahicisi vardı. Semtte, amin alayı bir seyir vesilesiydi. O gün sokaklarda bir bayram havası ve görülmedik bir kalabalık olurdu.
Hamdûn Kassâr hazretleri, evliyânın büyüklerinden olup, veciz sözleri ile tanınmıştır. 884 (H.271) senesinde Nişâbûr'da vefât etti. Kendisine "Eski büyüklerin sözleri, bizim sözlerimizden daha tesirliydi. Bunun hikmeti nedir?" diye sordular. Cevâbında buyurdu ki: "Onlar, Allahü teâlânın rızâsı, İslâmiyetin izzeti, yükselmesi ve nefslerinden kurtulmaları için konuşurlardı. Biz ise nefsimiz için, dünyâlık ele geçirmek ve insanlar tarafından kabûl görmek için konuşuyoruz. Böyle olunca, elbette sözlerimiz kimseye tesir etmez."
Alacahisarlı Hasan Efendi Osmanlı velîlerindendir. Alacahisar'da doğup, büyüdü. İlim tahsîlini İstanbul'da yaptı. İstanbul'da Mirahor Zâviyesinde yerleşip zâhir ve bâtın ilimlerinde yetişmek için çalıştı. Şeyhülislâm Şeyhî Efendinin sohbetlerine devâm etti. Sonra İbrâhim Gülşenî'nin halîfelerinden Hasan Zarîfî'ye talebe oldu. Zarîfî Efendi vefât edince Şeyh Yâkûb Efendinin hizmetine girdi ve talebesi oldu. Halvetiyye ve Celvetiyye yollarının feyizlerine kavuştu. 1609 (H.1018) senesinde vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
Şemsüddîn Bekrî hazretleri meşhur velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1523 (H.930) senesinde Mısır'da doğdu. 1585 (H.994) senesinde Kahire’de vefât etti. Büyük bir âlim ve velî olan babasının terbiyesinde yetişti. Onun vefatından sonra yerine geçerek talebe yetiştirdi.
Kınalızâde Ali Çelebi şöyle anlatmıştır: Bursa'dan İstanbul'a gitmeye niyetlenmiştim. Gitmeden önce bir gece akrabâ ve bâzı arkadaşlarımla, müderris ve medrese mensupları ile sohbet ettik. Söz şeyhlerden açıldı. Bu arada hayatta olanlardan Şeyh Burhâneddin Efendiden de söz edildi. Ben onun hakkında bâzı uygunsuz sözler söyledim. Ertesi gün Mudanya'dan gemiye binip yola çıktım. Rüzgâr ters yönden esiyordu. Bozburun denilen yere geldiğimizde bindiğimiz gemi batma derecesine geldi. Artık gemide bulunan herkes geminin batmakta olduğuna kanâat getirdi. Ben de geminin kaptan odasında oturup, hayâtımdan ümidimi kesmiş ve şaşkın bir halde ölümü bekliyordum.