Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.595.876

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Beni Eve Götürün Artık Ömrümüz Bitmiştir

Hüsâmeddîn Çelebi Mevlânâ Celâleddîn Muhammed Rûmî hazretlerinin en önde gelen talebesi olup, onun halîfesi, vekîlidir. Konya’da doğdu. Mevlânâ, Çelebi Hüsâmeddîn'i pek ziyâde severdi. Mevlânâ hazretleri derse gelmediği zamanlar talebelere ders verirdi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Lütfi Paşa Ve Ya’kub Efendi

Lütfi Paşa, Yanya beyi idi. Lütfi Paşanın hayır ve hasenât yapmakla tanınan zevcesi Şâh Sultan, Ya'kûb Efendinin büyük bir zât olduğunu bilir; hürmet, muhabbet ve edeb gösterirdi. Bu günlerde Lütfi Paşanın İstanbul'a gelmesi lâzım olunca, yola çıkacakları sırada Şâh Sultan, Ya'kûb Efendiye o zamanlarda İstanbul'da bulunan büyük zâtları sordu. O da, İstanbul'da Merkez Efendiye tâbi ve talebe olmalarını söyledi. Lütfi Paşa İstanbul'a gelip, vezir-i âzam oldu. Şâh Sultan, Merkez Efendi ve talebelerine çok alâka gösterdi. Ya'kûb Efendi ile Merkez Efendinin birbirlerine olan muhabbetlerini İstanbul'a gelince daha iyi anladı. Dâvûdpaşa Mahallesinde, güzel bir câmi ve bir de hânekâh (dergâh) yaptırıp, sonra fermân ile Ya'kûb Efendinin İstanbul'a gelmesini temin ederek, bu yaptırdığı dergâhta yerleşmesini sağladı. Ya'kûb Efendi bu hânekâhda on sekiz sene kalıp, İslâma hizmet eyledi. Merkez Efendi, Kocamustafapaşa'da, Ya'kûb Efendi Dâvûdpaşa'da, aralarında muhabbet ve yakınlık ile, insanlara çok hizmet edip, yüzlerce talebe yetiştirdiler. Talebeler bâzan dergâhın birine, bâzan diğerine giderek, bu büyük zâtların vesilesiyle, ilim ve velilikte çok yüksek derecelere ve üstün makamlara kavuştular.

Vehbi Tülek

Kismetinde Olanin Kaşiğina Çikar

Vehbi Tülek

Ahmet Vefik Paşanin Bastonu

Vehbi Tülek

45 - Kaleye Çekilen Bayrak Gibi

Vehbi Tülek

Sultan II. Osman 22 Kasım 1617'de padişah olduğunda henüz 14 yaşındaydı. Fakat yaşı nın çok üzerinde bir olgunluğa sahip olan bu genç padişah, ecdadı gibi celadetli ve cesurdu. Tahta çıktığı senelerde, Avrupa'da söz sahibi bir devlet olan Polonya, Osmanlı sınırlarına saldırıyor, hatta bazı kaleleri ele geçiriyordu. Bunlardan en önemlisi de Hotin Kalesi idi. Bunun üzerine hemen sefere çıkılmasını emretti ve hazırlıklara başlandı.

Padişah Az Vermez

Vehbi Tülek

Zembilli Ali Cemali Efendi’nin Zembili

Vehbi Tülek

Osmanli’da Peygamber Sevgisi

Vehbi Tülek

Bir Şehîdin Son Sözleri

Vehbi Tülek

Bu Kadar Dilenciye Para Yetiştirmek KÂbil Mi?

Vehbi Tülek

Okmeydaninda İftar Merasimi

Vehbi Tülek

Haci Bayram-i Veli Hazretlerinin Nasihati

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

sultan Mehmed'e Yaraşır Bir Er Ol!..

Şehit mektubunun devamında şöyle yazıyordu: "Hünkârım, Bursa'da Akbıyık Sultan derler, bir derviş baba vardır. Çocukken onun önünde diz kırar, canımı kanımı coşturan Konstantiniyye'yi dinlerdim. Duâmız tek; şehâdetti! Delikanlı olunca "Ne zaman, ne zaman?" der dururdum hocam Akbıyık Sultan'a. Bu bekleyiş çok uzamıştı sanki. Anla ki Sultanım; şehâdete, Konstantiniyye'ye dost olmuştum. Bu öyle bir özlemekti ki; hani insan baba ocağından ırak kalır da ana yemeğini özler ya... Her tattığı o hasreti bir daha pişirir ya... İşte öyle Hünkarım! Nihayet, gün geldi Ulubatlı Hasan'a yeniçeri oldum. Babam derdi ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Geçim Darlığı Çeken Istigfâra Devam Etsin!

Vehbi Tülek

Sâdık bin Ali Ayderûsi hazretleri evliyanın meşhurlarındandır. 1588 (H.997) senesi Yemen'de Terim şehrinde doğdu. Seyyid olup, soyu Peygamber efendimize ulaşır. Yemen âlimlerinden tefsir, hadis, fıkıh ve başka ilimleri okudu. Tasavvuf ilminde yükseldi. Hocalarından icâzet aldı. Sonra Hindistan'a giderek Bendersûre şehrinde amcası Şerif Muhammed'i ziyâret etti. Sohbetlerinden istifâde etti. 1653 (H.1064) senesinde orada vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Tövbe Eden Fasık Gencin Derecesi!

Vehbi Tülek

Elyesa AleyhisselÂm

Vehbi Tülek

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. İlyâs aleyhisselâmdan sonra gönderilmiştir. Her ikisi de Mûsâ aleyhisselâmın dinini yaymakla vazifelendirilmiş nebi idiler. İlyâs aleyhisselâm, İsrâiloğullarını Allahü teâlâya imâna ve ibâdete çağırdı. Onu dinlemediler, hattâ memleketlerinden kovdular. Ba'l adındaki puta tapmaya ısrarla devâm ettiler. Bu isyânları ve azgınlıkları sebebiyle, Allahü teâlâ onlar üzerine belâ ve musibet gönderdi. Çeşitli sıkıntılarla cezâlandırıldılar. Memleketlerinden bereket kaldırıldı. Yağmur yağmaz oldu, kıtlık başgösterdi ve mahsûl alamadılar. Yiyecek bulamaz oldular. Açlıktan leş yemeye başladılar. Sonunda İlyâs aleyhisselâmı bulup, nasihatını dinlediler. İmân ettikleri için, üzerlerinde belâlar ve musibetler kaldırıldı. Bir müddet sonra, tekrar dinden dönüp puta tapmaya ve çeşitli günahları işlemeye başladılar. Küfürde ısrâr edip, imân etmeye bir türlü yanaşmadılar.

Ebü’l-hasen Begavî

Vehbi Tülek

cebel-ür-râsih Matar Bâzerâyî

Vehbi Tülek

Kim Ki Bir Mümine Yardım Ederse

Vehbi Tülek

Niyet Hayır âkıbet Hayır

Vehbi Tülek

Büyük Hadîs âlimi İmâm-ı Buhârî

Vehbi Tülek

İzzeddin Askalânî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi'nin talebesi olan Mahmûd Kefevi hocasının şu kerâmetini anlattı:"Gemiye binip İstanbul'a gitmek üzere yola çıktık. Ben o zaman gençtim ve bu benim ilk yolculuğumdu. Hoş bir rüzgârla dört gün gittik. Sonra şiddetli bir rüzgârla deniz kabardı. Dalgalar her taraftan vurmaya başladı. Gemide bulunanlar korku, dehşet ve ümitsizlik içinde bâzı mal ve eşyâlarını denize attılar. Bu ızdırap ve sıkıntı bana da ümitsizlik vermeye başladı. Hocam Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi, geminin alt katında sâkin ve telaşsız bir halde oturuyor du. Dalgaların şiddetli vuruşları gemide bulunanların ve benim korkumu iyice arttırdı. Hocam bana bakıp; "Korkma! Allahü teâlâ bizi kurtaracak ve biz Erikli Kasabasının doğu tarafındaki Hacı Baba Dergâhında kuşluk vakti oturup süt içeceğiz ve incir yiyeceğiz." buyurdu. Gemici lerin hesâbına göre seksen mil yolumuz kalmıştı. Ebû Bekr Kefevi hazretleri sükûn ve vekar içinde tatlı ve güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başladı. Biz rahatladık ve korkumuz kalma dı. Halbuki dalgaların vuruşları hâlâ devâm ediyordu. Nihâyet Allahü teâlâ bizi, hocam Ebû Bekr Kefevi hazretlerinin duâsı bereketiyle kurtardı. Gecenin sabahında Erikli sâhiline çıkıp doğruca Hacı Baba Dergâhına ziyârete gitti. Biz de onu tâkib ettik. Hep birlikte oturduk. Hocamız Kur'ân-ı kerim okuyor biz de dinliyorduk. O sırada dergâhın çevresinden bir kadın iki elinde birer çanak ile çıkageldi. Kapları önümüze bıraktı. Biri süt, diğeri incirle doluydu. Şeyh Ebû Bekr Kefevi tebessüm ederek bize baktı ve; "Bismillah ile yiyiniz!" buyurdu. Biz besmele ile yedik. Hocamın bu kerâmetine şâhid olduğumuz zaman, 1542 (H.949) senesiydi."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Sarik Ve Sakal

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Keramete İnanmayan Âlim

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

9 Evi Dolaşan Kelle

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Minareden Okunan Şiir

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek