Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.420
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Yavuz Sultan Selim Han mübârek, bir gün nasıl olduysa gönül ehli olan Şâir Hikmet'i yanlışlıkla üzüp, yanından uzaklaştırmış. Şâir Hikmet de, diyâr diyâr dolaşıp yerleşecek yer aradıktan sonra, nihâyet Van Müftüsü'nün yanında kâtip olarak çalışmaya başlamış. Aradan zaman geçtikten sonra, Sultan Selim Han şâiri tekrar bulmak istemiş. Fakat ara ki bulasın... Şâir sanki yer yarılmış da içine girmiş. Düşünmüş, taşınmış ve aklına bir fikir gelmiş. Demiş ki, 'Ben bir mısrâ yazayım ve bir yarışma düzenlensin. Benim mısrâmı beyte tamamlayan en güzel mısrâyı yazana mükâfât vereceğimi ilân edeyim. Şüphesiz ki Şâir Hikmet de dayanamayıp, katılacaktır. O vakit, onu üslûbundan tanırım.' Ardından şu mısrâyı yazmış:
'Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu?'
"Osmanlı Sultanı Abdülaziz Han Hazretlerini Paris'te görmek ve ağırlamakla büyük şeref duyacağımızı...Temmuz 1867 başlarında açılacak "Exposition" Büyük Paris Fuarını teşriflerinizi... Bu hususta vaki emir ve arzularının İstanbul sefarethanesi ne ulaştırılmasını... Yüksek takdirlerinize, daimi saygılarımızla arz ederiz... Fransa İmparatoru Napoleon III"Fransız elçisi, kraliyet davet mektubunu sunarken çok heyecanlıydı. Kont Bourrée:-Sultan hazretlerini bütün Paris ve bütün Fransa, samimi bir heyecanla beklemekte dir...diyebildi. Başmabeyinci:-Efendimize arzederiz...cevabını verdi.Üç gün sonra İngiltere Büyükelçisi de, bir Resmi Davet Mektubu" takdim etti. Kraliçe Victoria da, "Yeryüzü Müslümanlarının Halifesi"ni Londra'da ağırlamak istiyordu.Abdülaziz Han kararsızdı. Yakınlarıyla istişare etmek lüzumunu hissetti:-Bu güne kadar hiçbir Osmanlı Sultanı, Payitahtı terk eylememiştir.
Amasyalı Âkif Efendi Osmanlı âlim ve evliyâsının büyüklerindendir. 1686 (H.1098) senesinde Amasya'da doğdu. 1760 (H.1173) senesinde Amasya'da vefât etti. Zamanının ileri gelen âlimlerinden akli ve nakli ilimleri tahsil etti. Sultan Bâyezid Medresesine müderris, daha sonra Amasya Müftüsü olarak vazife yaptı. Bir dersinde şunları anlattı:
İsmâil el-Bermâvi hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 749 (m. 1348)'de Kâhire'de Bermâ kasabasında doğdu. 870 (m. 1465)'de vefât etti. Büyük âlimlerden Sirâcüddin Bülkini hazretlerinden ders okudu.
Kerimüddin Ebdâli hazretleri Hindistan'ın büyük velilerinden olup Kâbil ile Lâhor arasında, Osmanpûr beldesindendir. 1640 (H.1050) senesinde vefât etti. İlk tahsiline memleketinde başladı. Daha sonra Lâhor'a gitti. Oradan Serhend'e giderek İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin sohbetleriyle şereflendi, feyiz ve himmetlerine kavuştu. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin feyiz ve himmetleri o kadar çok ve kuvvetliydi ki, daha sohbet olmadan, sâdece huzûrunda bulunmakla Kerimüddin'in hâli değişti. İnâyetlere kavuştu. Misline rastlanamayan bereketli nazarlar (bakışlar) altında, kısa zamanda çok ilerledi. Hazret-i İmâm ona icâzet verdi. İcâzet ile şereflendikten sonra memleketine dönerek talipleri yetiştirdi...
Abdullah bin Mübarek, bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve; "Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?" dedi. Sonra kendi kendine; "Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim." deyip, çocuğun yanına geldi ve:
-Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? buyurdu.
Çocuk:
-Kul nasıl sâhibini bilmez?" dedi.
-Allahü teâlâ'yı ne ile biliyorsun?
-Bu koyunlarımla.
-Bu koyunlarla, O'nu nasıl bilirsin?