İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.602
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Sultan II. Mahmud'a, o zamana kadar hiç yemediği "Keçiboynuzu"nu çok medhettiler. Padişah da bu kadar övülen bu meyveyi merak etti ve:-Getirin bakalım nasıl bir şeydir! Dedi.Bu emir üzerine getirilen keçiboynuzlarından birini ağzına aldı, fakat biraz çiğnedikten sonra attı. Yanındakiler:-Niçin attınız efendimiz, diye sorunca:-Bir dirhem bal için beş çeki odun çiğneyemem! Cevabını verdi.
Kânûni Sultan Süleymân Hanın, Barbaros Hayreddin Paşayı İstanbul'a dâvetinde, onunla beraber gelen reislerin arasında Sâlih Reis de vardı. Sultanın huzûruna Hayreddin Paşa ile berâber kabul edildi ve deniz albayı rütbesi verildi. Sonra bahriye sancakbeyliğine (tümamiral) terfi etti. Akdeniz'de korsan gemilerine diğer reislerle berâber göz açtırmayan Sâlih Reis, 1540'ta Korsika'nın bir limanında âni baskın neticesinde Turgut Reisle berâber esir düşüp forsaya vuruldu. Akdeniz'in kendilerine dar geldiği bu korkusuz denizciler üç yıla yakın eziyet ve sıkıntılar içinde kürek çektiler.
Kemâlüddin el-Enbâri hazretleri, fıkıh ve kelâm âlimidir. 513 (m. 1119)'da Irak'ta Enbâr'da doğdu. Genç yaşta ailesiyle birlikte Bağdat'a giderek buradaki Nizamiye Medresesi'ne girdi. Zamanın ileri gelen âlimlerinden fıkıh ve hadis tahsil etti. Daha sonra Bağdat'taki Nizamiye Medresesi'ne müderris tayin edildi. 577 (m. 1181)'de Bağdat'ta vefat etti.
Yûnus bin Meysere, Tâbiinden, hadis âlimidir. Şam'da yaşamıştır. Âmâ idi. Birçok Sahâbiden (radıyallahü anhüm) hadis rivâyet etmiştir.
Yûnus bin Meysere'nin Hz. Muâviye'den rivâyet ettiği hadis-i şerifte;
"Hayr kalbe sükûnet verici, şer ise çarpıntı doğurucudur" buyurulmuştur.
Vasile bin el-Eska'dan (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadis-i şerifte;
Zeyd bin Eslem hazretleri müfessirlerin (tefsir âlimlerinin) en meşhûrlarındandır. Hadis ilminde de güvenilir âlimlerden biri idi. Medine-i münevverede doğdu. 136 (m. 753) târihinde Medine'de vefât etti.
Müslümanlara sıkıntı veren Yahudi Ebû Râfi'ye haddini bildirmek için onun kalesine giren Hz. Abdullah bin Atik, bundan sonrasını kendisi şöyle anlatır:
İçeri girince, ahıra girip saklandım. Saklandığım yerden kapıcıyı tâkip ettim. Kapıyı kilitledi, anahtarları direğe asıp gitti. Anahtarları alıp, her tarafı dolaştım. Birçok kapıdan geçtim. Her kapıyı açtıkça, kapıyı iç tarafından sürgülüyordum. Bunu, eğer Ebû Râfi'nin adamları beni fark ederlerse, adamı öldürünceye kadar, bana yeteri kadar zaman kazandırsın, diye yapıyordum. Bu suretle Ebû Râfi'nin yattığı odaya kadar vardım.