Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.481
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretleri, Topkapı Sarayı'nı yaptırdığında burası şimdiki gibi büyük binâlardan müteşekkil değildi. Ama Hz. Fâtih buradaki bir odayı, hazine odası adıyla müze yaptırmayı ihmâl etmemişti. Burada hem ata yâdigârı silahlar, hem de kıymetli mücevherât muhâfaza edilirmiş. Dünyada henüz modern müzecilik anlayışı gelişmeden kurulan bu Osmanlı müzesinin, Yavuz Sultan Selim Hân'dan sonraki en kıymetli eserleri hiç şüphesiz Mukaddes Emânetler olmuştur.Hz. Fâtih'in hazine odasında çok kıymetli bir mücevherât koleksiyonu olduğu bilinmektedir. Hatta müsâfir elçilere ve hükümdarlara bu oda gezdirilir ve bu koleksiyon gösterilmiş.
Almanya İmparatorluğu ve İspanya Krallığı, Papalık ve Venedik hükûmetleri, Müslüman Türkleri Akdeniz'den atmak için, Osmanlı Devletine karşı ittifak kurdular. Bunun üzerine Kânûni, 1537-38 kışında yeni bir donanma hazırlanmasını emretti. Dört elle işe başlayan Kaptan-ı deryâ Barbaros Hayreddin Paşa, daha hazırlıklarını bitirmeden Mısır'dan yola çıkan hazinenin muhâfazası için kırk gemiyle denize açılmak mecburiyetinde kaldı. Mısır'dan gelecek gemileri vurmak için Girit sularında kırk gemiyle pusuya yattığı haber alınan Andrea Doria, Barbaros'un geldiğini duyunca kaçtı. Fakat Osmanlı donanması, geri dönmeyip, Şira, Patnos, Naksos vs. adalarını aldı. Bu esnâda tamamlanan doksan gemi de donanmaya katıldı. Mısır'dan gelen Sâlih Reis komutasındaki yirmi parça gemi de Barbaros'un gemileri arasına katıldı. Gemi sayısı yüz elliye ulaştı. Barbaros'un korkusundan, Akdeniz kıyılarındaki koylara hapsedilmiş bir vaziyete giren Haçlı devletleri, Osmanlılara karşı sıkı birlik kurdular. İrili ufaklı filolardan muazzam bir Haçlı donanması meydana getirdiler
Hasan-ı Basri hazretleri Tâbiinin ve bu devirdeki evliyânın en büyüklerindendir. 641 (H.21) senesinde Medine-i münevverede doğdu. 728 (H.110) senesinde Basra'da vefât etti. Bu mübarek zat, üç yüz Sahâbe ile görüşmüştür. Bu bakımdan Tâbiinin önde gelenlerinden olup ilim ve fazileti, zühd ve takvâsı ile meşhurdur.
Hasan-ı Basri hazretleri, zamânın halifesi Ömer bin Abdülaziz'e yazdığı mektupta dünyânın boş olduğunu şöyle anlattı:
Ebû Bekr İbnü'l-Ciâbi hazretleri hadis hafızıdır. 284'te (m. 897) Bağdat'ta doğdu. Mısır, Halep, Şam gibi yerleri gezerek hadis öğrendi. Dârekutni, Hâkim Nişâbûri ve Ebû Nuaym İsfahâni onun talebelerinden bazılarıdır. İbnü'l-Ciâbi 355'te (m. 966) Bağdat'ta vefat etti. Aşere-i mübeşşere hakkında şu hadis-i şerifleri nakletti:
Ebülmehâmid Mahmûd Buhâri hazretleri, fıkıh âlimlerindendir. 671 [m. 1272] de Buhârâ'da vefât etti. (Hakâyık-i manzûme) kitâbı meşhûrdur. Bu kitâb, (Manzûme-i Nesefi) şerhi olup iki cilddir. Fıkıh kitâbıdır. Bu kitapta buyuruyor ki:
Bağdad'ı kıtlık kırıp geçiriyordu. En çok da hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin, kapısından seslendi hamalın biri:" Allah rızâsı için birazcık ekmek... Günlerdir lokma girmedi ağzımdan.Tandırın başındaki kadın, taze bir ekmeği kızına uzattı, "Ver şu adama" dedi. Kızcağız ekmeği verdi hamala. Hamalın sevinci târif edilemezdi. Evine doğru hızlandı. Kim bilir kaç günlük açlığını giderecekti! Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikâzı durdurdu onu:" Çabuk söyle, bu ekmeği hangi evden aldın?