Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.818
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Mahmûd Han ülkede pekçok imâr faâliyetlerinde bulunup, ilim, kültür, sanat sâhalarında çok kıymetli eserler yaptırdı. Kâğıthâne civârındaki Bahçeköy ile Balaban köyleri arasında geçen iki çayın sularını toplayan Topuzlu Bendini yaptırdı. Burada toplanan sular, Taksim'deki depodan, Tophâne'deki Meydan Çeşmesi ile Azapkapı'da Sâlihâ Sultan Çeşmesi ve Beşiktaş, Galata, Kasımpaşa, Tepebaşı semtlerinin çeşitli yerlerindeki kırk kadar çeşmeye su verildi. Ahâli bol ve tatlı suya kavuşturuldu. Pekçok saray, kasır inşâ ve tâmir ettirildi. Beşiktaş Sarayının bir çok kısımlarını ve Bayıldım Kasrını yeniden yaptırdı. Yûşâ Tepesi civârındaki Tokat Köşkünü donatıp, Hümâyûn-âbâd, Kandilli Sarayını imâr ettirerek Nevâbâd isimleri verildi. Kanlıca'da Mihr-âbâd Kasrını yaptırdı. İstanbul'da Ayasofya Câmii içine, Fâtih Câmii yakınında ve Galatasaray'da olmak üzere üç, Belgrad'da bir kütüphâne yaptırdı. Ayasofya Câmii Kütüphanesine sarayın hazine odasından pek nefis, kıymetli, nâdide kitaplar gönderdiği gibi, devrin devlet adamları da hediyelerde bulunarak dört bin cilt nâdide kitap toplandı. Ayasofya Kütüphânesine İslâm âleminin en meşhûr hattatlarından Ya'kût-ı Musta'sımi, Şeyh Hamdullah ve Hâfız Osman hatlarıyla Mushaflar ve hazret-i Osman ve hazret-i Ali'ye âit olduğu söylenen iki Kur'ân-ı kerim de kondu. Kütüphânenin masrafını karşılamak için de Cağaloğlu'nda çifte hamamı yaptırıp, gelirini vakf etti.
Venedikliler'le 14 Aralık 1502'de bir anlaşma imzalanır. Sultan Bâyezid Hân, haber alır ki, Venedikliler anlaşmayı bozarlar. İki kadırgamızı zaptedip Girit'e gönderirler. Eşkiyâlar bize âit Mora'da ortalığı kasıp kavururlar. İki levendimizi esir alırlar. Birisini satıp, diğerini işkence yaparak zindana atarlar. Venedik Dükü, sarayının bir duvarına Türkler aleyhinde bir resim yaptırır. Sultan, şu nâme-i hümâyûnu gönderir:"Haber aldım ki, 2 askerimi esir alıp birisini işkenceye yatırmışsın. Bu Nâme-i Hümâyûnum'u sana getiren Turhan oğlu Ömer Bey'in yanındaki kulum Ali'ye, vakit geçir meden sattığın levendimi nerede ise bulup teslim edesin! İşkence edilene ise 150 bin gü müş akçe tazminat ödiyesin! Ve de, sarayından bizim aleyhimizdeki ol tasviri söküp yaka sın ve küllerini kendisine teslim edesin! Yoksa, bilesin ki sonu senin için nice ve nasıl azaplarla dolu olacağını tahmin edemeyeceğin bir sefer açarım ki sefil-ü rezil olursun!"
Ebû İshak Magribî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 817 (m. 1414) senesinde Mısır’da Kuhûkiyye’de doğdu. Kahire’ye giden Ebû İshak Magribî Câmi’ul-Ezher’de meşhur âlimlerden fıkıh ilmini öğrendi. İcazet alarak çeşitli medreselerde ders verdi. Bir taraftan da kadılık vazifesi yaptı. 896 (m. 1490) senesinde Kahire’de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Ebû Hamza Bağdâdi hazretleri kelâm, fıkıh, tefsir, hadis âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Dokuzuncu yüzyılda Bağdât'ta yaşadı. Doğum târihi bilinmemektedir. 901 (H.289) senesinde Bağdât'ta vefât etti...
Muhammed Hâşim-i Keşmi, İmâm-ı Rabbâni Ahmed-i Fârûki Serhendi hazretlerinin talebelerindendir. İran'da Bedâhşân'ın Keşm kasabasındandır. Önce Seyyid Mir Muhammed Nûmân hazretlerinin huzûrunda tövbe edip, ona talebe oldu. Sohbetinde yetişip, Seyyid Mir Muhammed'in işâreti ile, 1621 (H.1031) senesinde İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin sohbetiyle şereflendi. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin talebelerine yazdığı mektuplarından meydana gelen Mektûbât kitabının üçüncü cildini 1623 (H.1033) yılında toplamaya başladı. Eseri 1630 (H.1040) senesinde tamamladı. Diğer bir eseri Berekât-ı Ahmediyye'dir. Seyyid Abdülhakim Arvâsi hazretleri; "Berekât kitabını okumak, imânın vicdânileşmesine sebeb olur. Benim vardı. Seferde kayboldu. Bulursanız kabrimin başında okuyun" buyurmuştur.
Körükçüzâde Efendi isminde bir âlim, bir gün Süleymâniye Câmiinde vâz eder, altı gün de umûmi ders verirdi. Abdülehad Nûri Efendiye ve talebelerine gerek vâzında, gerekse derslerin de dil uzatır, aleyhinde konuşurdu. Abdülehad Efendinin halifeleri ve talebeleri, o zâtın bu sözlerini duyunca çok üzüldüler, onu hocalarına şikâyet edip, vâzına ve derslerine mâni olmasını istediler. Abdülehad Efendi de onlara; "Birkaç gün tahammül edin. Onun bizi inkârı ve düşmanlığı, bize bağlılığa dönüşecek. Bizim talebelerimiz arasına girecek. Vefâtımızdan sonra otuz sene tasavvuf yolunun doğruluğunu müdâfaa edecek." dedi.