Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.604.882
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Topkapı Sarayı'nın Hırka-i Saâdet dâiresinde bulunan Peygamber efendimize ve yakınları na ait olan Mukaddes Emânetler, Osmanlı Devleti zamanında her Ramazan ayının 15'inde ziyâret olunurdu. Bu ziyâretten birkaç gün önce Mukaddes Emânetler'in bulunduğu taht odası nın temizliği büyük bir hürmetle yapılır, padişah başta olmak üzere Has oda ağaları Mukaddes Emânetleri Taht Odasından Revân Odasına taşırlardı. Bu taşıma esnasında pâdişah da Has oda ağaları gibi hizmette bulunur, herhangi bir sebeple bu törende bulunamazsa maiyetinden birini gönderirdi. Ayın 14'ünde merasimde bulunacaklara dâvet tezkereleri gönderilirdi. Dâvetliler ertesi gün öğle namazından sonra Bâbüs-saâde'ye gelerek sadrazamı beklerlerdi. Sadrazam Bâbü's-sa'âde'ye geldiği zaman Silâhdar ağa tarafından karşılanır, Silâhtar ağa sadrazamın sağına, Has oda başı da soluna geçerdi. Şeyhülislâmın da yanına birer Has oda ağası gelirdi. Sadrazam ve şeyhülislâm yanlarında bulunan ağalarla birlikte Bâbüs-saâde'den içeri girerler, Arz Odası geçildiği zaman, Bâbüs-saâde önünde bulunan davetliler de protokol sıralarına göre Hırka-i Saâdet'in ziyaret olunacağı yere gelirlerdi. Burada herkes ayakta dururdu. Hırka-i Saâdet sandığının karşısında aşir okuyacak olan birinci ve ikinci imamlarla ayakta duramıyacak kadar ihtiyarsa Şeyhülislâmın oturmasına müsaade edilir. Aşir okunduktan sonra padişah Hırka-i Saâdet sandığını açar. Başta sadrazam ve şeyhülislâm olmak üzere diğer dâvet olunanlar protokol sıralarına göre teker teker gidip Hazret-i Peygamberin Hırkası'na yüz sürerlerdi. Bundan sonra hazır bulunan şeyhlerin herbiri sandığın karşısında yer alırlar, duâ ederlerdi.
Osmanlı ordusu sefer halinde iken, ekili araziye zarar vermemeye azami dikkat gösterir, düşman topraklarında bile buna itina ederdi.Kanuni Sultan Süleyman devri. Osmanlı ordusu Sadrazam İbrahim Paşa kumandasında Avusturya üzerine sefere çıkmıştı. Düşman topraklarında ilerliyorlardı. Bu sefere katılan tarih çi İbrahim Peçevi, başından geçen şu hadiseyi nakleder:"Bir akşamüzeri Serdarın otağı yanından geçiyordum ki, bir yanda Tuna nehri, diğer tarafta ise ekili tarlalar vardı. Otağa rastlamamak için tarla kenarından gidiyordum. Aniden bir otağ çavuşunun gür sesi yükseldi:"Be hey adam, tarlaya girme!..."Ve diğer nöbetçiler de gelip beni yakaladılar.
Meymûn bin Mihrân hazretleri, Tâbiinin büyüklerindendir. Hadis ve fıkıh ilminde büyük âlim idi. Kûfe'de yetişti. Sonra Rakka'ya yerleşti. 657 (H.37)'de doğdu. 734 (H. 116)'de Cezire'de vefât etti. Halife Ömer bin Abdülaziz tarafından kâdı ve vâli olarak Cezire'ye tâyin edildi. Ömer bin Abdülaziz buyurdu ki:
"Ebû Eyyûb Meymûn bin Mihrân ve onun emsâli olan büyük âlimler, aradan gider (vefât ederlerse), halk kumandandan mahrum kalan askere döner."
Bu mübarek zat, Hasan-ı Basri hazretlerinin dostlarından idi. İlerlemiş yaşlarında bir gün, oğlu Amr ile Basra sokaklarında dolaşmaya çıktı. Baba oğul dolaşırken, yüksekçe bir yere gelirler ki, Meymun bin Mihran burayı aşacak gibi değildir. Amr babasını sırtına alarak, bu engeli aşarlar...
Ali bin Sehl İsfehânî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Cüneyd-i Bağdadî, Ebû Tûrâb Nahşebi gibi büyük zatlarla görüştü. Muhammed bin Yûsuf hazretlerinin talebesidir. Remle’de otururdu. 261 (m. 874)’de vefât etti.
Ebû Sa'idzâde Feyzullah Efendi Osmanlı şeyhülislâmlarının kırkyedincisidir. 1040 (m. 1630) senesinde İstanbul'da doğdu. 1110 (m. 1698) senesinde İstanbul'da vefât etti. Buyurdu ki:
Sultan Abdülmecid zamanında adamcağızın birisinin büyük miktarda borcu varmış. Elini neye atsa ters gidiyor. Zeyrek civarında, evine yakın bir dergaha gitmiş. Namazdan sonra Şeyh efendi, bu yabancıyı yanına çağırmış ve halini sormuş. O da:
"Efendi hazretleri, gırtlağa kadar borç içindeyim, neye elimi atsam kuruyor. Ne olur himmet!" demiş. Şeyh efendi:
"Evladım, sabah namazını 40 gün Yenicami'de kıl. Camiye gidip gelirken de 1000 adet istiğfar oku. Göreceksin, kırkıncı gün ne sıkıntın kalacak ne bir şey..."