Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.001.373

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Dört Mezhepten Birine Uymamak Câiz Değildir

Leblebicioğlu Feyzî Efendi son devir Osmanlı din âlimlerindendir. 1839 (H.1255) senesinde Çorum'da doğdu, 1909 (H.1327) senesinde aynı yerde vefât etti. Memleketindeki çeşitli âlimlerden okuyarak tahsîlini tamamladı. İskilipli Arapzâde Mehmed Emin Efendiden icâzet aldı. Tasavvufa karşı alâka duydu. Nakşibendiyye yolunun Hâlidiyye koluna intisâb edip kendini tasavvufta da yetiştirdi. Çorum'da müderrislik ve müftülük yaptı. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Buna Karişmak Bizim Vazifemizdir

Yavuz Sultan Selim Hân Topkapı Sarayı hazinesi görevlilerinden yüz elli kişinin sorumsuz davranışlarından dolayı idâmını emretmişti. Zenbilli Ali Efendi, bu kararı duyunca derhal Divân-ı hümâyûn'a koştu. Vezirler ayağa kalkıp saygı ile karşıladılar ve baş köşeye oturttular. Şeyhülislâmın divâna gelmesi âdet olmadığından, niçin geldiğini sordular. Pâdişâhla görüşmek istediğini söyledi. Durum pâdişâha arzedildi. Yavuz Sultan Selim Han, huzûruna girmesine izin verdi. Arz odasına girip selâm verdi. Pâdişâhın hürmet göstermesin den sonra, gösterilen yere oturdu. Sonra pâdişâha; "Fetvâ vazifesinde (şeyhulislâmlıkda) bulunanların bir işi de, pâdişâhın âhiretini korumak, onları dinen hatâ olan şeylerden sakındırmaktır. Yüz elli kişinin idâm edilmesine pâdişâh fermanı çıktığını duyduk, öldürülmeleri için, dinen bir sebep tesbit edilmiş değildir. Bunların af buyrulması ricâ olunur." sözü üzerine kızan pâdişâh; "Bu iş saltanatın gereğidir. Âlimler böyle işlere karışırsa devlet idâresi kargaşaya uğrar. Sorumsuzluklara göz yummak, beğenilecek tutum değildir. Bu işlere karışmak sizin vazifeniz değildir." dedi.

Vehbi Tülek

İbretli Dava

Vehbi Tülek

Ne Oldum Dememeli

Vehbi Tülek

25 - Senin Nasibin Diyar-i Rum'dadir

Vehbi Tülek

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

98 - Sultan Ii. Osman Ve Hotin Kalesinin Fethi

Vehbi Tülek

Hazar Kanali Projesi

Vehbi Tülek

Sadrazami Tersleyen Adam

Vehbi Tülek

Ahmed İbni KemÂl Hazretlerinin Nasihatleri

Vehbi Tülek

Hristiyan Tarihçinin Kaleminden “hac”

Vehbi Tülek

DÂmÂd İbrÂhim Paşa

Vehbi Tülek

Kahve İkrami

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ârif, Yalnızca Allah'ın Rızâsını Düşünür

Şeyh Abdullah er-Râzî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Aslen Reylidir. Fakat Nişâbûr’da doğdu, 310 (m. 922) senesinde orada vefât etti. Horasan’daki büyük velîlerin derslerine devam ederek onlardan ilim öğrendi.

Muhammed bin Hüseyin şöyle anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ümmi Velî Ali Havvâs Berlisi

Vehbi Tülek

Ali Havvâs Berlisi, Mısır'da yaşamış olan evliyanın büyüklerindendir. Ümmi bir zat idi, yani okuma yazma bilmezdi. Buna rağmen, Kur'ân-ı kerim ve hadis-i şerifler hakkında âlimleri hayrete düşüren kıymetli bilgiler verirdi. İşleri hakkında ona danışmaya gelenlere, daha ne için geldiklerini söylemeden, onlara ne iş için geldiklerini söylerdi.
Ali Havvâs, önceleri dolaşarak, sabun ve temizlik malzemeleri satardı. Sonra zeytin satmaya başladı ve birkaç sene zeytincilik yaptı. Sonra bu işi de bırakıp, sepet örmeye başladı. Vefâtına kadar bu işle meşgûl oldu...

Sıbgatullah Hizânî

Vehbi Tülek

Mazlumun Duâsından Sakınınız

Vehbi Tülek

Yahyâ bin Main hazretleri hadis âlimidir. 158 (m. 775)'de Bağdad'da doğdu. Hadis ilminde herkesin mürâcaat ettiği bir merci durumunda idi, bir rivâyete göre bir milyon hadis-i şerif yazmıştır. Yazdığı hadis-i şeriflerin hepsini ezberlerdi. Nihâyet hadis ilminde yüksek bir mertebe olan "Hâkim (300 binden fazla hadis-i şerifi râvileri ile beraber ezbere bilen)" derecesine ulaştı. 233 (m. 847)'de vefât etti. Bildirdiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Büyük Fıkıh âlimi İmâm-ı Begavî

Vehbi Tülek

Her Varlığın Yaratıcısı Allahü Teâlâdır

Vehbi Tülek

Şeytana Yoldaş Olan Kimseler

Vehbi Tülek

Unutmayan, Unutulmaz!..

Vehbi Tülek

Bu Sûreyi Sana Kim Okuttu Ey Hişâm?

Vehbi Tülek

Sadaka En Sevilen Maldan Verilmeli

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek

Gerçek Zehir

SelÂmetle Gidip Gel

Yeterki Kalbi Kirilmasin

İftiranin Neticesi

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Yirmi Saniyede

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Vehbi Tülek

Adalet Ve Tevazu

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek