Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.340
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Donanma, ordu yürürken Muzafferen ileri,Üzengi öpmeye hasretti garbın elçileri…Fransa Kralı I. Fransuva, 1525 Pavye Muharebesinde Almanlara esir düşünce, annesi Düşes Dangolem vasıtasıyla Osmanlılardan yardim istedi. Bunun üzerine Kânûni'nin krala gönderdiği mektup onun Avrupa devletlerine bakış açısını çok güzel ifade etmektedir. Ocak 1526 tarihli mektup şöyeledir:
Birinci Dünya Savaşı'nda Boğazlıyan'da kaymakam olarak bulunan Kemâl Bey, Mütareke olunca, Ermenilere zulüm yaptığı iddiası ve işgalci İngiliz-Fransız makamlarının baskısı ile haksız yere idâm edilmişti. (19 Nisan 1919) Sirkeci Gümrük Müdürlüğü'nden emekli Arif Bey, Bekirağa Bölüğü'nde tutuklu bulunan oğlu Kemâl Bey'e her günkü gibi yemek götürmek için, Kadıköy'deki evinden çıkmış, Beyazıt Meydanı'na varmıştı. Vakit akşam üzeriydi.Birden, meydana toplanmış büyük bir kalabalık gördü. Ne var, ne oluyor, diye merak etti. Kalabalığın arasına sokuldu. Tiplerinden, konuşmalarından, meydanı dolduranlardan çoğunun Ermeni olduğu anlaşılıyordu. İçlerinden birine sordu:- Bu kalabalık nedir, bir şey mi var?- Bir adam asıldı, ona bakıyoruz.Bu cevâbı duyan Arif Bey, kalabalığı yararak, yaklaştı. Sehpada sallanan, oğlu Kemâl Bey'in cesediydi. Bir feryat kopararak yığıldı.
İsmâil Enarânî hazretleri Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin yetiştirdiği büyük velîlerdendir. Kuzey Irak’ta Süleymâniye'nin Enarân köyünde doğdu. İlim tahsîline Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin yanında başladı. İleri gelen hizmetçilerinden oldu. Vefât edinceye kadar Mevlânâ Hâlid'in hizmetlerine devâm etti. Onun vefâtından sonra Süleymâniye'deki halifesi oldu. Fakat Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin vefâtından kısa zaman sonra vefât etti.
Ebû Zer-i Gıfâri hazretleri, ilk Müslümanlardandır. Bir gün dedi ki: "Resûlullah bana, (Binalar Seldağı'na ulaştığı zaman, sen Medine'den ayrıl) diye emretmişlerdi, izin verirseniz, ben Medine'den gideyim" dedi. Hz. Osman müsaade buyurdular ve bir deve sürüsü ile, iki köle verdiler. Yetecek miktarda yiyecek ve hediyeler ile Medine-i Münevvere yakınlarındaki (Rebeze) adındaki köye gitmesini söylediler. Ailesi de Şam'dan buraya gönderildi...
Ebû Zer-i Gıfâri Rebeze'ye bir mescit yaptırdı. Vefat edinceye kadar, gelenlere İslâm dinini öğretti. Hadis-i şerifler rivâyet eyledi. Kalan ömrünü burada geçirdi ve orada da vefât etti...
Muhammed bin Abdülvâhid Bâverdi hazretleri Hadis İmâmı, yani yüzbin hadis-i şerifi, râvileriyle birlikte ezbere bilirdi. 261 (m. 875)'de İran'da Bâverd'de doğdu. 345 (m. 956)'da Bağdâd'da vefât etti. Naklettiği bazı Hadis-i şerifler:
Yûsuf bin Hüseyin şöyle anlatır: "Mısır'a Zünnûn-i Mısri'nin yanına gittikten sonra, Rey şehrine dönüyordum. Bağdâd'a vardım. Dayım Abdullah bin Hâzır orada idi. Hacca gidecekmiş, yanına gittim:
-Nereden geldin? diye sordu:
-Mısır'dan gelip, Rey'e gidiyorum. Bir nasihat etmenizi isterim, dedim.
Buyurdu ki:
-Kabûl etmezsin!
-Ederim. dedim.