Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.546.282
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Yardım, şefkat ve sevgi hissinin ebedileşmesi arzusundan doğan ve bunların müesseseleşmiş şekli olan vakıf müesseselerimiz sâyesinde cemiyetimizin yıllarca huzur içinde varlığını devam ettirmek için, insanı hayretler içinde bırakan çok enteresan vakıflar vardı. Bunlardan bazıları şunlardır: Kışın aç kalan kuşların ve yabani hayvanların beslenmesi, Bayram günlerinde şehir ve kasabalarda çocukların sevindirilmesi, Koyun cinsinin ıslah edilmesi,t Et fiyatlarının kış aylarında yükselmemesi için tedbirlerin alınması, Hasta ve garip göçmen leyleklerin bakım ve tedavi edilmesi, Câmi ve türbe duvarlarındaki ot ve yosunların temizlenmesi, Ramazan ayında, câmilerde hurma, zeytin gibi iftâriyeliklerin dağıtılması, Köy ihtiyarlarına elbise temini, Hamalların sırtlarındaki yükleri, üzerine koyup dinlendikten sonra kimsenin yardımına muhtaç olmaksızın sırtlanabilmeleri için mola taşları dikilmesi, Çalışan kadınlara süt anne bulunması, Hac yolunda parasız kalanlara para dağıtılması, Yüksek dağ ve geçitlerde kar ve tipiden korunmak için sığınak yapılması, Yaz aylarında sıcaktan bunalanlar için gölgelik yapılması ve icabeden yerlere su küplerinin konulması...
Bir gün Yavuz Sultan Selim'e bâzı kimseler gelerek Amasya'da Gümüşlüoğlu Şeyh Mehmed'in, Sultan Korkut sağdır diye propaganda yaptığını ve başına adamlar topladığı nı bildirdiler. Bunun üzerine Pâdişâh şeyhi getirtip İstanbul'da hapsettirdi. Şeyh Mehmed Efendi doğru sözlü, ihlâslı ve muhterem bir zâttı. Bunu bilen Veziriâzam Piri Paşa derhal Pâdişâhın yanına gelerek Şeyh Mehmed hakkındaki sözlerin asılsız olduğunu ve bunu tahkik için mûtemed birisinin memur edilmesini arzetti. Bunun üzerine Sultan Selim Han da; "Ehl-i vukûftan birisini bana gönder." diye tenbihledi.
Sultan İbrahim Han, İstanbul'da doğdu. Uzun boylu, kuvvetli vücutlu ve kumral sakallı idi. Annesi Kösem Sultan onun iyi yetişmesi için çok gayret göstermişti. Devrinde yaşayan bazı kindarların dediği gibi "deli" değil "veli" bir sultandı...
Kardeşi Dördüncü Murad Han'ın vefatı üzerine 1640'ta tahta çıktığı gün şöyle dua etmişti: "Elhamdülillah. Ya Rabbi! Benim gibi zaif kulunu bu makama lâyık gördün. Ya Rab! Saltanat günlerimde milletimin halini hoş eyle ve birbirimizden hoşnut kıl!"
Sultan İbrahim Han, tahta çıktıktan sekiz sene sonra Edirne'ye gitmişti. Tellala şöyle bağırttı:
-Padişah fermanıdır. Duyduk duymadık demeyin... Yarın ayak divanı olacaktır. Kimin kimden şikâyeti varsa gelsin, padişah efendimize söylesin. Duyduk duymadık demeyin...
Şehâbeddin Sivâsî hazretleri tefsir âlimi ve Zeyniyye tarikatı şeyhlerindendir. Sivas’ta doğdu. Burada ilim tahsilinden sonra İzmir’in Ayasuluk (Selçuk) ilçesine giderek Zeynüddin Hâfî’nin halifesi Ayasuluklu Şeyh Mehmed Efendiye intisab etti. Zeyniyye icazeti alarak talebe yetiştirdi. 860 (m. 1456)’da orada vefat etti. "Uyûnü’t-tefâsîr” adlı eseriyle tanınır. Bu kitabında şöyle buyuruyor:
Ebu Salih Mısri rahmetullahi aleyh, hadis âlimlerindendir. 139'da (756) Mısır'da doğdu. Leys bin Sa'd'e yirmi yıl talebelik yapıp hadis öğrendi. 223 (m. 838)'de Mısır'da vefat etti. Buyurdu ki:
Abdülehad Efendiye bağlı en samimi talebelerinden olan Hassa-ı Hümâyûndan Gürcübaşı Mûsâ Ağa şöyle anlattı:
Abdülehad Efendi hiç sebep yokken ve bir münâsebet de geçmeden bana; "Mûsâ Ağa! Mısır'dan dönüşte, kalyona binmeyip, sayıkaya veya firkateyne bininiz." buyurdu. Buna çok taaccüb ettim. Çünkü, Mısır'a gitmek hiç hatırımdan geçmemişti. Fakat Abdülehad Efendinin bunu söylemekten bir murâdları olmalı deyip, merakla bekliyordum. Bu sözün mânâsını bir türlü anlayamıyordum.