İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.651.827
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir Ramazan arefesiydi. Cephe kumandanı Vehip Paşa 9. Tümenin genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde istemeye istemeye şöyle dedi: - Hafız! Yarın Ramazan Bayramı. Asker toplu olarak bayram namazı kılmak istiyor. Ne dediysem, vazgeçiremedim. Ancak böyle bir şey pek tehlikeli, yani düşmanın arayıp bulamayacağı toplu bir imha fırsatı olur. Münasip bir dille bunu etrafa sen anlatıver!...
Sultan Abdülaziz Hân'ın bindiği Sultaniye vapuru bütün ihtişamı ile sahillere yığılmış Fransız halkının tarassutu altında 28 Haziran 1867 sabahı Fransa'nın Tulon limanına varılmış tı. Rıhtımda dük Dö Trant, General Bevil, Marki Dö Ko, Verşer Dö Refiye ve kumandan Dreyse sıraya dizilmişler, halk da arkalarında "Vive le Sultan" alkışlarıyla rengârenk bir manzara içindeydiler. Fransız donanması alay sancaklarıyla donanmış, top atışlarıyla onu selâmlıyor lardı. Orada sultanı karşılayanlar arasında elçimiz Mustafa Fâzıl Paşa ve bilumum Türk tebaa da vardı. Zât-ı şâhâne tarafindan kabul ve iltifâta mazhar olanlar arasında Fransa'daki Türk tebaa dan sayılan Araplar, Mısır Kölemenleri, Türkistanlılar, Afganlılar, sair Müslümanlar, Ermeniler, Rumlar, Museviler ve diğer milletler hepsi bir aradaydı ve Fransa'nın pek çok yerinden kalkıp sultanlarına arz-ı ubûdiyet etmeye gelmişlerdi. Bunlar içinde resmi vazifeli olanlar fesli ve üniformalı idiler.
Hakim Senâi hazretleri, Afganistan velilerdendir. 1071 (H.464) senesi Gazne'de doğdu. 1140 (H.535) senesi Gazne'de vefât etti. Kabri ziyâret mahallidir.
Hakim Senâi, memleketi olan Gazne'de, iyi bir tahsil gördü. Zamânının âlimlerinden okuyup üstün bir dereceye yükseldi. Şâirlik kâbiliyeti sebebiyle çeşitli dillerde şiirler söyledi. Bir ara sultanın hizmetinde bulundu. Şöhreti kısa zamanda her yere yayıldı. Birçok yerler dolaştı. Neticede Gazne'den Horasan'a geldiğinde evliyânın büyüklerinden Yûsuf-ı Hemedâni hazretlerinin sohbetlerine katılıp talebesi olmakla şereflendi. Mânevi olgunluklara ve velilik makamlarına kavuştu.
Ebü’l-Hasen Magribî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 854 (m. 1450) senesinde Endülüs’te (İspanya) İşbiliyye’de (Sevilla) doğdu. Endülüs’te ve Fas’ta zamanın âlimlerinden okudu. Fas’ta ilimle meşgûl oldu. Ders okutup talebe yetiştirdi. Bir müddet kadılık yaptı. Daha sonra tasavvuf büyüklerinden İbn-i Arefe el-Kayrevânî ve Ebi’l-Abbâs Ahmed et-Tûzî Debbâsî’nin sohbetlerinde yetişti. Mısır’a gitti. Hac vazîfesini yaptıktan sonra, Şam’a geldi. Orada çok kimseleri irşâd etti. Hak yolu gösterdi. Sonra Bursa’ya gidip, bir zaman kaldı. Tekrar Şam’a dönerek, irşâd vazîfesine devam etti. İslâmiyete uymakta çok titiz davranırdı. Buyurdu ki: “Yanıma gelen Sultan Bâyezîd de olsa, İslâmiyetin bildirdiği şekilde davranırım.”
Ahmed bin Muhammed Sa’dan hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Bağdâdlıdır. Cüneyd-i Bağdadî’nin sohbetlerinde yetişti. Sonra İran’daki Rey şehrinde meşhur âlimlerden istifade ederek büyük âlim oldu. Uzun müddet Tarsus’ta oturdu, konuşma ve hâlindeki kemal sebebiyle Bizans İmparatoruna elçi olarak gönderildi. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye çalışırdı.
Vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar kadına kalır. Kadın pazara her hafata çıkamıyor, ip eğiriyordu. Bir zaman baktıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi.