Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.346
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Divan-ı Hümayun toplantı halindeydi. Cihan Padişahı III. Murad'da toplantıyı şeref lendirmişlerdi. Lalası Sadeddin Efendi sol tarafında oturuyorlardı...-Şu Vilayet-i Leh tahtının gene boşaldığını işittik. Tedbiriniz ne ola?...Padişah sualine ilk cevap Veziriazam'dan geldi:-Ferman Sultanımızındır Devletlûm...Yalnız şu hususu emen arzetmeliyim ki... bu taca erişmek için, Floransa Büyük Dukası ricada bulunur.-Yalnız o mu?-Hayır efendimiz...Velakin yıllık 1.000.000 Düka altını takdim ile arz-ı ubudiyyet eylemektedir. Hoca Sadeddin Efendi, Padişahtan izin aldıktan sonra:-Bu Düka cenapları, Alaman hanedanı mensuplarından değil mi?
Birinci Cihan Harbi patlak verip yedi düvelle savaşa girildiğinde, Anadolu coğrafyasının eli silah tutan gökçek yüzlü bütün yiğitleri askere çağrılır. Bu daveti alanlar arasında, bıyığı henüz terlemiş Murat isminde bir delikanlı da vardır. Yozgat'ın Sorgun kazasının Karayakup köyünden olan bu yiğidi, önce başını kınalar öyle selametler anacığı...Murat 3. taburda yerini aldığında, komutanı Sabri Bey'in dikkatini çeker. Başı kınalı bu Anadolu çocuğunu çağırır ve kınanın sebebini sorar. Murat, mahcup mahcup boynunu büker önce... Komutanına cevap veremez bir türlü... Ardından, bölükteki tıbbiye öğrencilerinden Şükrü'ye bir mektup yazdırır:"Anacığım! Kardeşlerimi askere gönderirken başlarına kına koyma... Zabit efendi bana sordu da cevap veremedim. Kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar..."
Cünûni Ahmed Dede Bursa'da yaşamış olan Mevlevi şeyhlerinden olup, 1540'da Karaman'da dünyaya geldi. Konya'da Medrese tahsili sırasında Mevleviliğe intisab etti. İcazet aldıktan sonra Şeyhi Ebû Bekir Çelebi tarafında Bursa'ya gönderildi ve orada Mevlevihâne kurarak talebe yetiştirdi. 1030 (m. 1621)'de Bursa'da vefat etti. Sohbetlerinde, Mesnevi'den şunları naklederdi:
Celâleddin Süyûti hazretleri, hadis imâmı, müctehid idi. 849 [m. 1445]'da Mısır'da doğdu, 911 [m. 1505]'de aynı yerde vefât etti. En kıymetli eseri olan Celâleyn tefsirinde, İsrâ sûresi 1. Ayet-i kerimesinin tefsirinde buyuruyor ki:
Seyyid Emir Külâl, Hazret-i Hüseyin'in soyundan olup, seyyiddir. Evliyânın meşhûrlarından olan Muhammed Bâbâ Semmâsi'nin talebesi ve Behâeddin-i Buhâri Nakşibend hazretlerinin hocasıdır. Pehlivan idi. Gençliğinde güreş yapardı. Daha sonra çömlekçilik yaptığı için "Külâl" veya (Gilâl) ismiyle meşhûr olmuştur. Buhârâ'nın Sûhâri kasabasında doğdu. 1370 (H. 772) sensinde Sûhâri'de vefât etti. Kabri oradadır...
1604 senesinde Sivas'daki Şemsiyye Dergâhı şeyhi ve Kara Şems'in dâmâdı Receb Efendi vefât edince, Abdülmecid Efendi onun vazifesini yürüttü. İlim ve irfândaki şöhretini duyan Sultan III. Mehmed Han tarafından İstanbul'a dâvet edildi. Üçüncü Mehmed Han, Abdülmecid Efendiyi İstanbul'a dâvet ederken, kendi el yazılarıyla şu mektubu yazmışlardı:"Fazilet ve kerâmet sâhibi Sivaslı Abdülmecid Efendi! Merhûm amcan Şemseddin Efendi nin, Eğri seferinde maddi ve mânevi çok yardımlarını gördüm. Döndükten sonra İstanbul'da kalmasını istemiştim. Fakat o arzu etmeyince, ihtiyârlığı sebebiyle memleketine gitmesine izin verdim. Şimdi sizin söz, fiil ve diğer özelliklerinizle ona tam olarak benzediğinizi duydum. İstanbul'u teşrifinizi cân-ü gönülden istiyorum. Hatt-ı şerifim size ulaştığı zaman ihmal etmeyesiniz."