Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.665.656
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
1799 senesi Eylül ayı. Fransa İmparatoru Napoléon Bonaparte, kuvvetli bir donanma ile, Osmanlı eyaleti Mısır'a çıkarma yaptı. Burada halka beyanname dağıtarak, onları Osmanlı zulmünden (!) kurtarmak için geldiğini, yakında bağımsızlıklarına kavuşacaklarını vadederek kendi tarafına çekmeğe çalışıyordu. Burada fazla bir mukavemetle karşılaşmadı. Çünkü Yeniçeri ocağı lağvedilmiş, yeni kurulan Nizam-ı Cedid ocağı ise hem mevcudu çok az, hem de talimsiz olduğu için Fransızlara karşı başarı sağlayamamıştı.Napoléon, Mısır'dan sonra, mukaddes saydıkları Kudüs ve civarını ele geçirmek için ordusu ile Filistin'e hareket etti. Daha sonra yerine bırakacağı General Kléber ile birlikte tarifsiz zulüm ve katliamlara başladı. Filistin'de önce Remle, sonra da Yafa Fransız askerine teslim oldu. Cezzar Ahmed Paşa henüz tarih sahnesinde şahlanmamıştı. Napoléon Akka önlerine geldiğinde müthiş mağlubiyeti tadacaktı.
Kanuni Sultan Süleyman Han'ın Mohaç zaferinden sonra Osmanlı ordusu kışı geçirmek üzere Belgrad'a çekilince Avusturya İmparatoru Fedinand meydanı boş bulmuş ve yüz bin kişilik bir ordu ile Budin'i kuşatmış, fakat burasını almaya muvaffak olamamıştı. Bunun üzerine Osmanlı ordusu baharla birlikte harekete geçerek Ferdinand'a haddini bildirmek üzere Avusturya üzerine ilerlemeye başlamıştı. Budin ile Viyana arasındaki yol üzerinde en önemli kalelerden biri Filek kalesi idi. Burasını zaptetmeden daha ileriye gitmek imkansızdı. Bu kale, o civardaki kalelerin en sarp ve zaptedilmesi en zor olanıydı. Avusturyalılar buraya, "Onun bir kulesine kartallar bile yuva yapamaz, çünkü başları döner" derlerdi.
Ahmed el-Birti hazretleri üçüncü asır hadis ve Hânefi fıkıh âlimidir. Bağdât civarında Birt köyünde doğdu. 280 (m. 894)'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Ünsi Hasan Efendi, İstanbul'da yetişen büyük velilerden. İsmi Hasan bin Recep bin Şehid Muhammed, lakabı Ünsi'dir. 1645 (H.1055) senesi Taşköprü'de doğdu. 1723 (H.1136) senesi İstanbul'da Bâbıâli yakınında Salkım Söğüd'de Aydınoğlu Dergâhında vefât etti. Örtülü taş türbede medfûndur...
Ünsi Hasan Efendi önce Bayramiyye yolu büyüklerinden olan babası Recep Efendiden okudu. İlim ve edeb üzere yetişti. Henüz yirmi yaşlarında iken Ayasofya Câmii'nde ders okutmaya başladı. Tefsir-i Beydâvi ve Mesnevi okur, kendisine mahsus odasında ikâmet eder, ilimle meşgûl olurdu.
Ebû Bekir Abdullah Nişâpûri hazretleri Şafii fıkıh ve hadis âlimidir. 238 (m. 852)'de İran'da Nişâpur'da doğdu. Tahsil için Horasan, Şam, Mısır ve Hicaz'a gitti, sonra Bağdat'a yerleşti. Burada çok talebe yetiştirdi. 324'te (m. 936) vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Trablusşam Nakib-ül-eşrâfı Şeyh Abdülfettâh Zağbi Efendi, Yûsuf Nebhâni hazretlerine şöyle anlatmıştır:
Bir defâsında bir arkadaşımız hastalanmıştı. Abdullah ibni Şeyh Hıdır ez-Zağbi'yi de yanımıza alıp ziyâretine gitmek istedik. Onu götürmekten maksadımız hastanın bereketlerinden istifâde ederek şifâya kavuşması idi. Ancak gitmek istemedi. Çok ısrar edince kabûl edip bizimle geldi. Hastanın yanına vardığımızda, şiddetli hastalığından hiç bir eser kalmadı. Ayağa kalkıp bizi karşıladı. "Hoş geldiniz." deyip konuştu. Ziyâreti yapıp yanından ayrıldık. Ayrılıp giderken yolda Şeyh Abdullah hazretleri; "Ben ölüyü diriltemem." dedi. Bu sözüyle ziyâretine gittiğimiz kişinin öleceğine işâret etmişti. Dedim ki: