Fâni Geçici Olanı Verip Bâki, Kalıcı Olanı Al!
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.313.031
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
Yıl bin dört yüz elli üç, mevsim bahar, ay Nisan
Geldi Bizans önüne genç Padişah Mehmed Han
İstanbul önlerinde kurdu karargahını
Ümit ve iştiyakla sürüyordu atını
Çanakkale savaşlarına kumanda etmiş emekli bir subay şöyle anlatır:"Çanakkale savaşının devam ettiği günlerden birindeyiz. O gün akşama kadar devam eden savaş, bu nisbetsiz üstünlüğe rağmen yine zaferimizle neticelenmek üzereydi. Gözet eme yerinde muharebenin son safhasını heyecan içinde takip ediyordum. Mehmetçiklerin "Allah...Allah..." nidaları ufku titretiyor, korkunç bir medeniyetin bütün heybetini temsil eden top seslerini bile bu müthiş haykırışlar bastırıyordu.
Zahireddin Buhâri hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. Babasından ve devrin önde gelen diğer âlimlerinden ders okudu. Buhara'da kadılık yaptı. 619'da (m. 1222) vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Şâh-ı A'lâ (Şeyh Abdüsselâm) hazretleri, Hindistan'da yetişen evliyânın büyüklerindendir. İsmi Abdüsselâmdır. Hayâ ve ilim menbaı olan hazret-i Osman'ın temiz neslindendir. Şeyh Abdüsselâm, on altıncı asrın ilk senelerinde doğdu. Tasavvufta bağlandığı hocalarının silsilesi Feridüddin Genc-i Şeker'den gelmektedir. 1623 (H.1033) senesinde vefât etti.
Şeyh Abdüsselâm hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Ömer Aradi hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimi, vâiz ve Haleb müftisidir. 950 (m. 1543) senesinde Haleb'de doğdu. 1024 (m. 1615)'de orada vefât etti. Vaazlarında buyurdu ki:
Hacı Hızıroğlu Mehmed Ağa, Üsküdar'ın ileri gelenlerinden ve sipâhilerindendi. Büyük zâtların sohbetlerinde çok bulunurdu. Tarikat âdâbından nasibini almış, edeb sâhibi bir zât idi. Bir gün kötülük ve zulüm yapmak isteyen kimselerin kendisini aradıkları haberini aldı ve dostlarından birisinin evinde saklandı. Gece Allahü teâlâya, kendisini bu belâ ve musibetten muhâfaza buyurması için yalvarırken, çevresinde bulunan veli zâtlardan yardım ve duâ istemek hatırına geldi. Evinin çevresinde oturan velileri bir bir hatırına getirdi. O anda hatırına, bu belâdan, Abdülehad Nûri Efendinin vâsıtasıyla kurtulabileceği düşüncesi geldi. Bunun üzerine bütün kalbiyle Abdülehad Nûri Efendiye yönelip; "Abdülehad Efendi hürmetine beni bu belâdan kurtar." diye Allahü teâlâya yalvardı. O arada uyuya kaldı. Rüyâsında Abdülehad Nûri Efendiyi gördü. Ona; "Mehmed Ağa, korkma! Zorbaların defterinden senin ismin kaybolmuştur. Gönlün hoş olsun. Rahat bir hâlde evinde dostların ile sohbet eyle." dedi. Uyanır uyanmaz Mehmed Ağa, Abdülehad Nûri Efendinin dergâhındaki talebelere yedirmek üzere, Allah için yedi kurban adadı. Bir iki hafta evinde dostları ile sohbette bulundu. Çarşı, pazarda dolaştığı hâlde, kötü bir haber almadı.