Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.939
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan Abdülmecid Han zamanında Hicaz'da yeniden tamir edilen Harem-i şerifin kitabe lerini yazmak için 1858 tarihinde hattatlar arasında açılan müsabakada, kendisi de hattat olan Sultan Abdülmecid Han yazıları gözden geçirirken Abdullah Zühdi Efendinin hattına hayran kaldı ve saraya davet ederek; "Allahü teala feyzini müzdad etsin. Sana kayd-ı hayat şartı ile yedi bin beş yüz kuruş maaş tahsis ettim ve seni Harem-i şerifin yazılarını yazmaya memur ettim." buyurdu ve Mecidi nişanı ile taltif etti. Bu muvaffakiyet ve padişahın fevkalade alakası henüz pek genç olan Abdullah Zühdi Efendinin en meşhur hattatlar arasına girmesine sebeb oldu.
Gazi Osman Paşa esir edildikten sonra bir araba ile Bogot karargahına götürülüyordu. Yolda Romanya Prensi Karol kendisine yanaşarak, bu kahramanı tebrik etmek istedi. Fakat Osman Paşa, Karol'e sert sert baktı. Prens elini uzatarak; "Tebrik ederim" dedi. Fakat Paşa şiddetle reddetti. Çünkü Romanya asırlarca Osmanlı hakimiyetinde kalmış bir devletti. İşmdi tabi olduğu devlete isyan edip, ona karşı silah kullanmıştı. Bu sebeple elini vermedi. Sert bakışlı gözlerini Karol'e diktiği zaman, neye uğradığını bilemedi ve elini bir kabahatli gibi geri çekti. O anda Rus başkumandanı Grandük Nikola, Gazi Osman Paşa'nın yüzünü görmek için arabanın yanına yaklaştı. İki kumandan, iki saniye kadar birbirlerinin yüzüne bakıştılar. Nikola, Osman Paşa'nın elini sıkı sıkı tuttuktan sonra:-Plevne'yi müdafaa hususunda gösterdiğiniz iktidardan dolayı sizi tebrik ederim. Bu müdafaa, tarihin en parlak vak'alarındandır, dedi.
Musa aleyhisselam, Allahın dinini tebliğe başlamıştı. Firavun, Hazreti Mûsa'nın tevhid mücadelesinden, saltanatını kaybetme endişesi ile korktu, ürktü ve şaşkınlık içinde Mısır'ın en meşhur sihirbazlarını topladı. Musa aleyhisselam ile sihirbazları müsabakaya çıkardı... Sihirbazlar, elinde asası ile gelen Musa aleyhisselama, hürmet ve nezaket göstererek sordular:
-Ya Mûsa, sen mi önce asanı atarsın, yoksa biz mi atalım?
Mûsa aleyhisselam ise onlara;
-Siz atacağınızı atın! dedi. (A'raf, 115-116)
On altıncı asır Osmanlı âlimi ve büyük devlet adamı. 1491 (H. 895) senesinde Tosya'da doğdu. 1567 (H.975) yılında İstanbul'da vefât etti.
Mustafa Çelebi ilk medrese tahsilini memleketinde gördükten sonra İstanbul'a gelip, Sahn-ı Semân medreselerinde dânişmendliğe kadar yükseldi. Divâni yazıdaki üstün kâbiliyeti ve Veziriâzam Piri Mehmed Paşa ile Nişancı Seydi Beyin kendisini himâye etmeleriyle, medrese hayâtından ayrılarak, genç yaşında devlet hizmetine alındı. Yavuz Sultan Selim Han'ın iltifâtına mazhâr olup, 1516 senesinde Divân-ı Hümâyûn kâtipliğine tâyin edildi. Yavuz Sultan Selim zamanında ordu ile bütün seferlere katıldı. Daha sonra Kanuni Sultan Süleyman Han'ın seferlerine katıldı. Nişancılık rütbesine yükseldi.
Saîd bin Keysân Makbürî hazretleri tâbiînin hadis alimlerindendir. Hazret-i Âişe, Ebû Hüreyre, Sa‘d b. Ebû Vakkas, Ümmü Seleme, Abdullah bin Ömer, Ebû Saîd el-Hudrî, Enes bin Mâlik “radıyallahü anhüm” gibi sahâbîlerden hadis rivayet etti. 125 (m. 743)’de Medine’de vefat etti. Bildirdiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Ebû'l-Kasım Kuşeyri Hazretlerinden rivayet edilmiştir: Merhum Sultan Mahmud'un, Ulvi isminde bir adamı olup, O'nu bir iş için Bağdad'a gönderir. O kimse Bağdad'a gelince, önce Şeyh Şibli Hazretlerinin halifelerinden bir Şeyhin sohbetinde bulunmak ister. Semiz bir tavuk satın alır ve o zat ile beraber yeriz diye niyetlenir. Fakat tavuğu pişirdiği zaman, tamah ederek yalnızca yemek arzusu ile kendi odasına götürür ve şeyhin yanına gitmektense vazgeçer.