Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.431.438

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Sevilmeyenden Yüz Çevrilir Beğenilene Dönülür

Ebü'l-Hasan Bekrî hazretleri meşhur velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1545 (H.952) senesinde Kâhire'de vefât etti. Büyük âlim ve velilerden Abdülkâdir Deştûtî'ye intisab ederek manevi ilimlerde yükseldi ve icazet verilerek talebe yetiştirdi. Yazdığı eserlerden Şerh-ul-Âdâb kitabında şöyle nakleder:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ülkemde Bu Adama CevÂb Verecek Bir Âlim Yok Mu?

Fâtih Sultan Mehmed Han tahta geçtiği ilk günlerden itibâren fırsat buldukça sarayda çeşitli âlimleri toplayıp onlarla ilmi sohbetler yapıyordu. Bu toplantılara zaman zaman orada bulunan yabancı ilim adamları da iştirâk ediyordu. Yine böyle bir ilim meclisi teşkil edildiğinde, Kuzey Afrika ülkelerinden birinden gelen ve gizli ilimlerde mahâret sâhibi bir âlim de katılmıştı. O âlim, Sultânın katında Türk âlimlerini, sorduğu zor ve çözülmesi güç sorularla epeyce bunalttı. Onları cevap veremez gördükçe de yeni yeni sorular yöneltti ve üstünlük gösterisinde bulundu. Osmanlı ulemâsının böyle acz içinde kalması, cihân pâdişâhı olan Fâtih'i son derece rahatsız etti. Bütün beyleri, paşaları ve vezirleri toplayıp; "Ülkemde bu adama cevap verecek bir âlim yok mudur? Çabuk olun, araştırın ve bana derhal müsbet bir cevap getirin!" dedi.

Vehbi Tülek

Huzur Dersleri

Vehbi Tülek

Âlim Sadrazam FÂzil Mustafa Paşa

Vehbi Tülek

Osmanli’nin Son Abd Büyükelçisi

Vehbi Tülek

Osmanlı'nın Amerika'daki son büyükelçisi Ahmet Rüstem Bey, Sâdettin Nihat Paşa (Polonyalı Bilinski)'nın oğlu (Alfred) olarak 1862'de Midilli'de doğmuştur. Babası gibi o da Müslümanlığı kabul etmiş ve Ahmet Rüstem adını almıştır.Ahmet Rüstem Bey, Beyaz Saray'ı ziyaretinde, yerde serili ayyıldızlı halıyı görmüş ve kıyâmeti koparmıştı: "Bu yere serdiğiniz ve çiğnenmesini istediğiniz halı, benim memleketimin şerefidir. Üzerinde hem dini inancımızın hem de bayrağımızın ayyıldızı var. Onun yeri, ayakların altı değil, ellerin erişemeyeceği yükseklerdir. Bu halı buradan kaldırılana kadar, sarayınıza adım atmam mümkün olmayacaktır."

Ii. Mahmud’un İyilikseverliği

Vehbi Tülek

İstanbul’un Sulari

Vehbi Tülek

Alin Terinde Bereket Vardir

Vehbi Tülek

54 - Taziya Muska

Vehbi Tülek

26 - Şehitler Hakki İçin

Vehbi Tülek

82 - Edirne Nasil Kaybedildi

Vehbi Tülek

Ii. Abdülhamid Han Ve Taşkesenli Ahmed Efendi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ezân, Herkese Bildirmek Demektir

Rebî bin Süleymân Murâdî hazretleri İmam-ı Şâfiî’nin talebelerindendir. 174 (m. 791)’de Mısır’da doğdu. Kısa zamanda İmam-ı Şâfiî hazretlerinin ileri gelen talebeleri arasına girdi. Fustat’taki Amr bin Âs Camii'nde müezzinlik yapan, bundan dolayı “Müezzin” lakabıyla anılan Rebî, 270 (m. 884)’de vefat etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Satıcı, Malındaki Kusuru Alıcıya Söylemelidir

Vehbi Tülek

Şemseddin Muhammed Gazzi hazretleri Şafii fıkıh âlimlerindendir. 716 (m. 1316)'de Filistin'de Gazze'de doğdu. 770 (m. 1368)'de Şam'da vefât etti. Ticârette adâlet ve zulüm hakkında şunları anlattı:

Osman Marani

Vehbi Tülek

Abdest Ve Abdest âzâları Hakkında

Vehbi Tülek

Muzafferüddin İb­nü's-Sââti hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. 651 (m. 1254)'de Bağdat'a bağlı Dertenk'te doğdu. Bağdat'ta fıkıh, fıkıh usulü, kelâm, ilimlerini tahsil etti. Muvaffakıyye ve Müstansıriyye medreselerinde müderrislik yaptı. 694 (m. 1295)'de Bağdat'ta vefat et­ti. Bir dersinde buyurdu ki:

İffet, Kişiyi Her Türlü Rezillikten Korur!

Vehbi Tülek

İbrahim Şevki Efendi

Vehbi Tülek

Hacı Halîfe! Kutbu Görmek Ister Misin?

Vehbi Tülek

Fırtınaya Yakalanan Tüccarın Adağı!

Vehbi Tülek

Her Işin Gerçekleşeceği Bir Vakit Vardır Sultan'ım

Vehbi Tülek

En Lüzumlu Olan Şey!.

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Firkateyne Bininiz

Arkadaşlarımı Korumak Için

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Allah Diyen Genç

Arafatta Görüşürüz

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Abdullah-i EnsÂrî

Vehbi Tülek