Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.649.034
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Osmanlı Devletinde 4-7 yaş arasındaki çocuklara "elif-ba" ve ahlak bilgilerinin öğretildiği ilk mektebe başlatılırken yapılan merasim. Bu merasimin bir kandil günü olmasına bilhassa dikkat edilirdi. Bu mümkün olmazsa, pazartesi veya perşembe günleri yapılırdı.Merasime bir gün önceden evin temizliğiyle başlanırdı. Ayrıca ailenin mensupları Kapalıçarşı'ya giderek, okula başlayacak çocuğa ve mahalledeki fakirlerin çocuklarına gerekli eşyaları alırlardı. Bundan başka aile yadigarı rahle de cilaya verilirdi.Amin alayı yapılacağı gün, sabah namazından sonra çocuğa yeni elbiseleri giydirilir, hazırlık tamamlanınca ailece Eyüb Sultan'a gidilir ve burada dua edilirdi. Eve dönüldükten kısa bir süre sonra, okul çocukları ile ilahiciler gelirdi. Her okulun ayrı bir ilahicisi vardı. Semtte, amin alayı bir seyir vesilesiydi. O gün sokaklarda bir bayram havası ve görülmedik bir kalabalık olurdu.
III. Ahmed Han devrinde Fransa'ya büyükelçi olarak gönderilen Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi, bu ülkede kadınların hükmünün geçtiğini, çünkü itibarlarının erkeklerde yüksek olduğunu söyler. Ve ilave eder:"İstedikleri ne ise işlerler ve murat ettikleri yere giderler. En âlâ Beyzade, onların en aşağısına haddinden ziyade riayet ve hürmet eder."Çelebinin seyahatnamesinde yazdığına göre, Osmanlı elçilik heyeti, Fransa'ya ayak basışından itibaren adeta kadın kafilelerinin hücumuna maruz kaldı. Hele Ramazan ayı geldiğinde bu ilgi büsbütün arttı. Seyahatnamede bu olay şöyle rivayet edilmektedir:
Abdullah-i İsfehânî hazretleri, evliyânın büyüklerinden olup, Hâce Alâüddîn-i Attâr’ın talebelerindendir. İran’da İsfehân’da doğdu. Hicri dokuzuncu asrın ikinci yarısında vefât etti. Çok kerâmetleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
İbrâhim Şirâzi hazretleri Şâfii mezhebi âlimlerinden ve büyük velilerden olup 1003 (H.393) senesinde, İran'da Firûzâbâd'da doğdu. İlk tahsiline Firûzâbâd'da başladı. Sonra Bağdât'a gelip Şâfii âlimlerinden ilim öğrenmeye başladı. 1083 (H.476) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Çok eser yazmıştır. Bunlardan "El-Mühezzeb" isimli fıkıh kitabında şöyle anlatır:
Akil ibn-i İmrân hazretleri kelâm, fıkıh ve hadis âlimidir. 1001 (m. 1592)'de Yemen'in Zafâr şehrinde doğdu. 1062 (m. 1652)'de aynı yerde vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Geçmiş ümmetlerde gurbete çalışmaya giden üç arkadaş, bir ara yoğun bir yağmura mâruz kalınca yol kenarındaki bir mağaraya sığınırlar. Ne var ki, karşı dağdan, düşen yıldırım sebebiyle kopup yuvarlanan bir taş gelir, içinde bulundukları mağaranın kapısına sıkışıp kalır.
İçeride bulunan üç arkadaş korkup düşünmeye başlarlar. Nasıl çıkacaklar kapanmış olan mağaradan? Biri der ki: Bu belâdan kurtulmamızın bir çâresi olabilir. O da, Rabbimizin rızâsı için yapmış olduğumuz iyilikler. Gelin bunları şefaatçı yapıp buradan kurtulmayı Rabbimizden dileyelim.