Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.390.997

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bid'at Sâhiplerine Hiç Değer Vermemelidir

Babazâde Efendi Osmanlı âlim ve evliyasındandır. 1582 (H.990) senesinde İstanbul'da vefât etti. Babazâde zamânın âlimlerinden ilim tahsîl ettikten sonra, Ayasofya ve Eyyûb Sultan medreselerinde müderrislik yaptı. Kâfir, bid'at sâhibi ve fâsıklara yaklaşmanın, Müslümanların nûrunu azaltacağını söylerdi. Bu hususta talebelerine bir sohbetinde de şöyle buyurmuştur:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ii. Mahmud Han’in Hocasi

Abdurrahman Harputi hazretleri, küçük yaşta ilim tahsili için gittiği Diyarbakır'da tahsili sırasında, bütün derslerden geri kalması üzerine, arkadaşları onunla alay ederlerdi. Bu durumu hocası öğrenince, onun daha çok rencide olmaması için, yanına çağırarak; "Şimdiye kadar okudukların ve öğrendiğin bilgi sana kâfidir. Köylerde çok rahat imamlık yapabilirsin. Var git oralarda kısmetini ara." dedi. Bunun üzerine medrese tahsilini bırakarak, şehirden ayrıldı. Yolda bir hanın önünden akmakta olan bir çayın kenarında oturup düşünür ken, çayın içerisindeki taşların, suyun şiddetli akıntısından yusyuvarlak olduklarını ve pırıl pırıl parladıklarını gören genç Abdurrahmân, üzüntü ve kırık bir kalb ile; "Yâ Rabbi! Beni sen yarattın. Bu dersleri anlayamamam da senin kudretin iledir. Senin emrinde akan sular, şu taşları nasıl yusyuvarlak yapıyor ve parlatıyorsa, sen de benim zihnime kuvvet ihsân et de, rızâna kavuşturacak ilim deryâsın dan biraz nasib alayım." diye Allahü teâlâya yalvardı.

Vehbi Tülek

Ördeğini De Beraber Al

Vehbi Tülek

Yavuz Ve Garip Derviş

Vehbi Tülek

Fatihin Hocasi Molla GürÂnî

Vehbi Tülek

II. Murad Han devrinin meşhur Osmanlı âlimlerinden Molla Yegân, hacca gittiğinde, Kâhire'ye uğradı. Orada Molla Gürâni'yi tanıyıp, onun dine bağlılığını ve ilimdeki yüksek derecesini görünce, Anadolu'ya getirmek istedi. Lütuf ve iltifât göstererek berâber gelmesini söyledi. O da bu teklifi kabûl ederek, Molla Yegân ile birlikte geldi. Meşhur âlim Molla Yegân, hacdan döndüğünde Sultan İkinci Murâd Hanın otağına gidip, bir sohbet yaptı. Sohbet sırasında Pâdişâh; "Gezip gördüğün yerlerden bize ne armağan getirdin." diye sordu. Bunun üzerine Molla Yegân; "Tefsir, hadis ve fıkıh ilminde iyi yetişmiş bir âlim getirdim." diyerek, hiçbir milletin kültür târihinde görülmeyen durumu bildirdi. Sultan; "Şimdi nerededir?" deyince, "Dışarıda beklemektedir" cevâbını verdi. Bunun üzerine Pâdişâh, onu içeri getirmelerini söyledi. Molla Gürâni içeri girip selâm verdi. Sohbet sırasında Molla Gürâni'nin konuşması ve hâli, Pâdişâh'ın hoşuna gitti. Onu hemen dedesi Murâd-ı Hüdâvendigâr Gâzinin eski kaplıcadaki medresesine müderris tâyin etti. Daha sonra Yıldırım Medresesine müderris likle vazifelendiril di. Bir müddet bu vazifede kalan Molla Gürâni, Sultan İkinci Murâd Hanın oğlu Şehzâde Mehmed'in, yâni Fâtih'in yetiştirilmesiyle görevlendirildi.

Şehzade Selim Ve Mevlana Celaleddin-i Rûmî

Vehbi Tülek

Sahici Türk Ve Müslüman

Vehbi Tülek

Osmanli'da Tören

Vehbi Tülek

Şemseddin Sivasi Hazretleri’nin Sultan Iii. Mehmed’e Nasihati

Vehbi Tülek

Kanuni Sultan Süleyman’in Vesikalarla Konuşmasi

Vehbi Tülek

Evliya Çelebi

Vehbi Tülek

70 - Bana Kanuna Uymaz İşler Getirmeyin

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Hazreti Ahrem Ve Resûlullahın Develeri

Peygamber efendimizin develerini Medine'de otlağa götürme vazifesini bir çobanla birlikte Peygamberimizin hizmetçisi Rebâh üzerine almıştı. Hazreti Seleme etrafın düşman kabilelerle dolu olduğu bir zamanda, develerin hücuma uğrayabileceğini düşünerek Rebâh'la birlikte gitti. Gâbe Dağının yokuşuna vardığı zaman Abdurrahman bin Avf'ın hizmetçisine rastladılar. Hizmetçi çok heyecanlı idi. Hazreti Seleme ona sordu:
- Allah iyiliğini versin, ne oldu sana böyle?
- Peygamber efendimizin develerini götürdüler.
- Kim götürdü?
- Gatafan ve Fezâri kabileleri.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

“ebü’l-mehamid” Abdülmecîd Şirvânî

Vehbi Tülek

Abdülmecid Şirvâni (Mevlânâ Abdülmecid) evliyânın büyüklerindendir. Şirvan'da doğdu. Künyesi Ebü'l-Mehamid, lakabı, Nurullah'dır. Babası Şeyh Veliyyüddin Şirvan bölgesinin en büyük velisi idi.
Bu mübarek zat, devamlı insanlara vaaz ve nasihat eder, ders verirdi. "İnsanların en hayırlısı, onlara faydalı olandır" hadis-i şerifinin açık bir nümûnesi idi. Zâhiri ve bâtıni ilimlerde ilerledi. Genç yaşta Şirvan'ın Şemahı şehrine gitti ve burada ders vermeye başladı. Mevlânâ Şehkubâd hazretlerinin derslerinde kemâle eren Abdülmecid Şirvâni, hocasının vefâtından sonra onun yerine geçti. İnsanlara nasihat etmeye başladı...

Sabır Mehmed Dede

Vehbi Tülek

Salihlerin Anıldığı Yere Rahmet Yağar

Vehbi Tülek

Şehriyârzade İbrâhim Hemedani hazretleri fıkıh âlimi ve büyük velilerdendir. 1209 (H. 606) yılında İran'da Hemedan'da doğdu. İlim tahsili ile meşgul olup, kısa zamanda akli ve nakli ilimlerde ilerledi. Büyük tasavvuf âlimi Şeyh Şihâbüddin-i Sühreverdi hazretlerinin ders ve sohbetlerine katıldı. Hocası onu Hindistan'ın Multan şehrindeki Şeyh Behâeddin Zekeriyyâ-i Multâni'ye gönderdi. Daha sonra Hicaz taraflarına gitti. Dönüşünde Anadolu'ya uğradı. Konya'da Sadreddin-i Konevi ile sohbet edip, ilminden istifâde etti. Bir müddet Tokat'ta kaldı. Sonra Mısır'a gitti. Daha sonra Şam'a gitti. Burada 1289 (H.688) yılında vefât etti...

Kur’ân-ı Kerîme Hürmetin Önemi

Vehbi Tülek

merhaba Ey Derviş Oğlu Derviş!

Vehbi Tülek

Yediklerinin Nereden Geldiğine Dikkat Et!

Vehbi Tülek

Bir Allah Adamını Dinlememenin Sonu

Vehbi Tülek

dokuzuncu İmam Cevâd Takî

Vehbi Tülek

Riya, Gösteriş Için Kur'ân Okuyanlardan Kaçtım!

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Evliyalar Ölmez İmiş

Evliyalar Ölmez İmiş

Ankara'nın Zülfazl (günümüzde Solfasol deniyor) köyünden çok temiz, çok saf bir genç, askere gidiyormuş. Babasından kalma bir kaç altını, anasından kalma birkaç mücevheri varmış. Delikanlının derdi asker dönüşü evlenmek; servetini içine koyduğu küçük sandığını emanet edeceği, güvenip, bırakacağı kimseciği de yok. Düşünüyor, tasınıyor, acaba ne yapsam, diye sızlanıyor... Derken, bir gece rüyasında Hacı Bayram'ı görmez mi? "A! be Selim cik, ne düşünüp duruyorsun getir sandığını, bana bırak!" diyor. Selim oğlan, ertesi günü, sevine sevine Ankara'ya geliyor, doğru türbedarın önüne dikiliyor, hal, keyfiyet böyle, böyle... diye meseleyi anlatıyor. Türbedar da uyanıklardanmış, gece o da haberini almışmış. Getiriyorlar sandığı, Hazretin başucuna bırakıyorlar. Sandık deyince, öyle koca bir şey sanılmasın, ancak bir çanta kadar.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Adalet Ve Tevazu

Keramete İnanmayan Âlim

"encümen-i Bîzebân"

Sarik Ve Sakal

Derdi Olan Neylesin?

Sonunda Orta Yolu Buldular

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

SelÂmetle Gidip Gel

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Vehbi Tülek