Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.180
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Sultan Abdülaziz Han birgün, zaman zaman Sadrazamlığını yapmış olan Fuad Paşa'ya, o zamanın devlet adamlarından Âli Paşa ile Rüşdü Paşa'nın kendisinden ne farkları olduğunu sorduğunda:
"Efendimiz, yeni yapılmış bir köprü tasavvur buyurunuz. Üçümüz de köprünün başına gelmiş bulunalım. Bendeniz hemen Besmele çeker ve biperva köprüyü geçerim. Âli Paşa Besmele çeker ve köprüyü defa larca muayene ettikten sonra geçer. Rüşdü Paşa kulunuz da, Besmele çeker, sonra bir tabur insanı bu köprüden geçirir, sağlam olduğuna kanaat getirdikten sonra geçer."Bosna'da İslam kültür ve medeniyetinin kurucusu Gazi Hüsrev Bey'dir. Kanuni'nin hala oğlu olan Hüsrev Bey, babası Ferhad Bey şehid düştüğünde o henüz kundakta idi. Hüsrev Bey, İstanbul'da Enderun mektebini bitirdikten sonra dedesi Bayezid Han'ın yaptırdığı medresede yüksek tahsilini yaptı. Kanuni, 1521 senesinde Belgrad seferine onu da götürdü ve fetihten sonra onu oraya sancak beyi tayi etti. Fakat orada az bir müddet kaldıktan sonra Bosna sancak beyi oldu.Bosna'da henüz fethedilmemiş kaleleri Avusturyalıların elinden aldı. 1526 Mohaç seferinde bir Osmanlı akıncı birliğine kumanda etti ve Macaristan'ın fethinde Osmanlı ordusu nun önünü açtı. Bu seferde, en ünlü akıncı beyi olarak şöhret yaptı.Bosna'daki adil idaresi sayesinde binlerce Hristiyan Hırvat ihtida etti, müslüman oldu. Şimdi bunlara Boşnak deniyor. Binlerce Türkmen ailesini de Anadolu'dan getirtip oralara iskan etti.
Kâdı Muhammed Zâhid hazretleri "Silsile-i âliyye" denilen büyük âlim ve velilerin ondokuzuncusudur. Semerkand'da doğdu. Ya'kûb-ı Çerhi hazretlerinin torunudur. Ubeydüllah-i Ahrâr'a talebe oldu. Onun vefâtından sonra halifesi oldu. 936 (m. 1529)'da Semerkand'da Vahş köyünde vefât etti. "Mesmûât" adlı eserinde, hocası Ubeydüllah-i Ahrâr hazretlerinin sohbetlerinde dinlediklerini toplamıştır. Bu eserinden bazı bölümler:
Şerîfzâde Mehmed Efendi Osmanlı âlimlerindendir. 1553 (H.960) yılında Eğirdir'de doğdu. İstanbul'da Şeyhülislâm Zekeriyyâ Efendinin derslerine katıldı. Ondan icâzet aldıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Sultan Dördüncü Murâd Han devrinde Anadolu Kâdıaskeri oldu. Padişah onu Nakîbü'l-eşrâflık müessesesinin başına getirdi. 1630 (H.1040) da İstanbul'da vefât etti.
İvazpaşazâde İbrahim Beyefendi 106. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1132 (m. 1720)'de İstanbul'da doğdu. Sadrazam Hacı İvaz Paşa'nın oğludur. Medrese tahsilinden sonra müderrislik, kadılık, Anadolu, sonra Rumeli kadıaskerliği yaptı. Nihayet şeyhülislâm oldu. 1212 (m. 1798)'de vefat etti. Bir dersinde, abdest alırken okunacak duaları şöyle anlattı:
Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:
"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.
Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."