Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.545.345
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
I. Balkan savaşında Bulgarlara aylarca mukavemet eden Edirne, iktidarda bulunan İttihat ve Terakki partisi yöneticilerinin ihaneti sonunda işgal edilmişti. Şehri kahramanca müdafaa eden Şükrü Paşa, hatıralarında bu hadiseyi şöyle anlatır:"Harbin başında hükûmet benden bir ay mukavemet etmemi istedi. Ben tam 5 ay şehri savundum. Buna rağmen, harbin son günlerinde iktidara gelen İttihat ve Terakki idarecileri beni emekliye sevkederek rütbelerimi geri aldı. Bunun sebebi, harbin başında iken, İttihatçıların, daha önceki hükûmetlerindeki dahiliye vekili Talat Bey, gönüllü nefer olarak askere yazılıp Edirne'ye geldi. Maksadı askerlik etmek değil, askeri bozmaktı.
Mohaç'ta Macaristan ordusunu tamâmen imhâ edip, bölgeyi Osmanlı Devleti sınırları içine katan Kânûni Sultan Süleyman Han, savaştan sonra Budapeşte'ye gelip Macaristan'ın yeni statüsünü tespit etmişti. Buna göre Macaristan, Osmanlı Devletine bağlı bir krallık olarak bilinen ve Mohaç Muhârebesine katılmayan Transilvanya (Erdel) Voyvodası Zapolya'ya verilecekti. Nitekim Kânûni Sultan Süleymân Han, 16 Ekim 1526'da Macaristan tâcını Zapolya'ya veren târihi fermanını imzâladı ve Budapeşte'de Macaristan tahtına geçirdi. Ancak Zapolya Osmanlılar sâyesinde Macar Kralı seçilmesine rağmen kral olduktan sonra Osmanlılara fazla yaklaşmaktan çekindi. 1527 baharında toplanan Regensburg İmparatorluk Meclisinde Osmanlılara karşı yardım dahi istemişti. Ancak bu sırada Alman İmparatoru Şarlken'in tahriki ve desteğiyle Avusturya Arşidükü Ferdinand büyük bir ordunun başında olarak harekete geçti.
Alâeddin-i Attâr, Buhârâ'da yetişen en büyük velilerdendir. "Silsile-i aliyye" denilen büyük âlim ve velilerin on altıncısıdır. 1400 (H.802) senesinde Buhârâ'nın Cağanyân nâhiyesinde vefât etti.
Alâeddin-i Attâr'ın babası, Buhârâ'nın zengin eşrâfından idi. Vefât edince, oğullarına çok fazla mal kaldı. Fakat Alâeddin hiç mirâs kabûl etmeyip, Şâh-ı Nakşibend Muhammed Behâeddin-i Buhâri'ye talebe olmayı tercih etti.
Amasyalı Bayram Efendi, Merzifon'da doğdu. Küçük yaştan itibâren ilim tahsiline başladı. Tahsilini tamamlayıp ilimde yükseldikten sonra Amasya müftülüğüne ve Sultan Bâyezid Medresesi müderrisliğine tâyin edildi. Müslümanların müşkillerini halledip talebe yetiştirdi... Medine-i münevvere, Trablusşam, Sofya, Konya ve Kayseri kâdılığı yaptı. 1709 (H.1121) senesinde Konya'ya giderken Eskişehir'de vefât etti...
Bayram Efendi, vaaz ve derslerinde ilmihal bilgilerinden anlatır, avamın ihtiyacı, evvela fıkıh bilgilerini öğrenmektir, buyururdu. Vefatından kısa bir zaman önce vaazında şunları anlattı:
Cemâleddin Es'ad Nişâbûri rahmetullahi aleyh, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. Horasan'da doğdu. 570 (m. 1174)'de Bağdad'da vefât etti. Fıkıh ilmine dâir yazdığı "El-Fürûk" kitabı meşhûrdur. Bu eserinde buyuruyor ki:
Eskiden, yoldan geçen birisi, bahçesinde acâyip hareketler yapan bir adama sorar:-Niye öyle tepinip duruyorsun?-Keçe tepiyorum. Sıkıştırıp pazarda satacağım. Ne yapalım, fâni dünya işte; üç-beş kuruş kazanıyoruz!..-Başındaki çıngırak ne?-Çevredeki bahçelerin ekin ve meyvelerine kuşların gelmemesi için, çıngırakla ses çıkarıyorum. Sâhipleri de bana bunun için biraz ücret ödüyor. Ne yapalım, fâni dünya işte; üç-beş kuruş kazanıyoruz!..-Peki, sırtındaki yük nedir?