Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.603.649
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında, Sarayda gece gündüz nöbet tutan hassa askerleri vardı. Bu nöbetçilerin geleneksel olarak geceleyin bir seslenişleri yankılanırdı etrafta:
- Kimdir o?
- Kim var orda?..
Hasan Fehmi Paşa, bir aralık hususi bir vazife ile Londra'ya gitmişti. İngiliz ricalinden biri ile vuku bulan hususi mülâkatında İngiliz: "Osmanlı devletinin dahili ahvalinin vahametinden bahisle bu gidişle bir müddet sonra işlerin fenaya varacağını" söyledi. Paşa müdafaada bulundu ise de İngiliz diplomatı: "Türkiye, Rusya politikasını takip ettikçe kendi binasının temellerini kendi elleriyle kazıp yıkmış olacaktır. Rusyanın maksadı ise artık bütün cihana malumdur" tehdidini savurdu. Hasan Fehmi Paşa: "O halde biz atimizden (geleceğimizden) emin olabiliriz. Çünkü Rusya'nın emeli olsa olsa Karadenize yayılmak, İstanbulu almaktır. Siz İngilizler buna razı olabilir misiniz?" diye sordu. Bunun üzerine İngiliz: -İşte, dünyada yalnız bu mümkün değil! dedi.
1912 senesi... Osmanlı tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Balkan Savaşı günleri... Aralık ayı başları idi. Edirne Müstahkem Mevkii Kumandanı Şükrü Paşa:
-Son kurşunu atmadan şehri düşmana teslim etmem, diyordu.
Bulgarlar tarafından kuşatılmış bulunan Edirne dışında bulunan ve şehirdeki karargah ile irtibatı kesilmiş olan bir birliğe yeni bir talimat göndermek ihtiyacını duydu. Bu kolay bir iş değildi. Talimatı götürecek bir veya birkaç kişi, kuşatma hattını geçerken ölümle karşı karşıya gelebilirdi. Bu işe en uygun, Teğmen Sadık'tı...
Şeyh Ayderûsi hazretleri fıkıh, hadis âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 993 (m. 1585)'de Yemen'in Terim şehrinde doğdu. 1041 (m. 1632)'de Hindistan'da Devletâbâd'da vefât etti. Buyurdu ki:
Hacı Ahmed Şemseddîn hazretleri büyük velîlerdendir. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin halîfelerinden Osman et-Tavilî'nin dördüncü oğludur. 1811 (H.1226) senesinde Irak’ta Tavila'da doğdu. Babasının tahsil ve terbiyesinde yetişti. Babası ona icâzet verdi. Bir ara İstanbul'a gelerek Sultan Abdülmecîd Hanı ziyâret etti. Pâdişâhın ihsân ve iltifâtına kavuştu. Sonra Hicaz'a giderek hac ibâdetini yerine getirdi. Memleketine dönünce İslâmiyeti anlatmaya devâm etti. 1890 (H.1308) senesinde orada vefât etti.
İmam Yafii hazretleri, Ravzu'r-Reyahin kitabında şöyle nakleder:Malik bin Dinar Hazretleri anlatıyor:
Basra'da küçük bir grubun bir cenazeyi taşıdığını gördüm. Cenazeyi uğurlayan başka kimse de yoktu. Neden cenazeye katılım olmadığını sordum. Dediler ki:
- Bu adam büyük günahkâr, asi ve ömrünü boşa harcamış biriydi. Ben de cenazenin namazını kıldım ve kabrine indirdim. Sonra bir gölgeliğe çekildim. Uyuyakalmışım.