Fâni Geçici Olanı Verip Bâki, Kalıcı Olanı Al!
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.315.316
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
Muhammed Emin Erbili hazretleri, İslâm memleketlerinin kâfirlerin eline düşmemesi için çok duâ ederdi. Mısır'da bulunduğu sırada sevdiklerinden birini ziyârete gitti. Fakat bu sırada üzüntülüydü. Ziyâretine gittiği kimse üzüntüsünün sebebini sordu. Muhammed Emin Efendi buyurdu ki: "Edirne'nin küffâr eline düştüğü haberi sana ulaşmadı mı?" O kimse dedi ki: "Efendim ne yapalım elimizden ne gelir?" Muhammed Emin Efendi; "Allahü teâlâya duâ edelim ve bu musibetin İslâm memleketinden uzaklaşması için yalvaralım." buyurdu. Talebelerinin toplanmasını emretti. Allahü teâlânın ism-i şerifini çok andıktan sonra hep birlikte bu musibetin gitmesi için duâ ettiler. Muhammed Emin Erbili hazretleri bir ara gözden kayboldu. Kısa bir müddet sonra sevinerek meclise geldi ve; "Allahü teâlâ burada bulunanların duâsını kabûl buyurdu. Edirne şehrini müslümanlara tekrar ihsân edecek." dedi. Söylediği gibi oldu. Bir müddet sonra Edirne'nin kurtulduğu haberi duyuldu.
Üçüncü Ahmed Han, Patrona Halil ayaklanması sonunda tahttan çekilince, Şehzâde Mahmud, 2 Ekim 1730 günü Osmanlı sultânı oldu. Üçüncü Ahmed Hanın tecrübe ve tavsiye lerinden istifade etti. İlk icrâatı, Lâle Devrinde yapılan ilim, kültür ve sanat eserlerinin tahribini durdurmak oldu. Âsi Patrona Halil'i ve zorbaları imhâ ettirdi. İstanbul'da emniyet ve asâyişi sağladı. Ülkede huzur dolu, mesud günler başladı. İçişlerini düzelten Sultan Birinci Mahmud Han, doğuda hududa saldıran İran Safevileri ile, batıda Avusturya ve Rusya'ya karşı tedbir aldı.
Akkermâni Mehmed Efendi, Osmanlı âlimlerindendir. Karadeniz sâhilinde, şimdi Ukrayna'ya ait olan Akkermân şehrinde doğdu. Çok kitâp yazdı. Bunlardan biri olan "İrâde-i cüz'iyye" risâlesinde buyuruyor ki:
Ebü’l-Fazl Zerencerî hazretleri Hanefî fıkıh âlimidir. Buhârâ’nın Zerencer kasabasında, 427 (m. 1036) senesinde doğdu. Şems-ül-eimme Serahsî ve Şems-ül-eimme Hulvânî’den fıkıh ilmi tahsil etti. Kendi beldesinde “Küçük Ebû Hanîfe” ismini vermişlerdi. Ortaya çıkan yeni mes’elelerde fetvâ için kendisine müracaat olunurdu. 512 (m. 1118)’de Buhârâ’da vefât etti. El-Emâlî ve Menâkıb-ı İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe isimli eserleri vardır. “Menâkıb-ı İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe” isimli eserinde buyuruyor ki:
İmâm-ı Abdurrahmân Evzâi hazretleri Tebe-i tâbiinin meşhurlarından olup fıkıh âlimi ve büyük velilerdendir. Mezhep imamı idi. Şam ve Magrib (Fas, Tunus, Cezâyir) halkı, Mâliki mezhebine mensûb olmadan önce Evzâi hazretlerinin mezhebinde idiler. Mezhebi, Endülüs'e Emeviler'le girmiştir. Mensupları kalmadığı için mezhebi daha sonra unutuldu. 707 (H.88) senesinde Lübnan'da Ba'lebek'te doğdu. Şam'da yerleşip orada yaşadı. Buradaki Tabiinin büyüklerinden ilim tahsil etti. İbrâhim Edhem ile sohbet ederdi. Ömrünün sonlarına doğru Beyrut'a gitti. 774 (H.157)'te orada vefât etti.
Padişahlardan birine değerli bir gül fidanı hediye edilir. O da bunu bahçıvanına verip bahçeye dikmesini, gül açılınca da kendisine haber vermesini ister. Aylar sonra nihayet gül açılır. Fakat gayet iri ve son derece güzel bir gül. Bah çıvan onu hayranlıkla seyrederken, bir bülbül gelip gül fidanına konar ve başlar ötmeye. Bahçıvan önce onu kıvmak ister, fakat bülbülün yanık yanık ötüşü onu etkilemiştir. Sonunda bahçıvan, padişahı çağırmak için yerinden kalkınca, bülbül ürker ve gülü paramparça eder. Buna çok üzülen bahçıvan, korkarak padişaha durumu haber verir. Fakat padişah:-Üzülme, der, bu dünya etme bulma dünmyası, ona da kalmaz.Bahçıvan padişahın bu sözü ile rahatlamıştır. Bir zaman sonra bahçıvan, biryılanın o bülbülü yuttuğunu görür ve padişaha gelerek:-Keramet gösterdiin efendimiz, dünya o bülbüle de kalmadı.-Merak etme, o yılana da kalmaz.