İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.651.785
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Ordu-yu Hümayun sefere gidiyordu. İlk mola Gebze yakınlarında verildi. Ordunun geçtiği yollar bağlık bahçelikti. Asmalar salkım salkım üzüm, ağaçlar elma doluydu. Yavuz Sultan Selim Han bir an düşündü: "Acaba askerim, sahibinden izinsiz üzüm veya elma koparıp yer mi?" hemen Yeniçeri Ağasını çağırdı ve: "Ağa! Fermanımızdır. Bütün askerin heybeleri yoklansın. Bir elma veya üzüm çıkan asker derhal huzura getirilsin!" diye emretti. Yeni çeri Ağası, birkaç saat içinde bütün askerin heybelerini arattırdı. Daha sonra Sultan Selim Hanın huzuruna gelerek: "Hünkarım! Bütün askerin heybelerini araştırdık. Bir tek üzüm veya elma bulamadık. Asmaları ve elma ağaçlarını da inceledik. Koparılma izine rastlamadık" dedi. Bu habere çok sevinen Sultan, elerini açarak "Yâ Rabbi, sana sonsuz hamd-ü senalar olsun. Bana haram yemeyen bir ordu nasip ettin. Eğer asker içinde bir nefer sahibinden izinsiz bir meyve koparıp yeseydi, Mısır seferinden vazgeçerdim" dedi. Sonra Yeniçeri Ağasına dönerek: "Çünkü Ağa! Haram yiyen bir ordu ile beldelerin fethi mümkün olamaz" dedi.
Çanakkale kara savaşlarında, 31. Alayın 10. bölüğünün kumandanı Üsteğmen Şevket Kumkale ve Orhaniye Tabyalarında görevlendirilmişti. Düşman Donanmasının yoğun topçu ateşi desteği ile karaya çıkan Anzak askerleri, Orhaniye Tabyasını tahrip etmek için saldırıya geçti. Üsteğmen Şevket, erlerine fazla kayıp verdirmemek için açık araziden geçireceği bölü ğüne şu emri verdi: "Arkadaşlar, ben şimdi karşıya sıçrayacağım. Bu yolu salimen geçersem, oradan size nasıl hareket edeceğinizi bildireceğim. Eğer ki geçerken vurulursam, cesedimi kendinize siper yaparak yaparak hücuma devam edin. Orhaniye'yi alın ve beni o tabya içine gömün."Bunları dedikten sonra emir eri ve borazancı askeri de alarak açık araziden hücuma geçti. Ama ne geçiş... Çok hafif bir yara ile beirlediği yere ulaşmıştı. Bölüğüne de verdiği işa retlerle, onları da kayıpsız olarak yanına ulaştırdı. Onuncu bölük oradan, düşman siperleri üzerine "Allah Allah" nidalarıyla öyle bir hücuma geçti ki, düşman askerleri kaçmaktan başka çare bulamadılar. Düşman büyük kayıp vermişti. Ölenlerin cesetlerini siperlerde bıraktılar.
Muhammed Zâzâni hazretleri hadis hafızıdır. 285'te (m. 898) İsfahan'da doğdu. Tahsil için Bağdat, Musul, Mekke, Kudüs, Şam, Kahire gibi ilim merkezlerinde zamanın büyük muhaddislerinden hadis tahsil ederek hafız oldu. 381'de (m. 991) İsfahan'da vefat etti. Buyurdu ki:
Şihâbüddin Ahmed Ruayni hazretleri siyer âlimidir. 708'de (m. 1308) Endülüs'te (İspanya) Gırnata'da (Granada) doğdu. İlim tahsili için medrese arkadaşı İbn-i Câbir Hevvâri ile birlikte Mısır, Hicaz, Şam gibi yerlere gittiler. Nihayet Urfa'nın Birecik kasabasına yerleşerek burada 30 sene ilim öğrettiler. Ruayni, 780 (m.1378)'de çok sevdiği arkadaşı İbn-i Câbir vefat edince Haleb'e gitti ve o sene orada vefat etti. "Risâle fi's-sire ve mevlidi'n-nebi" isimli eserinde siyer-i nebi anlatılmaktadır. Bu kitabında şöyle yazıyor:
Ahmed Ervâdi hazretleri Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin halifelerindendir. Lübnan'da Trablusşam'ın Ervâd kasabasında doğdu. İlim ve irfânını arttırmak için Trablusşam, Mısır ve başka yerlere gitti. Zamânın meşhur âlimleriyle görüştü. Kendilerinden icâzet, diploma aldı. Daha sonra da Şam'da evliyânın göz bebeği Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin sohbetlerine katıldı. Kısa zamanda olgunlaştı. Kendisine icâzet verilip insanlara doğru yolun bilgilerini anlatıp öğretmek için Trablusşam'a gönderildi. 1858 (H.1275) senesinde orada vefât etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:
Dünya hayatında hiç kimseye iyilik yapmamış, bencil bir adam ölünce, cehennem kapısında bir melek karşıladı. Melek adama şöyle seslendi: "Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan buraya girmeyeceksin. Varsa söyle!"