Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.575.212

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Ehl-i Beytim, Ümmetim Için Birer Teminattır

Hasan bin Ahmed Semerkandî hazretleri hadîs âlimlerindendir. 409 (m. 1018) senesinde Semerkand’da doğdu. 491 (m. 1098) senesinde vefât etti. “Bahr-ül-Esânid fî sıhahil mesânid” adlı eserinde yüz bin hadîs-i şerîf topladı. Diğer bir eseri de “Cüz’ün fihi mine’l-ebdali mine’l-ümmet”dir. Bu eserinde şöyle yazmaktadır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

İstanbul’un Sulari

İstanbul'da belediye ile ilgili işlerden biri de su sorunuydu. Kanuni Sultan Süleyman, Kırkçeşme sularını İstanbul'a getirttiği zaman milletin yüzü biraz güldü. Her tarafta çeşmeler yapıldı. Ebussuud Efendi de Yazıcı çiftliği yöresinden bulduğu suyu Turunçluk suyu ile birleştirdi, bir çeşme yaptırmaya karar verdi. Su yolları yapmak için büyük bir çalışma başladı. Su yollarının onarımı için Mısır'dan hamallar bile getirildi. Sular İstanbul'a düzenli bir biçimde dağıtılacaktı. Eğrikapı dışında büyük bir su hazinesi vardı. Bu hazine altmış lüleye bölünüyordu. Bu sular hazinelerden çeşmelere dağıtıldı. Sultan Süleyman dönemine gelinceye kadar çeşmelerin suyu hep boşa akardı. Gece gündüz akan çeşmelerden dolayı sokaklar çoğunlukla bataklık haline gelirdi. Sonunda burma lüleler bulundu. Hem sokaklar çamurdan kurtarıldı, hem de suların boşa akmasına engel olundu. Böylece artan suyu isteyenler hayrat çeşmeler yaptırarak oralara akıtırlardı. Fakat burma lülelerin, yani muslukların icadı birçoklarının işine gelmedi. Bazı mahallelerde imam ve cemaat: "Akan su bahçelerimize verilmiştir. Yabana akarsa aksın. Burma lüleye rızamız yoktur" dediler, burma lüleleri kaldırmaya çalıştılar. Bu konuda en ileri gidenler sipahilerdi. Bu sorun üzerine Sultan Süleyman İstanbul kadısına şu hükmü yazdı: "Çeşmelere burma lüle takıldığından lüleyi ufaltan eğer sipahi ve başka kullarım taifesi ise kapıma arz eyleyesin. Ve eğer ehl-i cihetten (yöre halkından) ise cihetten alup ahare (başka tarafa) veresin. Ve eğer şehirli halkından ise muhkem hakkından geldikten sonra cerimesini (cezasını) aldırasın. Ve yabana akmak ecli (nedeni) için açık koyanların dahi vech-i meşruh (açıklanan nedenlerle) üzre haklarından gelesin.

Vehbi Tülek

Osmanli’nin Son Abd Büyükelçisi

Vehbi Tülek

Dürüstlüğün Bedeli

Vehbi Tülek

Ne Oldum Dememeli

Vehbi Tülek

Tahsin Bey, Birinci Dünya Savaşı öncesi İstanbul'da Beyoğlu Mutasarrıfı'dır. Rus Çarı'nın Büyükelçisi, Boğaz'daki elçiliğin önüne dikilen lamba direğinin kaldırılması için haber gönderir. Tahsin Bey merâmını anlatmak için kalkıp elçiliğe gider. İçeri girer. Bahçe merdivenlerinden yukarı çıkarken, Büyükelçi de bahçeye inmektedir. Tahsin Bey'i görünce, yanındaki bahçıvana sorar:-Kim bu adam? Bahçıvan anlatınca, Büyükelçi:-Atın bu adamı dışarıya! diye bağırır. Bir diyecekleri varsa, buraya sadrazamları gelsin!Aradan zaman geçer. Rusya'da ihtilâl olur. İstanbul'u, komünistlerden kaçan Beyaz Ruslar doldurur. Prensesi, kontu, generali ve daha niceleri... Sürünürler. Kadınlar, şimdikiler gibi, İstanbul'da sefâhet âlemlerinin sembolü olurlar.Tahsin Bey çocuklarına Fransızca hocası arar. İlticâcı Ruslar, ucuza ders verirler. Ucuz ücretle bir hoca bulunur. Bulunur amma, Tahsin Bey hocayı görünce hüzünlenir. Zira bulunan hoca, bir süre evvel kendisini kapıdan kovan eski Rus Büyükelçisi'dir. Oturduğu koltukla övünmek, ya da koltuğu kendisine vermiş olanla gururlanmak, ne korkunç şeydir...Kısacası, ne oldum deyip, ne olacağını hiç düşünmemek ne kötü bir hâldir

71 - HÂce-i SultÂnî AtÂullah Efendi

Vehbi Tülek

Sultan Ahmedin Rüyasi

Vehbi Tülek

67 - Acaba Namazim Bozuldu Mu?

Vehbi Tülek

Akibet Görürsün Hele Ferhat

Vehbi Tülek

İsterseniz Geri Dönebilirsiniz

Vehbi Tülek

16 - Yavuz Ve Sina Çölü

Vehbi Tülek

Fatima Sultan’in Rüyasi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Velîler, Kimsenin Helâk Olmasını Istemezler

Seyyid Ahmed Efendi, Malatya'da yaşayan velilerdendir. 1823 (H. 1238)'de Şam'da doğdu ve burada zamânın âlimlerinden ilim öğrendi. Bir ara âilesi ile birlikte Şam vâlisi tarafından Harput sancağında mecbûri ikâmete tâbi tutuldu. Ahmed Efendi burada evlenerek, Harput'a yerleşti. Sonra Malatya'ya göçtü. Hacı Ahmed Efendi Malatya medreselerinde ders verdi ve Ulucâmi'de imamlık yaptı. İnsanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlatan vaazlar verdi. 1884 (H. 1301) senesinde vefât etti. Talebelerine şöyle buyururdu:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İlim Öğretene Ve Öğrenene Cihâd Sevâbı Vardır

Vehbi Tülek

Seyyid Şerefüddîn Ermevî hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 691 (m. 1292) senesinde İran’da bulunan Urmiye şehrinde doğdu. Şam’da birçok âlimden ilim öğrendi ve hadîs-i şerif dinledi. Sonra Kahire’ye giderek talebe yetiştirdi. 757 (m. 1356) senesinde Kâhire'de vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Ebu Abdullah Bin Bekkar

Vehbi Tülek

Yemin, Yalnız Allah'ın Isimleri Ile Olur

Vehbi Tülek

Karslı Davud Efendi, Osmanlı âlim ve müderrislerindendir. Kars’ta doğdu. Orada Çolak Abdullah Efendi'den ilim öğrendi. Daha sonra İstanbul'a giderek tahsi­lini tamamladı. Rüûs imtihanını vererek çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra 1169 (m. 1756)’de İstanbul'da vefat etti. Bir dersinde 'yemin' bahsinde şunları anlattı:

İlim, âlimlerin Ihtiyaç Malzemesidir

Vehbi Tülek

Çerkeşli Hacı Mustafa Efendi

Vehbi Tülek

Ölümü Hatırlamak, Haram Işlemeye Cesareti Azaltır!

Vehbi Tülek

Kutbüddîn İznîkî Hazretleri

Vehbi Tülek

Allah Ile Kul Arasındaki Işlere "diyânât" Denir

Vehbi Tülek

Muhammed Karsî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yüz Vermedin!

Yüz Vermedin!

Fakih Îsâ bin Muhammed şöyle anlatır:

Uzak bir diyârda idim. Abdullah el-Ayderûs'u açıkça bulunduğum yerde görmeyi temenni etmiştim. Mescide gittim. Oraya bir dilenci ve yanında birisi gelip benden bir şey istedi. Bir şey vermedim. Oradan ayrılıp başka yere gittim. O dilenci ve yanındaki kişi benim arkamdan geldi. Sonra yine yanıma yaklaşarak benden bir şeyler istedi. Yine yüz vermedim. Bunun üzerine o dilenci ve yanındaki ayrılıp gitti. Bir müddet sonra ben, Abdullah el-Ayderûs'un bulunduğu yere döndüm. Şeyh Abdullah'ın yanına giderek; "Ben sizi gittiğim yerde alenen görmeyi temenni ettim. Lâkin bu isteğim hâsıl olmadı." dedim. Bunun üzerine Ebû Muhammed el-Ayderûs ; "Sana aleni görünmem hâsıl oldu. Falan gün duhâ vaktinde sen falan mescidde idin. Senin yanına bir dilenci geldi. Yanında birisi de vardı. Senden bir şeyler istediler. Onlara bir şey vermedin. Sonra kalkıp bir yere gittin. Onlar da seni tâkib etti ve yine bir şeyler istediler. Yine yüz vermedin. İşte o dilencinin yanındaki ben idim. Ben, senin yanına o kılıkla gelmiştim." dedi. Ben; "Efendim! Sizin dedikleriniz doğrudur. Fakat o size fazla benzemiyordu." deyince, Şeyh Abdullah da; "Eğer ben bu hâlimle senin yanına gelse idim, sen beni tanır ve insanlara haber verirdin." buyurdu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Adam Olmazsan

Vehbi Tülek

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Vehbi Tülek

Minareden Okunan Şiir

Şikayet

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Helvaci Çocuk

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek