Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.542.350

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir

Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

O Kendini Tanitti

Kânûni, bir gün kayıkla Boğaz'da gezmeye çıkmıştı. Ortaköy hizâsına gelince kıyıya yanaşıp, bir adam göndererek Yahyâ Efendiyi çağırttı. O da yanında bir ahbâbı ile gelip kayığa bindiler. Birlikte giderlerken, Yahyâ Efendinin ahbâbı, devamlı olarak Kânûni'nin parmağında bulunan çok kıymetli bir yüzüğe bakıyor ve bu bakış dikkati çekiyordu. Kânûni bu hâli farkedince, parmağındaki o kıymetli yüzüğü çıkarıp; "Buyurun, daha yakından iyice bakıp ince leyebilirsiniz." dedi. O zât yüzüğü aldı. Evirip çevirdikten sonra, denize atıverdi. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunanlar çok hayret ettiler. Bir müddet gittikten sonra, o zât inmek istediğini bildirince, kayık kıyıya yanaştı. O zât, ineceği sırada denizden bir avuç su alıp Sultana uzattı. Avucunda biraz önce denize attığı yüzük vardı. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunan herkes, yine çok hayret ettiler. Kânûni, elini uzatıp yüzüğü alınca, o zât birdenbire gözden kayboluverdi. Kânûni, Yahyâ Efendiye dönüp;"Ağabey, neler oluyor?" dedi. O da; "O gördüğünüz Hızır aleyhisselâm idi." dedi. Bunun üzerine Kânûni; "O hâlde bizi niye tanıştırmadınız?" deyince, Yahyâ Efendi; "O kendini tanıttı. Ama siz tanımakta geç kaldınız." buyurdu.

Vehbi Tülek

İlk Türk Uçağinin Uçuşu

Vehbi Tülek

HüdÂyî Yolu

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Ve Halimi Çelebi

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Han pâdişâh olmadan önce, Trabzon'da vâliyken Halimi Çelebi'yi kendine hoca edinip, talebe oldu ve ondan feyz aldı. Gece-gündüz onun huzûrundan ayrılmaz dı ve devamlı sohbetinde bulunurdu. Abdülhalim Efendiye pekçok iltifât ve ihsânlarda bulundu. Allahü teâlânın inâyet ve ihsâniyle Osmanlı tahtına geçip pâdişâh olunca, onu yine yanından ayırmadı. Devamlı birlikte olmak ister ve kendisiyle ilmi sohbetlerde bulunurdu. Halimi Çelebi, Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte Mısır Seferine katıldı.Nakledilir ki: Yavuz Sultan Selim Han zamânında, Molla Şemseddin diye bir saray hocası vardı. Teheccüd namazını kılan, iyi huylu bir zâttı. Yazması çok süratliydi ki, on günde bir mushaf-ı şerifi yazıp bitirirdi. Yavuz Sultan Selim Han, Mısır feth olununca, hocası, Halimi Efendiye buyurdu ki: "Şemseddin bize Tarih-i Vassâf yazsın." Halimi Çelebi, pâdişâhın emrini Şemseddin Efendiye bildirdikten sonra, Şemseddin Efendi yirmi beş gün mühlet alıp, Halimi Çelebi'nin evinde yazmaya başladı. Ancak Halimi Çelebi'yi ziyârete gelenlerden bâzıları Molla Şemseddin'le tanış olduklarından onun hücresine de uğrarlar ve çalışmasına mâni olurlardı. Bunun için odasının kapısını kilitleyip ve üstten kapının sürgüsünü çekip hızla yazmayı sürdürdüğü sırada âniden yanında bir kimseyi oturur halde gördü. Korkup heyecanlandı.

50 - Ulubatli Hasan

Vehbi Tülek

Devlet Adamlarina Altin Öğütler

Vehbi Tülek

10 - Bir Daha Gelmemize Hacet Kalmaz

Vehbi Tülek

Fatih’in Akincisi Malkoçoğlu BÂlî Bey Bey

Vehbi Tülek

102 - Şahitliği Kabul Edilmeyen Padişah

Vehbi Tülek

Osmanli Topraği Olan Misir’in İşgali

Vehbi Tülek

24 - Haydi Barbaroslarin Çocuklari

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Aceleci, Atak Olmak, Şeytanın Yoludur

Ali es-Sükâkînî hazretleri hadîs âlimlerindendir. Şam’da doğdu. Orada birçok âlimden ilim öğrendi ve hadîs-i şerif dinledi. Hisbe Teşkilâtı başkanlığına tayin oldu. Bu vazifesini başarıyla yürüttü. Daha sonra bu vazifeden ayrıldı ve Kahire'ye gitti. El-Hâtuniyye, el-Cevâniyye medreselerinde ders verdi. Kadıaskerlik makamına tayin edildi. 758 (m. 1357) senesinde Mısır'da vefât etti. Güzel huylu olmanın faziletleri hakkında naklettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Altın Suyu Ile Üzerinde Hat Yazılı Olan Kaftan

Vehbi Tülek

Yûsuf-ı Hemedânî hazretleri “Silsile-i aliyye” denilen büyük âlim ve velilerin sekizincisidir. 1048 (H.440) senesinde İran’da Hemedan’da doğdu. 1140 (H.535) de Herat’tan Merv’e giderken yolda vefat etti. On sekiz yaşında Bağdat’a gelip, fıkıh ilmini Ebû İshâk-i Şîrâzî’den öğrendi. İki yüz on üç mürşîd-i kâmilden istifade etti. Yedi bin kâfirin imana gelmesine vesile oldu. Hızır aleyhisselam ile çok sohbet etti. Tasavvufu Ebû Ali Fârmedî hazretlerinden öğrenip, onun sohbetinde yetişerek kemâle ulaştı. Yüzlerce talebe ondan ders aldı. Abdullah-i Berkî, Hasan-ı Endâkî, Ahmed Yesevî ve Abdülhâlık-ı Goncdüvânî gibi büyük veliler yetiştirdi.

Kurtulmak Isteyen Besmele Okusun

Vehbi Tülek

Günah Işlemekten Bir Türlü Kurtulamıyorum

Vehbi Tülek

Seyfeddîn Muhammed Saîd hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1872 (H.1289) senesinde Cizre'de doğdu. Tahsil çağı geldiğinde Şeyh Muhammed Ali Tavîlî'nin yanında ilim öğrenmek için gitti. Muhammed Ali Tavîlî'nin sohbetleriyle kısa zamanda kemâle geldi. Hocası ona icâzet vererek Cizre'ye halîfe tâyin etti. Muhammed Saîd, Cizre Ulucâmi'de ders vermeye, vaaz ve nasîhatlerde bulunmaya başladı. Birçok kimse Muhammed Saîd'in sohbetlerinde doğru yola kavuştu...

İstişare Eden Muvaffak Olur

Vehbi Tülek

İhlaslı Olanlara Müjdeler Olsun

Vehbi Tülek

Yusuf Sicistânî

Vehbi Tülek

Rızkı, Ummadığı Yerden Gelenler

Vehbi Tülek

Dünyayı Seven Kişi Ölümü Sevmez

Vehbi Tülek

İnsanın Rûhu, Hakîkatin Karargâhıdır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Allah Diyen Genç

Başka Du Bilmez Misin?

Bunlar Şarapti

Yuhçu Baba

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Anzakli Ömer

Vehbi Tülek

Örümcek Ağı

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek