Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.113.323

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bahri Dede Ve Zigetvar Kalesi'nin Fethi

Bahri Dede evliyânın meşhurlarındandır. Edirne'de doğdu ve orada yetişti. 1566 (H.974) senesinde Bursa'da vefât etti. Edirne'de zamânının âlimlerinden ilim öğrenen Bahri Dede, tasavvufta İbrâhim Edhem hazretlerinin yolunda yetişip kemâle erdi. Bursa'da Murâdiye Dergâhında insanlara rehberlik etti. Sohbetleri çok tesirli ve duâsı makbul idi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kanuni Sultan Süleyman Ve Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Kânûni Sultan Süleymân Hân devrinde, bir ara yağmurlar yağmaz olmuş, insanlar kuraklıktan çok muzdarip olmuşlardı. İstanbul halkı, yağmur duâsına çıkılmasına karar verdi. Pâdişâh da çıktı. Okmeydanı'nda büyük bir kalabalık toplandı. Öyle ki bu toplulukta, başta pâdişâh olmak üzere, âlimler, vâliler, idâreciler, vezirler, kuvvetli-zayıf, zengin-fakir herkes vardı. Bilindiği gibi, Osmanlı sultanları yapacakları bütün mühim işlerde, mutlaka şeyhülislâma danışırlar, onun fetvâsına uygun hareket ederlerdi. Bunun için Şeyhülislâm Ebüssü'ûd Efendi den, yağmur duâsını kimin yapmasının münâsib olacağı suâl edildi. O da; "Duâyı, pâdişâh veya onun münâsib gördüğü bir zât eder." buyurdu. Bunun üzerine pâdişâh; "Ya'kûb Germiyâni duâ eylesin." dedi. Ya'kûb Efendi ise, kendisini buna ehil, münâsib görmeyip mahcûb oldu ve bir tarafa gizlendi. Oğlu Yûsuf Efendinin, yerini bildirmesiyle arayıp buldular. Gelmek istemedi ise de; "Pâdişâh efendimizin emridir." dediler. Bunun üzerine mecbûren kalkıp geldi. Minbere çıkıp duâ etti. Orada bulunanlar "Âmin" dediler. Bu duâ bereketiyle öyle yağmur yağdı ki, her taraf su ile doldu. İnsanlar, onun büyük bir âlim ve yüksek bir veli olduğunu, bu hâdise ile daha iyi anladılar. O ise kendisini; âciz, aşağı, bu işe lâyık olmayan biri gördüğünden çok mahcub olmuştu. Ya'kûb Germiyâni hazretleri duâ günü, gizlendiği yeri haber verip meydana çıkmasına sebeb olduğu için, daha sonraları oğlu Yûsuf Efendiye sitem etti. Kendisini duâ etmeye, duâsının kabûl olmasına lâyık görmeyerek ve çok tevâzu göstererek; "Yağmur bolluğuna uğradık. Ben o meclise varmayacaktım. Bizi kırıklığa uğratıp, ömrümde, çekemeyeceğim mahcûbiyete müptelâ olmama sebeb oldun." Dedi.

Vehbi Tülek

Tayinim Derhal Yapildi

Vehbi Tülek

İsterse Sirtimdan Geçsin

Vehbi Tülek

Ii. Abdülhamid Han Ve Taşkesenli Ahmed Efendi

Vehbi Tülek

Ahmed Efendi görüşmediği halde Sultan Abdülhamid Han tarafından tanınmakta olduğu bilinmektedir. Erzurum Pasinler'in Tuylar köyünden bir zât, Sultan Abdülhamid Hanın ikâmet ettiği Yıldız Sarayında diğer bir arkadaşı ile birlikte nöbet tutmakta iken, Sultan bir ara balkona çıktı ve askerleri yanına çağırdı. Balkonun yanına gittiklerinde, Sultan diğer nöbetçiye hiçbir şey sormadan bir miktar para vererek hamama gitmesini söyledi. Sonra bu askerin gusletme imkânı bulamadan nöbete geldiği anlaşıldı. Erzurumluya dönerek; "Siz tarikat ehlisiniz. Hocanız kimdir?" diye sordu. Erzurumlu asker de; "Taşkesenli Şeyh Ahmed Efendi." cevâbını verince; "Evet o zâtla tanışıyoruz." diyerek içeri girdi. Biraz sonra da elinde bir Kur'ân-ı kerim ile geri gelerek Erzurumlu askere; "Bu Kur'ân-ı kerimi hocan olan kardeşime verirsen memnun olurum." dedi. Erzurumlu, memleketine döndüğünde Ahmed Efendinin huzûruna gitti. Ahmed Efendi onu görünce;"Emânetimi getirdin mi?" diye sordu. O zât da, Sultanın verdiği Kur'ân-ı kerimi hemen hocasına teslim etti. Bu Kur'ân-ı kerim hâlen âile kütüphânesinde muhâfaza edilmektedir.

Ermeni Tehciri

Vehbi Tülek

Aziziye Müdafaasi

Vehbi Tülek

Zirhimi Giyinip Kilicimi Kuşandim

Vehbi Tülek

Fatih Devrinde Müslümanlarin Ahlaki

Vehbi Tülek

Kanuni Ve Pir Ali Efendi

Vehbi Tülek

Sultan Abdülhamid’in Hal’i

Vehbi Tülek

Y Kilidi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Onlara Sabah Akşam Ateş Gösterilir

İbn-i Cümle hazretleri Şâfii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 682 (m. 1283)'de, Şam'da doğdu. 738 (m. 1338)'de aynı yerde vefât etti. Kitabında şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ahmed Beykendî

Vehbi Tülek

Ahmed Beykendi hazretleri hadis âlimlerindendir. 311'de (m. 923) Buhara yakınlarında Beykent'te doğdu. İlim tahsili için Irak, Şam ve Mısır'a seyahatler yaptı. Sonra memleketine dönerek çok talebe yetiştirdi. 404'te (m. 1014) Beykent'te vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

İyi Amellerini Beğenen Kimse, Helâk Olur

Vehbi Tülek

İnsanı Hayvandan Ayıran Ilim Ve Idrâktir

Vehbi Tülek

Kemâleddîn Süyûtî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 804 (m. 1401) senesinde Mısır’da Süyût beldesinde doğdu. Memleketinde ilim tahsil ederek orada kadılık yaptı. Sonra Kâhire’ye gitti. Meşhur âlimlerden ilim tahsîl etti. Hepsi de ona icâzet verdi. Tûlûniyye Câmii’nde hatîblik yaptı. Halife Müstekfâ-billah’a İmâm oldu. 855 (m. 1541) senesinde vefât etti. Çok kitap yazdı. “Şerh-ül-Akâid-il-Adûdiyye” isimli eserinde şöyle anlatır:

İbrâhim Bin Yahlef Tunusî

Vehbi Tülek

Annene Babana Daima Dua Et

Vehbi Tülek

İmân Etmeyenlerin Hiçbir Kıymeti Yoktur

Vehbi Tülek

Zeyneb Binti Cahş (radıyallahü Anha)

Vehbi Tülek

Ey Gençler! Fırsatı Ganimet Biliniz

Vehbi Tülek

Ebû Abdurrahmân Mukrî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Vehbi Tülek

Hizir Ve Gelin

Vehbi Tülek

Gerçek Zehir

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Pişman Oldular!

Ölüyü Diriltemem

Allah Diyen Genç

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Bülbülün Zikri

Vehbi Tülek

Yüz Vermedin!

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Vehbi Tülek

Adam Olmazsan

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek