Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.114.260

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bahri Dede Ve Zigetvar Kalesi'nin Fethi

Bahri Dede evliyânın meşhurlarındandır. Edirne'de doğdu ve orada yetişti. 1566 (H.974) senesinde Bursa'da vefât etti. Edirne'de zamânının âlimlerinden ilim öğrenen Bahri Dede, tasavvufta İbrâhim Edhem hazretlerinin yolunda yetişip kemâle erdi. Bursa'da Murâdiye Dergâhında insanlara rehberlik etti. Sohbetleri çok tesirli ve duâsı makbul idi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ancak İstanbul Kadisi Olursun

Çivizâde, 1545 senesinde Rumeli kadıaskeri olunca, Şâh Muhammed Çelebi'nin Sirâciyye Medresesine tâyin edilmesi için pâdişâha arz edip, onun iyiliğinden bahsederken; "Bu hakirin mülâzimi olmasından başka hiçbir aybı yoktur." dedi. Bunun üzerine pâdişâh, Çivizâde'ye iltifât edip; "Efendi! Yalnız sizin talebeniz olması ona şeref olarak yeter." dedi. Çivizâde bunun üzerine; "Saâdetli pâdişâhım, iki mülâzimim vardır. Biri Şâh Muhammed Çelebi, diğeri de Kınalızâde Ali Çelebi'dir. İki gözüm gibidirler. İkisinin birbirinden farkı yoktur" dedi.

Vehbi Tülek

Ağirliğinca Altin Ederdi

Vehbi Tülek

Ermeni Zulmünün Canli Şahitleri

Vehbi Tülek

Saltanat Tahtina Oturacaktir

Vehbi Tülek

Sultan İkinci Selim Hân'ın iki oğlundan biri olan Şehzâde Murâd, Manisa'da vâli idi. Şehzâde Murâd, Hüsâmeddin-i Uşâki hazretlerine, kendisinin sultân olup olmayacağını anla mak üzere, bir mektupla hizmetçisini Uşak'a gönderdi. Uşak'a varan haberci, doğruca Hüsâmeddin-i Uşâki'ye giderek, huzura kabûl edilmesini ricâ etti. Huzûra kabûl edilen haber ci, daha mektubu Hüsâmeddin-i Uşâki hazretlerine vermeden ve ziyâreti hakkında bir şey söylemeden, Uşâki hazretleri ona; "Git! Şehzâdeye söyle! Hemen İstanbul'a hareket etsin. Filan gün saltanat tahtına oturacaktır." dedi. Haberci, hemen Manisa'ya dönerek müjdeyi Şehzâde'ye bildirdi. Şehzâde Murâd, vakit geçirmeden İstanbul'a hareket etti. Balıkesir'e geldiğinde, Vezir-i âzam Sokullu Mehmed Paşa'nın gönderdiği elçilerle karşılaştı. Elçiler, Sadrâzamın mektubunu Şehzâde'ye verdiler. Mektubu okuyan Şehzâde, bu mektuptan babası Sultan İkinci Selim'in vefât ettiğini, Sadrâzamın ölüm haberini halktan sakladığını ve kendisini tahta çıkarmak üzere dâvet ettiğini öğrendi. İstanbul'a giderek, Hüsâmeddin-i Uşâki'nin haber verdiği zamanda, Sultan Üçüncü Murâd Hân nâmıyla tahta geçti.

Osmanlilarin Namuskarliklari

Vehbi Tülek

Kenan Bey

Vehbi Tülek

Pişmemişler Celveti Olamazlar

Vehbi Tülek

Şanli Bir Zafer İçin “bilmem Ne Kazandik” Diyenin Hali

Vehbi Tülek

KÂnunî'nin Bir Fermani

Vehbi Tülek

Bağdad’in Fethi

Vehbi Tülek

FÂsiklardan Uzaklaş

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Göz Beni Fitne Tuzaklarına Düşürdü

Zâhirüddin Muhammed Ruzrâveri hazretleri hadis, fıkıh ilimlerinde âlim, edib ve şâirdir. 437 (m. 1045)'de İran'da Ehvaz'da doğdu. 487 (m. 1094) senesinde Medine-i münevverede vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Dilerse Azap Eder Dilerse Affeder

Vehbi Tülek

Âmir bin Muhammed el-Ensâri hazretleri Endülüs'te (İspanya) yetişmiş olan fıkıh âlimlerindendir. 484 (m. 1091)'de Belensiye'de (Valencia) doğdu. 569 (m. 1174)'de vefât etti. Buyurdu ki:

Ramazan Halîfe

Vehbi Tülek

Hiçbir Peygamberin Anası Babası Kâfir Değildi!

Vehbi Tülek

Ebû Muhammed el-Buhârî hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 398 (m. 1007) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Fıkıh ilminde zamanının en meşhûr âlimi idi. Fıkıh ilmini Ebû Ali bin Ebî Hüreyre ve Ebû İshâk el-Mervezî’den öğrendi. Kendisinden ise Kâdı Ebû Tayyib Mâverdî ve pek çok kimse fıkıh ilmini öğrendi. Bir dersinde buyurdu ki:

Zikir, Hâtırlamak, Anmak Demektir

Vehbi Tülek

Osmanlı Devlet Adamı Râmî Mehmed Paşa

Vehbi Tülek

Sarayı Sular Altında Kalan Hükümdar

Vehbi Tülek

Hakîkî Mümin Fitne Çıkarmaktan Kaçar!

Vehbi Tülek

Merkez Efendi'den Altın Nasihatler

Vehbi Tülek

Ondan Başka Hiçbir Ilâh Yoktur

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

9 Evi Dolaşan Kelle

Vehbi Tülek

Ahde Vefa

Vehbi Tülek

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Cennetlik Hanım Isteyen...

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek