İhlâs Elde Edilmedikçe, Kurtuluşa Erişilemez
Şeyh İbn-i Beşşâr hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 925 (H.313) senesinde Akabe'de vefât etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.265.501
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Şeyh İbn-i Beşşâr hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 925 (H.313) senesinde Akabe'de vefât etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki:
Bir gün Sultan Mahmud, vezirlerinden biriyle tebdili kıyafet yolda giderken, câminin duvarını tâmir eden Şâh Veli ile karşılaştı. O şâhıs, Şâh Veli'ye; "Hoca ikiylen nasılsın?" diye sordu. Şâh Veli de; "Üçlen iyiyim." karşılığını verdi. O şâhıs; "Niye er kalkmadın?" diye sorduğunda; "Er kalktım da el aldı." cevâbını verdi. Yine o zât; "Bir kaz yollasam yolar mısın?" diye sorunca, Şâh Veli; "O işi iyi beceririm." dedi. Vedâlaşıp ayrıldıktan sonra Sultan Mahmud yanındaki vezirine; "Biz ne konuştuk?" diye sordu. Vezir cevap veremedi.
Kanuni Sultan Süleyman, kendi devrinde bütün cihanın padişahı idi. 1525 yılında, Alman İmparatoru Şarlken ile harbeden ve ona esir düşen Fransa kralı 1. Fransua'yı, bir mektup göndererek kurtarmış ve kendine müttefik yapmıştı. Böylelikle, Osmanlı İmparatorluğuna karşı kurulması planlanan Birleşik Avrupa İttifakını da bozmuş oluyordu. Fransua 31 Mart 1547'de ölmüş, yerine 2. Henri geçmişti. O da, Almanya, İspanya, Hollanda, Güney İtalya ve diğer bazı Avrupa ülkelerine hakim olan Şarlken ile ister istemez mücadele etmek zorundaydı. Karada olduğu gibi denizlerde de İspanyollar ve Andrea Doria ile bir türlü başa çıkamıyordu. Henri, selefi Fransua gibi Kanuni Sultan Süleyman'a müracaat etti ve yardım ricasında bulunmak üzere, Gabriel d'Aramon adındaki elçisini kalabalık bir maiyetle İstanbul'a gönderdi.
Cemâlüddin Muhammed bin Dübeysi hazretleri hadis hafızı ve kıraat âlimidir. 558'de (m. 1163) Irak'ta Vâsıt'ta doğdu. Burada hadis öğrendi ve hafızlık derecesine yükseldi. Sonra Bağdat'a yerleşen İbnü'd-Dübeysi kıraat okutmaya başladı. 637 (m. 1239)'da vefat etti. Şöyle nakletti:
Muhammed bin Vasi, muhaddis, zâhid, âbid, ârif-i kâmil, Tâbiinin büyük âlimlerindendir. Basralı'dır. Doğum târihi ve âilesi hakkında bilgi yoktur. 740 (H.123) senesinde vefât etti. Eshâb-ı kirâm ve Tâbiinin sohbetinde yetişti. Devrin eşsiz âlim ve mârifetler kaynağı Hasan-ı Basri, Süfyân-ı Sevri, Mâlik bin Dinâr'ın arkadaşıydı. Berâber bulunup, sohbet ederlerdi. Zamanının bir tanesiydi...
Harputlu Yusuf Efendi "rahmetullahi aleyh" Bingöl evliyâsındandır. 1822 (H.1238)'de Bingöl'e bağlı Adaklı ilçesinin Zermek (Yeldeğirmeni) köyünde doğdu. Tahsilini Erzurum'da yaptı. Harput'a giderek arkadaşı Mahmûd-i Sâmini ile birlikte Şeyh Ali Sebti hazretlerinin sohbetlerinde yetişti. Hocası tarafından vazifeli olarak köyüne gönderildi. Osman Bedreddin Efendi onun talebelerindendir. 1908 (H.1326)'de doğduğu köyde vefât etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:
Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye çalışırdı.
Vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar kadına kalır. Kadın pazara her hafata çıkamıyor, ip eğiriyordu. Bir zaman baktıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi.