Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.546.052
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Fâtihin şehzâdeliğinde lalalık yapan Zağanos Mehmed Paşa, ona Rumca ve Lâtinceyi öğretti. Sultan İkinci Murâd Hanın vefâtından sonra pâdişâh olan Fâtih Sultan Mehmed Hanın yakını, en güvendiği devlet adamı olarak vezirliğe yükseltildi. İstanbul'un fethi için genç pâdişâhı devâmlı teşvik etti. Rumeli Hisarının yapımında bizzat çalıştı.İstanbul kuşatmasında Cenevizlilerin harekâtına karşı bugünkü Beyoğlu sırtlarını tuttu. Haliç cephesi tamâmen Zağanos Paşa kumandasındaydı. Kuşatma esnâsında muhâsaranın kaldırılması gerektiğini ileri sürenlere karşı, büyük ve kahraman veli Akşemseddin, Molla Gürâni, Molla Hüsrev'le birlikte muhâsaranın fethe kadar devâm etmesini istedi. İstanbul'un fethinde büyük faydası görüldü. Fetihten sonra Galata'nın Cenevizlilerden sulhla alınmasını sağlayan anlaşmayı imzâladı.1460'ta Mora'da çıkan isyânı bastırmakla görevlendirildi. 1461'de Fâtih Sultan Mehmed Hanın Trabzon-Rum İmparatorluğuna açtığı sefere katıldı. Trabzon'un fethi üzerine buranın ilk sancakbeyi oldu. Daha sonra Gelibolu sancakbeyi ve kaptan-ı deryâlık vazifelerinde bulundu. 1469'da Balıkesir'de vefât etti. Balıkesir'de yaptırdığı pekçok eserin en önemlileri kendi adını taşıyan câmi ile çeşmesidir. Bir de hamam yaptırmıştır.Zağanos Mehmed Paşa, çalışkan, sadâkatle devletine bağlı, bilgili, hayırsever bir vezirdi. Oğlu Ahmed Çelebi, Sultan İkinci Bâyezid ile Yavuz Sultan Selim Han devirlerinde iki defâ defterdârlık vazifesi yapmıştır.
1525 senesinden itibaren, Akdeniz'deki İngiliz ticaret gemileri, Osmanlı limanlarındaki seyr-ü sefer ve ticareti, Osmanlı Devletinin Fransız gemilerine tanımış olduğu haklardan faydalanmak için Fransız bayrağı çekerek ve Fransa'ya vergi ödeyerek sürdürmekteydiler. Dolayısıyla kâraları da azalmaktaydı. Bu sebeple, Fransızlar gibi müstakil imtiyaz elde edebil mek için Osmanlı Devleti nezdinde pek çok teşebüslerde bulundular. 1553'de Anthony Jenkinson ve 1579'da Edward Osborne, Richard Staper ve William Harborne adındaki tüccarlar imtiyaz alabildiler. Bu münferid imtiyazlar 1580'den itibaren Sultan III. Murad tarafından bütün İngiliz tüccarlarına teşmil edildi.
Şihâbüddin Nablûsi hazretleri Şafii mezhebi âlimlerindendir. 674 (m. 1275)'de doğdu. Hadis ilminde büyük bir âlim olarak yetişti. Yüzbinden çok hadis-i şerifi râvileri ve senetleri ile birlikte ezbere bilirdi. 758 (m. 1357)'de Şam'da vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları
İsmâil bin Hammâd bin Ebû Hanife hazretleri Hanefi mezhebinin büyük âlimlerindendir. İmâm-ı a'zam hazretlerinin torunudur. Genç yaşta 212 (m. 827) senesinde vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Abdullah bin Hâzır rahmetullahi aleyh, evliyânın büyüklerinden ve hadis âlimidir. Zünnûn-i Mısri'nin arkadaşıdır. İran'ın Rey şehrinde doğmuş ve orada vefât etmiştir. Doğum ve vefât târihleri belli değildir. Hicri dördüncü asırda vefât etmiştir... Yûsuf bin Hüseyin şöyle anlatır:
Kânûni Sultan Süleymân'ın vezir-i âzamı olan Rüstem Paşanın terzibaşısının kardeşinin oğlu olan Ali Efendi, Tırhala'dan getirilerek amcasının yanında yetiştirildi. Rüstem Paşa, 1548' de İran Seferinden dönerken Ankara yakınlarına gelince, Bayramiyye yolu büyüklerinden Hüsâm Efendiyi berâberindekilerle birlikte ziyârete gitti. Sohbet esnâsında orada bulunan larla tek tek tanışan Hüsâm Efendi, Terzibaşının yeğeni olan genç Ali Efendiye gelince onun ne işle meşgûl olduğunu sordu. Terzilik mesleğiyle uğraştığı söylenince, terzilerin piri olarak kabûl edilen İdris aleyhisselâma nisbetle ona İdris lakabını verdi. Ali Efendiyi hizmetine ve talebeliğe kabûl etti. Bir müddet Hüsâm Efendinin hizmetinde ve sohbetinde bulunan Ali Efendi, tasavvuf yolunda ilerledi. Daha sonra İstanbul'a gelen Ali Efendi, ticâretle meşgûl oldu. İlk zamanlar ticâret sebebiyle Belgrad, Filibe, Sofya, Edirne, Gelibolu gibi memleketlere gitti. Gittiği yerler deki âlim ve evliyâ zâtların sohbetlerinde bulunup tasavvuf yolunda yükseldi. Defâlarca hac vazifesini yapmak için Hicaz'a gitti. Oradan Yemen'e gitti. Son zamanlarında ticâreti bırakıp İstanbul Fâtih Çarşamba'da Mehmed Ağa Câmii yakınındaki evinde ikâmet etti. Ticâreti, emrinde bulunan kimseler yürüttüler.