Velîlere Yakınlık, Insanı Allah'a Yaklaştırır
Ezher el-İsfehânî hazretleri büyük velîlerdendir. Filistin’de Remle'de otururdu. Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Türâb Nahşebî gibi büyüklerle görüştü. Muhammed bin Yûsuf el-Bennâ'nın talebesidir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.247.976
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ezher el-İsfehânî hazretleri büyük velîlerdendir. Filistin’de Remle'de otururdu. Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Türâb Nahşebî gibi büyüklerle görüştü. Muhammed bin Yûsuf el-Bennâ'nın talebesidir.
14.cü Osmanlı Padişahı I. Ahmed Han, 14 yaşında tahta çıkmış ve 14 sene hükümdarlık yaptıktan sonra 28 yaşında vefat etti. Ölüm döşeğindeyken hocası Mustafa Efendiye dönerek:
"Hocam, 28'de kaç 14 vardur" dedi. Mustafa Efendi:
"İki defa devletlû hünkarım" cevabını verdi.
Tam bu sırada, kendi yaptırdığı Sultanahmed camiinin minarelerin den ezan sesi gelmeğe başladı. Sultanın hocası, padişahın, cami inşaatı sırasında eteği ile toprak taşıdığını hatırladı. İşçilere şevke getirmek için her hafta inşaata gitmiş ve eteği ile toprak taşımıştı.
Ezan sona erince Sultan Ahmed ayağa kalkmak ister gibi davrandı. Mustafa Efendi telaşla sordu:
"Ne oluyorsun Devletlû?" dedi. Padişah:
"Toprak taşımaya giderim hocam!..." dedikten sonra Kelime-i Şehadeti söyleyerek sırtüstü düştü. Hocası yanına gittiğinde ruhunu teslim etmişti.
Ahmed Vefik Paşa, Sultan Abdülaziz Han devrinde Osmanlı Devletinin Paris büyükelçisi dir. Fransa İmparatoru III. Napoléon'un saltanat arabasının eşini yaptırır ve Paris'de onunla dolaşır. Fakat ortalık alt üst olur. Arabayı görenler, "İmparator geliyor" diye elleri ayaklarına dolanır. Durumu kendisine anlatmağa cesaret edemezler, fakat İmparatora bildirirler. Saray dan, kendisine, nezaket icabı olarak bu arabayı kullanmaması rica edilir. Paşa cevabında:-Derhal!... Kullanmaktan hemen vazgeçerim. Ama bir şartım var. İstanbul'daki Fransız büyükelçisi, Boğaziçi'nde gezinti yapmak için Padişahımızın kayığının eşini yaptırmış, onunla caka satarmış. Sefirleri o kayığı kullanmaktan vazgeçsin, ben de bu arabaya binmeyeyim."Bunun üzerine İstanbul'daki Fransız sefiri bu nezaketsiz hareketinden hemen vazgeçer, Paşa da arabayı sefaretin ahırına çektirir.
Yekdest Ahmed Efendi, Muhammed Ma'sûm hazretlerinin yetiştirdiği yedi bin mürşid-i kâmilden biridir. Irak’ta Cüryân'da doğdu. 1707'de Mekke'de vefât etti. Ticâret için Cüryân'dan Hindistan'a gidiyordu. Yolda çoluk-çocuğunun tâûn hastalığından vefât ettiklerini haber aldı. Bu acı haberin etkisinde iken kervan eşkıyâ baskınına uğradı. Şakîler kervandakilerin bütün mallarını aldılar. Onun da mallarını aldıktan sonra sol elini bileğinden kestiler. Kendisine bu sebeple "Yekdest", tek elli denildi... Bütün bu sıkıntılara rağmen Rabbini zikrediyor ve sabrediyordu.
Yâr Muhammed Kadim Talkâni hazretleri İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin yüksek talebelerindendir. Hicri onbirinci asrın sonlarında vefât etti. Yâr Muhammed Kadim, İmâm-ı Rabbâni hazretlerine çok hizmet ederek teveccühlerine kavuştu. Yüzü çok güzel olup, görenler hayran kalırdı.
Muhammed Huccetullah, (Muhammed Nakşibend) Hindistan'da yaşıyan evliyânın en büyüklerindendir. Urvet-ül-vüskâ Muhammed Ma'sûm hazretlerinin oğlu, yani İmâm-ı Rabbani Müceddid-i elf-i sâni Ahmed Fârûki Serhendi hazretlerinin torunudur. 1034 (m. 1624) senesinde dedesinin vefât ettiği yıl doğdu...
İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlernin arkadaşlarından, o dönemin hadis ve kıraat âlimlerinden Süleyman A'meş, bir gece evinde eşiyle tartışmış ve hanımını biraz incitmişti. Buna rağmen tartışmadan hemen sonra hanımıyla tekrar konuşmak istemiş, ama hanımı kocasına kırgın olduğu için, adamın sözlerini cevapsız bırakmıştı.
Adam öfkeyle:
-Niçin bana cevap vermi yorsun? diye hanımını bağırıp, azarladı. Fakat bir cevap alamadı.
A'meş'in kızı babasına:
-Bu gece olmasa da, yarın sabah konuşur seninle, dediyse de adamın öfkesi dinmedi:
-Eğer bu gece benimle konuşmazsa, benden kesin boş olsun, dedi.