Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.414
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan İbrahim'in sadrazamlarından olan Sultanzade Mehmet Paşa, padişaha son derece itaatkar olması ile ün salmıştı. Daha önceki sadrazamlarından bu kadar itaat görmeyen padişah, bir gün bu sadrazama sordu:
Emekli bir albay anlatır: Sultan Ahmet camiine gidiyorum her sabah, ne kadar erken gidersem gideyim mihrabın bir kenarında saçı sakalı bembeyaz olmuş ihtiyar bir adam ümitsizce bedbin durmadan ağlıyor. O kadar ağlıyor ki ağlamadığı tek dakikayı yakalayama dım. Nihayet bir gün yanına sokuldum: "Muhterem dedim, Ah Efendim dedim, Allah'ın rahmetinden bir insan bu kadar ümitsiz olur mu? Niye bu kadar ağlıyorsun?" Bana: "Beni konuşturma" dedi, "kalbim duracak". Ben çok ısrar edince ağlıya ağlıya anlattı. Dedi ki :
Ebü'l-Kâsım Lâlkâi hazretleri kelâm, hadis ve şafii mezhebi fıkıh âlimidir. Hadis ilminde hâfız olup, yüz bin hadis-i şerifi ezbere bilirdi. 418 (m. 1027'de Afganistan'da Dinever'de vefât etti. Lalkâi'nin, Ricâl-üs-Sahihayn isimli eserinde, Peygamber efendimizden (sallallahü aleyhi ve sellem) sonraki olayları ve Eshâb-ı kirâmın buyurduklarından yaptığı rivâyetlerden bazıları:
Avn bin Abdullah hazretleri Tâbiîn devrinin evliyâsının meşhurlarındandır. Medîne'de doğdu. Kûfe'ye hicret ederek orada yerleşti. 733 (H.115) senesinde orada vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan bazıları ile görüştü ve onlardan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Avn bin Abdullah hazretleri, hatâ ve günahlarını hatırlayıp ağlayarak pişmanlığını şöyle dile getirmiştir:
Ömerî Ali Efendi son devir Osmanlı evliyasındandır. Şam’da doğdu. 1904 (H.1322) senesinde Trablusşam'da vefât etti. Evliyâ bir zât olan babasının himâye ve terbiyesinde yetişti. Kendisinde küçük yaşlarda büyüklük ve evliyâlık hâlleri görülmeye başlandı. Henüz yirmi yaşlarında babasının emri üzerine Lazkiye'ye gitti. Câmiu Kerâmât kitâbını yazan Yûsuf Nebhânî hazretleri onun hakkında; "Bu zamanda hârikulâde hâlleri bu kadar çok ve sayılamayacak derecede olan başka birini bilmiyorum" demektedir.
Hâce Ali Şirgâhi, Şâh Şücâ Kirmâni'nin türbesinin yanında fakirleri davet eder, yemek verirdi. Böyle bir gün; "Yâ Rabbi! Bir misâfir gönder!" dedi. Âniden bir köpek geldi. Hâce Ali köpeği kovaladı. Köpek kaçtı. Sonra Şâh'ın kabrinden bir ses geldi:
"Misâfir istiyordun. Gönderdik, kovdun." dedi. Derhal kalktı, dışarı koştu. Köpeği aradı bulamadı. Şehrin dışına gitti. Köpeği orada bir ağacın altında yatıyor halde buldu. Yemeği onun önüne koydu. Köpek yemeğe dönüp bakmadı. Hâce Ali utandı ve istigfâra başladı. Tövbe etti. Köpek dile gelip;
"Ey Hâce Ali, şimdi iyi ettin. Misâfir çağırıp kovmak ne demektir. Dikkatli ol! Eğer Şâh Şücâ orada olmasaydı, göreceğini görmüştün, bütün haller senden alınırdı." dedi.