Günahtan Sakınan Cesur, Hâinler Ise Korkak Olur!
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.446.440
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından 1456'da Eflak prensliğine tâyin edilen ve Kazıklı Voyvoda olarak bilinen Vlad, Pâdişâha bağlı kalacağına dâir söz vermesine rağmen, sözünde durmayarak Osmanlılar aleyhine Macarlarla anlaştı. Fâtih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon seferini fırsat bilerek, Tuna'yı geçti ve Bulgaristan topraklarını yağmaladı. Daha sonraki bir zamanda da Tuna kenarında bulunan Osmanlı kuvvetleri üzerine baskın düzenleyerek, kumandanlarından Yûnus Bey'i şehid, Hamza Bey'i de esir aldı. Daha sonra da Hamza Bey'i şehid ederek başını Macar kralına gönderdi. Aldığı esirlerin hepsini kazıklattıktan sonra, Osmanlılara âid bir takım şehir ve kasabaları tahrib etti. 25.000 esir alarak memleketine döndü. Hamza Bey'in ve bir çok Türk' ün pek vahşice şehid edildiğini haber alan Fâtih Sultan Mehmed Han, Vlad'ın üzerine yürümeye karar verdi. 1462 baharında Widin'e kadar nehir yolu ile geldi. Fakat Kazıklı Voyvoda'ya tesadüf edemedi. Bunun üzerine Evrenosoğlu Ali Bey'in oğlu Ali Bey'i Eflak içlerine akına me'mur etti.
I. Balkan savaşında Bulgarlara aylarca mukavemet eden Edirne, iktidarda bulunan İttihat ve Terakki partisi yöneticilerinin ihaneti sonunda işgal edilmişti. Şehri kahramanca müdafaa eden Şükrü Paşa, hatıralarında bu hadiseyi şöyle anlatır:"Harbin başında hükûmet benden bir ay mukavemet etmemi istedi. Ben tam 5 ay şehri savundum. Buna rağmen, harbin son günlerinde iktidara gelen İttihat ve Terakki idarecileri beni emekliye sevkederek rütbelerimi geri aldı. Bunun sebebi, harbin başında iken, İttihatçıların, daha önceki hükûmetlerindeki dahiliye vekili Talat Bey, gönüllü nefer olarak askere yazılıp Edirne'ye geldi. Maksadı askerlik etmek değil, askeri bozmaktı.
Salih bin Ahmed Hemedani hazretleri hadis hâfızıdır. 303'te (915) İran'ın Hemedân şehrinde doğdu. İlk tahsilini memleketinde yaptıktan sonra Bağdat'a giderek meşhur muhaddislerden hadis okudu. Tahsilini tamamladıktan sonra Hemedan'a yerleşti ve orada hadis dersleri vermeye başladı. 384 (m. 994)'de Hemedân'da vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
Şemseddin Îci hazretleri İran'da yaşamış evliyânın büyüklerindendir. Acem beldelerinden Îc'de doğup yetişti. Doğum târihi bilinmemektedir. 1577 (H. 985)'de Şam'da Sâlihiyye'de vefât etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:
Yavuz Sultan Selim Han, Mısır'ı fethettiğinde bir süre orada kalır. İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir. Bu sırada bir çadırda kalıyor. Çadırı süpürüp temizleyen, yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki, Yavuz Selim Han sabah çıkınca, cariye geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor. Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim Hanı görür ve Ona âşık olur. Lâkin ümitsiz bir aşk. Zira bir tarafta koskoca Cihan Padişahı Halife-i Rûy-i Zemin, diğer tarafta basit bir cariye... Fakat cariyenin aşkı dayanılmaz seviyeye ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince, ne yapacağını bilemez halde Halifeye açılmaya karar verir.