Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.601.494

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Sen, Ebedî Olan Şeyler Için Endişe Etmelisin

Nasîruddîn Mahmûd Delhî hazretleri Çeştiyye yolunun büyük velîlerindendir. Hindistan'da Uttar Pradeş eyâletindeki Bane Banki'de doğdu. Dehli'ye gitti ve Nizâmüddîn Evliyâ hazretlerinin talebeleri arasına katıldı. 1356 (H.757) senesinde Delhi’de vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Sultan Mahmud’u Kurtaran Zat

Bir gün Sultan İkinci Murâd Hân, Edirne'de abdest tâzelemek üzere çıktığı zaman ayağı kayıp düştü. O sırada nûr yüzlü bir kimse peydâ oldu. Sultânı elinden tutup, o tehlikeli hâlden kurtardı ve âniden kayboldu. Sonra Pâdişâh, kendini tehlikeden kurtaran o zâtla görüşmek istedi. Edirne'nin bütün sâlih kimselerini huzûruna dâvet etti. Ancak, dâvet ettiği kimseler arasında aradığı zât yoktu. Nihâyet bütün Edirne halkını bir yere toplatıp, birer birer gözden geçirdikten sonra, aralarında, elinden tutup kurtaran Şücâeddin Karamâni'yi buldu. Ona hürmet edip, iltifât ve ihsânlarda bulundu. Debbaglar Mahallesinde ona bir mescid ve bir dergâh yaptırdı. Talebelerine Murâdiye evkâfından maaş bağlatıp, ihsânlarda bulundu.

Vehbi Tülek

Eline Ne Gelirse Ver

Vehbi Tülek

Çaldiran Savaşi

Vehbi Tülek

Iii. Murad Han Ve Hazret-i Üftade

Vehbi Tülek

Osmanlı Sultânı Üçüncü Murâd Hân ile Üftâde, bir gün sohbet ediyorlardı. Bir ara Üftâde, görünüşte lüzûmsuz bir takım el kol hareketleri yapmaya başladı. Mübârek yüzünün rengi, hâlden hâle giriyordu.Sonra eliyle bir yer sıvarmış gibi yaptı. Pâdişâh, âniden yapılan bu hareketlere önce bir mânâ veremedi. Sonra Üftâde'nin elinin siyahlaştığını görünce; "Efendi hazretleri! Niçin böyle hareketler yapmaya başladınız! Elinizin siyahlaşmasına sebep nedir?" diye sordu. O da; "Sultânım! Tebeanızdan bir balıkçı tayfası Karadeniz'in sularında balık tutuyordu. Tekneleri su alacak şekilde delindi. Bizden yardım istedikleri için biz de imdâdlarına yetişerek, teknelerini tâmir ettik. Bu sebeple elimiz karardı. Elhamdülillah müslümanların boğulmaktan kurtulmasına vesile olduk." buyurdu.

Bir Salkim Üzüm

Vehbi Tülek

Birakma Bizi Baba

Vehbi Tülek

Yüzbaşi Şevket

Vehbi Tülek

89 - Rüyanin Tabiri Budur

Vehbi Tülek

63 - Sultan Vi. Murad Ve Polonya Elçisi

Vehbi Tülek

Osmanli Paşasinin Siyaseti

Vehbi Tülek

Zamaninin Ebu Hanifesi: Molla Hüsrev

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Herkes Ektiğini Biçer, Ettiğini Bulur

Bâli Mehmed Çelebi Anadolu evliyâsındandır. Soyu Mevlânâ Celâleddîn Rûmî hazretlerine ulaşır. Afyonkarahisar’da doğdu. Burada ilim tahsîlini tamamladı. Mevleviyye tarîkatı büyüklerinin terbiyesinde yetişerek icâzet aldı. Babasından kalan dergâhında talebe yetiştirdi. 1485 (H.890)’da vefât etti. Sohbetlerinde Mesnevî’den anlatırdı. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ankaralı Gelin Karyağdı Hatun

Vehbi Tülek

Evlendiği adam, yağız yakışıklı bir delikanlı, kadir-kıymet bilir bir kimseymiş. Birbirlerini pek sevmişler, pek anlaşmışlar. Gel zaman git zaman, gelin kızın al duvağı solmadan kayınpeder, kayınvalide başlamışlar tazenin yüzüne bakmaya... Bir torun istiyorlar, gelin gibi elâ gözlü, oğul gibi yağız, koçyiğit, nurtopu bir torun!..

Allahü Teâlâyı Görür Gibi Ibâdet Et!

Vehbi Tülek

İlim Amelden, Îmân Ise Ilimden Öncedir

Vehbi Tülek

Cüneyd-i Geylâni, Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin hocalarından olup, 451 (m. 1059)'da İran'da Geylân'da doğdu. 546 (m. 1151)'de Bağdad'da vefât etti. Cenâze namazını Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri kıldırdı. İlim ve fazileti hakkında buyurdu ki:

Sâdık Efendi

Vehbi Tülek

Hasan Sekr Dımaşkî

Vehbi Tülek

Mezhepler, Müslüman Için Allahü Teâlânın Rahmetidir

Vehbi Tülek

Debbağzâde Mustafa Efendi

Vehbi Tülek

Yalan Söylemek Çok Büyük Günahtır

Vehbi Tülek

Muhammed Hânî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Bir gün Yalova'dan İstanbul'a bir gemi gidiyordu. İstanbul'a yaklaştıkları sırada, şiddetli bir rüzgâr esmeye, dalgalar gittikçe büyümeye, gemiye şiddetle vurmaya başladı. Dalgaların vuruşundan tahtalar gıcırdıyordu. Gemi, koca denizde bir o tarafa, bir bu tarafa yalpalıyor, devrilecek gibi oluyordu. Yolcular ne yapacaklarını şaşırdılar. Herkes geminin bir tarafına birikince, tehlike daha da büyüdü. Kaptan, yolcuları teskin etmeye çalışıyor ve herkesin yerinde oturmasını tavsiye ediyordu. Herkes birbiriyle helâlleşiyor ve şimdiye kadar işlediği günahlarına tövbe ediyordu. Bâzıları da, kurtulmaları için adakta bulunuyordu. Yolcuların arasındaki bir genç, Fâtiha-i şerife ve İhlâs sûrelerini okuyarak, hâsıl olan sevâbı; Peygamber efendimizin, Eshâb-ı kirâmın, evliyânın, âlimlerin ve zamânın velilerinden Üftâde hazretlerinin rûh-ı şeriflerine hediye etti. Sonra da; "Yâ hazret-i Üftâde! Himmetinizi, yardımınızı istirhâm ediyorum." dedi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Hizir Ve Gelin

Arafatta Görüşürüz

Başka Du Bilmez Misin?

Her Şeyi Göze Almıştı!

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Vehbi Tülek

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek