İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.651.981
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
1854 senesi kış aylarında Silistre kalesini muhasara eden Ruslar, bir avuç Osmanlı askeri karşısında zor durumlara düşmüşlerdi. Ağır kış şartlarında erzakları tükenmiş, çoğu açlık ve soğuktan kırılıyordu. Zabitlerine:-Açız!... ekmek, ekmek... diye bağırdıklarında, zabitler:-İşte kale... zaptedin, orada karnınızı doyurun... diye cevap veriyorlardı. Nihayet aç kalan Rus askerleri Osmanlı siperlerine yanaşarak:-Ekmek... diye cılız ve sararmış ellerini uzatıyorlardı. Osmanlı askeri de asil ruhlarını isbat etmek için süngülerinin ucuna ekmek takıp Rus siperlerine uzatıyorlar ve kanlarına susamış olan Rusların aç karınlarını doyuruyorlardı.Bu iyiliklerine Rusların verdiği cevap ise şu oldu: şehri zaptedemiyeceklerini anlayınca yağlı paçavraları ateşe verip, şehre fırlatarak yangınlar çıkardılar. Bu yangınlar bir felaket halini aldı. Tam bu sırada gelen bir derviş:-Ey Müslümanlar korkmayın!... Moskof Kadir gecesi kaçacak, Müslümanlar muzaffer olacaktır, diyerek askerin maneviyatını arttırdı.Hakikaten ertesi gün Kadir gecesiydi ve Ruslar bütün ağırlıklarını alarak, Silistre muhasarasını bir müddet için bırakıp, mağlup bir vaziyette gittiler. Silistre müdafileri de kale burçlarından ezanlar okuyarak zafer şenlikleri yaptılar.
Osmanlı padişahları, hastahaneler, mescitler, köprüler, âlimler, kadılar ve benzeri kamu yararı bulunan âmme hizmetlerini İslam hukukuçularından aldıkları fetvalara dayanarak, devlete ait bir kısım gelirleri bu tip hayır cihetlerine vakıf adıyla tahsis ederek yürütmüşlerdir. İslam hukukuna göre haraci arazi denen bir arazi çeşidinin gelirleri, beyt'ül-mal'il-harâc adıyla anılan bütçe faslında toplanır. Bu fonda toplanan gelirler, biraz önce saydığımız kamu hizmetlerine harcanır.
Cemâleddin İbn-i Mâlik Ceyyâni hazretleri kıraat âlimidir. 600'de (m. 1204) Endülüs'te (İspanya) Kurtuba (Cordoba) civarındaki Ceyyân'da (Jaen) doğdu. Zamanın meşhur âlimlerinden kıraat ve nahiv ilmi tahsil etti. Buraya İspanyolların saldırmaları üzerine Şam'a göç etti. Endülüs'ten gelen âlimler gibi Mâliki iken Şafii mezhebine geçen İbn-i Mâlik, 672'de (m. 1274) Şam'da vefat etti. Şöyle buyurdu:
Muhammed Dükki hazretleri evliyanın büyüklerindendir. İran'da Dinever'de 240 (m. 854) doğdu. İlk tahsilini burada yaptıktan sonra Bağdad'a gitti. Büyük veli İbnü'l-Cellâ hazretlerine talebe oldu. Cüneyd-i Bağdadi ile görüştü. Meşhur âlimlerden kıraat ve hadis okudu. 360 (m. 971)'de Bağdad'da vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Ebû Ali Kalender hazretleri büyük velîlerdendir. Hindistan'ın Pânipüt şehrinde doğdu. 1323 (H.723) senesinde Hindistan'da Kirnâl'in Bûte Kihtar kasabasında vefât etti. Hâce Kutbüddîn-i Bahtiyâr Kâkî hazretlerinin talebelerindendir.
Ebû Ali Kalender hazretleri, yazdığı kıymetli mektuplarından birinde buyuruyor ki:
Meşhur evlilyadan olan Abdullah Kalanisi hazretleri bir defasında gemi ile yolculuk ederken şiddetli bir fırtınaya yakalandı. Gemide bulunan yolcu ve mürettebat dua ettiler ve birer adakta bulundular. Abdullah Kalanisi'nin de bir adakta bulunması için kendisine işaret ettiler. Abdullah Kalanisi, kendisine adakta bulunması için işaret edenler: -Ben şu fani dünyadan alakamı kestim. Beni böyle işlere karıştırmayın, dediyse de dinlemediler ve adakta bulunması için ısrar ettiler. Onların bu kadar ısrarları karşısındfa Abdullah Kalanisi: -Eğer Allah beni buradan sağ salim kurtarırsa ben fil eti yemeyeceğim, diye onlara göre garip bir adakta bulunur.