Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.676.209

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Doğru Ile Yanlışı Ayıran Biricik Ölçü, İslâmiyettir

Abdullah-ı İlâhî hazretleri Anadolu evliyâsının büyüklerindendir. Kütahya'nın Simav ilçesinde bir köyde doğdu. İlk tahsîlini Simav'da tamamladıktan sonra İstanbul'a gitti. Zeyrek Medresesinde tahsilini tamamladı. Bilahare Semerkant'a gitti. Orada Silsile-i aliyye büyüklerinden Hâce Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin sohbetlerinde kemale geldi. Tasavvufta yüksek derecelere kavuşarak icâzet aldıktan sonra Anadolu'ya gönderildi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Yavuz Sultan Selim Ve Halimi Çelebi

Yavuz Sultan Selim Han pâdişâh olmadan önce, Trabzon'da vâliyken Halimi Çelebi'yi kendine hoca edinip, talebe oldu ve ondan feyz aldı. Gece-gündüz onun huzûrundan ayrılmaz dı ve devamlı sohbetinde bulunurdu. Abdülhalim Efendiye pekçok iltifât ve ihsânlarda bulundu. Allahü teâlânın inâyet ve ihsâniyle Osmanlı tahtına geçip pâdişâh olunca, onu yine yanından ayırmadı. Devamlı birlikte olmak ister ve kendisiyle ilmi sohbetlerde bulunurdu. Halimi Çelebi, Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte Mısır Seferine katıldı.Nakledilir ki: Yavuz Sultan Selim Han zamânında, Molla Şemseddin diye bir saray hocası vardı. Teheccüd namazını kılan, iyi huylu bir zâttı. Yazması çok süratliydi ki, on günde bir mushaf-ı şerifi yazıp bitirirdi. Yavuz Sultan Selim Han, Mısır feth olununca, hocası, Halimi Efendiye buyurdu ki: "Şemseddin bize Tarih-i Vassâf yazsın." Halimi Çelebi, pâdişâhın emrini Şemseddin Efendiye bildirdikten sonra, Şemseddin Efendi yirmi beş gün mühlet alıp, Halimi Çelebi'nin evinde yazmaya başladı. Ancak Halimi Çelebi'yi ziyârete gelenlerden bâzıları Molla Şemseddin'le tanış olduklarından onun hücresine de uğrarlar ve çalışmasına mâni olurlardı. Bunun için odasının kapısını kilitleyip ve üstten kapının sürgüsünü çekip hızla yazmayı sürdürdüğü sırada âniden yanında bir kimseyi oturur halde gördü. Korkup heyecanlandı.

Vehbi Tülek

Senin Gibi Bir Kumandanin Kilici Alinmaz

Vehbi Tülek

Bütün Mülkiyetler Mukaddestir

Vehbi Tülek

96 - Tiryaki Hasan Paşa Ve Kanije Müdafaasi

Vehbi Tülek

Osmanlılarda Padişah duası almak pek mühimdi. Çünkü bu duaya erişenin dünya ve ahırette sonsuz saadete kavuşacağına inanılırdı...70'lik Gazi Tiryaki Hasan Paşa, işte bu sebeple ağlıyordu...Çünkü Müslümanlar ın 78. Halifesi ve Cihan Padişahı III. Mehmed, kendisine dua ediyordu. Kanije kalesinin cesur kumandan ve askerlerine yolladığı Hatt-ı Hümayun'da şunlar yazılıydı:-"Yerin ve göğün sahibi olan Allahü teâlâ'ya hamdolsun ki, Osmanlı devletine senin gibi paşalar ve askerlerin sayesinde nice zaferler nasib eyledi...Sevgili Peygamberimize Salât ve Selam olsun ki, seni ve Devlet-i Aliyye askerlerini kendi yolunda Cihad eylerken görürüz...Şanlı Kanije serencamınızı bertafsil öğrendim......"

55 - Yildirim Bayezid'in Âlimlere Hürmeti

Vehbi Tülek

Bir Yabancinin Hac Düşünceleri

Vehbi Tülek

Bir Avuç Bulgur

Vehbi Tülek

Kavuk Yerine Miğfer

Vehbi Tülek

Kanuni Sultan Süleyman Ve Bahri Dede

Vehbi Tülek

Reşid Paşa’nin Osmanli Ekonomisini Yikmasi

Vehbi Tülek

İpek Tüccarlari

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ahmed Bin Muhammed Fûrekî

Ahmed bin Muhammed Fûreki hazretleri Eş'ari mezhebi kelâm âlimidir. 408 (m. 1017)'de İran'da Nişâbur'da doğdu. İbn-i Fûrek'in torunu olup nisbesini ondan almıştır. Kelâm ilmini Ebü'l-Hasan el-Kazzâz'dan tahsil etti. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey'le birlikte Bağdat'a gitti ve Nizamiye Medresesi'nde dersler verdi. 478 (m. 1085) Bağ­dat'ta vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Günde Beş Vakit Namaz Kılınması Emredilmiştir

Vehbi Tülek

Hayatizâde Halil Şeref Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Elbistanlı Ahmed Hayati Efendi'nin oğludur. Elbistan'da 1211 (m. 1796) senesinde doğdu. 1267 (m. 1851) senesinde aynı yerde vefât etti. Halil Efendi, babasından ve Bağdat'taki âlimlerden ilim öğrendi. İlimde üstün bir dereceye yükseldi. Bağdat kadılığı yaptı. Hindli Molla Kudsi'nin Arabça olarak yazdığı, namaz vakitlerine dair "Esrâr-ül-melekût" ismindeki eserini, "Efkâr-ı Ceberrût" ismiyle geniş bir şekilde tercüme ve şerh etti. Bu kitabında şöyle yazmaktadır:

Ayakta Duramayan Hastanın Namazı

Vehbi Tülek

Bütün Emirlerde Kolaylık Vardır

Vehbi Tülek

Ahmed Raûfi Efendi İstanbul'da yaşamış olan evliyadan olup, Halvetiyye tarikatinin Ramazâniyye şubesinin Raûfiyye kolunun kurucusudur. 1068'de (m. 1657) Üsküdar' da doğ­du. Medrese tahsilini tamamladıktan sonra Köstendilli Şeyh Ali Efendiye intisab ederek ondan Halvetiyye hilafeti aldı. Sultan 3. Osman kendisini ziyaret ederdi. 1170 (m. 1756)'da Üsküdar'da vefat etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:

Eshâbıma Dil Uzatmayınız

Vehbi Tülek

Şemseddin Eflaki

Vehbi Tülek

Duâ Ederken Nûrlar Akıp Gelir

Vehbi Tülek

Allahü Teâlânın Hükmüne Boyun Eğenler

Vehbi Tülek

İmam-ı Şafii'nin Talebesi Ebû Yakub El-buveytî

Vehbi Tülek

Ali Bin Sehl İsfehanî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Padişah Ve At

Padişah Ve At

Padişahın yakınlarından bir beyin çok güzel bir atı vardı. Bir gün o ata binip padişahın alayına katıldı. Padişahın gözü, ansızın o ata takıldı. Böyle bir at kendi sürüsünde yoktu. Atın çalımı, rengi padişahın gözünü aldı, attan gözünü ayıramıyordu. Çevikliği, güzelliğiyle beraber atta padişahı çeken bir şey vardı. Önce önemsemek istemedi ama, gönlü atı istiyordu.
Padişah geziden dönünce, vezirine durumu açtı. Yolda bir at gördüğünü, derhal gidip o atı, sahibinden alıp, getirmelerini emretti. Padişahın adamları, hızla atın sahibi beyin yanına geldiler. Padişahın atı çok beğendiğini, ne fiyat isterse hemen vereceklerini bildirdiler. Bey, beyninden vurulmuşa döndü. O güzelim, canı gibi sevdiği atını padişah istiyordu ha! Ne yapacağını, ne söyleyeceğini şaşırdı. Padişahın adamlarını oyalamak için onlara yemek ikram etti. Onlar yemeklerini yerken İmadülmülk aklına geldi. Hemen durumu ona danışmalı, ondan akıl almalıydı. Çünkü o, zamanın en bilgini, en akıllısı, en güzel ahlaklısıydı. Kaç kere vezirliği bırakıp, ibadet için uzlete çekilmişse de padişah ona yalvararak izin vermemişti. Atın sahibi üzüntülü bir halde zamanın şeyhülislamının yanına koştu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Evliyalar Ölmez İmiş

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Yirmi Saniyede

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Dört Şey Mühimdir

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Vehbi Tülek

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek