Yemâ­me şe­hi­di Ebû Dücâ­ne

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 04 Kasım 2008

Ebû Dü­câ­ne haz­ret­le­ri, Pey­gam­ber efen­di­mi­zin Mek­ke’den Me­dî­ne’ye hic­ret et­me­sin­den ön­ce Müs­lü­man ol­du. Bedr, Uhud, Hen­dek, Be­nî Nâ­dir, Be­nî Ku­rey­zâ sa­vaş­la­rın­da ve Mek­ke’nin fet­hin­de bu­lun­du

Devamını oku...

Ya­hu­di'yi i­man et­ti­ren a­da­let...

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 03 Kasım 2008

Haz­re­ti Ali (ra­dı­yal­la­hü anh) zır­hı­nı kay­bet­miş­ti. Onu çok ara­dı, fa­kat bu­la­ma­dı. Bir gün Kû­fe’ye gel­miş­ti. Zır­hı­nı bir Ya­hu­di­nin elin­de gör­dü. Ya­hu­di’ye;
-Bu zırh be­nim­dir. Onu ne sat­tım, ne de kim­se­ye ver­dim. Sen­de na­sıl olu­yor? di­ye sor­du.
Ya­hu­di de;
-Ha­yır bu, be­nim zır­hım, di­ye ce­vap ver­di. O za­man Haz­re­ti Ali;
-Gel ka­dı­ya gi­de­lim, bu­yur­du.

Devamını oku...

Buhâ­ra ve­li­le­rin­den Hâ­ce Hamî­düddîn

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 02 Kasım 2008

Hâ­ce Ha­mî­düd­dîn, Bu­hâ­ra âlim ve ve­li­le­rin­den­dir. Şah-ı Nakş­şi­bend haz­ret­le­riy­le ay­nı de­vir­de ya­şa­mış­tır. Ye­tiş­tir­di­ği ta­le­be­le­ri­nin bü­yük­le­rin­den Sey­fed­dîn Me­nâ­rî, ho­ca­sın­dan duy­du­ğu na­si­hat­le­ri şöy­le nak­le­der:
Mü­ba­rek ho­ca­ma “Dün­yâ ne­dir?” di­ye so­rul­du­ğun­da; “Al­lah’tan gay­ri her şey dün­yâ­dır. Se­nin nef­sin al­çak ve aşa­ğı­dır. Nef­si­ne ya­kın olan her şey dün­yâ­dır... Dün­yâ nef­sin evi­dir ve dün­yâ­lık­lar onun harp âlet­le­ri­dir. O ken­di evin­de ra­hat dur­mak­ta, ar­ka­daş ve dost­la­rın­dan da yar­dım bek­le­mek­te­dir. Rûh ise bu âlem­de ken­di ar­ka­daş ve ak­ra­bâ­la­rın­dan uzak kal­mış, as­lı­nı unut­muş­tur. İlâ­hî bir yar­dım gel­me­dik­çe, on­dan bir iş, bir fay­da gel­mez” bu­yur­du

Devamını oku...

A­na­do­lu ve­li­le­rin­den Ho­ca Ah­med Fa­kih

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 01 Kasım 2008

Ho­ca Ah­med Fa­kih haz­ret­le­ri, Ho­ra­san’da dün­ya­ya gel­di. Bu­ra­da med­re­se tah­si­li gör­dü ve fı­kıh­da­ki üs­tün bil­gi­sin­den do­la­yı ken­di­si­ne “fa­kih” de­nil­di. Ay­rı­ca İran Ede­bi­ya­tı’na va­kıf ol­du ve pek çok şi­ir­le­ri var­dır.

Devamını oku...

Câferi Sâdık'a itiraz eden adam

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 31 Ekim 2008

Süf­yân-ı Sev­rî haz­ret­le­ri, bir gün Câ­fer-i Sâ­dık’ın evi­ne git­ti. Câ­fer-i Sâ­dık ona şöy­le bu­yur­du: “Ey Süf­yân! Sen, za­man za­man sul­tân ile gö­rü­şü­yor­sun. O se­ni arı­yor, sen de ona gi­di­yor­sun. Ben ise, müm­kün mer­te­be sul­tan­dan uzak du­ru­yo­rum. Za­mâ­nın hâ­li bu­nu îcâb et­ti­ri­yor. Ya­nım­dan he­men çık, git!”

Devamını oku...

Al­lahım, A­mir bin ­Tu­feyli he­lak ey­le!

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 29 Ekim 2008

Meş­hur ha­dis ve fı­kıh âli­mi İmâm-ı Bey­he­ki, si­yer âli­mi ve mu­had­dis İbn-i İs­hak’tan şöy­le nak­le­der: Amîr Oğul­la­rı­nın he­ye­ti Re­su­lul­lah (sal­lal­la­hü aley­hi ve sel­lem) Efen­di­mi­ze gel­di­ği za­man, iç­le­rin­de Amir bin Tu­feyl ile Er­bed bin Kays, Hâ­lid bin Ca­fer ve Hay­yan bin Mâ­lik de var­dı...

Devamını oku...

Göz­ya­şı de­nin­ce... Atâ es-Sü­ley­mî

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 29 Ekim 2008

Atâ es-Sü­ley­mî, Tâ­bi­în­den­dir. Bas­ra’da doğ­du. 757 (H.140) se­ne­sin­den son­ra ve­fât et­ti. Es­hâb-ı ki­râm­dan Enes bin Mâ­lik haz­ret­le­riy­le gö­rüş­tü. Za­mâ­nın ve­lî­le­rin­den ve baş­ka âlim­ler­den ilim ve edeb öğ­ren­di..

Devamını oku...

Han­belî fı­kıh â­li­mi Ha­sen bin Hâ­mid

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 28 Ekim 2008

Ha­sen bin Hâ­mid el-Bağ­dâ­dî, Bağ­dad’da ye­ti­şen Han­be­lî âlim­le­rin­den­dir. Bağ­dad­lı olup, bir­çok âlim­den çe­şit­li ilim­ler al­dı. İl­min­den çok kim­se­ler is­ti­fâ­de et­ti. Dev­let ida­re­ci­le­ri­ne ve hal­ka ders ve­rir ve her mes’ele­de ken­di­si­nin fet­va­sı­na baş­vu­ru­lur­du...

Devamını oku...

Ab­dülvâ­hid bin Zeyd ­haz­ret­le­ri­nin kö­le­si

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 27 Ekim 2008

Bü­yük ve­lî Ab­dül­vâ­hid bin Zeyd haz­ret­le­ri şöy­le an­la­tır: Hiz­met­le­ri­mi gör­me­si için bir kö­le sa­tın al­mış­tım. Ge­ce ev­den git­miş­ti. Sa­bah olun­ca eve gel­di ve ba­na üze­ri iş­len­miş bir dir­hem al­tın ver­di. Bu­nu ne­re­den al­dın de­yin­ce; “Efen­dim, ben si­ze her gün böy­le bir dir­hem ve­re­ce­ğim. Kar­şı­lı­ğın­da ge­ce­le­ri be­ni ser­best bı­rak­ma­nı­zı is­ti­yo­rum” de­di. Ben de ka­bul et­tim

Devamını oku...

Mü­fes­sir ve mu­had­dis Mu­ham­med bin Ka'b

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 26 Ekim 2008

Mu­ham­med bin Ka’b el-Ku­ra­zî, Ta­bi­în dev­ri­nin bü­yük­le­rin­den­dir. Hic­re­tin 40’ın­cı (m. 660) se­ne­sin­de Haz­re­ti Ali’nin hi­lâ­fe­ti­nin son­la­rın­da doğ­du. Kur’ân-ı ke­rî­min tef­sî­rin­de, bi­rin­ci ta­ba­ka­yı teş­kil eden âlim­ler­den­dir. Bü­yük mü­fes­sir­ler­den olup, ay­rı­ca mu­had­dis­ler ya­nın­da da si­ka (gü­ve­ni­lir) olan râ­vi­ler­den­dir. Biz­zat Ab­dul­lah İbn-i Ab­bâs’dan ve Ab­dul­lah İbn-i Ömer’den tef­sîr öğ­ren­miş­tir...

Devamını oku...