Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.586.519
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Amerika ile Türkiye arasında resmi ilişkiler II. Mahmut döneminde 7 Mayıs 1830 yılında imzalanan dostluk ve ticaret anlaşması ile başlamıştır. Ticari ilişkiler ise 1785 yılından beri devam etmekteydi. İlk Amerikan gemisi II. Selim devrinde, 1797 tarihinde İzmir'e ve 1800 yılında İstanbul'a gelmiş ve ilk Amerikan Konsolosluğu 1802 tarihinde İzmir'de açılmıştır. Türkiye ile Amerika arasında resmi bir anlaşmaya dayanan ilişkiler kurulmadan önce, Andrew Jackson'un Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı'na seçilmesi dolayısıyla dönemin padişahı olan II.Mahmut, kendisine bir tebrik ve iyi niyetler mesajı göndermiş, Andrew Jackson'da bunu büyük nezaket ve içtenlikle cevaplamıştı.
Yavuz Sultan Selim Hanın vezir-i âzamlarındandı. Şecâatı ve cesâretiyle kendini tanıtarak, Bosna Sancakbeyliğine kadar yükseldi. Çaldıran Savaşından önce Anadolu Beyler beyliğine getirilerek, İran Seferi sırasında önemli hizmetleri görüldü. Ordu-yı Humâyûnun Sivas'tan itibâren öncülüğünü yaptı ve Çaldıran Muhârebesinde, Osmanlı ordusunun sağ kanadına kumandanlıkta bulundu. Aldığı tedbir ve uyguladığı taktikle zaferin kazanılmasında önemli rolü oldu. Çaldıran dönüşü Ordu-yı Hümâyûn Amasya'da kışlarken, Rumeli Beylerbeyi liğine getirildi.Ertesi sene Dulkadıroğlu Alâüddevle üzerindeki zaferi üzerine, 18 Haziran 1515'te vezir-i âzamlığa getirildi. Şah İsmâil'in Çaldıran hezimetinden sonraki siyâsi faaliyetlerinde, Memlûk Sultanı ile anlaşması, İranlıların Mardin civârında bir Osmanlı karakolunu basmaları üzerine, Sinân Paşa, Diyarbekir ucuna gönderildi. Kayseri'de kuvvetlerini toplayan Sinân Paşa, Diyarbekir'e ulaşmak için Memlûk sınır beylerinden geçiş izni istedi. Beyler ters cevap verdikleri gibi Memlûk Sultanı da Osmanlılar İran ile uğraşırken onları arkadan vurmak için Haleb'e geldi. Durum Sultan Selim Hana duyurulunca, seferin yönü değiştirilerek, Memlûklar üzerine gidilmeye karar verildi. Sultan Selim Han, görülmemiş bir süratle hareket ederek ordunun başına geçti. 24 Ağustos 1516'da Memlûklarla yapılan Mercidabık Savaşında zaferin kazanılmasında, Sinân Paşanın büyük hizmetleri görüldü.
Amr bin Kays el-Mülâi, sekizinci asırda Kûfe'de yetişen hadis âlimi ve büyük velilerdendir. Doğum târihi ve doğum yeri bilinmemektedir. 763 (H.146) senesinde Kûfe'de vefât etti. Kûfe'nin beş büyüğünden biri olarak tanındı. Hadis ilminde yüksek derece sâhibi idi, kırâat yâni Kur'ân-ı kerimi okuma ilmini kırâat imâmlarından olan Âsım bin Behdele'den öğrendi...
Tâcüddîn el-Vâsıtî hazretleri kıraat âlimidir. 671 (m. 1273) senesinde Irak’ta Vâsıt’da doğdu. 740 (m. 1340) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Kur’ân-ı kerimin okunuşu ile ilgili olan kıraat ilmini birçok zattan öğrendi. Çok yerler dolaştı. Kıraat ilmine dair birçok eser yazdı.
Bayezid-i Veli olarak bilinen Sultan İkinci Bayezid Han, oğlu ve şehzadesi Birinci Selim'i (Yavuz Selim) Trabzon'dan getirttiği zaman "Çubuklu Bahçe" denen yerde kızılcık çubuğu ile sekiz defa vurmuş ve bazı nasihatlerde bulunmuştur. Bayezid-i Veli'nin oğluna sekiz defa vurması onun sekiz sene padişahlık yapacağına delâlettir demişlerdir. Ayrıca orada Şehzade'ye söylediği bazı sözleri vardır ki, apaçık padişahın bir kerametidir:
Abbasi halifelerinin beþincisi Harun Reþid, sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beðenir. Yapraðı, kokusu, görünüþüyle dikkatini çeken gülü özel bakıma alması için bahçıvana emir verir.
Bahçıvan üzerine titremeye baþlar gülün. Ne var ki, sakınan göze çöp batar derler ya. Aynen öyle olur. Bir sabah bahçıvan gelip bakar ki, gülün dalına konan bir bülbül, ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak yere düþürmüþ. Tek yaprak bırakmamıþ gülün baþında... Korku içinde koþar halifeye:
- Sultanım der, üzerine titrediðimiz gülün yapraklarını bir bülbül gagalayarak yere dökmüþ, tek yaprak bırakmamıþ gülün baþında... Harun Reþid, telaþ etmeden cevap verir:
- Üzülme efendi üzülme, der. Bülbülün yaptıðı yanına kalmaz!.