Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.378
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Bayburt'lu şâir Zihni (1797–1859), bir işi için, Bâbıâli'deki bir daireye gitmiş. Sultan II. Mahmud'un kıyâfet inkılâbı icâbı memûrin artık Avrupâi kılık-kıyâfet giymekte, pek çoğunun sırtında İstanbulinler bulunmaktadır. Zihni ise hâlâ eski taşra kıyâfetleri içindedir. Memurlar bizimkini Cer mollalarından biri sanıp biraz alay etmek istemişler:-Hoca Efendi! Sen akıllı ve bilgili bir zâta benziyorsun. Hele söyle bakalım ben kaç yaşındayım?Sorunun ne maksada mebni olduğunu hemen kavrayan Zihni, oradakilerin âmiri durumundaki adama şöyle cevap vermiş:-Zât-ı âlileri, 30-35 civarında gösteriyorsunuz.Bu sefer diğer memurlar da, saf bir mollaya rastladıklarını vehmederek sormaya başlamışlar. Zihni, her birini münâsip şekilde 15-20 yaş gençleştirerek gönüllerini hoş etmiş.Böylece dairede ne kadar insan varsa yaşı söylendikten sonra âmir olan yaşlı zât tekrar sözü almış:-Efendi, ne güzel tahminlerde bulundunuz. Hemen herkesi tam isâbetle bildiniz. Sizde bu kabiliyet doğuştan mıdır, yoksa nasıl iktisab ettiniz?Sözün burasında Zihni, beklediği ânın geldiğini görüp cevabı yapıştırmış:-Hiç düşünmedim; ama rahmetli pederim baytar idi. Bakar bakmaz hangi hayvanın kaç yaşında olduğunu bilirdi. Gâliba ben de ondan tevârüs etmiş olmalıyım.
Çelebi Sultan Mehmed, Osmanlı İmparatorluğunun ikinci kurucusudur. Çünkü Ankara savaşında mağlup olan Osmanlı devleti dağılma tehlikesi geçirmişti.İşte bu sıralarda, Osmanlı devletini en çok uğraştıran, Karamanoğulları olmuştu. Çelebi Mehmed 1413 yılında tahta çıktı. Dost düşman bütün hükümdarlar tebrik ettiler. Gelen elçilere:-Biz de sulh içinde yaşamak isteriz. Velakin her devlet aynı şekilde davranmalıdır. Bu söylediklerimi, krallarınıza hükümdarlarınıza bildiresiniz, dedi.Fakat az zaman sonra Karaman üzerine sefer yapmağa mecbur kaldı. Çünkü adaşı Karamanoğlu Mehmet Bey, fırsattan istifade Bursa kalesini kuşatmıştı.
Muhammed bin İsâ es-Sâlihi hazretleri Halveti şeyhlerindendir. 1074 (m. 1663)'de Şam'ın Sâlihiye semtinde doğdu. Zamanın büyük âlimlerinden hadis, fıkıh ve tefsir ilimlerini tahsil ettikten sonra Halvetiyye tarikatına Şam'daki Muallak Camii'nde bu tarikatın şeyhliğini yaptı. 1153 (m. 1740)'da vefat etti. Sohbetlerinde şunları anlattı:
Feridüddin Mes'ûd hazretleri Hindistan'da yaşamış olan Çeştiyye yolunun büyüklerindendir. 571'de (m. 1175) Mültan yakınındaki Kehtvâl'de doğdu. Medrese tahsilini tamamladıktan sonra Çeştiyye büyüklerinden Kutbüddin Bahtiyar hazretlerine intisab etti. İcazet verilerek Ecûdehen'de (Pak Pattan) insanları irşad için vazifelendirildi. 664'te (m. 1265) burada vefat etti. Bir sohbetinde geceyi ihyâ etmenin fazileti hakkında buyurdu ki:
Abdülmugis bin Züheyr, Bağdad'da yetişen âlim ve evliyâdandır. 1106 (H.500) senesinde doğdu. İlim ve edeb üzere yetişti. Haram ve şüpheli her şeyden şiddetle kaçınırdı. 1187 (H.583) senesi Muharrem ayının on üçüncü Cumâ günü vefât etti. Dört hak mezhebden birisinin kurucusu olan Ahmed bin Hanbel hazretlerinin kabri yakınına defnedildi...
Hacı Hızıroğlu Mehmed Ağa, Üsküdar'ın ileri gelenlerinden ve sipâhilerindendi. Büyük zâtların sohbetlerinde çok bulunurdu. Tarikat âdâbından nasibini almış, edeb sâhibi bir zât idi. Bir gün kötülük ve zulüm yapmak isteyen kimselerin kendisini aradıkları haberini aldı ve dostlarından birisinin evinde saklandı. Gece Allahü teâlâya, kendisini bu belâ ve musibetten muhâfaza buyurması için yalvarırken, çevresinde bulunan veli zâtlardan yardım ve duâ istemek hatırına geldi. Evinin çevresinde oturan velileri bir bir hatırına getirdi. O anda hatırına, bu belâdan, Abdülehad Nûri Efendinin vâsıtasıyla kurtulabileceği düşüncesi geldi. Bunun üzerine bütün kalbiyle Abdülehad Nûri Efendiye yönelip; "Abdülehad Efendi hürmetine beni bu belâdan kurtar." diye Allahü teâlâya yalvardı. O arada uyuya kaldı. Rüyâsında Abdülehad Nûri Efendiyi gördü. Ona; "Mehmed Ağa, korkma! Zorbaların defterinden senin ismin kaybolmuştur. Gönlün hoş olsun. Rahat bir hâlde evinde dostların ile sohbet eyle." dedi. Uyanır uyanmaz Mehmed Ağa, Abdülehad Nûri Efendinin dergâhındaki talebelere yedirmek üzere, Allah için yedi kurban adadı. Bir iki hafta evinde dostları ile sohbette bulundu. Çarşı, pazarda dolaştığı hâlde, kötü bir haber almadı.