İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.263
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Ahmed Efendi görüşmediği halde Sultan Abdülhamid Han tarafından tanınmakta olduğu bilinmektedir. Erzurum Pasinler'in Tuylar köyünden bir zât, Sultan Abdülhamid Hanın ikâmet ettiği Yıldız Sarayında diğer bir arkadaşı ile birlikte nöbet tutmakta iken, Sultan bir ara balkona çıktı ve askerleri yanına çağırdı. Balkonun yanına gittiklerinde, Sultan diğer nöbetçiye hiçbir şey sormadan bir miktar para vererek hamama gitmesini söyledi. Sonra bu askerin gusletme imkânı bulamadan nöbete geldiği anlaşıldı. Erzurumluya dönerek; "Siz tarikat ehlisiniz. Hocanız kimdir?" diye sordu. Erzurumlu asker de; "Taşkesenli Şeyh Ahmed Efendi." cevâbını verince; "Evet o zâtla tanışıyoruz." diyerek içeri girdi. Biraz sonra da elinde bir Kur'ân-ı kerim ile geri gelerek Erzurumlu askere; "Bu Kur'ân-ı kerimi hocan olan kardeşime verirsen memnun olurum." dedi. Erzurumlu, memleketine döndüğünde Ahmed Efendinin huzûruna gitti. Ahmed Efendi onu görünce;"Emânetimi getirdin mi?" diye sordu. O zât da, Sultanın verdiği Kur'ân-ı kerimi hemen hocasına teslim etti. Bu Kur'ân-ı kerim hâlen âile kütüphânesinde muhâfaza edilmektedir.
Bugünkü rakamlarla ülkemizle 6.5 milyar dolarlık ticaret hacmi bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), bundan tam 217 yıl evvel Osmanlı Devleti'yle ticaret anlaşması imzalaya bilmek için 45 yıl uğraşmıştı. Ülkemizle ilk ticari ilişkilerini 1785'de başlatan ABD'ye, 174 yıl önceki yıllık ihracatımız ise 400 bin dolar idi. ABD'nin genç bir devlet olarak dünya siyasetine girişinden sonra ilk ABD gemisinin 1797'de İzmir limanına geldi, daha sonra bir başka ABD gemisinin de İstanbul'a kadar gelmesiyle ilk ilişkilerin başladı. Amerikan senatosunun Osmanlı Devleti ile anlaşma yapmak için büyük çaba gösterdi. Bu konuda görevlendirilen heyetler içinde Benjamin Franklin'in de vardı. Bu iş için 1802 yılında ABD'nin İzmir'e bir konsolos tayin etti ve konsolos iki yıl kaldıktan sonra Osmanlı Devleti'nin konsoloslu ğunu tasdik etmemesi nedeniyle ülkesine geri dönmek zorunda kaldı. ABD'nin 1808 yılında yeniden konsolosluk için teşebbüse geçti, fakat Osmanlı devleti yine kabul etmedi ancak Kaptan Paşa'nın girişimi ile 1811 yılında ticari ataşelik benzeri bir görev için izin verildi. 1816 yılından sonra ABD heyetlerinin Osmanlı devletine daha sık gelip gitmeye başladı. 1820'den sonra bu trafik daha da arttı. Bu arada resmi olmamakla birlikte ticari ilişkiler sürdürüldü. Osmanlı Devleti'nin siyasi ve ekonomik olarak sıkıntılar içinde bulunduğu 1828 yılında yaklaşık 70 bin dolarlık mal aldığı ABD'ye yaklaşık 400 bin dolarlık mal sattı.
Abdullah Harrâz, evliyânın büyüklerindendir. İsmi Abdullah bin Muhammed, künyesi Ebû Muhammed'dir. Rey şehrinde doğup büyüdü. Doğum târihi bilinmemektedir. Hicri 922 (H.310) târihinde vefât etti. Rey ve Bağdâd'da ilim tahsil etti.
Yayabaşızâde Efendi, Osmanlılar zamânında yetişen hadis, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. İsmi, Hızır bin İlyâs bin Abdülvehhâb'dır. "Yayabaşızâde" ismiyle tanınır. İstanbul'da Eyüb Sultan semtinde doğup yetişti. Doğum târihi bilinmemektedir...
İsmâil el-Bermâvi hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 749 (m. 1348)'de Kâhire'de Bermâ kasabasında doğdu. 870 (m. 1465)'de vefât etti. Büyük âlimlerden Sirâcüddin Bülkini hazretlerinden ders okudu.
Fatih Sultan Mehmed Han'ın başveziri Mahmûd Paşa, evinde bir dâvet tertib etti. Dâvete, hurûfi yolunda olan sapıklar da çağırıldı. Fahreddin Acemi de perde arkasına saklanmış, onları dinliyordu. Sohbet ilerleyince, Mahmûd Paşa, kendilerini çok sevdiğini ve her dertlerini çekinmeden kendisine açabileceklerini söyledi. Vezirin bu aşırı sevgi ve muhabbetinden dolayı onu kendisinden zanneden bu kimseler, fırkalarının iç yüzünü anlatmaya başladılar. "Her testi içine konulanı sızdırır" sözü gereğince sapıklıklarını ve küfürlerini açıkladılar. Hattâ:"Allahü teâlâ (hâşâ) Fadlullah'a (Hurûfilik bozuk yolunun kurucusu olup, 1393 senesinde Timûr Hanın oğlu Mirân Şah tarafından öldürülmüştü.) hulûl etmiştir." dediler.