Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.647.847
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir Ramazan arefesiydi. Cephe kumandanı Vehip Paşa 9. Tümenin genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde istemeye istemeye şöyle dedi: - Hafız! Yarın Ramazan Bayramı. Asker toplu olarak bayram namazı kılmak istiyor. Ne dediysem, vazgeçiremedim. Ancak böyle bir şey pek tehlikeli, yani düşmanın arayıp bulamayacağı toplu bir imha fırsatı olur. Münasip bir dille bunu etrafa sen anlatıver!...
Orhan Gazi 33 yaşında Osmanlı devletinin başına geçti. Tahta çıkar çıkmaz baba dostlarını davet etti. onlarla dertleşecek, nasihat ve dualarını alacaktı. Hepsi bir araya geldiler. Padişah en yaşlısına sordu:-Akça Kocam, seni epeydir göremeyiz, nerelerdesin?-Ferman buyur, Orhan'ım...-Baba dostlarına ferman işler mi Koca Ağam?.. İrşad ve nasihat isteriz. Bilirsin, biz de atalarımız gibi derviş gazileriz.
Ebû Abdullah Tlemsânî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh ve kelâm âlimlerdendir. 1310 (H.710) senesinde Cezayir’de Tlemsân şehrinde doğdu. Tunus'a giderek meşhur âlimlerin derslerine devâm etti. Sonra memleketine dönerek talebe yetiştirdi. 1370 (H.771) senesinde Tlemsân’da vefât etti. Fıkıh usûlüne dâir "Miftâh-ul-Usûl fî Binâ-il-Fürû" isimli eseri yazdı. Kazâ ve kadere dâir herkesin anlayabileceği bir tarzda yazılmış eseri de vardır. Bu kitap, bütün Magrib âlimlerinin bu konuda temel kitabı oldu. Bu eserinde şöyle buyuruyor:
Alâüddin-i Buhâri hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh ve usûl âlimlerinin büyüklerindendir. Buhârâ'da yetişen Alâüddin hazretlerinin doğum tarihi bilinmemektedir. 730 (m. 1329) senesinde vefât etti. Alâüddin Buhâri'nin yazdığı Keşf-ül-esrâr (Şerhu Usûl-il-Pezdevi) isimli iki ciltlik eserinden bazı kısımlar özetlenerek aşağıya yazılmıştır:
Emir-ül mü'minin hazreti Ali "radıyallahü teâlâ anh" âhirete sefer etti ve Hasan ve Hüseyin "radıyallahü teâlâ anhümâ" hazretleri merkad-ı şerifine [mezârına] defnettiler... Geri dönerken, yolda bir fakire rast geldiler. Hazin ses ile figân ediyordu. Hâlini sorduklarında, cevâb verdi ki:
Kânûni Sultan Süleymân Hânın kadıaskerlerinden Mirim Kösesi diye meşhûr olan Muhammed Efendinin hizmet ve sohbetlerinde bulunup, ilmi yüksek derecelere kavuştu. Bu sırada dünyâdan ve dünyâ makamlarından yüz çevirip, tasavvuf ehlinden Sofyalı Bâli Efendinin dergâhına gidip, ona talebe oldu. Hizmetinde ve sohbetinde uzun müddet kalıp, feyz aldı. Tasavvufta yükselip, insanları Allahü teâlânın yüce dinine dâvet etmek ve Resûlullah efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem güzel ahlâkını öğretmekle meşgûl oldu. Allahü teâlâya muhabbetinden dolayı, dünyâya hiç önem vermez oldu. Onun bu durumunu anlayamayan bâzıları pâdişâha şikâyet ettiler. Pâdişâh meselenin tahkik edilmesini emretti. Tahkikat için İstanbul'a geldi. Tahkikat sonunda berâat etti ve hakkındaki ithamlardan kurtuldu.