Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.584.456
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Osmanlı Devleti zamanında serhat diyarlarına "genç adamlar memleketi" denirdi. Çünkü serhat gazileri düşmanla durmadan mücadele eder, memleket sınırlarını her türlü tehlike ve saldırıdan uzak bulundurmak için daima can alıp can verirlerdi. Bu yüzden de ihtiyarlık denilen derde uğramadan genç yaşta şehitlik mertebesine ererlerdi. Onların bu fedakarlık ve yiğitlilik barajı sayesinde Osmanlı vatandaşları mesut ve rahat yaşarlardı.Serhatler daimi savaş bölgesiydi. Bu yüzden serhat kaleleri her zaman efsanevi menkıbelere şahit olurdu. Bunlar bazen düşman eline geçer ve bir süre öyle kalır, sonra yine Osmanlılar tarafından zapt olunurlardı. Düşman eline geçen kaleler için elçilerle görüşülürken "Kralınızda emanet olan Padişah kalesi" tabiri kullanılır ve bu suretle onun er geç geri alınacağı anlatılmak istenirdi.
Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han, Avrupa'da büyük devletler arasındaki denge nin bozulmaması için, Fransa Kralı İkinci Fransuva'nın annesinin yalvaran yardım taleplerini karşılamak üzere, Barbaros'un vefatı üzerine Kaptanı Deryalığa getirilen Piyâle Paşa kumandasında büyük bir donanma gönderdi. Piyâle Paşa, 1555'te İstanbul'dan hareket etti. Turgut Reis'in de katıldığı donanma yardımda ve fetihlerde bulunarak, geri döndü. 1556-1557 deniz mevsiminde tekrar Akdeniz'e açılan Piyâle Paşa, bâzı limanları fethettikten sonra İstanbul'a döndü.
Ahmed ibn-i Ardûn hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. 948 de (m. 1541) Fas'ta Edeldâl köyünde doğdu. Zamanın büyük âlimlerinden fıkıh, tefsir, hadis, kelâm, usul, matematik, mantık, astronomi ve tıp tahsil etti. Ardından memleketine dönerek fetva makamına getirildi ve talebe yetiştirdi. 992 (m. 1584)'de vefat etti. Bir dersinde zekât ve sadaka vermenin fazileti hakkında buyurdu ki:
İbn-i Hallâl hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh ve tefsir âlimidir. 773 (m. 1371) senesinde Bağdad’da doğdu. Bağdad’da babasından ve daha başka âlimlerden ilim öğrendi. İlim öğrenmek maksadıyla daha başka şehirlere de giderek, oralarda bulunan âlimlerden ilim aldı. 834 (m. 1430) senesinde Kâhire’ye gitti. Orada birçok kimse ondan ilim öğrendiler. Sonra Cizre’ye gitti. 836 (m. 1433) senesinde orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
İbn-i Hılligân hazretleri Şafii mezhebi fıkıh ve târih âlimidir. Kuzey Irak'ta Erbil'de 608 (m. 1211)'de doğup, yine burada 681 (m. 1282)'de vefât etti. En meşhûr eseri "Vefeyât-ül-a'yân fi ebnâ-iz-zeman" adlı tarih kitabında buyuruyor ki:
Vaktiyle, Horasan'da Seyyidlerden biri ölür ve geride Seyyide bir hanımı ile birkaç kız çocuğu kalır. Bir müddet sonra iyice fakir duruma düşerler, bu yüzden çevrenin hakaretlerine maruz kalmamak için yurtlarından göçerler. Yolda bakımsız bir mescide sığınırlar. Dul hanım, çocuklarını burada bırakıp yiyecek bir şey bulmaya çıkar. Şehirde dindarlığı ile tanınan bir zengine gider. Durumunu anlatır, fakat adam "Seyyid olduğunuzu nereden bilelim, elinizde delil var mı?" diyerek kadını eli boş çevirir.